Ana sayfa Özel mesajlar Arama
 
turkrock.com ana sayfası Her konuda bilgi paylaşabileceğiniz forum sayfalarımız irc.turkrock.com sohbet sunucumuza girerek diger site üyeleriyle sohbet edebilirsiniz. Festival, konser, parti gibi çesitli etkinlikleri takip edebilir, etkinlik bildirebilirsiniz. Amatör grupların çalışmalarının mp3 formatında indirilebildiği bölüm
TurkRock.Com :: Başlığı Görüntüle - Deizm
Resim albümüResim albümü  SSSSSS   AramaArama   GruplarGruplar   ProfilProfil   Giriş yapınGiriş yapın   LoginLogin 

 Dikkat 
Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.

Deizm
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    TurkRock.Com Forum Ana Sayfası -> Bilim ve Felsefe
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
cesareborgia



Kayıt: Apr 13, 2007
Mesajlar: 502

MesajTarih: Prş 24.04.2008 15:49    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

geissler demiş ki:
enerjiye sınır koyamazsınız efendim, biz enerjinin maddeleşmiş halleriyiz, zaman ve mekan da bu yüzden var, ölünce enerji olacağız tekrar ve zaman-mekandan soyutlanacağız..
evren sonsuz enerjidir, bilincin ve canlılığın kaynağıdır, benim kaynağımdır, bu yüzden adam düşünmüş de enel hakk demiş, sınırlılıktan hayat doğuyor dikkat edin, ve bilinç, dünyadaki hayat bilinç, evren ise bilinç altı...

bunların kanıtını nasıl göstereyim diye düşünüyorum, hiçbir şeyin kesin olmadığı bir yerde.. üsttekinin dediği gibi zaten bunların hepsi kabullenmektir, hayat da kabullenmektir, ağlayıp kabullenirsiniz...


Eee
Peki tanrı dediğin şey nedir geissler...
Tüm evren mi tanrıdır yani..
Evren = Tanrı mı??

O zaman tapınmanın gayesi nedir evrene??

Sadece "şey"e A yerine B diyorsun.Ve o "şey"e B dedikten sonrada tapmaya başlıyorsun..Sırf sen o şeye B dedin diye (B nin kavram olarak kapsadığı anlam nedeniyle)tapıyorsun..

Varsayalım ki evren sonsuz..Neden sonsuz olan bir evrene(A ya) Tanrı (B) deme ihtiyacı duyuyorsun??Çünkü eğer o A olarak kalsa,senin tanrı Arama ve bulamama kaygılarına çözüm olamayacak değil mi?
Herşeyi yapan ve hatta herşeyi kendi içinde yapan bir "kişi" ( efendi )haline getiriyorsun evreni..


Gelelim son yazdığın yazıya..

Hayat bilinç,evrende bilinç altı demişsin?Nedir bu yaw..Neden uyduruyorsun arkadaş Smile

Bilinç dışı neresi o zaman???
Herşeyi insan özellikleriyle anlatmaya çalışıyorsun ve batıyorsun..
_________________
"Bağımsızlık benim karakterimdir.." Mustafa Kemal ATATÜRK
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
geissler



Kayıt: Jan 21, 2007
Mesajlar: 638
Nerden: Kutudan

MesajTarih: Cum 25.04.2008 1:21    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

(: fikrinize saygı duyarım efendim, benim fikrimi sabitleyen şey bilinç..
insanın bilinci, insanın canlılığının kaynağı evrendir, bunu ilke kez söyleyen ben değilim, hangi dine bakarsanız bunu görürsünüz, fakat dinin temeline bakın...
"ona döndürüleceksiniz" sözüne bakın kurandan..
upanişatlara bakın, yunus emreyle aynı şeyleri söylemiş, budizm e bakın mevlananın öğretilerine ne kadar benziyor.. evrensel bir ortak karar mı almış insanlar? neden hepsi aynı şeyleri söylüyor bunu düşündüm...
benim bilincimin kaynağı benim tanrımdır dedim...
benim bilincimin kaynağı benim canlılığımın da kaynağıdır ve ben bir sınır olarak onu temsil ederim..
platon mağara duvarındaki gölgeler demiş, halide edip perdeye vuran gölge demiş, materyalistler, ellerinde tutabildiklerine inanmışlar, maddeye tapmayın diyorum, onun sınırsızlığına yani enerjiye inanın diyorum...

tapmak fiilini çok derin incelemek lazım, bir enerji alış verişi diyebilirsiniz, bilinç altından bakarsanız..
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
Slaytanic



Kayıt: Feb 11, 2004
Mesajlar: 1452
Nerden: ankara

MesajTarih: Cum 25.04.2008 20:19    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

geissler demiş ki:
materyalistler, ellerinde tutabildiklerine inanmışlar, maddeye tapmayın diyorum, onun sınırsızlığına yani enerjiye inanın diyorum...


yanlış düşünüyorsun. öncelikle materyalizmle alakalı fikirlerin yanlış ve baştan savma. neyse onunla ilgili birşey yazma gereği duymuyorum. üşeniyorum çünkü aynı lafları yazmaya.

lakin bu enerji meselasine değinmek istiyorum. önceden de dediğim gibi "enerji" denen şey insan icadıdır. insanın bazı olayları izah edebilmek için taktığı bir sıfattır. en önemli kurallarından birisi de maddeden bağımsız birenerji yoktur. enerjinin tanımı bu şekildedir.

bana maddeden bağımsız bir enerji türü söyleyebilir misin? eğer söyleyebilirsen zaten bu yıl ki fizik nobel ödülü senindir emin ol.
en zor kavranılan ısı enerjisi bile moleküler titreşimin bir eseridir. bahsetmeye çalıştığım durgun kütle enerjisi ise kütlenin enerji cinsinden ifade edilmiş halinden ibarettir.

eğer madde yoksa enerji de yoktur.

"maddeye tapmayın diyorum, onun sınırsızlığına yani enerjiye inanın" demek aslında ters yolla maddeye inanın demektir. bunu biraz okursan çok rahat anlarsın.

şu enerjiden ulvi anlamlar çıkarıp mutlu olabiliyorsanız buyrun bu şekilde takılmaya devam edin.
_________________
I keep my eyes wide open all the time
I keep the ends out for the tie that binds
Because you're mine, I walk the line
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
geissler



Kayıt: Jan 21, 2007
Mesajlar: 638
Nerden: Kutudan

MesajTarih: Cmt 26.04.2008 1:02    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

kendine madde diyebiliyorsan cevabını da bulursun, maddenin sahip olduğu ve yaydığı enerji ile temel enerjiyi ayırmak gerekir...
maddeden bağımsız enerji yoktur diyen de bir maddedir unutma...

büyük patlama ile "madde" meydana gelmiş kuantum yasası gerçekleşmiş, böylece yaşam tezahür etmiş,
enerji maddeye dönüştüğü anda madde kaynağıyla yani enerjiyle ters düşmüş. şeytan, tanrı’ya karşı gelmiş ve aslını yani yaratıcısını inkar etmiş, bakın sembolik anlatıma...
işte bu andan itibaren ikilem hep mevcuttur, tıpkı bedenle ruhun, beyin ile alt beyinin, bilinç ile bilinçaltının/bilinçdışının çatışması yani şizofreni gibi. bu durum dünyevi yaşamın ilk ön şartıdır. her şey her şey zıttı ile mevcuttur. bunları diyenler de koca koca bilim adamları...

başta bedenim olmak üzere ; gördüğüm, işittiğim, kokladığım, tattığım dokunduğum , yani beş duyuyla algıladığım her şey göreceli, sanal ve geçici; yalnızca tek gerçek ben mutlak, gerçek ve daimidir. bir başka deyişle tüm algılar zihnin yarattığı imgelerden başka şeyler değillerdir. buna göre yaşam bir gerçeklik değil yalnızca alt beyin tarafından beynin yanıltılması yani biliçaltının bilince yaşamı sembolize etmesidir. bunu yaşarken anlamayı başarmak, farkına varmak aslında en doğrusudur. aydınlanmamış zihin ise; ancak ölüm anında yaşamının yalnızca bir yanılsama olduğunu ve gerçekte hiç yaşamamış olduğunun farkına varır.
Yaşamda amaç nihai mutlakın ben yani mutlak ile beden; madde tecrübe edinimi madde gelişimidir. bir başka ifadeyle yaşam ruhun sınırsız mükemmelliğinin bedenlendiği bitmeyen bir inşadır. enerjideki: bu akıl dışı mükemmellik ötesi; sürekli ve sürekli bir biçimde maddeye yansır. işte, insan ruh: bilinçdışı ve beden: bilinç çatışmalarıyla yaşar; yaşamı oluşum çemberinin kendine güven tanrı’ya güven açmazında sürer gider. İnsanın dünyevi yaşamı bu ikilemi alt etme, kendiliğin gerçekleşmesini sağlama uğraşıyla geçer. her birey; günahlarının ve sevaplarının birbirine ve ötekisi ile karışmadığı paradoksal bir matriks içerisinde ve kendi öznel kulvarında tanrı’yı temsil eder; bu sanal, maddi, dünyevi yaşamsal tecrübeler; tek bir nihai mutlaka, kolektif bilinçaltına/bilinçdışına, tanrıya akar, evrensel zekaya, farkındalığa…ki yaşam da bilinç dışının kendini gerçekleştirdiği istem dışı bir durumdur. idrak edilebilecek tek gerçek işte budur arkadaşlar... bana semboller göstermişlerdi bir zamanlar...

balık denizde yüzer, denizden habersizdir, halbuki balık sınırsızlıktaki bir sınırdır...

ben maddesizliği kapsadığı zaman bilime yaslanırım, şimdilik yaslanmam, atom bombası yapan bir bilime tamamen yaslanmam, düşünmeyi tercih ederim...

kitaplardan okuyup da tekrar etmem, o bilimi bulan da bir düşüncedir, tetikleyen bir merak veya sezgidir, bilimi yaratan bilim değil sensindir, çeşitli çatışmalarla o (deney, gözlem) büyür...

ben her dakika düşüncemde binlerce çatışma yaratabilirim, bilimle sınırlı kalmayın derim size, çünkü bilim cidden sınırlı...

düşünceniz sınırsızdır düşünün, ve kavga etmeden, karşınızdakilerin fikirlerine saygı duyarak,kendi fikrinizi masaya atın...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
Slaytanic



Kayıt: Feb 11, 2004
Mesajlar: 1452
Nerden: ankara

MesajTarih: Cmt 26.04.2008 10:42    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

geissler demiş ki:
maddenin sahip olduğu ve yaydığı enerji ile temel enerjiyi ayırmak gerekir...
maddeden bağımsız enerji yoktur diyen de bir maddedir unutma...


senin basitçe temel enerji dediğin şeyin fizikteki karşılığı durgun kütle enerjisidir. kütlesi olan her parçacığın kütlesi ona karşılık gelen bir enerji değeri ile de İFADE edilebilir. dikkat edersen ifade edilir diyorum.

kütleyi enerji cinsinden ifade etmek hoşunuza gidiyor da neden enerjiyi kütle cinsinden ifade etmek işinize gelmiyor? çünkü o vakit enerjiye biçtiğiniz kutsal değer pıss diye sönüyor.

einstein durağan kütleye karşılık gelen enerjiyi E=mc2 şeklinde formulize etmeyi başararak fizikte çığır açmıştır. bu formül m=E/c2 şeklinde yazıldığında enerjinin kütle cinsinden karşılığını verir.

ayrıca,
"maddeden bağımsız enerji yoktur diyen de bir maddedir unutma..."
demişsin ama çok ölümcül bir noktayı atlamışsın:

evet, maddeden bağımsız enerji yoktur diyen de bir maddedir AMA "enerji" diyen de maddedir.
ömrünün sonuna kadar doğada enerji arasan bulamazsın. çünkü enerji bir insan tanımıdır. işleri ve hesapları kolaylaştırmak için İCAD EDİLMİŞ, yapay bir tanımdır.
_________________
I keep my eyes wide open all the time
I keep the ends out for the tie that binds
Because you're mine, I walk the line
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
cesareborgia



Kayıt: Apr 13, 2007
Mesajlar: 502

MesajTarih: Cmt 26.04.2008 17:10    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

geissler demiş ki:

Alıntı:
başta bedenim olmak üzere ; gördüğüm, işittiğim, kokladığım, tattığım dokunduğum , yani beş duyuyla algıladığım her şey göreceli, sanal ve geçici; yalnızca tek gerçek ben mutlak, gerçek ve daimidir. bir başka deyişle tüm algılar zihnin yarattığı imgelerden başka şeyler değillerdir. buna göre yaşam bir gerçeklik değil yalnızca alt beyin tarafından beynin yanıltılması yani biliçaltının bilince yaşamı sembolize etmesidir. bunu yaşarken anlamayı başarmak, farkına varmak aslında en doğrusudur. aydınlanmamış zihin ise; ancak ölüm anında yaşamının yalnızca bir yanılsama olduğunu ve gerçekte hiç yaşamamış olduğunun farkına varır.


Doğa içerisinde ve doğaya karşıt olarak kerte kerte evrilen insan beynini ve onun bir alt uygulaması olan bilinç kavramını,oluştuğu ortamdan(doğadan) kopararak mutlaklaştırmak ve tüm yaşayışın merkezine itmek onu sadece soyutlamak değil,aynı zamanda tanrılaştırmak demektir.

Oysa insan beynin işlevleri,onun doğaya karşı verdiği yaşam mücadelesinde,doğal seçilim yoluyla geliştirdiği yetilerden başka bir şey değildir.

Alıntı:
tek gerçek ben mutlak

İnsanı bir yarasadan ayıran,sadece yaşama yapışma biçiminin farklılığıdır.Bu farklılık ise,doğanın kendi içinde somut gerçekleşen evrimsel dizgelerin ayrımından gelir.
Mutlak olan, yalnızca değişimdir/harekettir;bilinç/bilinçaltı/ben/sen/enerji/madde vs yada ona benzer şeyler, mutlak/töz değildir.

Alıntı:
yalnızca tek gerçek ben mutlak, gerçek ve daimidir. bir başka deyişle tüm algılar zihnin yarattığı imgelerden başka şeyler değillerdir. buna göre yaşam bir gerçeklik değil yalnızca alt beyin tarafından beynin yanıltılması yani biliçaltının bilince yaşamı sembolize etmesidir.


Alıntı:
aydınlanmamış zihin ise; ancak ölüm anında yaşamının yalnızca bir yanılsama olduğunu ve gerçekte hiç yaşamamış olduğunun farkına varır


Ayrıca
İnsan;yaşayışını , "şey" leri beyninde hatalı algılaması temellerine bile oturtsa,bu durum,yaşamın yokluğu(senin deyiminle hiç yaşamamışlık) değil,insanın hayatı algıladığı biçiminde yaşayışıdır.Ölüm ise,yaşayışın bir sonucudur ve ölümün kesin kes varlığı,yaşayışın somut gerçekliğinin tek başına kanıtıdır.Ölümü kabul etmek demek,yaşamı kabul etmek demektir.Yaşamı kabul etmek demek ölümü kabul etmek demektir.Bu ölüm ve yaşam arasındaki diyalektik,oluşumun anayasası olan değişimin bir sonucudur.
O nedenle ölüm ve yaşamı birbirlerinden soyutlayarak irdelemek,bu iki gerçek arasındaki diyalektik ilişkiyi(birinin varlığının diğerininde varlığını kanıtladığını:çünkü; yaşamayan ölemez) görememek demektir.
_________________
"Bağımsızlık benim karakterimdir.." Mustafa Kemal ATATÜRK
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    TurkRock.Com Forum Ana Sayfası -> Bilim ve Felsefe Tüm saatler GMT + 3 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10
10. sayfa (Toplam 10 sayfa)

 
Forum Seçin:
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Klavye.Net webhosting, domain, reseller, dedicated server, php, mysql çözümleri
TurkRock.Com yönetimi ile iletişime geçmek için tıklayınız..

TurkRock.Com web barındırma hizmeti Klavye.Net Internet Hizmetleri tarafından sağlanmaktadır.

TurkRock.Com üyeleri ve yöneticileri ile sohbet etmek için chat sunucumuz irc.turkrock.com'a girebilirsiniz.

Sayfa Üretimi: 1.43 Saniye