Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.
Tarih: Prş 08.03.2007 13:05 Mesaj konusu: The Istanbul Connection
Albüme Dair
Müzik bizi kimi zaman beklenmedik, heyecan verici yolculuklara çıkarabiliyor. Müziğin kendisinin, tahayyül edilebilecek her türlü kültürel titreşimle sürekli olarak etkileşime girdiği bir dünya, hiç kuşkusuz, ilginç müzikal işbirliklerine de sahne oluyor. Istanbul Connection, iki ayrı müzikal dünya arasındaki bu tür özgün bir kaynaşmanın ürünüdür. Temelleri Hollandalı caz müzisyenleri Dick de Graaf (saksafon) ve Ruben van Rompaey (davul/perküsyon) tarafından atılan grubun hedefi, müzikal sınırları olmayan, özgün bir Dünya Müziği yaratmak. Esin dolu isimlerin bir araya geldiği) bir topluluk oluşturmak amacıyla, Türkiye’nin en önemli perdesiz gitar virtüözü Erkan Oğur, İstanbul’da yaşayan uluslararası üne sahip caz müzisyenleri piyanist Baki Duyarlar ve kontrbasçı Erdal Akyol, Hollandalı genç ve enerjik caz davulcusu Joost Kroon gibi seçkin müzisyenler Connection’a davet edildiler. İlk olarak 2004 yılı Aralık ayında, Kulsan Vakfı’nın desteğiyle bir araya gelen grup, Hollanda’da verdiği çok başarılı konserlerin ardından bir öğleden sonra seansı için stüdyoya girerek kayıtlar yaptı. Bu çalışmalar, caz ve Türk müziğinden öğelerle harmanlanmış oldukça çarpıcı ve ilginç bir Dünya Müziği repertuarının örnekleri olan yedi kompozisyondan oluşan, topluluğun anlık bir fotoğrafı niteliğinde bir derlemeyle sonuçlandı.. Albümde, atmosferik saksafon ezgileri perdesiz gitarın lirik sesleriyle doğal bir şekilde iç içe geçerken, ince, hafif perküsyon kullanımı da müziğe kendi rengini katıyor. Istanbul Connection, müzikteki arayışlarını halen sürdürüyor… Müzikal sınırları aşmanın tam zamanıdır!
Çifte Belâ (R. van Rompaey)
Parça, New Orleans esinli bir “second line” davul groove’uyla açılıyor. Gitar ve tenor saksafonla çalınan akılda kalıcı bir ezgiyi, canlı bir saksafon solosu ve dokunaklı bir perdesiz gitar solosu takip ederken, hafif perküsyon öğeleri de fonu renklendiriyor. Solo bölümlerdeki akor değişimlerine dikkat...
Saba Nefes (E. Oğur / H. Dede)
Perdesiz gitarın yaptığı lirik giriş, parçanın havasını eksiksiz bir şekilde yansıtırken, şarkıya verilen geçici adı da (Saba; sabahleyin gün doğusundan esen hafif ve yumuşak rüzgâr) tasvir eder gibidir. 9/8’lik (2-3-2-2) temanın ardından 4/4’lük ritmde, açık atmosferik sololar ve son olarak da tekrarlar gelir.
Acemaşiran Son Yürük Semai (S. Ergüner)
6/8’lik geleneksel Yürük Semai usulünde, Acemaşiran makamında bir ‘Türk bluesu’. Sololar müziğin enerjisini artırıyor. Saksafon solosu sırasında git gide yükselen enerjiye dikkat….
Tünel (R. van Rompaey)
Doğu’ya özgü çeşitli renkler barındıran bir ritim kompozisyonu. Tabla ve darbuka arasındaki hareketli atışmaların ardından Hint tablasının akışkan groove’u geliyor ve Arap müziğine özgü Saidi ve Falahi ritimlerine dönüşüyor.
Tesadüfi (B. Duyarlar)
Albümün baladı olan bu parça (10/8’lik ölçüde çalınan) tipik bir 5/8’lik ritim üzerine kuruludur. Temanın perdesiz gitar ve soprano saksafonla çalınan melankolik ezgisi, kompozisyonun ‘tesadüfi’ atmosferini eksiksiz bir şekilde yansıtır.
Kuşlar Neden Hep Ötüşür (D. de Graaf)
Makamsal bir atmosferin damga vurduğu değişken ezgi, perdesiz gitar ve soprano saksafonla, hızlı bir caz vals ritmi üzerine çalınıyor. Gitar solosunun ardından bir saksafon solosu geliyor ve bu noktada müziğin enerjisi büyümeye başlıyor. Davul ve darbuka arasındaki atışmalar, parçayı final temasına taşıyor.
Götürüler (Geleneksel / Düzenleme D. de Graaf)
Çok eski bir geleneksel Türk ezgisine dayanan bu kısa parça, albümün titreşimlerle yüklü atmosferine tam olarak oturuyor. Saksafonlar ve flütler yumuşak bir şekilde iç içe geçerken, uzaklardan çan sesleri işitiliyor.
Görüşlerim:
Albümü dün dinledim. Büyük bir merakla bekliyordum albümü. Fakat büyük bir hayal kırıklığına uğradım.
Saba Nefes isimli parçada pirimiz Erkan Oğur'un 15 dakika boyunca perdesiz gitarıyla e bow şov yapacağını düşlüyordum ama öyle değil. Yine de dinlenilebilir albüm. _________________ Girme şu alçakların hizmetine! Sinek gibi konma pislik üstüne! İki günde bir somun ye ne çıkar! İç yüreğinin kanını boyun eğme! ÖMER HAYYAM
Kayıt: Jun 01, 2004 Mesajlar: 5424 Nerden: Yollardan
Tarih: Çrş 20.06.2007 19:24 Mesaj konusu:
bu albümle zaten müzikal sınırları aşmışlardır. böyle bir çalışma çok fazla yapılmadı daha önce. bazı caz standartlarını kullanıp içine bazı etnik öğeleri ekleyip müzik yapan çok fazla müzisyen yoktur.
"saba nefes" albümün en can alıcı tarafı. baki duyarlar bestesi "tesadüfi" ise ayrı bir başlıkta incelenmesi gereken üstün bir çalışma bence.
ayrıca tabla,def, darbuka gibi etnik enstrümanların yarattığı egzantrik havayı da başarılı bir şekilde veriyor albüm. tenor ve soprano saksafon'daki dick de graaf'ı da başka çalışmalarda da dinlemek istiyorum. çok geniş melodiler yükleyebiliyor enstrümana...
Kayıt: Apr 30, 2007 Mesajlar: 586 Nerden: O Şimdi Asker
Tarih: Prş 21.06.2007 17:47 Mesaj konusu:
Şükürler olsun ki bir müzik aşığı imdadımıza yetişti
Erkan Oğur üstadın Saba nefeste e-bowundan çıkan kemence, yaylı tanbur, ney karşımı sesler beni bitiriyor yahu .
Dediğin gibi, Baki Duyarlar'ın Tesadüfisi de harika bir eser. E.O'un Elektrik perdesiz gitar solosu aşmış vaziyette.
Bir de merhum neyzen Dede Süleyman Ergüner'in Acemaşiran Son Yürük Semaisi de es geçilmemeli. Caz ile Türk Müziğini mükemmel bir biçimde harmanlamışlar yahu _________________ Bir kereye mahsus
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız