Ana sayfa Özel mesajlar Arama
 
turkrock.com ana sayfası Her konuda bilgi paylaşabileceğiniz forum sayfalarımız irc.turkrock.com sohbet sunucumuza girerek diger site üyeleriyle sohbet edebilirsiniz. Festival, konser, parti gibi çesitli etkinlikleri takip edebilir, etkinlik bildirebilirsiniz. Amatör grupların çalışmalarının mp3 formatında indirilebildiği bölüm
TurkRock.Com :: Başlığı Görüntüle - AKP ye kapatma davası
Resim albümüResim albümü  SSSSSS   AramaArama   GruplarGruplar   ProfilProfil   Giriş yapınGiriş yapın   LoginLogin 

 Dikkat 
Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.

AKP ye kapatma davası
Sayfa Önceki  1, 2, 3, ... 27, 28, 29  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    TurkRock.Com Forum Ana Sayfası -> Gündem
Önceki başlık :: Sonraki başlık  

AKP Kapatılsın mı?
Evet kapatılsın
69%
 69%  [ 92 ]
Hayır kapatılmasın
30%
 30%  [ 41 ]
Toplam Oylar : 133

Yazar Mesaj
Tasiyici_Cats



Kayıt: Aug 11, 2003
Mesajlar: 2087
Nerden: ankara

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 3:12    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

mat-rock_musty demiş ki:
Bu hareket açılan dava Akpyi güçlendirmekten başka birşeye yaramayacaktır izleyin ve görün yada bakın tarihe fazla uzağa gitmenize gerek yok,bu şekilde tavır alanlar halkın nabzını iyi okuyamamış sanırım,bence Akpliler sevinmeli...

mantıklı konuşan bi insanı görmek güzel.hala baba parası yiyen arkadaşlar pazartesi oları 1.5 lira olmuş görünce fazla etkilenmeyeceklerdir ama babaları bu durumdan bi hayli etkileneceklerdir.böyle bir davanın bile açılmış olması inanılmaz büyük bir ayıptır.öyle veya öyle %47 oy almış bir iktidar parti sine kapatma davası açalım sonrada ekonomiden sosyal yaşama 2lemlerden bölünmelerden şikayet edelim.aynı zamandada böylesi durumlara çanak tutalım.olaki akp kapandı nolcak? akp tkp-kkp-rkp-ökp olcak we bu sefer %55 oy alacak.ama bunu bile anlayamayan bir zihniyetin buraya çıkıpta şöle iyi oldu böyle sevindim demesi cehaletten başka bişey değildir.geçmiştete 47584379843 kere görülmüştür ki parti kapatmak çözüm değildir(bknz:hadep oldu dtp gibi) ha çözüm nedir derseniz.
madem kimse memnun değil karşı bir güç oluşturulmalı birleşme sağlanmalı ve akp ye karşı sağlam durulmalı.ama nerde daha 2 parti bile birleşemezken böyle bir birleşmeden söz etmek ahmaklık olur.o yüzden hiçbir çözüm üretmeden sadece eleştirerek bi yere varamayız.geçmişte kaç kere gördük herkez geldi geçti sağcısı solcusu öncüsü arkacısı yancısı bıla bıla bıla hiçbiride bi halt edemedi.anca geri gittik o yüzden şuanda 1 tane bile oy verilebilecek parti yokken piyasada kimse sahte sevinç nidaları atmasın bu kazık döner dolaşır gene bize girer.biraz bilinçlenin yahu nasıl bu kadar vurdumduymaz sonunu düşünmez bi şekilde konuşabiliyorsunuz inanamıyorum
_________________
birgün herkez beşiktaşlı olmasın,
varsın o ayrıcalık bize kalsın
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Tasiyici_Cats



Kayıt: Aug 11, 2003
Mesajlar: 2087
Nerden: ankara

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 3:16    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

unutulmamalıdır ki akp nin %47 almasının tek sebebi chp ve onların akılsız yöneticileridir.eğer cumhurbaşkanını seçseydi ilk seferde şimdi iktidarda belkide chp koalisyonu vardı ama...şimdi yine aynı zihniyetin uzantısı bu sefer bunları %55-60 la başımıza getircek.belkide haklıyken haksız duruma getircek hepimizi.o yüzden bu duruma sevinmenize şaşırıyorum biraz akla mantığa davet ediyorum bu davaya sevinenleri.hem fakirlicez herşey allak bulak olcak bütün dünyada küçük düşecez hemde yine karşı olduğunuz nefret ettiğiniz iktidar partisi daha güçlü daha fazla sandalyeyle sadece farklı bir isimle başa geçecek.umarım biraz olsun durumu görmenizi sağlayabilmişimdir.gerçi bazı insanlar olsun benim param var başkaları aç kalmış umrumda değil akp gitsin yeter diyebilir.onlarıda kendi vicdanlarıyla başbaşa bırakıyorum
_________________
birgün herkez beşiktaşlı olmasın,
varsın o ayrıcalık bize kalsın
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
hasanayvenli



Kayıt: Sep 10, 2004
Mesajlar: 1893
Nerden: düzce&kasseria

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 4:20    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bu durum sadece akp'nin tepki oylarının daha da artmasına neden olur
yüzde 47 yetmemiş heralde yüzde 60 isteniyo bir dahaki seçimde
_________________
"Life has betrayed me once again , I accept somethings will never change"
bir boşluk ki nasıl insanla dolsun...
YaLnızLığı AnLa
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
JackRackham



Kayıt: Dec 27, 2006
Mesajlar: 644
Nerden: Ankara

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 4:31    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Harbi lan, AKP kapatılmasaydı zaten hepimiz refah içerisinde yaşıyor olacaktık değil mi? Zaten ekonomiden, politikadan vs.den sıkıntımız yoktu hiç bu istikrar döneminde; şimdi AKP kapatıldığında oluşacak bu sorunlar. O değil de, sanki yıllardır siyasetteymiş gibi "AKP kapatılacak da ne olacak, başka bir isimle girip daha çok oy olacaklarrr amaaağğ" şeklinde zaten herkesçe bilinen tespitleri yinelemeye gerek yok. Adalet Partisi'nin nasıl kapatılan Demokrat Partisi'nden nemalandığını yakın tarihini okumuş herkes bilir.

Bunlar bilinir bilinmesine ama ne yapılsın? "İyi de biz her iki kişiden birinin oyunu aldık, demek ki halk her çıkaracağımız yasanın arkasındadır" mantığı ile adamların yasalarla kendi bahçelerinde oynarmış gibi oynamalarına göz mü yumalım? Yahu kaldırımda park edilmiş arabaya bile vergi gelirken hala daha nasıl oluyor da "amağ AKP kapatılırsa ekonomik kriz oluuurrr :'''(" diyebiliyorsunuz anlamıyorum.

Demokratik açıdan çoğunluğun oyunu alıp iktidara gelmiş bir partiye kapatılma davası açılmasında bir sorun vardır; evet. Ama esas sorun 'demokrasi' anlayışını 'tramvay' olarak algılayan beyinlerdedir. Zamanında Almanya'da Nazilerin de iktidara demokratik yollarla geldiğini unutmayın. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve meclisin çoğunluğu AKP'ye ait; bu nasıl bir demokrasiymiş ben anlamadım.

Bu yüzden hiç "2 kişiden biri oy vermiş abiğ" veya "%47 oy alarak meclise girdiler hacı" geyiklerine girmeyin. Son seçimlerin halkın iradesini tamamiyle yansıttığına inanmıyorum ben. AKP'nin çıkarlarını temsil ettiği kesim (dindar ve/veya muhafazakar) bu ülkede çoğunluk değil çünkü. Bu kadar oyu nasıl topladıkları ayrı bir tartışma konusu olduğundan şimdi burada girmeye lüzum yok. Ancak AKP'nin kapatılmasının halk iradesine karşı bir eylem olduğuna katılmıyorum.

Uzun vadede AKP'nin kapatılmasının bir değişiklik yaratacağını zannetmiyorum. Ancak, bu gerçeğe rağmen, "yahu madem bir şey değişmeyecek, kapatılmasın öyleyse" de demiyorum. Çünkü bu mevzu iki ucu boklu değnektir. Her ne kadar AKP iktidarı "şeklen" demokratik bir şekilde seçilmişse dahi, bugüne dek yaptıkları ve yapmaya çalıştığı şeyler ile çoğunluk diktası gibi davrandıklarını kanıtlamıştır.

Neticede, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın AKP'yi kapatma istemini ben yerinde buluyorum. Bunun sebebi de, AKP'nin son seçimlerde aldığı oy oranının sadece bir seferlik gerçekleşebilecek olmasını düşünmemdir. Zira seçimlerden önce demokrasinin kalesi, sosyal demokratların yeni gözdesi gözüken AKP aynı numarayı bir çok kişiye ikinci kez yutturamayacak. Devlet bütçesini kullanarak ona buna yardım edemeyecek olmalarını hiç saymıyorum bile.
_________________
Me fail English? That's unpossible.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
oGSum_uA



Kayıt: Oct 01, 2005
Mesajlar: 209
Nerden: kütahya&kayseri

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 9:54    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ya ne kadar sacma düsünüyosunuz parti kapatılınca bunlar tekrar siyaset yapamıyacaklar mı,refah kapatıldı fazilet oldu fazilet kapandı saadet oldu akp oldu.bugün bu parti kapatılsa bidaha ki secimlere girerken farklı isimle girecekler ayrıca hadep dehap kapatıldı noldu..dtp olarak meclise girdiler.Biriniz dualarım kabul oldu diyor ötekisi beter olsunlar diyor, bunların kökü kazınmadan hicbir sey degismez..
_________________
uA
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
ka



Kayıt: Jun 08, 2003
Mesajlar: 1046
Nerden: bilinçaltı

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 10:22    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver



Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
ka



Kayıt: Jun 08, 2003
Mesajlar: 1046
Nerden: bilinçaltı

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 10:24    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

tehlikeyi göremeyecek kadar kör müyüz?
_________________
haydi kızlar mühendisliğe!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
ka



Kayıt: Jun 08, 2003
Mesajlar: 1046
Nerden: bilinçaltı

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 10:29    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Anayasa Mahkemesi'nin kısa kararı

(16 Ocak 1998)

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21.5.1997 günlü, 5P.l3.Hz.l997/109 sayılı İddianamesi'yle Refah Partisi'nin Anayasa'nın 69. maddesinin altıncı fıkrası göndermesi ile 68. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kapatılması istenilmekle, gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Lâik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri nedeniyle Anayasa'nın 68. ve 69. maddeleri ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası'nın 101. maddesinin (b) bendi ve 103.maddesinin birinci fıkrası gereğince REFAH PARTİSİ'NİN KAPATILMASINA, Haşim KILIÇ ile Sacit ADALI'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- Beyan ve eylemleri ile Parti'nin kapatılmasına neden olan, Konya Milletvekili Necmettin ERBAKAN, Kocaeli Milletvekili Şevket KAZAN, Ankara Milletvekili Ahmet TEKDAL, Rize Milletvekili Şevki YILMAZ, Ankara Milletvekili Hasan Hüseyin CEYLAN ve Şanlıurfa Milletvekili İ. Halil ÇELİK'in milletvekilliklerinin Anayasa'nın 84. maddesinin son fıkrası hükmü gereğince, gerekçeli kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte sona ernıesine, OYBİRLİĞİYLE,

3- Beyan ve eylemleri ile Parti'nin kapatılmasına neden olan üyeleri Necmettin ERBAKAN, Şevket KAZAN, Ahmet TEKDAL, Şevki YILMAZ, Hasan Hüseyin CEYLAN, İ. Halil ÇELİK ile Şükrü KARATEPE'nin Anayasa'nın 69. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerekçeli kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak beş yıl süre ile bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacaklarına, OYBİRLİĞİYLE,

4- Davalı Parti'nin tüm mallarının 2820 sayılı Yasa'nın 107. maddesi gereğince Hazine'ye geçmesine, OYBİRLİĞİYLE,

5- Birtrilyonikiyüzotuzaltımilyar lira devlet yardımının Parti'ye ödenmemesine ilişkin 12.1.1998 günlü, E.1997/1 (Siyasi Parti-Kapatma) sayılı tedbirin, gerekçeli kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına kadar devamına, OYBİRLİĞİYLE,

6- Gereğinin yerine getirilmesi için karar örneğinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na, Başbakanlığa ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, OYBİRLİĞİYLE,

16.1.1998 gününde karar verildi.

Kaynak: http://www.belgenet.com/dava/rpdava_karar.html


düşünmek lazım... her koltukta onların adamları oturuyor artık...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
ka



Kayıt: Jun 08, 2003
Mesajlar: 1046
Nerden: bilinçaltı

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 10:34    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

AKP Kapatma Davasının Gerekçeleri

KIRMIZI SOKAKLAR

Danıştay’dan dönen içki yasağı, sonrasında “kırmızı sokak” projesi ve bu konuyla ilgili medyada çıkan haberler ile parti yetkililerinin yaptığı açıklamalar.

BİKİNİ REKLAMLARINA YASAK İDDASI

Mayo firmalarının İstanbul’daki bilbordlara yönelik “reklamı yasağı” iddiaları.

İÇKİ YASAĞI UYGULAMALARI

AKP’li bazı belediyelerin içki yasağı ve kadınlara özel park yapılması.

İMAM HATİPLİLERE ÖZEL OTOBÜS

İstanbul’da imam hatipli kız öğrencilere özel ücretsiz servis otobüsü .

ULEMA AÇIKLAMASI

AİHM’in türban kararının ardından Erdoğan’ın , “Başörtüsü konusunda karar verilirken ulemaya danışılmalı” sözü.

ATA’YA HAKARET FIKRASI

AKP’li Belediye Başkanı Cuma Bozgeyik’in Atatürk’e yönelik hakaret içeren fıkrası.

BÜLENT ARINÇ'IN SÖZLERİ

Bülent Arınç’ın “Ben laikliğe inanmıyorum, en azından bizdeki uygulanış biçimine” sözleri.

VELEV Kİ SİYASİ SİMGE

Başbakan Erdoğan'ın İspanya'da söylediği "Başörtüsünün velev ki siyasi bir simge olarak takıldığını düşünün, siyasal simge olsa ne olur" sözü...

TÜRBAN MEVZU

Üniversitelerde türbana serbestlik getiren Anayasa'da yapılan değişiklik...

AKP Konya milletvekili Hüsnü Tuna Anayasa'da yapılan türbanla değişikliğin ardından 'hedefimiz kamu kurumları' sözleri...

AKP'li Isparta Belediye Başkanı Hasan Balaman'ın, "Türbanlı bir kadın belediye başkanı veya daire başkanı da olabilmeli" açıklaması.
(Kaynak:http://www.haberturk.com/haber.asp?id=61316&cat=110&dt=2008/03/15)


Refah Partisi Kapatma Gerekçeleri

Anayasa Mahkemesi Başkanlığına


Davacı...................................: Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı
Davalı....................................: Refah Partisi
Dava......................................: Anayasamızın laiklik ilkesine aykırı eylemlerin odağı haline geldiği açıklıkla anlaşıldığından, REFAH PARTİSİ'NİN TEMELLİ KAPATILMASINA KARAR VERİLMESİ İSTEMİ
Dayanılan Yasa Maddeleri.....: Anayasamızın 69 uncu maddesinin altıncı fıkrası yollamasıyla 68 nci maddesinin dördüncü fıkrası.
Dava Tarihi............................: 21.5.1997

Refah Partisi'nin aşağıda ayrıntılarıyla açıklayacağım eylemleri, Siyasi Partiler Kanunun parti kapatılmasına neden olacak pekçok hükmünü ihlal etmekle birlikte, 23.7.1995 gün ve 4121 sayılı yasanın 7 inci maddesiyle Anayasamızın 69 uncu maddesinin altıncı fıkrası şu şekilde değiştirilmiştir.

<<Bir siyasi partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına ancak onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesinince tesbit edilmesi halinde karar verilir>>

Anılan fıkrada yazılı Anayasamızın 68 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ise;

<<Siyasi Partilerin tüzük ve programları ile eylemleri Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet İlkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktadörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz, suç işlenmesini teşvik edemez>> hükmüne yer verilmiştir.
Anayasamızın 11 nci maddesi:
�Anayasa hükümleri yasama, yürütme, yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır� hükmünü, 138. maddesi de: "Hakimler, Anayasa kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler"kuralını içermektedir.

Anayasa�nın 11 ve 138. maddeleri karşısında mahkemelerin hüküm verirlerken Anayasa hükümlerini dikkate almak zorunda oldukları bir gerçekliktir. Ancak aynı konuda farklı biçimde düzenlenmiş yasa ve Anayasa kuralları varsa ne olacaktır?

Bilindiği gibi Anayasadaki yasaklar somut ve soyut olmak üzere gruplandırılmaktadır. Soyut yasaklar yada yasaklamalar, içerikleri tam olarak belirlenmemiş olanlardır. Yasama organı bunları somutlaştırmak ve Anayasa buyruğunu yerine getirmek zorundadır, yoksa görevini savsaklamış olur. Soyut sayaklar yasama organınca somutlaştırılmadıkça idare ve yargı tarafından doğrudan uygulanmazlar. Anayasada yazılı açık ve net yasaklamalar ise, kendiliklerinden ve doğrudan doğruya uygulanabilir. (Prof. Dr. Bülent Tanör, Türkiye'nin İnsan Hakları Sorunu, s.261-262; Prof. Dr. Tekin Akıllıoğlu, İnsan Hakları, 1992, 5.53-54; Prof. Dr. Zafer Gören, Başsavcılığımıza yazdığı görüş bildirme yazısı)

Anayasa Mahkememiz, 1963 yılında verdiği iki kararda, Anayasanın, yürürlüğe girdiği tarihte var olan kanunlardaki aykırı hükümleri kendiliğinden yürürlükten kaldırmasının mümkün olamayacağı belirtilmişse de; o tarihte yürürlükte olan 1961 Anayasasının geçici 9 uncu maddesinde Anayasa Mahkemesinin göreve başladığı tarihte yürürlükte olan kanunlar hakkında iptal davası açılması gerektiği hükme bağlandığından, Anayasa Mahkememizin aksine bir karar vermesi olanaksızdır. Buna rağmen, 1963 yılından sonra verdiği birçok karara göre (3.6.1976 gün ve 13/31; 3.7.1964 gün ve 22/50; 2.8.1967 gün ve 22/22; 30.11.1983 gün ve 8/3; 3.6.1976 gün ve 13/31; 17.8.1971 gün ve 47/61 sayılı kararlar) Anayasada sadece özü belirlenmiş bir kural değil de, konuyu ayrıntılı ve doğrudan düzenleyen bir hüküm var ise, Anayasa daha önceki bir kanunun aykırı hükümlerini zımmen ilga edebilmelidir.

Aslında 1982 anayasasının 177 inci maddesindeki: "mevcut kanunların Anayasa aykırı olmayan hükümleri veya doğrudan Anayasa hükümleri, Anayasanın 11 nci maddesi gereğince uygulanır" açık hükmü karşısında Anayasa Mahkemesinin değindiğimiz kararlarına tarihi bir değer atfedilebilir.

DANIŞTAY'a göre: "Anayasanın temel hukuk kuralları dışında bir konuyu ayrıntılarıyla düzenlemesi ve bu hüküm daha önceki kanunlarda bulunup, aynı konuyu düzenleyen Anayasa hükümlerinin uygulanması tabiidir" -12.2.1970 gün ve 2/1 sayılı Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararı-

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına göre de: "Özel kanunun düzenlediği bir konunun Anayasanın bir hükmüyle açıkça düzenlenmiş olması halinde zımni ilga bulunduğu, doğrudan doğruya Anayasa hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir" 15.1.1962 gün ve 1/2 sayılı Ceza Genel Kurulu Kararı-

23.7.1995 gün ve 4121 sayılı yasanın 7 inci maddesiyle Anayasamızın 69 ve 68 nci maddesinde, Siyasi Partiler kanununun yürürlüğe girmesinden sonra değişiklik yapılmıştır. Bir siyasi partinin hangi eylemlerin odağı haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tesbite dilmesi halinde temelli kapatılmasına karar verilebileceği, Anayasamızın 68 nci maddesinin dördüncü fıkrasında açık, net ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirtilmiştir.

O halde, bir siyasi partinin laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı eylemlerin odağı haline gelip gelmediği, Siyasi Partiler Kanunun 103. maddesi gözönünde tutularak değil, Anayasamızın 69 ncu maddesinin altıncı fıkrası yollamasıyla 68 nci maddesinin dördüncü fıkrası gözönünde tutularak belirlenmelidir.

Siyasi Partiler Kanunu tümüyle yürürlükten kaldırılsa, Anayasamız doğrudan uygulanarak bir siyasi parti kapatılmıyacak mıdır? Elbette kapatılabilecektir ve bu konuda doktrinde oybirliği vardır.

Özel yasa olan Siyasi Partiler Kanunu yürürlükte olduğu sürece, açık ve net olan Anayasa hükümleri dahi uygulanamaz, kaldırılsa uygulanabilir demek de mümkün değildir. Çünkü Anayasa hükümlerinden hiçbiri "yedek norm" niteliğinde değildir ve normlar hiyerarşisinde en üst mevki-dedir.

Bütün Bu nedenlerle Başsavcılığımız, laiklik ilkesine aykırı eylemlerin odağı haline geldiği için Refah Partisi hakkındaki kapatma istemini, Anayasamızın 69 ncu maddesinin altıncı fıkrası yollamasıyla 68 nci maddenin dördüncü fıkrasına dayanarak yapmıştır.

ANAYASAMIZA GÖRE LAİKLİK

1982 Anayasa 1 nci maddesinde, devlet şeklini "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir" diyerek belirtmiş ve 2 nci madde de de Cumhuriyetin niteliklerini saymıştır. Bu maddeye göre;

<<Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir>>

Değiştirilemeyecek hükümleri düzenleyen 4. madde, 2 maddedeki cumhuriyetin niteliklerinin değiştirilmez ve değiştirilmesinin teklif edilmez olduğunu hükme bağlamıştır. Böylece Türkiye Cumhuriyetinin niteliklerinden olan laiklik ilkesinin değiştirilemeyeceği açıkça ortaya konmuş, güvence altına alınmıştır.

1982 Anayasanın "Başlangıç" kısmında yer alan;

"Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve ınkılapları ve medeniyetçiliğin karşısında koruma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı..."

Şeklinde bu ifade ile "Laiklik ilkesi" nin açık ve kesin surette ortaya konulduğunu görmekteyiz. Ayrıca;

<<Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve o'nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda>>

Sözleri ile de Atatürk ilkelerinin benimsenmesi sonucu zımnen "Laiklik ilkesinin" Anayasa yön veren ilkeler arasında bulunduğu anlaşılmaktadır.

Anayasanın 176 ncı maddesine göre, Başlangıç kısmı, Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirtir ve Anayasa metnine dahildir. Aynı maddenin gerekçesinde de Başlangıç kısmınırı Anayasanın diğer hükümleri ile eşdeğer olduğu ifade edilmiştir.

Batı sözlükleri, laikliği genel olarak "din ve ruhbanlıkla ilgili olmayan" diye tanımlarlar Yrd. doç. Dr. Bihter�in (Vural) Dinçkol, 1982 Anayasası çerçevesinde ve. Anayasa Mahkemesi kararlarında laiklik:

Aslında laiklik dini değil, hukuki bir kavramdır. Hukuki açıdan laiklik, kısaca ve genel olarak din işleri ile dünya işlerini ayıran bir rejimdir. Bu ifade ile anlatılmak üstenen sadece devlet içinde din ve dünya işleriyle, ilgili otoritelerin birbirinden ayrılması değil, aynı zamanda sosyal hayatın eğitim, aile, ekonomi, hukuk, görgü kuralları, kıyafet v.b. gibi ceplerinin din kurallarından ayrılarak, zamana ve yaşama zorunluluklarına, gereklerine göre saptanmasıdır. Aksi düşünüldüğünde, din işleri ile dünya işlerini birleştiren bir rejim anlaşılır. - Prof. Dr. Niyazi Berkes, Teokrasi ve Laiklik, s.25-

Laiklik ilkesi ile dinin siyasi ve hukuki bir güç olması engellenir.

Dinler, dünya işlerine karışıp siyasi bakımdan güç kazandıkları ölçüde asıl ruhani erklerini gözardı edip, soysuzlaşmaya başlarlar - Hüseyin Batuhan, Laiklik ve Dini Taassup, 5.60-

<<Demokrasi herşeyden önce laikliğe dayanır. Gerçek demokrasiler laik olanlardır. Zira demokrasinin iki önemli unsuru özgürlük ve eşitliktir. Bu unsurların gerçekleşmesi ancak, dini zorlamaların olmadığı laik toplumlarda mümkündür.

Anayasa Mahkememizin 21.10.1971 gün ve 53/76 sayılı kararında laiklik ilkesinin şu unsurları kapsadığı belirtilmiştir;

<<a. Dinin devlet işlerinde egemen ve etkili olması esasını benimseme.

b. Dinin, bireylerin manevi hayatına ilişkin olan dini ininç bölümünde aralarında ayırım gözetilmeksizin, sınırsız bir hürriyet tanımak suretiyle dini Anayasa inancası altına alma.

c. Dinin, bireyin manevi hayatın aşarak, toplumsal hayatı etkileyen eylem ve davranışlara ilişkin bölümlerinde, kamu düzenini, güvenini ve çıkarlarını korumak amacıyla, sınırlamalar kabul etme ve dinin kötüye kullanılmasını ve sömürülmesini yasaklama

ç. Devlete, kamu düzenini ve haklarının koruyucusu sıfatıyla dini hak ve hürriyetler üzerinde denetim yetkisi tanıma niteliklerinden oluşmu bir ilkedir>>

Anayasa Mahkememizin 25.10.1983 gün ve 2/2 sayılı kararında, Türkiye'deki laiklik anlayışının batıdaki Hristiyan ülkelerinden farklı bir yapı ve düşünce biçimine sahip olduğu belirtilmiş ayrıca sosyalist ülkelerin laiklik anlayışı ile de benzerlik taşımadığı vurgulanmıştır. Hristiyan ve İslam dini inanç ve gereklerinin farklılığına değinildikten sonra kararda şöyle denilmiştir;

<<Dini ve din anlayışı farklı olan bir ülkenin laikliği, o ülke batı medeniyetine açık olsa dahi batılı ülkelerdeki anlayış içinde benimsemesi esasen düşünülemez ve beklenemez.

�Atatürk Devrimlerinin hareket noktasında laiklik ilkesi yatar ve devrimlerin temel taşını bu ilki oluşturur Başka bir anlatımla laiklik açısından verilecek en küçük ödün, Atatürk devrimlerini yörüngesinden saptırarak, yok olması sonucunu doğurabilir>>

DAVAMIZA DAYANAK YAPTIĞIMIZ DELİLLER:

1. 3511 sayılı Yasanın 2 nci maddesiyle 2547 sayılı yasaya eklenen ek m.16. hükmü şu şekilde idi;

" Yükseköğretim kurumlarında, dersane, laboratuvar, klinik, poliklinik ve koridorlarında çağdaş kıyafet ve görünümde bulunmak zorunludur. Dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü ve türbanla kapatılması serbesttir.>>

Bu hükmün iptalinin istenmesi üzerine, Anayasa Mahkememiz sorunu (bir yasal düzenlemenin din kurallarına, dinsel inançlara ve gereklere göre yapılıp yapılamayacağı) şeklinde saptadığı 7.3.1989 gün ve 1/12 sayılı kararında, laik bir devlette hukuk kurallarının kaynağını dinde değil, akılda bulunduğu, kişilerin iç dünyasına ilişkin kurallar getiren din prensipleriin yasallaştırılmasının düşünülemeyeceği vurgulandıktan sonra;

"Tevhidi Tedrisat Kanunu gereğince dinsel eğitimin bile laik devlet anlayışına göre yapılması gerekir.

�Birlikte çalışma yapanların kardeşlikleri, arkadaşlıkları, dayanışmaları yarınları için bile gerekli iken, onları dinsel gereklerle ayırmak, kimin hangi inançtan olduğunu bir işaretle belli etmek, onların yakınlaşmalarını, birlikte çalışıp karşılıklı yardımlaşmalarını ve işbirliğini önler; ayrılıklara, dinsel inanç ve görüşler nedeniyle çatışmalara yol açar.

�Dersliklerde ve ilgili yerlerde dinsel inançları simgeleyen belirtilerden uzak kalınması zorunluluğu nedeniyle yükseköğretim kurumlarında dinsel gereğe bağlanan başörtüleri laik bilim ortamıyla bağdaştırılamaz.

Laiklik ilkesine ve laik eğitim kuralına karşı eylemlerin demokratik bir hak olduğu savunulamaz.

�Belli biçimde giyinmek özgürlüğü, dinsel inancı aynı, ayrı olanlar ve olmayanlar arasında farklılık yaratmaktadır. Vicdan özgürlüğü, istediğine inanma hakkıdır. Laiklikle vicdan özgürlüğü karıştırılarak, dinsel giyinme özgürlüğü savunulamaz. Giyim konusu Türk Devrimi ve Atatürk ilkeliriyle sınırlı alduğu gibi vicdan özgürlüğü konusu da değildir.

�Yükseköğretim kurumlarında dinsel giyim esaslarını içeren düzenleme, dinsel kurallardan arındırılmış devlet düzenine, giyim nedeniyle dinsel bir el atmada bulunmaktadır.

�Söz konusu yasa hükmü, Anayasanın 174. maddesinde yazılı Devrim Yasalarına da aykırıdır>>

gerekçesiyle, Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiştir.

Anayasamızın 138/son maddesi hükmüne göre; <<Yasama ve yürütme organları ile idare , mahkeme kararlarına uymak zorundadırlar; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez>>.

Okullarda öğrencilerin dinsel kuralların emrettiği biçimde takılan başörtüsü ile bulunmalarının laiklik ilkesine aykırı olduğu kesinleşmiş yüksek mahkeme kararıyla belgelenmesine rağmen, Genel Başkan Necmettin Erbakan dahil, Refah Partisinin tüm yöneticileri, kendilerine oy getirdiği inancıyla hemen her konuşmalarında okullarda ve hatta Devlet dairelerinde başörtüsü ile öğrenim görme ve çalışmanın Anayasal bir hak olduğunu ısrarla iddia ederek halkı kışkırtmışlar, eylemler düzenlemişler, hatta genel başkan Erbakan <<İktidar olduklarında Rektörlerin başörtüsüne selam duracağını>> bir seçim konuşmasında ileri sürebilmiştir.

"Başörtüsü" konusunda yapılan eylemlerin yaygınlığı, bu hususta parti üyelerince ve yöneticililerince binlerce konuşma yapıldığının dikkatli televizyon izleyicilerince dahi açıklıkla saptanması karşısında; bu partinin yalnız bu konudaki eylemleri, söz ve davranışları bile laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiğini kabule yeterlidir.

2. 23 Mart 1983 günü, TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk'un Başbakanlığında Siyasi Parti Liderlerinin Anayasa Değişikliği konusunda yaptıkları 3. toplantıda Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan;

(Benim inandığım şekilde sen yaşayacaksın" tahakkümünün ortadan kalkmasını istiyoruz. Çok hukuklu bir sistem olmalı, vatandaş genel prensiplerin içerisinde kendi istediği hukuku kendisi seçmeli, bu bizim tarihimizde de olagelmiştir. Bizim tarihimizde çeşitli mezhepler olmuştur. Herkes kendi mezhebine göre bir hukuk içinde yaşamıştır ve de herkes huzur içinde yaşamıştır. Niçin ben başkasının kalıbına göre yaşamaya mecbur olayım?... Hukuku seçme hakkı inanç hürriyetinin ayrılmaz bir parçasıdır) diyerek, laik devlet düzenimizi eylemli olarak ortadan kaldıracak önerilerde bulunmuştur. (Ek 1)

3) Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan, 13.4.1994 tarihinde Refah Partisi Meclis Grubunda yaptığı konuşmada:

(Şimdi ikinci bir önemli nokta, Refah Partisi iktidara gelecek. Adil Düzen kurulacak. Sorun ne? Geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı olacak, kansız mı olacak bu kelimeliri kullanmak bile istemiyorum amma, bunların terörizmi karşısında herkes gerçeği açıkça görsün diye bu kelimelir kullanma mecburiyetini duyuyorum. Türkiye'nin şu anda birşeye karar vermesi lazım. Refah Partisi Adil Düzen getirecek. Bu kesin şart, geçiş dönemi yumuşak mı olacak, sert mi olacak, tatlı mı olacak, kanlı mı olacak. Altmış milyon buna karar verecek) diyebilmiştir.

4- Yine Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın 13.1.1991 günü Sivas'ın Sıcak Çermik ilçesinde Refah Partisinin Eğitim Seminerinde yaptığı, çeşitli basın organlarında yayınlanan, hatta Deniz Kuvvetleri Komutanımız Güven Erkaya tarafından 28.2.1997 günü yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında okunduğu pekçok gazete haberine göre Sayın Erbakan'ın sessizce dinlemekle yetindiği iddia edilen konuşmada (Ek 2);

(�sen Refah Partisi�ne hizmet etmezsen hiçbir ibadetin kabul olmaz. Çünkü başka türlü müslamanlık olmaz. Başka türlü kurtuluş yok... Refah bu ordudur. Bütün gücünle bu ordunun büyümesi için çalışacaksın. Çalışmaz isen patates dinindensin... Bu parti İslami cihad ordusudur. Kendi kendine CİHAD ediyorum diye faaliyette bulunamazsın. Karargaha bağlı olmak zorundasın, her faaliyette karargaha bağlı olmak zorundayız. Karargaha danışılmadan yapılan faaliyetler tefrikadır. Çalışacaksan, burada çalışacaksın. Müslüman mısın? Bu orduda asker olmaya mecbursun... Cihada para vermeden müslüman olunmaz. Kişinin müslümanlığı, cihada verdiği para ile ölçülür. Bir müslüman, zekatını götürüp fakire veremez. Zekatını beytülmale, cihad ordusunun karargahına, ilçe teşkilatının başkanlığına verecektir. Biz müslümanız. Biz Kur'anı hakim kılmak isteyene gideceğiz. Hepimiz Refahçı olmaya mecburuz, çünkü cihad ediyoruz... Şuurla Refaha çalışan cennete gidiyor. Neden? Çünkü Refah demek Kur'an nizamını hakim kılmak için çalışmak demektir)

demiştir.

5- Refah Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Necmettin Erbakan, laikliğe aykırı söz ve davranışlarıyla tanınan bazı tarikat liderlerine, Devrim Yasalarına aykırı kıyafetleriyle geldikleri Başbakanlık konutunda yemek vererek, bu çeşit kişilerin Devlet katında itibar gördüklerini ve eylemlerinin hoş karşılanmadığını kanıtlamaya çalışmıştır.

6-Refah Partisi üyesi olup, laiklik ilkesine aykırı söz ve eylemleri tesbit edilen pekçok kişi var. Bunlardan önemli görevler yüklenmiş olan ve konuşmaları video, kaset ve doğruluğundan kuşku duyulamayacak tutanaklarla tesbit edilen kişilerin konuşmalarından bazı bölümleri değerlendirmenize sunuyoruz.

A- Refah Partisi Rize Milletvekili Şevki Yılmaz'ın Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 21.3.1994 gün ve 7444 sayılı yazıları ekinde gönderilen video-bant çözümünde,

(Biz Kur'an nizamından yüz çevirenlerden, ülkesinde Allah Resulü yetkisiz kılanlardan mutlaka hesap soracağız.) dediği görülmektedir.

Şevki Yılmaz, Rize Belediye Başkanı seçilmeden kısa bir süre önce İstanbul'da yaptığı konuşmada;

(Sizleri ahirette Dünyada seçtiğiniz liderlerle çağıracağız... Bugün Kur'anın kaçta kaçı bu ülkede uygulanıyor hesap ettiniz mi? Ben hesap ettim. Kur'anı Kerimin'in % 39'u bu ülkede ancak uygulanabiliyor. 6500 ayeti rafa kaldırılmış... Kur'an Kursu inşa ettin. Yurt yaptın, çocuk okutuyorsun, öğretmenlik yapıyorsun, vaaz ediyorsun. Bunlar cihad bölümüne girmez. Ameli salih bölümüne girer Hakkın ihkakı için, hakkın yayılması, Allahın kelimesinin yükselmesi için yapılacak iktidar çalışmasına cihad derler. Cenabı Hak bunu siyasi mücerretten emretmemiş. Cahudiden emretmiş. ne demek? Ordu halinde yapılır. Komutanı bellidir... Namaz kılmanın şartı iktidarın müslümanlaştırılmasıdır. Allah diyor ki, camilerden önce iktidar yolu müslüman olacak... Beş vakit namaz kılınacak yerler için kubbeler yapmak sizi cennete götürmez. Çünkü bu ülkede Allah kubbe yapıp yapmadığını sormuyor. Sormayacak, yetkili olup olmadığını soracaktır... bugün müslümanların yüz lirası varsa, bu yüzliranın 30 lirasını kız ve erkek evlatlarımızı yetiştirecek Kur'an Kurslarına ayırırken, 60 lirasını da iktidara giden siyasi kuruluşlara ayıracağız... Allah bütün Peygamberlerini iktidar için mücadele ettirmiştir. Bana tarikat menşeinden iktidar için boğuşmayan bir isim gösteremezsiniz. Size diyorum ki, saçlarım adedince başlarım olsa, herbir baş Kur'an yolunda koparılsa yine bu sahip davasından vazgeçmeyecektir... Allah'ın size soracağı soru şöyle: Küfür düzeninde İslam devleti olsun diye niçin çalışmadın? Erbakan ve arkadaşları parti görüntüsü altında bu ülkeye İslamı getirmek istiyor. Savcı anladı. Savcı kadar biz anlasak bunu, meseleyi halledeceğiz... Bu ülkede dinin simgesinin Refah olduğunu Yahudi Abraham bile anlamıştır... Kim iktidar müslümanın eline geçmeten cemaati silaha teşvik ediyorsa, ya o cahildir ya başkaları tarafından görevlendirilen bir haindir. Çünkü hiçbir Peygamber devleti ele geçirmeden harbe müsaade vermemiştir... Müslüman akıllı olur. Karşısındaki düşmanı nasıl yenececeğini göstermez. Kurmay çizer, asker uygular. Eğer kurmay planını açıklarsa, yeni bir plan kurması ümmetin komutanları üzerine vaciptir. Bizim görevimiz, konuşmak değil, asker olarak ordu içerisinde harpteki planı uygulamaktır...) demiştir. Aynı kişi milletvekili seçildikten sonra, 29.11.1996 tarihli konuşmasında şöyle diyor.

(Mecliste 158 tane İmam-Hatip mezunu kökenli milletvekili var. Bizim derdimiz Lise-İmam hatip ayırımı değil Liselileri de aynı İmam Hatip ruhuyla yetiştirmek... İnanlara din dersi yetmez. Bir de ahiret hazırlık dersi konulmalıdır... Bu ülkede en büyük terör, en büyük isyan Allaha ve Resulüne yapılıyor. Gelin bu ülkede hep birlikte Başbakanından Cumhurbaşkanına kadar hepimiz ölüm ve ölümden sonraki hayata hazırlık yaptıralım... Samsunspor�un taraftarı olur da Allahın taraftarı olmaz mı bu dünyada... Elhamdülillah şimdi kilit taşı omuzumuzda. Belediyeler merdiven kurdu. Köprünün ortasına ulaşdık. Bir buçuk milyar İslam kurtuluş ordusu koruyor. Bak Erbakan hocayı tanımayanlar duysun, o bu köprünün kuruluş ustası ve mimarıdır.) demiştir.

B- Refah Partisi Ankara Milletvekil Hasan Hüseyin Ceylan, 14.3.1993 tarihinde Kırıkkale'de yaptığı konuşmada;

(Bu vatan bizimdir, rejim bizim değildir kardeşlerim. Rejim ve Kemalizm başkalarınındır... Türkiye yıkılıcak beyler. Türkiye Cezayir olur mu diyorlar? Orada % 81 nasıl olmuşsa, % 20 falan değil, % 81 lere ulaşacağız. Boşuna uğraşmayın ey emperyalist batının, sömürgeci batının, vahşi batının ve Dünyayla beraber olacağız diyerek ırz ve namus düşmanlığı yapan, müslüman kadınının bacakları arasına insan yerine köpek yerleştirecek kadar köpek yerleştirecek kadar köpekleşen ve enikleşen batının taklitçiliğine soyunmuş olan sizlere sesleniyorum. Boşuna uğraşmayın. Kırıkkaleliler�in ellerinde gebereceksiniz) demiştir. Bu konuşmaya ait çözümünün tamamını inceleyen Prof. Dr. BAHRİ ÖZTÜRK. 25.9.1995 tarihinli Bilirkişi Raporunda;

(Konuşmada özellikle belli bir dini görüş ve inanca sahip olanlarla olmayanlar arasındaki farklılık ön plana çıkarılmakta, bu dini görüş ve inanca sahip olmayanlar, şayet bu görüş iktidara gelirse <<gebertilecekle-rine>> kadar varan düşmanca hareketlerin hedefi olarak gösterilmektedir. Nitekim konuşmanın diğer yerlerinde de, örneğin <<bütün hesapları biz soracağız. İstiklal Mahkemelerinin hesabını da biz soracağız. İskilipli Atıf Hocanın hesabınıda biz soracağız gibi faildeki amaca ortaya koyan ifadelere sıklıkla yer verilmektedir. Sanığın eylemi TCK.nun 312/2.maddesine göre <<suç işlemeye dolaylı tahrik>> suçunu oluşturur.) denilmektedir. Refah Partisi Ankara Milletvekili Hasan Hüseyin Ceylan'ın bu konuşmasına ait kasetler çoğaltılarak Refah Partisi teşkilatına dağıtılmış ve mahalli teşkilatlarca da vatandaşlara dinletilmiştir.

Söz konusu kasetlerden biri DALAMAN ilçesinde ele geçince 1995 yılana kadar Refah Partisi Dalaman İlçe Başkanlığını yapan SÜLEYMAN AKBULUT ve 1995 yılında bu görevi devralan ilçe başkanı ÖMER HALİT MALATYALI, 24.10.1995 tarihinde Dalaman C.Savcısı SİNAN ESEN'e verdikleri ifadelerde <<üzerinde (Saltanat ve Emperyalizm) yazılı bu kesetin kendilerine Refah Partisi Genel Merkezi tarafından gönderildiğini>> açıklıkla belirtmişlerdir.

C- Refah Partisi Ankara Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı AHMET TEKDAL, 24.11.1996 günü Kanal D televizyon kanalında görüntülü olarak verilen konuşmasında şöyle diyor:

(Parlamenter sistemin hakim olduğu yerlerde, eğer bir millet gerekli şuuru göstermez, hak nizamının tesisi sadedinde gayet sarfetmez ise kendisini iki bela karşılayacaktır. Bunlardan bir tanesi bütün münkerler karşısına gelecek, zulüm görecek ve zulmün neticesinde de helak olup gidecektir. Bir diğeri mükellef olduğu hak nizamının tesisi için çalışmadığı için Cenab-ı Hakka hesabını veremeyecektir ve bu uğurda mücadele eden topluluklara elden gelen gayretin gösterilmesi elbetteki vazifemizdir. Türkiye'de hak nizamı tesis etmek isteyen siyasal kadronun adı Refah Partisidir.)

D- 24.11.1996 günlü Kanal D'de yayınlanan TEKE-TEK programına katılan Refah Partisi Ankara Mİlletvekili HASAN HÜSEYİN CEYLAN, görüntülü bant çözümünden açıkça anlaşıldığı gibi;

(Asker kalkmış diyor ki, PKK.lı olmanıza müsade ederiz ama, şeriatçı olmanıza asla, Bu kafayla çözemezsiniz. Çözüm isterseniz şeriatçılıktır.) demiştir.

E- Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı ŞÜKRÜ KARATEPE, 10 Kasım 1996 günü Atatürk'ün hatırasını anmak için yapılan sonra:

(Hakim güçler <<ya bizim gibi yaşarsın, yada her türlü fitneyi, fesadı içinize sokarız>> diyorlar. Bu yüzden de Refah Partili bakanlar bile kendi dünya görüşlerini bakanlıklarına yanşıtamıyorlar. Bu sabah ben de, resmi görevim,sıfatım nedeniyle bir törene katıldım. Süslü püslü görünüşüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. İnancımıza saygı duyulmadığı, sövüldüğü bir dönemde, içim kan ağlayarak, bu günkü törenlere katıldım. Belki Başbakan'ın bakanların, milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır. Ancak sizin hiçbir mecburiyetiniz yok. Bu düzen değişmeli, Bekledik, biraz daha bekleyeceğiz. Gün ola, harman ola, Müslümanlar içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmesin) demiş. orada bulunan Refah Partisi Kayseri Milletvekili MEMDUH BÜYÜKKILIÇ; (Başkanımızın duygularımıza tercüman oldu) demiştir.

F- 8 Mayıs 1997 günü Refah Partisi Şanlıurfa Milletvekili İBRAHİM HALİL ÇELİK, Meclis Kulisinde;

(Refah Partisi iktidarında imam hatipleri kapatmaya kalkarsanız kan dökülür. Cezayir'den beter olur. Ben de kan dökülmesini istiyorum. Demokrasi böyle gelecek Fıstık gibi olacak. Ordu, 3.500 PKK'lı ile başedemedi. Altı milyon İslamcıyla nasıl başedecek. Rüzgara karşı işerlerse yüzlerine gelir. Bana vurana bende vururum. Ben sapına kadar şeriatçıyım. Şeriatın gelmesini istiyorum.) demiş, haber 10 Mayıs 1997 günü yayınlanan çok tirajlı gazetelerimizin hemen hepsinde yayınlanmıştır.

G- Refah Partili Sincan Belediye Başkanı, Sincan'da düzenlediği Kudüs Gecesinde salona İslami Terörist Örgütü Liderlerinin büyükboy posterlerini astırdığı, aydınlarımıza �şeriat enjekte edeceğini� söylediği için Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesince tutuklanmasından sonra, Refah Partili Adalet Bakanı SEVKET KAZAN, mahkeme kararını protesto ettiği imajını yaratacak biçimde hapishanede kendisini ziyaret etmiştir.

7. İddianamemizin (6) numaralı bölümde açıklanan konuşmalar, defalarca görüntülü olarak televizyonlarımızda gösterilmesine, gazelerimizde defalarca yer almasına rağmen, bu konuşmaları yapanlar hakkında Refah Partisince hiçbir disiplin işlemi yapılmış olması, bu konuşmaların Refah Partisi yöneticilerincce de benimsendiğinin, hatta teşvik edildiğinin en açık delilidir.

8. Din eğitiminin, laik ve demokratik düşünebilen vatandaş yetiştirilmesinin önünde en önemli engel olduğu, en gelişmiş demokratik ülkelerde bile kavramış; her demokratik devlet, bazan anayasa ve yasalarına hüküm koyarak, bazan da sadece Yüksek Mahkeme içtihatlarıyla <<din eğitimini>> daima denetim altında bulundurmuştur. Zira <<din adamı>> ihtiyacını karşılamak için açılan okullar dışında, milyonlarca çocuğunun din eğitimi görerek ve düşünce yapısının bu eğitime göre şekillenmesine rıza gösteren bir devlet, laik devlet olarak nitelendirilmez.

Bazı örnekler vermek gerekirse (örnekler için bakınız <<1982 Anayasası Çerçevesinde ve Anayasa Mahkemesi kararlarında laiklik>> Yrd.Doç.Dr. Bihterin Dinçkol, Kazancı Yayınları, 1992, 5.123-128):

A.B.D.'de Anayasanın Ek 1 nci maddesi gereğince , din eğitimi devletçe-desteklenmemektedir. Yani A.B.D.'de resim okullarda dini öğretim yapılmamaktadır.

A.B.D'de resmi devlet okullarıda öğretmenlerin dini kisve taşımaları yasak edilmiştir.

Engel V.Vitale davasında (1962) Amerikan Federal Yüksek Mahkemesi devlet okullarında dua okutulmasını Amerikan Anayasasına aykırı görmüştür.

1948 yılında görülen Mc. Collom Board Of Education davasına konu olan olayda, kamu okulların da serbest saatlarde, dini ders öğretmenlerinin ücretsiz olarak ve velilerinden izin de alarak boş odalarda ders vermelerine ilişkin olarak Yüksek Mahkeme, vergiler ile desteklenen devlet okul binalarının, dini doktrinleri yaymak için kullanıldıkları dolayısıyla Evorson prensibinin ihlali olduğu görüşünden hareket anayasaya aykırılık yargısına varmıştır.

Amerika Federal Yüksek Mahkemesi 1943 tarihli West Virginia V.Barnette davasında da <<Anayasal takımyıldız içinde eğer bir sabit yıldız varsa o da, hiçbir resmi makamın, politikada, milleyetçilikte, dinde yada düşünce ile ilgili herhangi bir alanda tek doğrunun ne olacağını buyurma yetkisine sahip olmadığıdır.>> şeklinde kararını açıklamıştır. Böylece devletin dini konularda da insanların inaçlarına etkide bulunamayacağı görüşü ortaya konulmuştur.

İsviçre Anayasasının 49 uncu maddesine göre, hiç kimse din deslerine katılmaya zorlanamaz.

Almanya Federal Cumhuriyeti Anayasasının 7.maddesine göre <<Din dersi devletin denetim hakkına halel gelmeyecek şekilde yapılacaktır.>> Almanya'da ayrıca çocukların din dersine katılıp katlımamaları velilerin isteğine tabi tutulmuştur.

İngiltere'de Eğitim Yasası (Educational Act) <<dini inancı olmayan birine dini eğitim yaptırılamaz.>> hükmünü taşımaktadır.

Okulların laikleştirilmesi, Fransa'da 19 ncu yüzyılın sonlarında gerçekleştirilmiştir ve bunun sonucunda devlet okullarında din öğretimi kaldırılmıştır- Encychopedia Britannica, Volüma 6, l5th edition, s. 418-

Yugoslavya Federal Sosyalist Cumhuriyeti Anayasasının 174 ncü maddesinde <<Dinsel topluluklar, sadece din adamlarının yetiştirilmesi için din okulları açabilir>> hükmü ile, dinsel eğitimin sınırlarını çizmiştir - Yaşar Gürmüz, Anayasalar,1981, s.319-

3.3.1340 gün ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanununun 3 ncü maddesinde <<Maarif Vekaleti Yüksek diniyat mütehassısları yetiştirmek üzere Darülfünunda bir ilahiyat Fakültesi tesis ve imamet ve hitabet gibi hidematı diniyenin ifası vazifesiyle mükellef memurların yetişmesi için ayrı mektepler küşat edecektir>>.

Anayasamızın 174 üncü maddesinde sayılan ve <<Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamayacağı ve yorumlanamayacağı>> vurgulandıktan sonra İnkılap Kanunlarının en başında yazılı olduğuna göre, Tevhidi Tedrisat Kanunu Anayasa hükmü haline gelmiştir.

O halde,1) Gereğinden fazla ilahiyat fakültesi açılması, 2) İmam Hatiplik gibi din görevi görecek memurların yetişmesini sağlayacak adedi geçecek şekilde, başka bir anlatımla milyonlarca çocuğumuzu dini eğitime tabi kılacak şekilde İmam Hatip okulları açılması açıkça Anayasaya ve eğitimde laiklik ilkesine aykırıdır.

Hal böyleyken politikacılarımız, ihtiyacın kat be kat üstünde İmam-Hatip okulu açarak ve böylece milyonlarca çocuğumuzun dini eğitimden geçmesini sağlayarak, Türkiye Cumhuriyetinin "Laik devlet" "Anayasaya uygun şekilde yönetilen devlet" olup olmadığını tartışmalı hale getirmişlerdir.

Bu durumda Milli Güvenlik Kurulunun, görevi gereği <<ihtiyaç fazlası İmam Hatip Okullarının kapatılmasını veya bundan böyle yeni İmam-Hatip Okulları açalmasını>>hükümetimize tavsiye ve bunu ısrarla takip etme hakkı doğmuşken; Refah Partisinin mütemadiyen yeni İmam Hatip okulları açılması gerektiğinin propagandasını yapması; Milli Güvenlik Kurulunun aldığı sekiz yıllık kesintisiz eğitim yapılmasını hükümeti tavsiye etme kararı. İmam Hatip Okullarından bir tanesini bile kapatma sonucu doğurmayacağı öğrencilerin bu okullarda dört yıl dini eğitim görmelerini engellemediği halde, bu tavsiye kararının hayata geçmemesi için düzenlediği eylemler ve tüm yöneticilerinin bu konuda halkı kışkırtıcı konuşmalar yapmalarının, laiklik ilkesine aykırı eylemler olduğundan kuşku duyulmamalıdır.

İSTEK: Yukarıda açıklanan nedenlerle, REFAH PARTİSİNİN TEMELLİ KAPATILMASINA KARAR VERİLMESİ, Anayasamızın 69 ncu maddesinin altıncı fıkrası yollanmasıyla 68 nci maddesinin 4 ncü fıkrası gereğince talep olunur. 21.5.1997

Vural SAVAŞ
Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısı
(kaynak:http://www.belgenet.com/dava/rpdava_idd.html)

görüldüğü üzere değişmediler... her ne kadar değiştik deseler de...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
forsytia



Kayıt: Jan 19, 2006
Mesajlar: 498

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 12:02    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

5 er yıl yasak isteniyor. 60 klasörlük kapatma delili varmış bunlardan bazıları:

-yök başkanının Danıştaydan dönen üni. rektörlerine "türbanlıları alın" genelgesi

-erdoğanın "türban konusunda söz hakkı AİHM nin değil din ulemasınındır" sözleri

- İstanbul HAseki Hastanesinde çalışab türbanlı görevlilerin görübtüleri

-Arınç'ın dindar bi cumhurbaşkanı seçeceğiz sözleri

-İstanbul daki 'maya reklamı' nın kaldırılması

-Akp li belediyelerin aile parkı, haremlik selamlık otobüslerlei mescit önü uygulamaları.
vb....

şimdi nolcak

mahkeme ön inceleme yapıcak
iddianame kabul edilirse ön savunma için Akpye gönderilcek
akp 1 ayda savunmasını verecek
başsavcılığın esas hakkındaki görüşü Akp ye gidicek
Akp sözlü savunma yapacak
raportör raporunu sunacak
11 üye davayı görüşecek
11 üyenin en az 7 si 'evet' derse Akp kaptılacak.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
duu_rock



Kayıt: Aug 29, 2007
Mesajlar: 339
Nerden: bursa

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 12:21    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

artık demokrasiyle değlde hakimler hükümetiyle temsil edileceğiz heralde..bu dava 367 kararında olduğu gibi akp ye daha da güç kazandırır..bu dava demokrasiyi sarsar niteliktedir...dünyada ve avrupada nazi partileri hariç hiç bir partiye bu uygulanmamıştır..ama türkiyede her birinin koltuğu tahlikeye girdiğinde partiler kapatılmaya çalışılmıştır..24 tane parti kapatıldı şimdiye kadar benim bildiğm..18 tanesi 82 anayasasındaydı...bu biz dahada geriye götürür..bu açılan dava da ben türk milletiin geleceğinin düşünüldüne inanmıyorum..bunu destekleyen insanların çoğunun geçmişleri pek de parlak değil..isimleri operasyonlarda yakalan isimlerin arasında veya onlarla bağlantılı olduklarını da duymuyor değiliz...
_________________
çekilin görmem körüm ben onun için bu dünyayı ben ezerim geçerim... özümdür dönmem sözümden bu yüzden bu dünyada ben sevilir severim...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
ka



Kayıt: Jun 08, 2003
Mesajlar: 1046
Nerden: bilinçaltı

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 12:34    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bana kalırsa vatana ihanet ile bile yargılanabilirler... çünkü yaptıkları özelleştirmeler "yüksek kamu menfaati yoktur" gerekçesi ile durduruluyor. bu ne demektir: ülkeyi peşkeş çekmek...
---

vatandaşlık dersini iyi öğrenemeynlere tekrar anlatayım. güçler dengeli olmalıdır. yargı ve yürütme birbirini dengeler. hükümet çok şımarır her kese sus derse olmaz. bunu hiçbir hükümet yapamaz. anayasada yer alan "hukuk devleti" tabiri bunu der. yani
"HİÇBİR HÜKÜMET VERİLMİŞ YARGI KARARLARINI UYGULAMAYIN" diyemez. ama bunlar türban konusunda dedi. ve siz alkışladınız...

ali kemaller yeniden dirildi ve hükümet oldular... utanıyorum!
_________________
haydi kızlar mühendisliğe!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Clickboy



Kayıt: Feb 14, 2007
Mesajlar: 448
Nerden: Ankara

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 12:34    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Kapatmak hiçbir şeye çözüm değildir. Yanlızca tarihinden ders almayan, halkın iradesine saygı göstermeyen ahmaklar böyle bir girişimi destekler. Kapatılır, yeni bir parti kurulur o zaman %70 oy alır. O zaman ne yapacaksınız? Uzaydan halk mı getireceksiniz?
_________________
Satılık Pedallar ve gitarlar Digitech RP250, Boss MT2, Ibanez WD7, Cort X2
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
kingofloss__



Kayıt: Jul 23, 2005
Mesajlar: 4851
Nerden: Coruscant

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 12:46    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bedava kömürle patatesle halk iradesi olmaz.
_________________
Enslaved Blog...At tragic heights,she hangs from the sky,a requiem played,in a broken heart... Moonspell/At Tragic Heights
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
piyanist



Kayıt: Jun 21, 2005
Mesajlar: 807
Nerden: ali kemal'lerin olmadığı yerden

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 12:58    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

22 Temmuz seçim gecesinde, Ampule oy vermiş 1000lerce kişi AKP merkezinin önünde idi.

Dün akşam tek bir kişi bile yoktu...

Nerede o %47.6?
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
sssps



Kayıt: Mar 08, 2008
Mesajlar: 14

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 13:06    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

akp nin kapatılması %47 lik oyun % 70lere çıkmasından başka birsey yapmayacaktır.
cumhuriyetimizi ve laik sistemimizi korumamız için toplanmamız ve birlikte olmamız gereklidir.
eminim kapatılması günlük 5 milyon yol parası, aylık 70 milyon yatak parası ve daha birçok şeye para veren biz öğrencilerin ve bu öğrencilerin emekli babalarının hiçbir işine yaramayacaktır...
_________________
ne ilgiye ne bilgiye ne sevgiye
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
ka



Kayıt: Jun 08, 2003
Mesajlar: 1046
Nerden: bilinçaltı

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 13:26    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

oyları % 70 e çıkmaz. çünkü popülizmle başa gelmişlerdi. polpülist liderleri siyasette olamayacak.
_________________
haydi kızlar mühendisliğe!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
LOTUS_TURK



Kayıt: Jan 08, 2004
Mesajlar: 200

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 13:36    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

vay be zihniyete bak
neden seviniyorsunuz arkadaşlar?
kapatılınca ne olacak?Bu firkirleri ve zihniyetide mi kapatmış olacaksınız?
ilk yorumumdada söyledim
işte kapatılan refah içinden çıkan fazilet sonra saadet ve onun yavrusu akp
ne oldu?Refah kapatıldıktan sonra şeriatçı görüşler güç mü kaybetti yoksa güç mü kazandı.
Bu adamların ekmeğine yağ süren chp ve muhtıraları tebrik etmek lazım.
Kendileri yarattı bu durumu.Kimin üstüne ne kadar çok giderseniz o güç kazanıyor bu ülkede.Hala anlayamadılarsa yuh olsun diyorum
Neden artık muhtıra yok?Neden chp sert çıkışlar yapmıyor.Neden mhp kuzu gibi?
Anladılar artık onlarda.
22 Temmuz seçimlerinde sadece bedava ekmek kömür vs etkili olmadı.
Anlayan anlamıştır zaten ne demek istediğimi
_________________
O ŞİMDİ BİR JANDARMA ÇAVUŞ.<br />JANDARMA OLMAK AYRICALIKTIR:)
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder
sssps



Kayıt: Mar 08, 2008
Mesajlar: 14

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 13:36    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

hımm buda bir görüş eminim için (oyları %70 e gelemeyeceği için) rahattır.
_________________
ne ilgiye ne bilgiye ne sevgiye
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
Josephking_1903



Kayıt: May 13, 2007
Mesajlar: 1395
Nerden: İstanbul

MesajTarih: Cmt 15.03.2008 14:23    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

yasak partinin ismine değil, direkt o partinin yönetim kadrosunda olanlara getirilmeli, Türkiye'de parti kapatma hadisesi soyut kalıyor biraz, parti kapanıyor, bir yenisi açılıyor aynı kadroyla, şahıslara yaptırım uygulanmadıkça daha çok parti kapatılıp,açılır...
beni derin düşüncelere sevk eden diğer bir hadise ise kapatılmak için birçok haklı sebep teşkil eden bir partinin daha aradan 1 yıl bile geçmeyen genel seçimde halktan %47 ye varan oranda oy alması, bu tablo gerçekten çok düşündürücü, rejimi tehlikeye atan, başbakanın bu devletin baş yöneticisi değil de şeyhülislam gibi konuşmasına kadar varacak hal ve hareketler içinde bulunan bir zihniyetin halkın tabanına kadar inmesi gerçekten çok acı, "din" denen kavram,olgu bu kadar rahat istismar aracı olarak kullanılması her yönden düşündürücü...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
Mesajları göster: