Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.
progresif dünyasından konserlerden son haberde şöyle: bay area rock festivalinde bu sene liquid tension experiment ve jeff scott soto sahne alacakmış. daha bitmedi... ayrıca enchant ve her daim kankileri zero hour diğerlerini yalnız bırakmıyor. anlaşılan san francisco şenlenecek. birde burayı şenlendirselerdi.
geçen sene aynı festivalde dream theater, opeth, between buried and me ve three sahne almıştı.
dream theater, opeth, between buried and me ve three progressive nation turnesinde çalıyorlar. turne halen daha devamediyor. sanırım karıştırdın.
JOP'un yeni albümü çok güzel ama asla Savatage olamıyor işte. Jon'un Headbang'e verdiği röportajda görüldüğü üzere de ufukta bi Sava albümü görünmüyor. Stories, Firefly, Open Your Eyes ve Walk Upon the Water favorilerim. Her gün bi doz Firefly dinlemeden kendime gelemiyorum:)
Zero Hour baya uçmuş. Sanırım bu tarz oldschool prog'u artık çok sevemiyorum.
Three'den sonra bu tarz prog sarmıyor valla:)
Protest the Hero virtüözite teknik kapasitesinde anlamında uçmuş bi metalcore/mathcore grubu. Vokal çok iyi. Ama bi süre sonra baş ağrısı yaratıyor. Yine de öneririm, prog sevenler mutlaka ilginç bulacaktır. Ama bence biraz daha şarkı bazlı düşünmeleri lazım. Dırıdırdııdırııdırı bi süre sora bayıyor:)
Kayıt: Jun 01, 2004 Mesajlar: 5424 Nerden: Yollardan
Tarih: Pts 05.05.2008 14:12 Mesaj konusu:
KevinLomax demiş ki:
dream theater, opeth, between buried and me ve three progressive nation turnesinde çalıyorlar. turne halen daha devamediyor. sanırım karıştırdın.
Opeth - watershed çok çok iyi.
progressive nation'ı düzenleyenler bay area rock'ı düzenleyenlerle aynı olduğu için öyle yazmıştım.
opeth "watershed"i ise tam dinleyemedim ama dinlediğim şarkılar hakkındaki ilk izlenimler pek iç açıcı değil. dinledikten sonra daha detaylı yorumları yazarım. _________________ Say Goodbye to the Morning - Flütler ardından ağıt yakıyor!
Kayıt: Jun 01, 2004 Mesajlar: 5424 Nerden: Yollardan
Tarih: Çrş 07.05.2008 1:30 Mesaj konusu:
KevinLomax demiş ki:
Zero Hour baya uçmuş. Sanırım bu tarz oldschool prog'u artık çok sevemiyorum.
Three'den sonra bu tarz prog sarmıyor valla:)
senin yazılarını ilk baştan beri takip ederim, ilk başlarda bu eski tarz prog metal gruplarını çok dinliyordun ama sanırım zamanla daha farklı işler ortaya çıkınca bazen böyle değişim yaşanıyor. zaten bana da zaman zaman oluyor böyle... bir ara paso ice age, dream theater, dali's dilemma (90'ların sonu 2000'lerin başı. güzeldi o yıllar.) dinliyordum. hatta başka şeyler dinleyemez olmuştum ama zamanla daha farklı gruplar (mike portnoy'un deyimiyle funky groovy ) ortaya çıkınca bunlar arka planda kalabiliyor, bunu da zamanla anlıyorsun. zero hour'un bu albümünü dinleyince eskilere geri gittim nostalji yaşadım. ama artık bu tarz albümler pek fazla çıkmayacak sanırım. çıkartırsa zaten bir zero hour çıkartır bir shadow gallery. bir iki grup daha olabilir... threshold daha düz albüm çıkardı öncekilere göre. redemption'da kendi halinde albümler çıkarmaya devam ediyor. fates warning zaten değişik arayışlarda... müzikte de değişim devam ediyor işte bakalım neler görüp neler dinleyeceğiz ilerde... _________________ Say Goodbye to the Morning - Flütler ardından ağıt yakıyor!
Kayıt: Aug 14, 2003 Mesajlar: 1373 Nerden: San Jose, CA
Tarih: Çrş 07.05.2008 9:06 Mesaj konusu:
Oldschool prog diyince aklıma geldi, 90'ların ortasından Siam diye İngiliz bir grup var. Dün yine çıkardım cdsini dinledim. Birine işte bu grup Queensryche diye dinletseniz, Empire'dan sonraki veya Mindcrime'dan sonraki albümleri deseniz kesin inanır Çok çok iyi bir grup. Solistleri şu an TNT'de söylüyormuş.
Kayıt: Jun 01, 2004 Mesajlar: 5424 Nerden: Yollardan
Tarih: Cum 09.05.2008 0:23 Mesaj konusu:
sava demiş ki:
Oldschool prog diyince aklıma geldi, 90'ların ortasından Siam diye İngiliz bir grup var. Dün yine çıkardım cdsini dinledim. Birine işte bu grup Queensryche diye dinletseniz, Empire'dan sonraki veya Mindcrime'dan sonraki albümleri deseniz kesin inanır Çok çok iyi bir grup. Solistleri şu an TNT'de söylüyormuş.
bu albümü kimden aldığımı çok iyi biliyorum. ilk dinlediğimde inanamamış queensryche'ın yeni albümünü dinliyorum sanmıştım. çok iyi grup, old school prog'a iyi örnek. tnt'de söylediğini bilmiyordum, bakarım.
zero hour'un bu son iki albümü sence beste kaliteliliği açısından nasıl, bir towers of avarice fanatiği olarak bu konuda neler yazarsın? (röportajdayız, çaktırma. ) _________________ Say Goodbye to the Morning - Flütler ardından ağıt yakıyor!
Kayıt: Aug 14, 2003 Mesajlar: 1373 Nerden: San Jose, CA
Tarih: Cum 09.05.2008 10:56 Mesaj konusu:
Son iki albüm biraz daha aynı çizgi üzerinde gidiyor. Büyük farklılıklar var aslında ama diğer albümlerle kıyasladığımızda birbirine en çok benzeyen iki Zero Hour albümü son iki albüm. Biraz Chris Salinas'ın da etkisi var sanırım bunda.
Beste kalitesi açısından değerlendirecek olursak, sanırım Towers hala ulaşılamaz görüntüsünde Mesela uzun şarkılara bakıyorum, A Fragile Mind'da vardı bir tane. Burada da Inner Spirit var. Bunlar kesinlikle Demise & Vestige ile kıyaslanamaz. O apayrı bir şarkı. Bir de şöyle bir şey var. Towers'daki en önemli artılardan biri, prog gruplarının bir dönem klişesi olmuş tek bir akor üzerinden farklı tarama kombinasyonlarıyla çalınmış rifflerin olmaması. Anlatamadım sanırım tam olarak hangi tarz rifflerden bahsettiğimi İşte onlardan yok. Şimdiye kadar bütün gruplar içinde dinlediğim o tarz rifflerden sanırım mükemmel diyebileceğim bir Eternity X - The Edge albümünün giriş riffi, bir de Demise & Vestige'de olan riff (bu tam o kategoriye girmiyor aslında). O da grubu tipik prog grubu havasından tamamen ayırmaya yetiyor da artıyor. Son iki albümde o tarz riffleri çok kullanmışlar.
Mükemmel riffler yok mu, var tabii ki Bu albümde bazı şarkılarda çok farklı şeyler denemişler. Bir kere enstrüman ağırlıklı kısımlar var artık bestelerde. Ve bunlar o kadar güzel yapılmış ki... Biz güzel çalabiliyoruz demek için yapmamışlar, güzel beste olsun diye yapmışlar. The Power to Believe'de müthiş yerler var. Grubun artık her anlamda hiçbir prog grubundan eksiği yok. Towers'ı dinleyen biri tutup "Bu albümde adam gibi solo yok, bu herifler çalmayı bilmiyor" diyebilirdi. Artık hiçbir konuda altta kalır olmadıklarını gösterdiler bu albümle.
Sanırım bu albümdeki eksiklerden biri, 10-15 saniyelik de olsa "işte burası albümün en mükemmel yeri, sarıp sarıp da dinleyim" dedirten bir yer olmaması. Specs...'te Falcon's Cry'da "I fall down to my knees in awe..." diye başlayan kısım vardı mesela. Her dinlediğimde tüylerim diken diken oluyor hala, kaç kere dinlemiş olmama rağmen. Son albüme daha homojen bir albüm diyebilirim bu açıdan.
Başka bir değerlendirme ise şöyle olabilir. Grup gittikçe daha kaotik bir yapıya kayıyor. Biraz daha extreme diye adlandırılabilir. Davulların paso çift kros gitmesi bunun bir göstergesi. Towers daha heavy tabanlı bir albümdü. Bu da son iki albüm ile Towers arasındaki büyük farklardan biri. Ben sanki Towers tarzını daha bir tutuyor gibiyim ama grubun bu hali de mükemmel. İnsan böyle bir albüm dinledikten sonra biraz acımasız olabiliyor. Niye Towers gibi bir albüm yapmadılar, niye o tarzda devam etmediler diye sormak geliyor içimden bazen. Ama haksızlık yapacağımın farkındayım. O zaman da niye hep aynı şeyi yapıyorlar diye soracaktım. Ve muhtemelen hiçbiri Towers kadar güzel olmayan birbirine benzeyen bir sürü albüm çıkacaktı Sanırım böylesi daha iyi
Ne zamandır foruma bu kadar uzun bir yazı yazmamıştım. Artık ne kadar seviyorsam bu grubu... Bir ara prog metalde 2000'li yılların grubu POS olacak diyorduk. Bence iş işten geçti artık. 2000'li yılların prog metal grubu benim için Zero Hour'dur. 2010'ların ilk yarısı için de en büyük adaydır şu anda, daha yeni oturmuş kadrosuyla
Kayıt: Jun 01, 2004 Mesajlar: 5424 Nerden: Yollardan
Tarih: Çrş 28.05.2008 20:29 Mesaj konusu:
valla ne varsa bu tarz gruplardan çıkıyor. geleneksel prog metal grupları pek bir şey yapmıyor. canvas solaris'in the atomized dream'i alıcam ben, kötü olmasının imkansız olduğunu düşünüyorum. bu arada bu grubun diğer albümlerini de şiddetle öneriyorum. özellikle cortical tectonics'i. bu arada yukarıdaki zero hour yazısı için sağol. _________________ Say Goodbye to the Morning - Flütler ardından ağıt yakıyor!
Kayıt: Aug 14, 2003 Mesajlar: 1373 Nerden: San Jose, CA
Tarih: Çrş 28.05.2008 20:55 Mesaj konusu:
Ben de kötü olmasının imkansız olduğunu düşünüyorum Daha yeni iki cd sipariş etmiştim, bir iki hafta önce çıksaydı bunu da alırdım. Bence bütün albümleri mükemmel Canvas Solaris'in. EP de süper, o oldukça progresif thrash etkilenimli bir albüm. Zaten Thanks kısmında aklınıza gelebilcek bütün teknik thrash grupları yazıyor
Kayıt: Oct 21, 2005 Mesajlar: 2766 Nerden: Freehaven
Tarih: Pts 18.08.2008 0:37 Mesaj konusu:
Evergrey'in son albümü Torn nete düşmüş..Dinleyen var mı acep? _________________ if there is life after death, there is no death
and if death does not exist, we do not live..
RockConn: The Connection Of Our Souls !
Kayıt: Aug 14, 2003 Mesajlar: 1373 Nerden: San Jose, CA
Tarih: Pts 18.08.2008 10:05 Mesaj konusu:
Ben albumu degil de, myspace'e koyduklari sarkiyi dinledim. Cok kotu olan son albumun geneline gore daha iyiydi. Biraz daha eski bildigimiz Evergrey'e yaklasmislar ama tam olmamis yine. Degisik bir seyler yapmak istiyorlar ama ben pek begenemiyorum.
Kayıt: Oct 12, 2004 Mesajlar: 1821 Nerden: Kendi Hayal Dünyamdan
Tarih: Cmt 30.08.2008 14:34 Mesaj konusu:
Her zamanki gibi kaş göz dalan Kount, tatilinden sonra şuraya bir-iki not düşsün bakalım.
ProgRock Records coşmuş durumda. Gerçekten. Valla diyorum! Amaran's Plight (hadi çok sevmedim), Atm0sfear, Dial (ki ana reklam kaynakları yüzde seksen), Factory of Dreams, Project Creation, Frameshift, Sylvan şeklinde sevdiğim yüzdesini ortaya koyabileceğim pek çok güzel şey mevcut. Nedense, InsideOut/Magna Carta ikilisi ile yarışmaya başlıyorlar gibi bir hava sezinliyorum.
Öte yandan, Magenta ve The Reasoning grupları es geçilmemeli diye de bir not düşeyim... entegrasyonum sürüyor arkadaşlar. _________________ But who pulls the strings that you are attached to?
Who pours the gas that you are a match to?
Kayıt: Jun 01, 2004 Mesajlar: 5424 Nerden: Yollardan
Tarih: Pts 01.09.2008 1:44 Mesaj konusu:
Kount demiş ki:
Her zamanki gibi kaş göz dalan Kount, tatilinden sonra şuraya bir-iki not düşsün bakalım.
ProgRock Records coşmuş durumda. Gerçekten. Valla diyorum! Amaran's Plight (hadi çok sevmedim), Atm0sfear, Dial (ki ana reklam kaynakları yüzde seksen), Factory of Dreams, Project Creation, Frameshift, Sylvan şeklinde sevdiğim yüzdesini ortaya koyabileceğim pek çok güzel şey mevcut. Nedense, InsideOut/Magna Carta ikilisi ile yarışmaya başlıyorlar gibi bir hava sezinliyorum.
Öte yandan, Magenta ve The Reasoning grupları es geçilmemeli diye de bir not düşeyim... entegrasyonum sürüyor arkadaşlar.
progrock records önceleri de çok iyi gruplar ortaya çıkartıyor yayınlıyordu. birde orasının çok daha önce radyo yayını da oluyordu, şimdi oluyor mu pek bilemiyorum. inside out şu aralar çok sık albüm yayınlamıyor. bundan 4 sene önce prog müzik daha revaçtayken süper albümler çıkartıyorlardı ama daha önce de yazdığım gibi hepsi birbirinin kopyası gruplarda ortaya çıkıyordu maalesef. şu anda da israilli prog rock grubu ephrat ile ilgileniyorlar. magna carta ise daha çok gitarist albümleri ve jazz albümleri ile ilgileniyorlar. mesela alex skolnick trio... prog rock records'un daha önce de ortaya çıkardığı gruplar iyiydi. birde gep records var aklıma gelen. onlarda iyi albümler çıkartıyordu. arena'nın şirketi verglas'ta iyi mesela. prog rock records'un bunlarla başa çıkması fazla zor değil aslında. en hareketlileri onlar olması lazım ki diğerleri susmuş durumda.
yazdığın gruplardan magenta süperdir. "metamorphosis" çıktı en son onların ve ben beğenmiştim. ama ilk iki albüm başkadır tabii. amaran's plight'da iyi grupta, yalnız gary wehrkamp'ın (shadow gallery - Allaaahhh! ) daha iyi işler çıkartabileceğini düşünüyorum. çünkü dehşet bir müzisyen, prodüktör, besteci kendisi. o projede görmek istemediğim tek kişi d.c. cooper'dı. bunu sonradan anladım, çünkü adamın şimdiye kadar beğendiğim üç kaydı var. royal hunt'daki iki albümü ve çıkardığı solo albüm. bunun dışında pek sevemedim. silent force isimli grupta da söylüyor fakat oradaki vokalleri tamamiyle vasat. amaran's plight'da vokalist olarak john west ya da labrie olsaydı daha iyi olabilirdi.
frameshift ve sylvan gayet iyi isimler. diğer isimleri ise bilmiyorum, dinlemedim. eski canavarlık kalmadı artık. _________________ Say Goodbye to the Morning - Flütler ardından ağıt yakıyor!
Kayıt: Oct 12, 2004 Mesajlar: 1821 Nerden: Kendi Hayal Dünyamdan
Tarih: Çrş 03.09.2008 19:39 Mesaj konusu:
Sevgili enchant, canavarlık? Valla şöyle ki, Project Creation & Factory of Dreams (ayrı ayrı) endüstriyel/neo-klasik/progresif metal üçlemesini biraraya getirip, ilginç ve güzel bir şekilde harmanlayabilen bir topluluk, en azından dinlediğim kadarıyla.
Şimdi... ufak bir not düşeceğim, hayli eski bir konuyla ilgili... kesmemi isteyen varsa bu geri dönüşleri, keserim - biraz geriden takip ediyorum piyasayı. The Tangent'tan, Roine Stolt'un gitmiş olması, ''A Place In the Queue''yi 'ilginç' bir albüm yapmış. Eskiden dikkati çeken, kendini zihnin ön planına atmayı çabasızca yapan şarkılar, ya da belirli bir duyguyu/alanı verebilen şarkılar, değişime uğramış. Şöyle ki, 'epik' şarkılarda bir 'In Darkest Dreams' yok - onun yerine, insanı içine çeken, karambolde yavaş yavaş yolunu bulduran şeyler çıkmış ortaya. 'In Earnest'in o eski tavernaları hatırlatan havası, 'Lost in London'ın büyük şehirde kaybolmayı çağrıştırması, 'DIY Surgery'nin çılgınlığı, 'Follow Your Leaders'ın marş havası, 'GPS Culture'ın insanı kendinden utandırması, 'The Sun Is In My Eyes'ın muhteşem havası... böyle gidiyor. Şu anda da elimde 'Not As Good As the Book' var, bakacağız bakalım neye benziyor... Andy Tillson başarmış. Bakalım, Sam Baine'siz bir Tangent neye benziyöör... _________________ But who pulls the strings that you are attached to?
Who pours the gas that you are a match to?
Kayıt: Oct 21, 2005 Mesajlar: 2766 Nerden: Freehaven
Tarih: Prş 04.09.2008 2:04 Mesaj konusu:
Sylvan grubunun Pothsmount Silence albümünü tavsiye ederim baştan sona dehşet bir albüm. _________________ if there is life after death, there is no death
and if death does not exist, we do not live..
RockConn: The Connection Of Our Souls !
Kayıt: Jun 01, 2004 Mesajlar: 5424 Nerden: Yollardan
Tarih: Prş 04.09.2008 13:06 Mesaj konusu:
Kount yazdığın grubu dinliycem...
Roine'in The Tangent'dan gitmiş olması bana göre grubun değişik yönlere açılımını görmek açısından iyi oldu. çünkü roine çoğunlukla aynı tarz soloları atan birisi the tangent için. yerine gelen krister johnnson her ne kadar stolt'un tarzını sürdürse de değişik tatlar yakalamış "a place in the queue" albümünde... yazdığın şarkılar albümün temel taşları ama benim hala "lost in london" hastalığım sürüyor. o girişteki flütler aklımdan çıkmıyor. "DIY Surgery"e ise gitarsız rock diyorum ben. Morphine adlı grubun "Yes" albümünü dinlemediysen mutlaka dinle onlardan birşeyler bulacaksın bu çalışma için.
andy tillison ise çok idealist bir müzisyen bana göre. kendi grubunda da öyle... the tangent'ın vasat albümü vasat bir tane şarkısı bile yok, bunu yaratmak çok zor, adam herşeyi incelikle dokuyor. son albüm de çok çok iyi. sam baine ise sadece piyano ve vokallerde görüyorduk. onun olmaması elbette büyük bir kayıp ama arası doldurulmuş tabii ki.. ayrıca bu albümde başka gitarist jakko m jakszyk var, onu da çok tuttum, müthiş çalıyor. theo travis'in flütleri ayrı bir olay zaten. bu arada the tangent'dan bahsetmişken wobbler'in "hinterland" albümüne de bir kulak at bakalım neler olacak?
collage, satellite gibi grupları takip edebildin mi?
Kayıt: Oct 12, 2004 Mesajlar: 1821 Nerden: Kendi Hayal Dünyamdan
Tarih: Prş 04.09.2008 15:05 Mesaj konusu:
Yoo, "A Place"de tek aradığım şey Roine'in vokalleri oldu - Tangent, değişik yönlere doğru açılmış gerçekten de. Her şeyden önce, Stolt'un gruptan ayrılmış olmasını 'rahatladık biraz' diye tanımlamaları bile 'nihayet istediğimiz müziğe geçiyoruz' mesajı vermişken, ''Tangent yine aynı Tangent ama, güzel olmuş valla'' dedirtebilmiş olmaları, 'tipik süpergrup' klişesinden uzak durduklarını gösteriyor. Andy Tillson gerçekten de inişler çıkışlarla, kreşendolar ve 'epik' pasajlara olan merakı ve nedense, muhabbet edercesine yazdığı ama yine de kulağa takılan sözleriyle gerçek anlamda muhteşem bir adam. Ayrıca, Andy Tillson-Diskdrive adı altında, FOG isimli bir solo albüm yayınlamış; 'progda politik sözlerin kabul görmemesi sebebiyle' tamamen enstrümental. Bir bakınmak lazım.
Tek itirazım, Reingold'un bazen fazla tekrar ettiğini düşündüğüm bas çıkışları; arappegio ile damdan düşercesine dalması gerçekten iyi oturuyor müziğe, ve Tillson'ın kreşendo merakı ile de oturuyor, ve normalde de çok iyi bir basçı kendisi her şey tamam... fakat, bu albümde birazcık ya geri planda kalmış ya da çok nadiren bas gitarı diğer enstrüman karambolünün içinden sıyırtmış. Biraz ikilem gibi... öte yandan, hoşuma gitmeyen bir diğer şey de, flüt/saksafon ikilisini nispeten az duymamız oldu. Her allah'ın şarkısına katılsınlar diye bir isteğim yok tabii ki, ama biraz daha fazla olabilirdi zannımca.
Wobbler? Tamam, bir bakayım... Proto-Kaw'ı zaten ekledim listeye, bir de ona bakayım. Collage için bir göz atabileceğim, grubun sitesi gibi, bir link mevcut mu sevgili enchant? Satellite'a gelince, çok farklı tatlar içeriyor gibi, en azından dinleyebildiğim küçücük miniminnacık sample'lardan bu izlenimi edindim... _________________ But who pulls the strings that you are attached to?
Who pours the gas that you are a match to?
Kayıt: Aug 14, 2003 Mesajlar: 1373 Nerden: San Jose, CA
Tarih: Prş 04.09.2008 21:07 Mesaj konusu:
Mystica diiye Bulgaristan'dan bir prog metal grubu var. Myspace'te 1-2 şarkılarını dinlemiştim, çok çok iyiler. Albümleri de çıktı ya da çıkacak, tam bilmiyorum. Biraz Psychotic Waltz havası var
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız