| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
fth

Kayıt: Sep 22, 2005 Mesajlar: 62 Nerden: van
|
Tarih: Prş 22.09.2005 12:21 Mesaj konusu: Vücudumuzdaki İşlevsiz Oldukları Düşünülen Organlar |
|
|
| "Evrim" başlıklı bölümde insan vücudundaki işlevsiz oldukları iddia edilen organlara da değinilmiş. Konuyu ayrı bir başlık altında burada konuşalım. Benim http://korelmisorganlarmeselesi.sitemynet.com adresli bir sitem var ve uzun bir süredir körelmiş organlar hakkında bilgi topluyorum. Konuyla ilgilenen arkadaşların fikirlerini merakla bekleyeceğim. |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
 |
Oceanides

Kayıt: Jun 08, 2005 Mesajlar: 860 Nerden: Bilincaltimdan..
|
Tarih: Prş 22.09.2005 23:38 Mesaj konusu: |
|
|
Bildigim kadariyla ayagimizdaki serce parmaklarimiz zamanla yok olacak, yani senin konunla ne kadar alakali bilmiyorum ama bir bilim dergisinde okumustum bunu cunku eskiden ilk insanlar yalin ayak yurudukleri icin serce parmaklarinin bile yere saglam basmak acisindan bir fonsiyonu vardi.
Ama devreye ayyakabi girdiginden beri insan ayaginda serce parmaginin boyle bir fonksiyonu kalmadigindan, zamanla yok olma gibi bir durumu varmis, yani belki bu simdi olmaz ama 50 yil a kadar insanlar ayaklari 4 parmakli dogabilirlermis, bilmiyorum.. _________________ "If they ever tell my story, let them say I walked with giants. Let them say I lived in the time of Hector, tamer of horses. Let them say I lived in the time of Achilles." Odysseus |
|
| Başa dön |
|
 |
Atalay

Kayıt: Aug 12, 2003 Mesajlar: 4146 Nerden: http://www.marsyapim.com/ myspace.com/atalayant
|
Tarih: Cum 23.09.2005 0:08 Mesaj konusu: |
|
|
Kullanılmayan uzuv çok uzun zaman sonra kaybolmaya başlar ki bu herkesin bildiği bir gerçek. Bunda şaşılacak ya da dalga geçilecek bir yan yok. Eskiden insanların diş sayıdı bugünkünün neredeyse iki katıymış. Şimdilerde 32 diyorlar. Benim doğuştan varolan 26 dişimi sayarsak bunun doğru olduğunu tekrar anlayabiliriz. Hiç 20 yaş dişim çıkmadı ve 2 adet köpek dişim yoktur. Hiçbirini çektirmedim, sanırım tanrı bana indirim yapmış 20 yaş dişi çıkaranların sıkıntısını görünce aslında seviniyorum da. _________________ <div><a>http://www.marsyapim.com/ www.myspace.com/atalayant</a></div> |
|
| Başa dön |
|
 |
turke01 Kullanıcı siteden atılmış

Kayıt: Feb 06, 2005 Mesajlar: 829
|
Tarih: Cum 23.09.2005 0:37 Mesaj konusu: |
|
|
Yani bazen Soloist'e hak vermiyor değilim. Kardeşim senin evrim dediğin şey kaç yüz bin tane "50 yıl" içinde gerçekleşiyor biliyor musun ? 50 yılda parmaklarımız yok olacakmış demek ne saçma. O zaman 50 yıl içinde burnumuz da yok olsun. ***Bu uzuvların yok olması, ya da gelişmesi, bildiğim kadarıyla doğanın bize biçtiği hayat tarzı, ve bizim işletip, işletmediğimizi de köreltme potansiyelimize bağlı olarak, olağan evrim süreci içerisinde milyonlarca yıl içinde gerçekleşebilecek bişey.*** E sadece serçe parmakla sınırlı tutmak da hata olur tabi. Ayağımızın biçimi de değişecektir bu büyük süre içerisinde. Sadece serçe parmak yok olacak diye bişey diyemeyiz. Bu dediğiniz aynı şeye benziyor: "kangal kırması köpeklerin sadece bir ayaklarında mahmuz olur, safkanların her iki ayağında da olur". Alın size başka eğlence
***: Eğer evrim varsa... |
|
| Başa dön |
|
 |
goddardex

Kayıt: Aug 05, 2005 Mesajlar: 21
|
Tarih: Cum 23.09.2005 16:00 Mesaj konusu: |
|
|
| Bence su 50 yıl meselesini uzatmak yerine islevsiz organlarla ilgili konussak daha iyi olur. mesela prepus yani sunnette giden deri parcası. gereksiz oldugu hatta zararlı oldugu iddia edilen bu parca deri icinde 5 kat sinir tabakasından olusuyormus ve parmak ucları ve dudaklar kadar duyarlı bir yapıya sahipmis. sunnetin eski kabilelerde erkekleri daha kolay yonetmek icin yapıldıgı dusunulurse 21 yyda sunnetli gezmenin ne kadar bilimsel bir temele dayandıgı da anlasılmıs olur. konuyla ilgilenenler icin http://www.geocities.com/tabibler/sunnet_feminizm.htm |
|
| Başa dön |
|
 |
anarchist

Kayıt: Jan 13, 2003 Mesajlar: 1427 Nerden: Beytepe ( Günün az bir kisminda da Ankara )
|
|
| Başa dön |
|
 |
fth

Kayıt: Sep 22, 2005 Mesajlar: 62 Nerden: van
|
Tarih: Pzr 25.09.2005 16:47 Mesaj konusu: |
|
|
Fikirlerini paylaşan arkadaşlara teşekkür ederim.
-Oceanides kardeşimiz, bir bilim dergisinde ayaklarımızdaki serçe parmaklarımızın işlevsiz olduğunun ve zamanla yok olacağının söylendiğini yazmış.
Ayaklarımız üzerinde durduğumuzda yükün önemli bir kısmı baş parmaklarımızca karşılanır ve diğer parmakların fazlaca bir önemi yoktur. Ama yürümeye başladığımızda bir ayağımızı yerden kaldırmamızla birlikte bütün yük yerdeki ayak üzerine biner. Bu sırada ilave yükü karşılamak için vücutta bazı pozisyon değişikliklerine gidilir. Bunlardan biride yerdeki ayağın inversiyona getirilmesidir. Böylece yük ayağın dış kısımlarına da paylaştırılmış olur. İşte ayağın serçe parmağının şekli, çeşitli hareketler sırasında dış kısma binen yükleri karşılayacak bir tasarıma sahiptir.
İşlevsiz kalan bir organ ilgili DNA şifreleri mutasyonlarla etkilenmedikçe ortadan kalkmaz. Mutasyonlar işlevsiz kalan organlara ait şifreleri ortadan kaldırırsa ve bu değişiklik doğal rekabette hayatta kalma ve üreme şansı açısından canlıya bir katkı sağlarsa o zaman organlar ortadan kalkabilir. Ancak bu mutasyonun tam da organın işlevsiz kaldığı sırada meydana gelme ihtimali olasılık hesaplarına göre oldukça düşüktür. |
|
| Başa dön |
|
 |
fth

Kayıt: Sep 22, 2005 Mesajlar: 62 Nerden: van
|
Tarih: Pzr 25.09.2005 17:01 Mesaj konusu: |
|
|
| 20 yaş dişi, köpek dişi ve apandist konusunda, yukarıda adresini verdiğim sitemdeki yazıları okuyabilirsiniz.20 yaş dişlerindeki problem, muhtemelen kişinin yaşantısı boyunca sürdürdüğü kötü beslenme alışkanlığının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Yani genetik evrimle bir ilgisi yok! Köpek dişlerinin sert gıdaların parçalanmasında görev aldığı bilinen bir gerçektir. Apandistin işlevsel bir organ olduğu gerçeği de artık tıp fakültelerinde okunan ders kitaplarına dahi girmiştir. Apandis vücudun savunma sisteminin bir elemanıdır ve apandisi ameliyatla çıkarılan kişilerde pek çok hastalığın görülme riskinin arttığı bildirilmektedir. |
|
| Başa dön |
|
 |
fth

Kayıt: Sep 22, 2005 Mesajlar: 62 Nerden: van
|
Tarih: Pzr 25.09.2005 17:13 Mesaj konusu: |
|
|
| Prepisyum denilen sünnet derisi ise daha farklı bir konu. Çünkü bu yapının çıkarılması idrar yolu enfeksiyonunun, cinsel yolla bulaşan hastalıkların ve penis kanserinin görülme riskini azaltıyor, ayrıca sünnetli erkeklerin eşlerinde serviks kanseri de daha az görülüyor. Yani bu yapıya sahip olmanın tıbbi açıdan bir zarar teşkil ettiği anlaşılıyor. Yine de sünnet derisiyle dünyaya gelmenin bir faydası olabilir. Mesela bu yapı, amnion sıvısı içerisinde ve erken bebeklik döneminde penis başını koruyucu bir işlev görüyor olabilir. Sünnet olmak, vücudumuzdaki tırnak kesmek, tıraş olmak gibi dış müdahaleye ihtiyaç duyan nadir özelliklerimizden biridir. |
|
| Başa dön |
|
 |
Zelenhgorm

Kayıt: May 01, 2005 Mesajlar: 480 Nerden: Ankara
|
Tarih: Pzr 25.09.2005 17:31 Mesaj konusu: |
|
|
O halde sünnet derisi "işlevi olmayan organ!? ) dan ziyade, "zararlı işlevleri olan" veya koruyucu özelliği baz alınırsa "işlevli" organlardan (organ da değil de ) sayılır. Böylelikle bu konu başlığı ile çok alakalı değildir. Ama madem ki yazdınız ben de "sünnet" başlığında verdiğim alıntıyı bir "karşı tez" olarak buraya da eklemekte sakınca görmüyorum:
Sünnetle Ne Kaybedilir
Gary L. Harryman
" Kaynak: http://www.cirp.org/pages/parents/lostlist.html "
Bir bebeğin doğal ve sağlıklı penisi sünnet edildiğinde sonsuza dek ne kaybedilir?
*1. Yumuşak sırtların frenar bantları (the frenar band of soft ridges)--insan vücudunda en fazla zevk yaratan bölge. Yoğun olarak sinirlarle bezenmiş olan bu bölgenin kaybedilmesi, geri kalan penisin hassasiyetini normal bir deri tabakasının hassasiyeti ile aynı hale indirir.
2. Dartos Fascia adındaki ısıya duyarlı yumuşak kas tabakasının yaklaşık olarak yarısı.
3. Bağışıklık sisteminin bir parçası olan özelleşmiş Epitelyal Langerhans hücreleri;
*4. İçinde dorsal sinirin uzantıları da olan yaklaşık olarak 75 metre uzunluğunda mikroskobik sinir.
*5. Yavaş hareketleri, sıcaklıklardaki düşük oynamaları, ve yüzeydeki ince farklılıkları hissedebilen, çeşitli tipte 10,000 ile 20,000 arasında özelleşmiş erotojenik sinir uçları. Bu kayıp üst derideki (sünnet derisi) en önemli duyusal alıcılar olan Maysner yuvarlarının da (meissner's corpuscles) binlercesini içerir.
6. Amacı ve değeri henüz tam olarak anlaşılmamış olan estrojen alıcıları.
*7. Hareketli penis derisinin %50'sinden fazlası, penis başının penisi kurumadan, aşırı sürtünme ve tahrişten, ve keratinleşmeden koruyan çok amaçlı kaplaması. Penis başının keratinleşmesinin zarar verici cinsel sonuçları henüz araştırılmamıştır.
8. Anne sütü ve plazma hücrelerinde de bulunan, bağışıklık antikorlarını ve antibakteriyel ile antiviralleri salgılayan, yumuşak mukozanın bağışıklık savunma sistemi.
9. Lenfatik kanallar, bunların kaybı vücudun bağışıklık sistemi içersinde lenf akışını olumsuz yönde etkileyebilir.
*10. Frenulum, glansın aşağı kısmında, "V" şekilli, ağ-görünümlü, genelde üst-deri ile birlikte kesilen veya zarar görerek işlev göremez hale gelen çok duyarlı bir yapı.
*11. Feremonları salgılayan iç üstderinin "apokrin bezleri". Feromonların kaybının yol açtığı sonuçlar henüz araştırılmamış olmakla birlikte, olası cinsel eşlere sessiz, görünmeyen, ama güçlü sinyaller yolladığı sanılmaktadır.
12. Penisi nemlendirip kayganlaştıran ectopic sebaceous bezleri.
*13. Gerekli "kayma" mekanizması. Eğer açılır ve düz olarak yayılırsa, ortalama yetişkinin üstderisi 104 santimetrekare yer kaplar.(yaklaşık olarak bir posta kartı kadar) Kendi kendini kayganlaştıran ve hareketli olan bu deri, penise kendi içinde kayma özelliğini kazandırır; bu da vajinayı kurutmadan, yapay kayganlaştırıcılara ihtiyaç duymadan cinsel ilişkiyi sağlar.
14. Glansın pembe-kırmızı-koyu mor arasındaki rengi. Glans normalde tıpkı dil gibi bir iç organdır.
*15. Penis çevresinin önemli bir kısmı. Gevşek üstderinin penise kazandırdığı önemli bir hacim vardır. Bu da sünnetli penisi, sünnet edilmemiş penise göre oldukça ince yapar
*16. Sünnet sırasında üstderiyi penise bağlayan doku yırtılarak koparıp atıldığı için, sertleşmiş penis uzunluğunun 2.5 cm kadarı da kaybolur. Bu paylaşılan zar, üst deri ve glansı, penis gelişirken sıkıca birbirine bağlar. Onu koparmak glansa zarar verir; ham, enfeksiyona, sürtünmelere ve tahrişe açık hale getirir. Bu durum penisin büzülüp ufalmasına neden olur.
*17. Frenular atardamar ve dorsal atardamarı da içeren metrelerce uzunluğunda damar. Bu yoğun kan dolaşımının kesilmesi, penisin gövdesine ve glansına yeterli kan akışını sınırlar, bu da açık bir şekilde penisin doğal işlevine ve gelişimine zarar verir.
18. Her yıl pek çok erkek kötü operasyonlarda ve enfeksiyonlarda penislerini kaybederler. Bazı durumlarda bu da yapay olarak hormon vs, ile cinsiyetin değiştirilmesine yol açar ve erkekler kadın olarak yaşamaya zorlanırlar.
19. Her yıl pek çok erkek tıbben gereksiz sünnet operasyonlarında hayatlarını kaybederler. Bu ölümler milyar dolarlık sünnet endüstrisi tarafından saklanır.
*20. Henüz bilimsel olarak kanıtlanmamasına rağmen, penis ile vajinanın mukozal dokusu arasında gerçekleşen elektrik transferi orgazmın oluşumuna yardım eder. Sünnet ile erkekteki mukozal tabakanın kaybedilmesi, bunu engeller.
Gary L. Harryman,
14 Şubat 1999
glharryman@aol.com _________________ The world is so huge that, a man can go insane...
So, I went insane myself!!! Ha ha ha !!! |
|
| Başa dön |
|
 |
fth

Kayıt: Sep 22, 2005 Mesajlar: 62 Nerden: van
|
Tarih: Pzr 25.09.2005 18:51 Mesaj konusu: |
|
|
"Sünnetle Ne Kaybedilir?" yazısı, çok açık olarak görülüyor ki, tıbba uzak insanların gözlerini boyamak maksadıyla yazılmış bir yazıdır. Ben de aynı mantıkla "Bir mastürbasyonla ne kaybedilir?" şeklinde bir yazı yazabilirim ve kaybedilen milyonlarca sperm hücresinin, besin maddelerinin, enzimlerin ve önemli kimyasalların acıklı hikayesini anlatabilirim. Ama aslında bunun bir önemi yoktur. Hatta ameliyat olacak bir şahsa, cerrahın kestiği yerde kaybedeceği sinirleri, kas dokusunu, damar ağını anlatsam ameliyat olmaktan bile vazgeçebilir.
Sünnet sağlık açısından tavsiye edilen bir işlemdir. Ancak yukarıda da ifade ettiğim gibi sünnet derisiyle dünyaya gelmenin bazı faydaları olabilir. Mesela bebeklerin ciltleri ana rahminde verniks kazeoza denilen yağlı bir madde ile kaplanmıştır ve böylece cilt, içinde bulunduğu sıvı ortama karşı korunur. Aynı şekilde prepisyum dediğimiz sünnet derisinin de smegma adı verilen yağlı bir madde ürettiğini biliyoruz. Belki de sünnet derisini, ana rahmindeki bebeğin hassas bir yapıya sahip olan penis başını koruyan "bir ambalaj" gibi görmemiz daha yerinde olacaktır. Ayrıca bu yapının erken bebeklik döneminde de mekanik açıdan koruyucu bir rolünün olduğu düşünülmektedir. Ne var ki bu ambalaj, daha sonraları çıkarılmadığı takdirde, pek çok hastalığın görülme riskini önemli ölçüde artırmakta ve varlığı zararlı bir hal almaktadır. Bu tıbbi gerçekler nedeniyle sünnet, Amerika'da dahi %60'lara varan oranlarda uygulanan bir işlem halini almıştır. |
|
| Başa dön |
|
 |
sizastam

Kayıt: Feb 14, 2003 Mesajlar: 236 Nerden: %69 izmir, %30 ankara, %1 boşluk...
|
Tarih: Pzr 25.09.2005 20:20 Mesaj konusu: |
|
|
bence bütün vücudumu aslında hiçbir işe yaramaz... _________________ i'll take your hand, our time is sure to come... |
|
| Başa dön |
|
 |
Perfectionist

Kayıt: May 03, 2005 Mesajlar: 1046
|
Tarih: Pzr 25.09.2005 23:14 Mesaj konusu: |
|
|
... _________________ Burdan Buyrun: GitarPedal Forumları
En son Perfectionist tarafından Prş 30.10.2008 18:03 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
turke01 Kullanıcı siteden atılmış

Kayıt: Feb 06, 2005 Mesajlar: 829
|
Tarih: Pzr 25.09.2005 23:24 Mesaj konusu: |
|
|
20 yaş dişinin çıkması çok problemlidir. Hele benim gibi diş yapınız bozuksa, o zaman daha beter çekersiniz. Ama duyduğuma göre benden beterleri varmış, tahtaya vurdum valla duyunca. Adam bir hafta pipetle beslenmiş. Benimki o kadar ağır olmamıştı.
Konu dağıldı mı şimdi Yok canım, 20 yaş dişi işte, gereksiz organ  |
|
| Başa dön |
|
 |
Novembre

Kayıt: Sep 30, 2005 Mesajlar: 124 Nerden: smyrna
|
Tarih: Cmt 01.10.2005 10:55 Mesaj konusu: |
|
|
| Vücüdumuzda işlevi olmayan organ olması mantıklı değil.. Ama vucüdumuzda eksikliğini hissetdiğimiz birşey olursa ona birşey diyemem.. İnsan oğlu yaşam koşullarına göre evrimlerine ivme verir.. Şimdiki zamanda geçirmiş olduğumuz evrimlerle yaşam koşullarında her işimizi görebilecek şekilde bir yapıya sahip olduğumuza inanıyorum.. Ancak burdaki en önemli unsur Teknolojidir.. Dur durak bilmeyen teknoloji sayesinde insanların her işi kolaylaşıyor ve artık neredeyse yerimizden kıpırdamadan her işimizi görebilecek hale geliceğiz.. Soru şu olmalı bizden sonraki nesillerin evrimleri teknolojiye bağlı kalırmı? Bilemiyorum ama artık işin bilimsel yönü biyolojik yönünden baskın geliyor... |
|
| Başa dön |
|
 |
MaxtraDamuS

Kayıt: Sep 16, 2004 Mesajlar: 555 Nerden: Kid A
|
Tarih: Cmt 01.10.2005 16:50 Mesaj konusu: |
|
|
çocukken sol elimdi...geliştirdim baya bi..yazı yazmaya çalıştım..hatta basket oynarken sol turnike bile atıyorum :p _________________ www.ruhkanseri.com |
|
| Başa dön |
|
 |
curcunabaz

Kayıt: Apr 25, 2005 Mesajlar: 309 Nerden: anakara
|
Tarih: Sal 25.10.2005 0:53 Mesaj konusu: |
|
|
en işlevsiz organım 20lik dişlerim zaten onlarda bi işe yaramadan çürüyüp gittiler _________________ Great minds discuss ideas; Average minds discuss events; Small minds discuss people. |
|
| Başa dön |
|
 |
HalukOzgur Kullanıcı siteden atılmış

Kayıt: Mar 10, 2005 Mesajlar: 292 Nerden: Sanane ulan!..
|
Tarih: Sal 25.10.2005 3:43 Mesaj konusu: |
|
|
Ya şimdi bi soru soracam gerçekten uzun yıllardır kafamı kurcalıyor.
Eğer evrim varsa gerçekten yani yıllar içinde balinaların burunlarının yer değiştirdiği, insanların maymundan evrimleştiği. Bu mendelin teorisiyle çelişmezmi yani parmağın kesilirse senin çocuğunda parmaksız doğmaz öyle değilmi?
Galiba salakça bir soru oldu aslında çok zeki biriyimdir ama...
Yıllar önce bu başıma gelmişti. Lise 1 e kadar Amerikanın taaa Asyanın en doğusundaki yani dünyanın en ucundaki ülkeye neden saldırdığını hep merak etmiştim. Ta ki lise 1 de elime bir küre alıp inceliyene kadar
Belki bu da bunun gibi saçma bir sorudur ama merak ediyom işte.
En iyi kaleciler bile çok kolay golleri yerler ona bakarsanız.
 _________________ Everything louder than everyone else!..
Emekçilerin ateşi dünyayı yakacak!!! www.anarsistkomunizm.org |
|
| Başa dön |
|
 |
Perfectionist

Kayıt: May 03, 2005 Mesajlar: 1046
|
Tarih: Sal 25.10.2005 16:24 Mesaj konusu: |
|
|
... _________________ Burdan Buyrun: GitarPedal Forumları
En son Perfectionist tarafından Prş 30.10.2008 18:03 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
fth

Kayıt: Sep 22, 2005 Mesajlar: 62 Nerden: van
|
Tarih: Sal 25.10.2005 18:20 Mesaj konusu: |
|
|
HalukOzgur senin tevazu içerisinde sorduğun bu güzel soruları maalesef kendini dev aynasında gören bir takım at gözlüklüler düşünemiyor. Seni tebrik ederim.
Evet, nesillerin değişebilmesi için gereken şey, genetik yapıda değişikliklerin meydana gelmesidir. Bu değişiklikler tesadüfen ve gelişigüzel meydana gelen mutasyonlarla mümkündür. ama bu mutasyonların bir kara canlısını denize sokması elbette ki çok mantıksızdır. Çünkü bir balinanın suda yaşayabilmesi için burun deliklerinin yukarı çıkması, yavrusunun emerken boğulmaması için memelerinin sütü fışkırtacak bir tasarıma sahip olması, derinlere daldığında vurgun yememesi için akciğerlerindeki havayı boşaltarak dalmasını öğrenmesi, vücut yapısının suda rahatça hareket edebileceği bir şekle (balıklar gibi) bürünmesi gerekir. Ve bu saydıklarımın hepsinin bir anda olması gerekir çünkü herhangi biri eksik olduğunda ya canlı yaşayamaz ya da neslini devam ettiremez. Tüm canlılar için de aynı durum söz konusudur.
Bu güzel sorunu bu kadar mütevazi bir şekilde paylaştığın için sağol. Demek ki, meseleye iyi niyetle, ön yargısız yaklaşan herkes bu doğruları fark edebilir. |
|
| Başa dön |
|
 |
|