Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.
Kayıt: Oct 21, 2005 Mesajlar: 2766 Nerden: Freehaven
Tarih: Cum 22.06.2007 2:20 Mesaj konusu: Müzik Zevklerimiz ve Gelişim Süreci (Nereden Nereye)
Hangimiz anamızın karnından metalci çıktık ki ?
İnsanlar belli tarzlara yönelip kalıcı bir müzik zevkine sahip olmadan önce tonla arayışa girer..ilk başlangıçta tvlerde sık yayınlanan popçuları falan dinleriz..yaş genelde 11-12 dir..sonra zamanla değişik türde müzikler keşfederiz..çünkü dinlediğimiz şeyler bize basit gelmeye başlar..bu arayış döneminde genelde basit rock ve metal grupları dinlenir..örnek vermek gerekirsek : linkin park,limp bizkit,soad,slipknot vs..bunlara zaten geçiş dönemi grupları denir ..
Daha sonra arşiv genişledikçe farklı tarzlar dinlemek ister genç dimağlar..burda işte yol ayırımları vardır..kimisi black metali sever kimisi thrash till death der..karmaşık ve devrimci müzikle ilgilenenler progressive rock metale yönelir...kimisi sert müziğin kendisine göre olmadığına karar verir jazz,blues gibi alternatif tarzları sever..tabi tek bir tarzla bağlanan olduğu gibi yelpazesini genişletenlerde vardır.
Başlık konusu ise kişinin müzik zevkini kazanmadan önce izlediği yol..
İlk neler dinlerdik,hangi grup ya da sanatçı şimdi dinlediğimiz tarza yönelmemizi sağladı..müzik zevkimiz belli olana kadar kaç çeşit tarz denedik ?..bu gibi konuları tartışmak amacıyla bu başlığı açmış bulunuyorum..
ve başlığı ilk açan olarak kendi hikayemden biraz bahsediyim..benim zamanımda bilgisayar ve internet çok fazla gelişmediğinden daha çok tvden takip ettiğim sanatçıların müziklerini dinliyordum..yanılmıyorsam eğer 12-13 yaşlarındaydım..backstreet boys,Jennifer Lopez,Shakira,Ricky Martin falan dinliyordum..birara Eminem patladı..Eminem tişörtüyle dolaştığım utanç dolu yıllardan sonra gitarın sesiyle ilk tanışmam Carlos Santananın Supernatural albümüyle oldu..yıl 1999 du ..daha sonra Savage Gardeni keşfettim..bu grup pop/rockta en iyilerden kabul edilir.
Ergenlik döneminde daha sert gitar tonları duymak istiyordum herkes gibi o dönemde meşhur olan linkin parkı dinliyip kendimi çok sert hissediyordum fakat zamanla oda kesmedi Slipknota sardım..o dönem tam istediğim gruptu Slipknot..kulaklığımı takıp Fuck it alllll,fuck this worlddd diyip kendimden geçiyordum..tabi çok farklı tarzlar dinlemediğimden slipknot en iyi grup,en serti o diyodum..sloganımda en sert müzik en iyisidirdi haliyle fakat kimi dinliyorsam insanlar yahu bu grup piyasa diyordu..bende haliyle piyasa olmak güzel birşey sanıyordum
18-19 lu yaşlarda İsveç tutkusu baş gösterdi..İn Flames ve özellikle Soilwork hastası oldum çıktım..neyi dinlesem o tarzla ilgili her grubu keşfetmeye çalışıyordum..Soilworkta sıkınca metalcore hastalığı başladı..lan güzel müzik hem brutal var ,hem isveç müziğini anımsatıyor diyip yine onlarca grupla cebelleştim..hatta birara Emocore bile dinledim..ama o tarz hiç bana göre değildi..(allahtan )
En son 2 sene önce kingofloss__ denen şahısla tanıştım..kendisi progresive rock/metalde gayet güzel gruplarla tanıştırdı beni..ilk başlarda şarkılar karışık ve uzun gelsede dinledikçe sevmeye başladım..(tabi ilk başlarda progresive dinleyen adamlar için yapılan pozitif yorumlarında etkisi olmuştu ne yalan söyliyim ) ayrıca ilk kez dinlediğim bir tarz için "piyasa" yorumu yapılmıyordu..fakat kulak geliştikçe her tarzda kaliteli olan grupları dinlemeye özen gösterdim..ve şimdi düşünüyorumda nerden nereye gelmişiz hakkaten..
Neyse birazda sizin hikayeleri duyalım _________________ if there is life after death, there is no death
and if death does not exist, we do not live..
RockConn: The Connection Of Our Souls !
valla bende ilk pop du falan derken daha sonra geçiş dönemi grupları falan derken, gitara başlamam ile beraber klasik gitarla gelen daha sonra electro gitarla devam eden bir rock esintisi başladı. aslında çok fazla sert dinlemem genelde blues, rock,soft rock, hard rock, arada punk ,funk,en fazla heavey metal dinlerim. eskidende şunu derdim hep ya ben hayatta rock müzikten başka müzik dinlemem onları dinleyenler harbi rock çı değil falan ama ne kadar saçma birşey olduğunu şimdilerde anlıyorum kuzenle tartışırdım hep o ağırlıklı rock ama diğer müzikleride dinlerdi bende kızardım saçmaymış neyse... o zamanlar çocuktuk cidden ama şimdi ise bana kaliteli olan,müziği kulağıma hoş gelen, ve gerek sözler gerek alt yapısı ile duyduğum zaman güzelmiş dediğim müzikleri tarz ayrımı yapmadan dinliyorum. evet hayatımın %90 rock müzik olsada diğer müzik tarzlarınada açtım kendimi bu jazz da olur black de olur ne biliyim başka birşeyde olur . _________________ "Yalnızlığın hakim olduğu western bir kasabanın barında oturuyordum. İçeride ter ve sigara kokusu... haydutlar, katiller ve ben... viskimden bir yudum aldım. Derken içeriye beyaz elbisesi ile bir kadın girdi... saçları uçuşuyordu hafif hafif... ''
Kayıt: Jun 17, 2006 Mesajlar: 922 Nerden: Çomo Lungma Himal
Tarih: Cum 22.06.2007 5:05 Mesaj konusu:
Ben valla Blues dinleyen bir ailede yetiştiğim için kulağım ilk olarak blues a aşına oldu sonra annem Tesla hayranı bir insandı o sıralar (artık fazla değil biraz country biraz jazz işi götürüyor ama) neyse işte böyle en azından tvde seyrettiğimiz şeyleri filanda anlayabileceğimiz bir yaştayız Şener abinin programı vardı o zaman Helezondu sanırım daha rock market olmamıştı hatırladığım kadarıyla yakalayabildiğim müddetçe (ki tv seyretmek yerine deliler gibi depinmeyi tercih ettiğim için bu pek bir mümkün olmuyordu.) sonra hayal mayal hatırladığım bir olay Guns'N Roses la tanıştım (o da yanlışlıkla oldu bir yerden geçerken November Rain parçasını duymuştum) evdekilere 2 hafta Kasetinin alınması için ağladım filan derken hayatımın dönüp noktası olan Komşumuz Barış Abi'yle tanıştım (Allah Rahmet Eylesin) neyse işte onun peşine takıldık ve bindik bir elamete gittik kıyamete (bu kıyametlerin içinde hayal mayal hatırlıyorum ama 93 İstanbul Guns'N Roses konseride vardı). Zamanla glam kültürü oluştu sonra hard'n heavy cok uzun bir müddet Heavy ve Türevlerini dinledikten sonra Black Metal furyasına dalma gafletini yaşadım sevgilimin isteği üzerine tabi Heavy den geçemedik sonra tekrar dönüşüm yaptık vs derken Bugüne baktığımda genelde Heavy ve Blues ağırlıklı müzik dinliyorum ve sanırım başladığım noktaya dönüyorum ne yazık
Daha da yazık olan birşey var ben bu müziği seçmedim bana dayattılarrrrr ama mutluyum _________________ www.istanblues.org
Turkiye'de ilk ve tek blues platformu...
Kayıt: Dec 09, 2006 Mesajlar: 411 Nerden: Perili Ev
Tarih: Cum 22.06.2007 8:20 Mesaj konusu:
Daishuman, benim müzik zevklerimin değişimi senin yazdıklarına o kadar çok benziyor ki, aslında yazmama bile gerek olmayabilir
Ama yok, gaza geldim yazıcam :
6-8 yaşlar arası Spice Girls dinlerdim.Balerinlik geçmişim olduğu için küçük yaşlardan, danslarını da çok iyi yapardım ve nitekim okulun pek seçkin dans kulübüne de alındım Neyse, 9 yaşında ben de j.Lo, B.Spears , Christina Aguilera dinledim. Britney Spears'i açıkçası tikky arkadaşlarım yüzünden dinliyordum, hiçbir zaman pek sevemedim, zaten küçük yaşlardayken de (şu an çok büyüğüm ya ) şöhreti vücuduyla yakalayanları sevmezdim. Ama Christina Aguilera farklı; onda cidden çok iyi bir ses var. Onu çok iyi taklit ederdim, danslarını da sesini de. Ona sarınca, B.spears filan kalmadı tabii.
10 yaşında Rap müzik çok popülerdi.Ve evet, ben de Eminem'e sardım Ama öyle böyle değil yani 10 yaşında "The Eminem Show" albümünü ezbere biliyordum.
11 Yaşında Evanescence ile tanıştım, müzisyen olacağı o yaştan belli bir arkadaşım sayesinde.Daha önce ne kadar uğraşsam da beni sarmayan pop müziğe karşın, Rock denilen bu illet ( ) kısa zamanda beni de pençesine almış, çok çeşitli gruplar dinlememe sebep olmuştu. Hangi grupları dinlediğimi hatırlamıyorum ama bizim zamanımızda ( ) download yaygın değildi, korsan albümler vardı en çok, 2 milyondu. Korsan abüm almadım tabii, rock dinlemeye başlayınca gerçek çevremi bulmuştum, onlar orjinal alıyor, sonra isteyene cdye çekip veriyordu. Eh, 11 yaşında albüm almaya Bakırköy'e gidemezdim. Hoş, hangi albümü almam gerektiğini dahi bilmiyordum.
Neyse 12 yaşına geldiğimde ben de (!) sert müzik duymak istedim. Greenday'i sinirli halimle dinleyemiyordum. Önce Linkin Park'a sardım, sonra Slipknot'ın küfür kaynayan şarkılarına takıldım bi ara ama dinlediğim şeyin Slipknot olduğunu da sonradan öğrendim. Aynı dönemde Scars of Life,Metallica filan da dinliyordum.Linkin Park baya hoşuma gitmişti, hala da sevdiğim birkaç parçası var ama zaman geçtikçe gözümde söndü. İleriki yıllarda tekrar beğenmeye başladımsa da geçici bir şey oldu.
13 ve nihayet şu anki yaşım olan 14te de Evanescence'i dinliyorum, beni ilk defa Jennifer Lopez'in kollarından aldıkları için şükran duyuyorum da denebilir Bunun yanında senfonik metali çok sevmekle beraber, gothic -doom - progressive de dinlediğim oluyor. Çok şükür ki şu an Ankara'dayım ve tikky bir çevrem yok ! Hatta ileride aynı müziği yapmak istediğimiz bir arkadaş grubum da var, bir tanesiyle dershanede akustik performanslar sergilemişliğimiz var çok güzeldi, millet çok katılım gösterdi. Daha müzik bilgim sıfırken koca bir dershanede, gitarist arkadaşımla şarkı söylemek de güzel Evanescence, Duman, Barış Manço ve Şebnem Ferah çalıp söyledik şimdiye kadar. Bu sene gitaristim değişecek maalesef. Yenisiyle yolumuza "dershane konserleri" doğrultusunda devam edicez. Evanescence her zaman söyliycem ama onun yanına daha sert gruplar koymayı düşünüyorum bu sene.(Opeth filan değil tabii )
Kayıt: Jun 23, 2005 Mesajlar: 331 Nerden: haykırışlardan
Tarih: Cum 22.06.2007 13:08 Mesaj konusu: Re: Müzik Zevklerimiz ve Gelişim Süreci (Nereden Nereye)
Daishuman demiş ki:
yanılmıyorsam eğer 12-13 yaşlarındaydım..backstreet boys,Jennifer Lopez,Shakira,Ricky Martin falan dinliyordum..birara Eminem patladı..Eminem tişörtüyle dolaştığım utanç dolu yıllardan sonra daha sonra Savage Gardeni keşfettim..bu grup pop/rockta en iyilerden kabul edilir.
Ergenlik döneminde daha sert gitar tonları duymak istiyordum herkes gibi o dönemde meşhur olan linkin parkı dinliyip kendimi çok sert hissediyordum fakat zamanla oda kesmedi Slipknota sardım..o dönem tam istediğim gruptu Slipknot..kulaklığımı takıp Fuck it alllll,fuck this worlddd diyip kendimden geçiyordum..
18-19 lu yaşlarda İsveç tutkusu baş gösterdi..İn Flames ve özellikle hastası oldum çıktım..
Kayıt: Dec 16, 2005 Mesajlar: 451 Nerden: istanbul(avr)
Tarih: Cum 22.06.2007 13:23 Mesaj konusu:
Onu bırakın 13-14 yaşlarımda ilk kez bass gitar aldığımda limp bizkit ve s.o.a.d'ın tüm repertuarını ezbere bilirdim, sabahtan akşama kadar bunları çaldığımda kendimi bi halt gibi hissederdim...
4-5 sene sonra o günleri hatırladığımda özellikle komşularımıza acıyorum.Fakat hala blues ve thrash'i birlikte dinleyebilen biri olarak "kim bilir daha ne gelişim süreçlerinden geçicez?" demeden edemiyorum ben... daha olucaz! _________________ #İ'd kill myself for you , i'd kill you for myself#
Kayıt: Aug 19, 2006 Mesajlar: 1260 Nerden: estambul
Tarih: Cum 22.06.2007 13:36 Mesaj konusu:
ben nilüfer,teoman ve candan erçetinin şarkılarıyla büyüdüm denebilir,6 yaşında annem sayesinde cranberries ve nilüferle tanıştım,ikimiz de çok sevdik
babam erkin koray,cem karaca şarkıları severdi,dinlerdik,hatta 1999 marmara depreminden sonra ortada kalışımızla,babamın gelip bizi alması,hep cem karacanın "bindik bi alamete" şarkısıyla gelir aklıma
sonra 99 yılında (7 yaşında oluyorum) teoman dinlemeye başladım,yanında candan erçetin de dinlerdik
2002 yılında (yaş 10) amcamın sadık bir rock dinleyicisi olması vesilesiyle ilk yabancı rock albümüm olan "californication"ı dinlemiş bulundum red hot chili peppers'tan
2003 yılı geldiğinde (yaş 11),yine amcamlayken st. anger dinlenmekteydi,o akılda kalıcı "i'm madly in anger with you" bağırışları yankılanmakydı küçük zihnimde.arada tabi no doubt ve nirvana da dinlenmekte evde
2005 yılında (yaş 13),metallica ve megadeth'le tam anlamıyla tanışma süreciydi benim için,metallicayı biraz daha araştırmaya başlamıştım,tabi ne kadar araştırsam da,unforgiven'larla,st. angerlarla,one'larla götürdük bi süre işi
megadeth'e sardım baya bi ara,trust'la tanımıştım onu kuzenim sayesinde,çok da hoşuma gitmişti grup,dave'in hikayesini duyunca,metallica'ya ister istemez bir antipati oluştu
2006'ya geldiğimizde (yaş 14) nirvana ve megadeth dinleyişimde baya bir artış oldu,artık bu gruplara opeth,katatonia ve beatles'la pink floyd gibi eski topraklar da eklenmişti
bugün ise,metalden çok blues'a yöneliyorum gibi geliyor,megadeth'e olan sevgim hala bitmedi ama gerçek müziği klasik rock'ta blues'da buldum bana göre
hikayem budur
annemin beni cranberries'le tanıştırdığı zombie şarkısını hala çok severim _________________ "The sea is mother-death and she is a mighty female, the one who wins, the one who sucks us all up.” lastefem
Kayıt: Dec 09, 2006 Mesajlar: 411 Nerden: Perili Ev
Tarih: Cum 22.06.2007 18:49 Mesaj konusu:
Traa demiş ki:
Onu bırakın 13-14 yaşlarımda ilk kez bass gitar aldığımda limp bizkit ve s.o.a.d'ın tüm repertuarını ezbere bilirdim, sabahtan akşama kadar bunları çaldığımda kendimi bi halt gibi hissederdim...
4-5 sene sonra o günleri hatırladığımda özellikle komşularımıza acıyorum.Fakat hala blues ve thrash'i birlikte dinleyebilen biri olarak "kim bilir daha ne gelişim süreçlerinden geçicez?" demeden edemiyorum ben... daha olucaz!
bak unuttuğum bi noktayı hatırlattın : kendimden utanıyorum ama iki sene önce miydi neydi, soad'ın BYOB şarkısına bayılırdım, anlamına filan bakmamıştım bile.
ıyy ne tiksinç biriymişim..
Kayıt: Feb 12, 2007 Mesajlar: 384 Nerden: içinden denizler geçen şehirden
Tarih: Cum 22.06.2007 19:00 Mesaj konusu:
beni Metal müzik ve Rock kültürüyle tanıştıran topluluklar Iron Maiden, Nirvana ve Metallica...
Türkiyeden, Bulutsuzluk Özlemi, Kesmeşeker, Kramp, Erkin Koray.. sonra ısındıran ilk başlardaki haliyle Teoman, Şebnem, Kargo, Haluk Levent, Pentagram ve şimdi aklıma gelmeyen diğerleri.. _________________ "rock, soru sormaz cevap verir..."
Kayıt: Apr 30, 2007 Mesajlar: 586 Nerden: O Şimdi Asker
Tarih: Cum 22.06.2007 19:53 Mesaj konusu:
İlkokulda iken babamdan bana Çelik'in "Yaman Sevda" kasedini almasını istemiştim. İlk dinlediğim albüm de budur. Çelik hayranlığım bu kasetle sınırlıdır yalnız. Yalnız bu kaseti hala zevkle dinlerim. Albümde yer alan rock formatlı şarkılar, mesela "bu şehirde" yi tek geçerim .
Biraz zaman geçti, sonra Ricky Martin dinlemeye başladım. Hani şu 98 Dünya Kupası için yaptığı "La Copa De La Vida" var ya, o işte .
Babamın kendi için aldığı kasetleri de dinlerdim. Mesela rahmetli Cem Karaca'nın Nerde Kalmıştık albümünü çok severim, hala da dinlerim . (Rap Tiye Rap Rap, Zap diye Zap Zap bu albümdedir ve albümde bir tane bile boş şarkı yoktur )
Sonraları radyoya sardım. Radyodan Nickelback-How you remind me, U2-electrical storm, travis-side, antonis remos-kardia mu dinliyordum işte.
Bir gün Matrix diye bir film izledim. Albümün bitişinde Marilyn Manson adlı şahsın Rock is Dead adlı bir parçası vardı. Bu albümü almalıydım. Kayseriye tatile gittiğimizde Matrix'in film müziklerini aldım. Bu albümde yer alan gruplardan Deftones, Monster Magnet, Rammstein beni çok etkilemişti. Özellikle Deftones'un daha sonra dinlediğim Change parçası benim için çok çok özeldir.
...
Balıkesir'de bir klip Cd si almıştım. Bu CD de Linkin Park diye bir grup vardı ve orada hayatım değişti . Gerçekten vurulmuştum. Sonra Hybrid Theory, ardından da Meteora'yı dinledim.
Artık nu-metal dinlediğimi biliyordum. Fakat dinlediklerim bence iyi müzikti.
VE değişim süreci başladı. Bir gün Iron Maiden diye bir grubun hakkında bir yazı okudum. Ardından kararımı verdim ve Number of the Beast albümünün kasedini biraz da tereddütle edindim. Bu albüm bu zamana kadar dinlediğim EN FARKLI ŞEYDİ. İlk zamanlar hiçbir şey anlamamıştım ama bu müziği bırakmaya niyetim yoktu. Ardından o zamanlar yeni çıkan DANCE OF DEATH albümünü çekme cd olarak edindim. O da neydi. Mükemmel, tek kelimeyle mükemmel.
Artık sadece MAIDEN vardı. Tüm paramı Maiden kasetlerine harcıyordum. Benim hayatta dinlediğim en iyi müzik buydu!
Ardından müzik dergisi almaya başladım. Bu derginin adı Blue Jean idi. Bu dergi sayesinde bir çok grubu tanıdım ve hayranı oldum.
Yine Dream Theater diye bir grubun röportajıyla karşılaşmıştım. ilk olarak mp3 cdsini aldım. o kadar karışıktı ki birşey anlayamıyordum. dinlediğim parçaların ilk albüm When Dream and Day Unite'e ait olduğunu sonradan öğrendim.. Fakat parça parça değil de albüm olarak dinlediğim ilk DT albümü TRAIN OF THOUGHT idi. Bu albüm benim için özeldir diyerek kısa kesiyorum.
Ardında araştırma süreci başladı. Progresif Rock dinliyormuşuz meğer. Amcaoğlumun verdiği JETHRO TULL kaseti benim için dönüm noktasıydı. Rock müzikte flüt! Adeta büyülenmiştim. Bundan güzel birşey olamazdı.
Yine bir gün küçük Rock Ansiklopedisini okuyordum. Bu ansiklopedide Progresif Rock'ın milatından bahsediliyordu. Bu grup King Crimson idi ve albümün adı da In the court of the Crimson King...
Hiç tereddütsüz kaseti bulduğum gibi aldım. Ve esas olarak hayatım burada değişti! Müzikte geldiğim son nokta diye diye ne hale gelmiştim. Uzun süre geçmedi, Discipline'ı dinledim. Bu albümdeki bas-gitar ve davul tonlarıhayatımda duyduğum en iyi tonlardır arkadaşlar..
Her internet kafeye gidişimde progresif rock araştırıyordum. YES'i, Deep Purple'ı, Uriah Heep'i... böyle keşfettim. Ama bence bunlardan daha özel ve farklı bir grup daha vardı: PAIN OF SALVATION
Undertow'un akustik versiyonunu ilk başlarda sevmesem de ileriki zamanlarda alıştım. ama Ashes ise tamamıyla bu gruba vurulmamı sağladı. Bütün albümlerini zevkle dinler hale gelmiştim artık.
Bir ara Tool'a sardım. fakat bu sarma olayı hayranlığa dönüştü. sanatı insanların hayatını etkileyecek şekilde en iyi kullanan özel bir grupla karşı karşıyaydım.
Son zamanlarda ise Radiohead, Marillion, Faith No More'la yollarımız kesişti ve bu yol uzuyacağa benziyor.
Ha, bir ara, yani yukarıdaki bir zaman aralığında Türkçe Rock' sardım. Mor ve Ötesi dinliyordum. Sonra Türkçe Prog rock yapan Comma'nın fanı oldum. Almora'daki senfonik öğeler de beni kendine çekmişti.
Kısa bir zamanda bu kadar değişim beni korkutuyor. hala değişim süreci devam etmekte. Bugünlerde mesela TASAVVUF MÜZİĞİ dinliyorum. KLASİK TÜRK MÜZİĞİnden Tanburi Cemil Bey, Niyazi Sayın, Mesud Cemil, Kani Karaca, Neyzen Tevfik, Bekir Sıdkı Sezgin... Mustafa Kandıralı bile dinliyorum yahu...
TÜRK HALK MÜZİĞİ'nde ise Erkan Oğur'un üzerimdeki etkisini anlatmak kelimelere bile sığmıyor. Telvin ile başlayan yolculuk sonsuza dek devam edecek ve ruhum her seferinde bambaşka bir boyuta geçecek.
Halk Müziğinden Uğur Işılak'ı babam sayesinde tanıdım ve dinlemeye başladım. Hatta onlardan daha çok dinler haldeyim. Günümüz aranje anlayışıyla ozanlık geleneğini kaynaştıran ve distiortiona yer veren Uğur Abi de benim için çok özeldir diyerek yazıma son vermek istiyorum.
NOT: Kusura bakmayın, daha uzun yazmayı düşünüyordum ama internet kafeden ancak bu kadar oluyor...
Son sözü bence Erkan Oğur söylesin:
Müzik iyi veya kötüdür. Tercih yapmak ise hayattır...
Hoyratça tüketme çabasında olanlar KAYBEDERLER! _________________ Bir kereye mahsus
Kayıt: Oct 21, 2005 Mesajlar: 2766 Nerden: Freehaven
Tarih: Cmt 23.06.2007 0:35 Mesaj konusu:
Okuduğum kadarıyla sadece müzikal gelişim değil güzel anılarda çıkıyor
Ben ayrıca çok sevdiğim ve hikayelerini merak ettiğim kingofloss__ enchant ve kount unda yazmalarını bekliyorum kişisel bir rica gibi kabul edin _________________ if there is life after death, there is no death
and if death does not exist, we do not live..
RockConn: The Connection Of Our Souls !
En son Daishuman tarafından Cmt 23.06.2007 0:48 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
çocukken yazmaya gerek yok,tvde kim varsa onlar işte..genelde türkçe takılırdım.10 yaşındayken queenle tanıştım.bütün gün dinlerdim.ama yanındada eminem filanla beraber
ortaokul yıllarımda linkin park-slipknot filan dinlemeye başladım.okuldan gelir direk slipknot açardım.tabi kendileri hakkında şuanki görüşüm,müziklerinin hiçbir özelliği olmadığı.bunun yanında metallica dinlemeye başlamıştım bikaç kişi sayesinde.unforgiven,one filan.
lise hazırlıkta bol bol boş zamanım oldu.ozaman şimdiki gibi çatır çatır indirme programları yoktu.ona buna cd yaptırıyodum.pink floyd filan dinledim ilk.bayağı sonra isveç,death,progressive sevdası başladı
kısacası ilk göz ağrılarım(slipknot ve lpden hiç bahsetmeyelim ) queen,metallica ve pink floyd..
Kayıt: May 08, 2004 Mesajlar: 1227 Nerden: From the HELL
Tarih: Cmt 23.06.2007 1:00 Mesaj konusu:
gördüğüm kadarıyla yazanlar genelde 90 kuşağı oluyor.benim metal dinlemeye başladığım zamanlar load albümü yeni çıkmıştı.yoktu linkin park,limp bizkit,slipknot dalgaları falan.(gerçi iyiki de yokmuş )
ben bu müziği dinlemeye metallica,sepultura,manowar,megadeth ve iron maiden dinleyerek başladım.(gerçi artık manowar,maiden ve megadeth pek dinlemiyom).sonraları death metale sardım.şu anda adı unutulmuş pek çok death grubunu dinledim zamanında.sonradan black metale sardım.doom mettale geçiş yaptım.en son progressive dadandım.nu-metali bile sevdim.
hemen her türlü metali dinlerim.gerçi hepsinin bir geçiş hikayesi var ama saat geç oldu artık bi dahaki sefere.
ağır _________________ Blood is the Life and it Shall Be Mine
Kayıt: Jan 28, 2006 Mesajlar: 607 Nerden: istanbul
Tarih: Cmt 23.06.2007 2:07 Mesaj konusu:
süreç denince nedense techno dinleyip deli gibi dans! ettiğim günller geldi aklıma. hey gidi günler _________________ Open the pod bay doors please HAL!
Kayıt: Mar 13, 2007 Mesajlar: 214 Nerden: kusursuz cinayetler çaðýndan
Tarih: Cmt 23.06.2007 11:33 Mesaj konusu:
ben ilk olarak orhan gencebayı dinlediğimi hatırlıyorum(çocukluk işte)liseli yılların başlangıcıyle birlikte haluk,şebnem,teoman üçlüsünü bayaği dinlemişimdir.içlerinden haluk ve şebnemi hala dinlerim.yaş ilerledikçe tarz biraz daha sertleşti ve şu anki durumu aldı.şu an hard'n heavy,trash metal,hard rock gibi müzik türlerinin yanında bazen blues ve jazz da dinliyorum _________________ ...ve ışıkları kapattık yıldızlarımız çıksın diye...
Kayıt: Aug 19, 2006 Mesajlar: 1260 Nerden: estambul
Tarih: Cmt 23.06.2007 12:54 Mesaj konusu:
lafınızı balla kestim ama benim unuttuğum çok önemli iki grup var:yeni türkü ve ayna.
yeni türkü'yü ilk süper baba'nın jeneriğinde dinlemiş ve görmüştüm,çook çok hoşuma gitmişti,kullandıkları enstrümanlar,solistin tipi(çok babacan bi adama benzerdi),hala da çok severim yeni türküyü...
ayna da sülalecek dinlediğimiz çok hoş bi gruptu,etnikti,rocktı,çok hoş anılar bıraktı bende
bu konuyu açan daishuman'a da çook çok teşekkürlerimi gönderiyorum burdan,arasıra çocukluğa dönmek hem çok hoş bi duygu hem de geçmişimizi tazelememize olanak sağlıyor,ne mutlu bize _________________ "The sea is mother-death and she is a mighty female, the one who wins, the one who sucks us all up.” lastefem
metallica maiden nirvana üçlüsünden başlayıp iskandinav semalarından geçip tekrar amerikan glamine akabinde grunge sonradan tekrar death e blacke sonra oraya buraya derken şimdi bi yandan glam albumleri arşivlerken bi yandan amatör yerli grupları araştırıyorum ha bi de klasik rock var tabi onu unuttuk deep purple pink floyd aerosmithh... ama ne olursa olsun 90 önce si dönem hepsinden iyi
ya listeye bi opeth ardında bi wasp sonra da yaşar kurt falan koyabiliyorum yani çok karışık _________________ ''Çok zevkli lan.'' W. Shakespeare
hikayelerini merak ettiğim kingofloss__ enchant ve kount unda yazmalarını bekliyorum
Erdener Abi: Çok beklersin.
Müzikle her zaman içiçeydim,böyle büyüdüm hala da sapık derecesinde müzikseverimdir.Daha küçük bebekken İbrahim Tatlıses,Coşkun Sabah,Ahmet Kaya gibi isimlerin çoğu şarkısını ezbere söylerdim. (6 aylıkken İbrahim Tatlıses'in Allah Allah'ını ezberden söylemeye çalıştığım iddia edilir,bilemiyorum. )Türk Halk Müziği'ne çok yakındım.Sabahat Akkiraz'ı aşırı severdim,hala çok severim.Arif Sağ,Musa Eroğlu,Aşık Veysel,Aşık Mahzuni Şerif,Ali Ekber Çiçek gibi daha buraya yazamadığım ustaları dinleyerek büyüdüm.
Tabii,şu an ki kadar global dönemler değildi '80ler sonu ve '90lar başları...Pop müziğe çok yakındım.O yaşlarda sürekli kaset almaya çalışırdım.Şu an dinlemediğim çoğu isimin şarkılarını ezbere bilirdim.Okuma Bayramı'nda Karabiberim'i söylemiştim. Tarkan,Nilüfer,Sezen Aksu,Kayahan,Serdar Ortaç,Haluk Levent,Harun Kolçak(Nerede '90ların MIDI soundlu pop şarkıları be... ) gibi birçok ismi dinlerdim.Sonra ilkokul dönemlerinde klasik müziğe merak saldım.Mozart,Chopin,Beethoven,Strauss,Bach dinledim.Bir tane Mozart CD'm vardı,deli gibi dinlerdim onu...
İlkokul 4 sıralarında ise metal müzik ile tanıştım.O sıralar yabancı pop şarkıcılarına yönelmiştim.Özellikle Ricky Martin'i çok severdim.('98'de Vuelve albümü çıktı,bana bir akrabam kargoyla yolladı ve o albümün gelmesini neredeyse dakikalar sayarak beklemiştim.)Kuzenim ben Ricky Martin dinlerken,"Gel sen Metallica dinle..." diyerek kanıma girmeye çalışıyordu.(Kendisine buradan selamlar... ) Birgün ısrarlarına boyun eğdim ve bana Master Of Puppets'ı dinletti.Çarpılmıştım resmen....O günden sonra müzik zevkimde "progresif" bir gelişme başladı.
Aldığım ilk metal albümü Reload'dı.O zamana kadar dinlediğim en güzel şeydi.Sonra Garage Inc.'ı almıştım,"Bu ne güzel coverlar la..." diyerek dinlemiştim.Şu an o iki kaset aşırı yüklemeden dolayı bozuk durmaktadır. 1998 yılıydı,Metallica ile başlamıştım birşeylere...sonra Iron Maiden dinlemeye başladım.Bu arada yavaştan poptan kopmaya başlıyordum tabii...
Metallica'nın eldeki albümlerini her detayına kadar ezberledikten sonra birgün alt komşumdan elindeki tüm albümlerini ödünç istedim. Gününü çok iyi hatırlarım.12 Kasım 1999...Deprem olana kadar deli gibi dinlemiştim o albümleri...Komşu,"O albümler için daha gençsin sert gelebilir,benden demesi..." demişti.Kill'em All...Master Of Puppets...Ride The Lightning...And Justice For All...Mükemmellerdi.Reload neydi onların yanında?
Bunlar yanında tabii MTV kültürünü sindirmeye çalışıyordum bir yanda...Sınıfımda arkadaşlara sürekli kaset çekmemle bilinirdim ki o zamanlar kabloda MTV yayılmış,herkes yabancı popüler şarkılar istiyor.Bende arkadaşlarla ortak kaset alarak bu albümlerden çekme kasetler yapardım.Spice Girls kasetim vardı.Britney Spears'ı manyak severdim.(Oops...I Did It Again'i ilk gördüğümde alamadım diye cıngar çıkarmıştım. Tabii,müzikten çok Britney'in görüntüsüne hastaydık.Neydin,ne oldun be? )Sürekli arkadaşlarla ortaklaşa Power Hits,Number One Hits toplama albümlerini alırdık.Sonra kasetler bana gelirdi,onlardan seçme şarkılarla kasetler çekerdim.Birçok popüler isimi dinledim,BSB,5ive,Britney,Christina,Mariah Carey,Ricky Martin,Whitney Houston...daha unutuğum birçok isim...
Ama tabii bir süre sonra bu isimleri dinleyememeye başladım.Bana uzaklardı artık,müzik beni çekmiyordu.
2000'in sonlarına doğru Nu-metal furyası doruktaydı.Bende nasibimi almıştım.Limp Bizkit ve Korn başta olmak üzere,Deftones,Linkin Park falan dinledim durdum.(Evet,Linkin Park dinlemiştim. )Korn'un Issues CD'sini bir arkadaştan aldığımda aralıksız 6 saat Somebody Someone dinlemiştim.O zamanlar internet yok sayılır,mecmua ise sadece Blue Jean...Ayrıca satanist davaları patlamış,medya abartmada,halk yusuflarda...Bizde büyüklerimizden tehdit aldık.Bir arkadaşımın Iron Maiden kasetini dedesi kırmıştı. Benim de Metallica kasetlerim tehlikedeydi ama çok iyi sakladığımdan birşey olmadı. Nu-metal nispeten daha zararsız olduğundan büyüklerde sorun etmedi pek...(fuck yoğunluğu dışında... )Herkes nu-metal ile yatıp kalkıyordu o dönemlerde...Geçici bir süreç olduğu belliydi ama o zamanlardan bilemiyorduk.Her ne kadar şu an bu tarza karşı soğuk olsamda,dinlediğim ve sevdiğim için pişman değilim.O süreci geçirmek zorundaydık çünkü...
2000-2001 yılları nu-metal ile iç içe geçti.Her ne kadar Heavy Metal'de yeni şeyler öğrenmeyi sürdürsemde zamanımı çoğunlukla nu-metale veriyordum.SOAD'ı arkadaş çevresi içinde keşfetmiştik ve çok sevmiştik.Ama bize karşı olan duruşlarını öğrenince hemen soğumuştum.Hala o arkadaşlarım arasında SOAD'dan en nefret eden benimdir.Diğeri de King-Elessar oldu...(ona da selamlar... )
2001 sonlarına doğru nu-metalden sıkılmaya başladım.Farklı tarzlar dinlemek istiyordum.O sıralar nedense pek gıcık olduğum Dream Theater'ın Scenes From A Memory CD'sini almıştım bir arkadaştan...(Nereden bileyim sonradan taptığım grup olacağını... )Aralıksız dinledim...ve bağımlısı oldum.Dream Theater beni nu-metalden tamamen uzaklaştıran ve gerçek metal köklerine tekrar dönmemi sağlayan grup oldu.2002 başında 6DOIT albümleri çıkmıştı ve hemen almıştım.Deli albümdü,süperdi.
Yavaş yavaş nu-metali de bırakırken,ciddi temelli arayışlara girdim.DT bunu sürükledi.Bir arkadaşımdan yalvar yakar tüm CDlerini alıp,kendime kopyalamıştım ve kendisi başta bunun için para bile istemiş,sonra birkaç Almanca ödevine yardım etmemle tüm arşivini vermişti. Tüm albümleri deli gibi döndürdüm uzun süre...(hala döndürürüm.)Sonrasında Iron Maiden hastalığım depreşmeye başladı,ki Dance Of Death çıkmıştı. Öncesinde Metallica St.Anger'ı çıkartmıştı,çıktığı gün almıştım ama müzik zevkimi şekillendiren grup bana ihanet etmiş gibi hissetmiştim.Dört yıldır hala bir kez bile o albümü tam dinleyemedim.
Sonra ADSL yaygınlaşmaya başladı.MP3 edinmek artık daha kolaydı.Arkadaşlara sürekli kafadan kontak listeler hazırlar ve o şarkıları isterdim.2-3 haftada anca bitirirlerdi ki çoğu şarkıyı bulamazlardı.(eMule o zamanlar bilinmiyordu pek,Kazaa ve iMesh olmadı Morpheus... )O zamanlar sonu hiç iyi görünmeyen bu arayışlar sonucunda birçok grubu tanıdım.Metal müziğin detaylarını araştırmaya başladım,türleri tam anlamıyla öğrenmeye çalıştım.Her grubun arkasından başka bir grup çıkıyordu.Hele Dream Theater bu konuda çok ufuk açıcıydı ama yaş küçük ve doğal olarak "sertlik" sevdası var Progressive Rock'a çok girmedim.Oradan buradan gördüğüm bilgilerle gruplardan listeler çıkarıyordum.Bu böyle devam etti uzun süre...Dial-up ile şarkı indirmek işkenceydi,bu da ilerlememi zorlaştırıyordu.CD almak kolay değildi,çoğu kez bulamıyordum.Ayrıca MP3 arşivini iki kez kaybetmiş biri olarak bu konularda çok dertliydim.
Ankara'da sonra Hayri Abi'mizi tanıdım. Mükemmel bir fırsat olmuştu kendisi,çünkü aradığım çoğu albümü bulabiliyordum.Arşivimi ve bilgimi geliştirmeme çok katkısı oldu kendisinin...Her seferinde para biriktirir,hatta gerekirse arkadaşlardan da zorla çarpar,oradan kopya CD alırdım. Bu sayede kendimi çok geliştirebildiğime inanıyorum.Arşivime çok isim kazandırdı...(Bir soğuk ekim akşamı gittiğimde gördüğüm orijinal BE CD'sini bana dört milyon azdan vererek Kızılay'dan Etlik'e yürüyerek gitmek zorunda kalmamı engellemiştir. )
Kendimce müzikal zevkimin en büyük ivmesini kazandığı zamanlar son üç yıla denk gelir.Hayri Abi'nin dükkan ve özellikle TurkRock'ın üstümdeki emeğini inkar edemem.Bu forumda çok ilgi duyduğum Progressive Metal hakkında bolca bilgi aldım.enchant'tan çok şey öğrendim.Şu an metal müzik hakkında az biraz bilgili ve bilinçli olduğuma inanıyorum ve bu seviyeye son üç yılda ulaştım.Hala da araştırmaya devam ediyorum.Son zamanlarda Progressive Rock'a ilgim arttı bunun sonucunda...Hatta dün bir Pawn Hearts dinleyim dedim,sanırım pek lezzetli kendisi...
Bunun yanında hala klasik ve halk müziğini zevkle dinlerim.Az biraz Jazz ve Blues'ta dinlemeye çalışıyorum.Türkçe Pop'tan,Pokemon Metal tarzlarından ve Rap'tan ise oldukça uzağım.Ama popta kaliteli gördüğüm işleri de dinlerim.Kari ablamız gibi...
Benim müzik tarihçem de budur. _________________ Enslaved Blog...Breaking your teeth on the hard life coming,show your scars!!! Metallica - Broken,Beat And Scarred
Kayıt: Oct 21, 2005 Mesajlar: 2766 Nerden: Freehaven
Tarih: Pzr 24.06.2007 0:22 Mesaj konusu:
Çok iyimiş ya hafızanı da takdir ettim valla okudukça kendimde dinlediğim birçok şeyi hatırladım ya ben nasıl yazmayı unutmuşum bunları dedim.
Bunlardan en önemlisi Turkrock tabi ki..zaten Turkrockın hayatımda yeri önemlidir..2.5 sene içinde hem müzik zevkimi geliştirmemde çok yararı oldu hemde bana birçok iyi arkadaş kazandırdı..
Progressive Metal başlığı ve oranın müdavimleri enchant,kingofloss_,batmura,sava,rockman1 ve daha aklıma gelmeyen diğer üyeler şimdiki müzik zevkimin gelişmesinde bana çok yardımcı oldular.(bu başlığı her ne kadar ortada mantıklı bir sebep varsa da bu bölüme yollayan Enchant``a sevgilerimi fışkırtırım )..özellikle bıkmadan yılmadan bana tonla süper grup öğreten ve bunları hiçbir karşılık beklemeden yapan Emre`nin(kingofloss__)bende yeri çok özeldir..bugün progressive kavramıyla ilgili ne biliyosam ona borçluyum..
Ayrıca o geçiş dönemlerinde dinlediğim gruplar şimdi bana hep basit gelir..bunu anlamakta daha kaliteli tarzları keşfetmekle oluyor bana göre..yani bir progressive metal ya da eskilerden bir heavy metal grubu dinleyince o grupların yaptığı neymiş be iki riffle şarkı diyorum kendime..ama bu bilince ulaşmakta hep sıfırdan zirveye şeklinde gelişiyor..Yani şimdi basit gördüğümüz bu geçiş gruplarını dinlemesek şu an dinlediğimiz gruplardan ne anlardık ki ? (bu sebeptende bu tarz grupları dinleyenlere özenti diyen tiplerden nefret ederim..sanki o aynı dönemi yaşamamış gibi..)bu dönemi yaşamamak için küçüklükten çok sağlam bir altyapıya sahip olmak gerekir ki özellikle 20li yaşlarda olan ben ve benim gibi insanlar için bu epey zordu..çünkü imkanlar gerçekten kısıtlıydı o dönemler..
Şimdiki yeni nesil arkadaşlarım çok şanslı bence..Mesela Lacey,emptyspiral gibi genç arkadaşlarımın yazılarını okuyorumda(21 im ben ondan genç diyorum size ) mesela sizler 15 yaşında benim 20 yaşımda tanıdığım grupları tanıma imkanına sahipsiniz..muhtemelende benden çok daha az çaba harcayarak benim yaşımda daha geniş bir müzik kültürünüz olacak..şanslı şeyler siziii
Bende zaten bu açığı kapatmak için şu son bir yılımı yeni gruplar harcamaya adadım kim bana iyi bir grup ismi saysa hemen edinmeye çalışıyorum..fakat arşivime şöyle bir baktığımda dinlemediğim tonla albüm var..
Ama ben yine de mutluyum bu durumdan..müzik benimde hayatımda çok önemli bir yere sahip..Bilgisayarda olmasa İpodda,İpodda olmasa müzik setinde herbirşeyde müzik mutlaka kulaklarımdadır..(ki bu sevda kulaklarımda yüzde 10 işitme kaybına yolaçsa da hiç pişman değilim ) _________________ if there is life after death, there is no death
and if death does not exist, we do not live..
RockConn: The Connection Of Our Souls !
ben ortaokulda klasik müzik dinlerdim.irlanda müziğini her zaman sevmiştim.metal ve frp ile tanışmam aynı döneme denk geldi(lise1) _________________ yaşasın uçan spagetti canavarı
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız