Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.
Kayıt: Sep 08, 2003 Mesajlar: 1230 Nerden: Sol Majörden
Tarih: Cum 10.08.2007 14:07 Mesaj konusu:
Valla 7 yaşına kadar klasik müzik dinlendiği için evde ben de kalsik müzik dinledim. (Çok da güzel oldu hani) 7 yaşında Queen dinlemeye başladım, gerisi geldi. Bir ara trash metal falan da dinledim, şu punktan caza bir çok şey dinleiyorum. Günlük müzik listem ise genelde punkla başlayıp geceye doğru ambienta dönüyor _________________ things we said on a rainy day
Kayıt: Oct 16, 2004 Mesajlar: 358 Nerden: Eskisehir-Samsun
Tarih: Pts 20.08.2007 13:41 Mesaj konusu:
Şöyle bir şey var.Önünüzde sizi herhangi bir müzik türüne bağımlı hale getirecek biri yoksa(aileden özellikle)kendi duyduklarınız kadarıyla bir şeylerin hayranı oluyorsunuz.Rock müzik kulağınıza hoş gelir önce yavaş parçalar dinlersiniz gerisi gelirse ne ala.
Şimdi kendi geçmişime bakıyorum 15 yaşlarında punk rock,nu metal hoşuma giderken yaş geldi 22'ye onlardan eser yok. _________________ http://www.triviumtr.com
Çocukken müzik kanallarında duyduklarımla yetinirdim, Jennifer Lopez, 50 Cent vs vs Audioslave dinleyene kadar; ilk dinlediğim parça sanırım Be Yourself'ti tabi ondan öncede babma bana 6 - 7 yaşlarındayken Pink Floyd dinletmişti. Herneyse ben alternative rock la başladım. Zamanlar hard rock ve metale kaydı bu. Tabiki Metallica - Megadeth evresini geçirdim Nirvana'da geldi geçti. Sonra Hardcore semalarına atıldım, Korn, Limp Bizkit, Linkin Park. Gitar çalmaya devam ettikçe müzik zevkimin sürekli değiştiğini de fark ettim. Bunlarda sonra müzik zevkim yumuşamaya ve daha duygusal parçalar dinlemeye başladım. Hafiften Blues dinlemeye başladım. Sonra Funk diye bir tarz öğrendim. Oldukça hoşuma gitmişti. O dönem bas çaldığım içinde bu tarzı bayağı benimsedim. Daha sonraları akustik müziğe ilgi duymaya başladım. Şuanki müzik zevkimin geçmişe göre geliştiğine inanıyorum .
Bu aralar Rock, Blues, Metal, Funk, Pop, Folk ve Reggae türünden şarkılar dinlemekteyim.
Ama müziğe başladığımdan beri hiç değişmeyen ve kendimi en çok bulduğum tarz Progressive Rock'tur.
İsim vermek gerekirse en kaliteli bulduğum gruplardan biri Pink Floyd'dur...
Kayıt: Aug 30, 2006 Mesajlar: 494 Nerden: İstanbul
Tarih: Çrş 06.02.2008 4:11 Mesaj konusu:
Ben küçükken Backstreet Boys dinlerdim hala da dinliyorum.Müzik zevkim değişmiyor,gelişiyor. _________________ keep on rockin' in the free world last fm
Çocukken tv lerde gördüklerimle, sağdan soldan duyduklarımla idare ediyordum, Ham çökelek şarkısıyla coştuğum günleri hatırlarım
Sonradan bir arkadaşımın zoruyla bir kaç rap dinledim derken bayağı bir sardı öyle ki rap den başka birşey dinlemez oldum ta ki ilk kez klasik gitarı elime alana dek. Klasik müziğe merak sardım bu sefer, sonra gitarı öğrendikçe elektro-gitara merak sardım ve sonunda aldım, işte o zaman her şey altüst oldu İlk kez metallicayla tanışıyordum kendimden geçtim resmen. Sonra bu rock denilen şeyin ne kadar kapsamlı ve anlamlı olduğunu öğrendim, hala da öğrenmeye devam ediyorum. Bu aralar New Age diye bir tür keşfettim dinlemeyen varsa bir denesin (örn vangelis, enya, loreena mckennit) derim o da apayrı birşey.
Kayıt: Oct 21, 2005 Mesajlar: 2766 Nerden: Freehaven
Tarih: Prş 07.02.2008 20:18 Mesaj konusu:
Zaten gelişim süreci hep pop-rap-rock-metal şeklinde ilerliyor herkeste..Sanırım dinlenilirliğin kolaylığından zorluğuna göre değiştiği için..İlk başlarda basit şeylere adapte oluyorsun daha sonra müzik zevki geliştikçe daha ağır ve karışık müzikleri anlamaya ve sevmeye başlıyorsun. _________________ if there is life after death, there is no death
and if death does not exist, we do not live..
RockConn: The Connection Of Our Souls !
Kayıt: Oct 12, 2004 Mesajlar: 1821 Nerden: Kendi Hayal Dünyamdan
Tarih: Cum 08.02.2008 8:03 Mesaj konusu:
...ve sonra da bir dönemki ''sert değilse dinlenmeye değmez arkadaş!'' devresini atlatınca, bir süre istikrar ve sonunda çan eğrisi devreye girdiğinden dolayı yumuşama. Süleyman abi dediğimiz büyüğümüzün lafıdır; ''Sen hazır hevesin varken dinle her şeyi - bir beş seneye kadar göreceğim ben seni, bakalım melodik death falan kalacak mı.''
Geçen senenin başında, dark cabaret türüne merak sarmam ile başlayan 'keşif genişletme' devresi, çok ilginç sonuçlar doğurdu. Önce dark cabaret'nin en bilindikleri ile başladım, az biraz da çello rock ekleyerek; The Dresden Dolls, Clare Fader and the Vaudevillians, HUMANWINE, The Tiger Lillies, The Rohan Theatre Band gibi; bu biraz sonrasında Reverend Glasseye, Stolen Babies, Kronos Quartet ile tanışmamı sağladı. Bu türe olan sevgim, Miasma and the Carousel of Headless Horses, Sol Invictus, Nuclear Rabbit gibileri ile haşır neşir olmama yol açtı. Biliyorum, şimdi folk noir veya eklektik ska/punk rock biraz garip kaçtı dark cabaret ile ama, internet garip bir yer, ne diyebilirim?
Yol üstünde, sağa sola bakınırken, Johnny Hollow'a denk gelişim, biraz daha synth etkileşimli türlere yavaş yavaş kapı açtı. Sevgilimin kaynakları ile de, ufak ufak darkwave ya da synth rock/pop denebilecek bir türe giriş yaptım; kardeşim ve önceden duymuşluğum aracılığı ile tanışık olduğum Orgy ile başlayan senfoni, Diary of Dreams, Black Tape for A Blue Girl, The Crüxshadows (son ikisini asla tam sevemedim maalesef), Das Ich, L'Immortelle ile tanışmamı sağladı. Bu esnada, bildiğim birkaç darkwave grubu ve dinlemesem de ismen tanışık olduklarım (Love Is Colder Than Death, Dead Can Dance) ile mutlu mesut takılırken, Ashram kabus gibi çöktü tepeme ve ''Shining Silver Skies'' albümleriyle, saplantı yarattılar bende.
Bu noktadan sonraki, şu son birkaç günde olanlardır. Olanlardır derken, keşfettiklerimdir, demek istiyorum - gurur meselesi yapıp, sevgilim ile yarışa girmeye kalktığım için keşfetmeye başladığım, sonra da boşverip, zevkine devam ettiğim 'keşif gezileri'nin sonucunu aşağıda göreceksiniz.
Biraz bakınıp bu türe 'neo-klasik' dendiğini öğrendikten sonra, geriye yapılacak tek bir şey kalmıştı. Diğerlerini bulmak. Zaten uzuuun zaman önce her nasıl bulduysam bulduğum (hatırlamıyorum bile) Abandoned Toys ile tanışıktım bu türe. Şu anda ise stoa, Ophelia's Dream, Romowe Rikoito, QNTAL (gerçi fazlasıyla iki ara bir dere ama o), Lyriel, Arcana Moon, All My Faith Lost, The Mirror Reveals (Biraz kayıyor neo-klasikten ambient'e ama), Leandra ile tanışıverdim myspace gibi aslında ne kadar gereksiz olursa olsun bayağı iyi bir müzik database'ine sahip olan bir site sağ olsun. (dakikalar önce de Mirabilis'i keşfetmiş bulunuyorum)
Kronolojik sıralamam gruplamayı bozsa da, bu iki tür aracılığıyla, daha doğrusu myspace'in bu türe mensup üyeleri aracılığıyla, Clan of Xymox, Blutengel, London After Midnight, Patterns Form ile tanıştım ki bu listeye, daha bugün keşfettiğim SOLAR FAKE'i de ekleyebiliriz - bunlar çoğunlukla darkwave diye adlandırılan, aslında electrogoth akımından etkilenip bunu fazlasıyla synth'e dayalı, aslında aynı anda hem trance/techno gibi monotonluğa, hem de nedense rock'ımsı bulduğum bir dinamiğe sahip ilginç bir müzik yelpazesine mensup elemanlar.
Metal neresinde bunun, rock neresinde diyenleri duyuyorum. Zero 1, Alight, Elvenking, The Empire Hideous, Digital Angel, Euphoria Rising, VentanA, Psyclon Nine, PANTOMMIND, Moonlight Comedy, FAUN, Dakrya, INJA, Sanctity, JESUS ON EXTASY (''evil disco'' desem, anlayanına?), Atm0sfear mevcut (yalan be, Atm0sfear'ı zaten biliyordum!)
Hikaye, UNWOMAN'ı keşfedişimin ardından, bir adım ileri gidip, aslında pek çoklarının pop diyeceği türün çeşitli determinantlarını esas alarak bir adım ileri birkaç gömlek daha karanlık hale getiren ilginç bir türe daldım. İsmi yol bildiğim kadarıyla; Blind Divine, TOVAH, Hungry Lucy, Blind Divine'ın kurucusu Daniel Martin Diaz'ın solo projesi ve Racermason şimdilik sayabileceklerimdir. The Mirror Reveals da yakın geçiyor bu türe. Benzer olmak üzere, rock etkileşimi daha ağır olan The Machine in the Garden, The Last Dance, Euphoria Rising, Digital Angel sayılabilir. Ki, bunların hepsi Heidi Solberg Tvetian'ın suçudur - Peccatum gibi bir projeye sen gir, ''Lost in Reverie'' gibi bir şahesere ortak çık, sonra o topluluk dağılsın, git, ambient'a yakın duran muhteşem bir proje çıkart Star of Ash diye... sonra gel de sevme bunu, mümkün mü!? Ben de insanım!
Gelgelelim son adımına... ikisi çok farklı. O kadar saydım döktüm, fakat, iki tanesi çok farklı bu 'keşiflerimin'. Birincisi, gotik müzik/kültür ile içli dışlı olanların rahatça söyleyeceği bir isim; VOLTAIRE. Bu adam, tek kelimeyle muhteşem. Çingene/kabare/jazz/flamenko etkileşimleri taşıyan müziğinin üzerine son derece ince ironilerle ve zekice sözlerle bezeli sözler ve muhteşem bir ses ve oynak, melodik, insanı dans ettirmek isteyen müziği ile (ve Oh My Goth! ile Deady isimli iki çizgi romanı ve Goth Nedir? ve ''Gotik Usül Ev Dekorasyonu'' kitapları ile) tam bir ilah bu adam. Fakat, midesi zayıf olanlar ya da kolayca her şeye alınanlar için değil; ince bir mizah duygusunu kaldırabilecek olanların ise tek dinleyişte rahatça sevebilecekleri birisi.
İkincisi ise, bir grup; eğer ''misanthropic rock'' diye bir tür var ise, bunlar o türü icra ediyorlar (yok öyle bir tür, atlamayın hemen üstüme!) - SCHOOLYARD HEROES. Gerçek anlamda eğlence ve ciddiyeti, müzik ile bu kadar iyi birleştirebilenini çok az gördüm. Kesinlikle dinlenmesi gereken, acayip bir topluluk bunlar. Aklımda en çok kalan ve yaptıkları hakkında genel bir fikir verebilecek şarkılarının adı şudur; ''Battlestar Anorexia''.
Röhh bu ne ya... yazıp döktüm adım be adım. Evet, bir anlamda son birkaç günkü keşif dolu vaktimi bir yere dökmek de istiyordum, ne var bunda? Kaldı ki, bir anlamda, hem millete duyurmak, hem de herkesin bir şeyler bulabileceği bir liste çıkartabilmek gibi bir amacım da mevcut - herhangi birisini birkaç gün meşgul edebilecek kadar materyal olduğu inancındayım (e ne de olsa beni birkaç gündür bütün bunlar meşgul ediyor). _________________ But who pulls the strings that you are attached to?
Who pours the gas that you are a match to?
herkes gibi ya da çoğunluğun yaptığı gibi ilk türkçe pop müzikle başladım müzik yolculuğuma (müzik yolcuğu ne lan ) o zamanlar zaten türkçe pop müzik yükselen bir değerdi.. çelik, tarkan, sezen aksu, serdar ortaç (ama en çok tarkan, aa acayipsinn ) ilk söylediğim şarkının "devlerin aşkı büyük olur" olduğu söylenir, bilir çoğunuz o şarkıyı teyzem sayesinde ayna grubunu dinlemeye başlamıştım..hoş geliyordu nameler, dinlemesi kolaydı, alışması kolaydı, etkilemeye yetmişti beni..
ibrahim tatlıses beni küçüklüğümde etkiyelen yine en önemli isimlerdendir . genellikle onun albümleri "çekme" kaset oluyordu.. ibrahim tatlısesten dinlediğim bir türküden etkilenip, uzunca bir süre "dam üstünde un eler, tombul tombul memeler" diyerek dolaştığımı hala utançla hatırlarım
7-8 yaşlarımdayken evde bulduğum bir toplama michael jackson cd'si ilgimi çekti, kapakta gümüşten bir adam duruyordu. koydum cdyi ve dinlemeye başladım, müziğin ritmi beni büyülemişti resmen. yabancı müziğe böylece giriş yapmıştım.
sonra türk halk müziğini keşfetmeye başladık.. ortaokuldaki müzik hocam ve babam thm'ye oldukça büyük bir ilgi gösteriyorlardı, sanırım onlardan etkilenmiştim.. aşık veysel'den aşık mahzuni'ye, yavuz bingöl'den arif sağ'a kadar birçok sanatçının albümlerine boğulmuştum kısa sürede..
thm'yi bir yandan dinlerken diğer yandan yabancı pop furyasına, kullan-at tarzı, dinlemesi kasmayan "günlük" müziklere ben de kendimi kaptırmıştım.. (gerçi müzikten öte görsellik ilgimi çekmişti başlarda ne yalan söyliyim ) ne çıkarsa dinliyordum mtv'de, bilinçli bir pop dinleyicisi olamadım yani..
tabi linkin park, soad, korn gibi "geçiş grupları"nı da dinlemeden edemedim. epey eğlendirmişlerdi zamanında beni, o yüzden pişman değilim.
sonra bir gün (ki bu orta son ile lise 1 arasında bir döneme tekabul eder) metallica'yı keşfettim.. o sıralar ben metalcilere tiksinerek ve yarı korkara bakıyordum arkadaşımın ısrarla bana dinle diye verdiği black album'ü zoraki dinleyince tabi tüm bu önyargılarımı da yıkmış oldum.. tabi devamı geldi, neredeyse sindirdim metallica'yı büyük bir iştahla.. bu sırada pop müzikle ilişkim tamamen kesilmişti.. trash metale devam ettim aynen, megadeth'ten exodus'a değin..
dayımlara gittiğim aynı günlerde, dayımın eski plaklarına göz atıyordum. bak sana ne dinleteceğim dedi ve pikapa pink floyd'un dark side of the moon plağını koydu.. duyduğum şeyler bugüne kadar hiç aşina olmadığım seslerdi.. ardarda defalarca dinledim o gün dayım yeter artık diyene kadar.. önce internetten tek tek albümleri indirdim dinledim, sonra bu da kesmedi, dinlediğim seslerin kalitesi tatmin etmedi, pikaptan dinlediğim sesler bambaşkaydı.. sonra orjinal albümlerini almaya başladım bu hevesle, bir bir toparladım pink floyd arşivimi..
sonra yeni yeni gruplar keşfettik, death metalden klasik rock'a, progressive'den blues'a çeşit çeşit isimler dinledim. tabii ki internetin bunda katkısı çok büyük, bilgiye ulaşım çok kolay, her ne kadar yasal olmasa ve arşivlik niteliği olmasa da parayla satın alamayacağım kadar çok bilgi edindim..
hala çok sevdiğim bir grubun, ismin yeni çıkan albümlerini ya da geçmişte çok sevdiğim klasik albümlerini orjinal almayı tercih ediyorum.. şimdilik küçük arşivimle mutluyum huzurluyum, bakalım daha neler duyup dinleyeceğiz.. _________________ ben ortadoğu'ya meftun bir adamım. bunun rasyonel bir izahı yok.
Kayıt: Oct 21, 2005 Mesajlar: 2766 Nerden: Freehaven
Tarih: Cmt 09.02.2008 1:05 Mesaj konusu:
Kount yine döktürmüşsün adamım Valla ben son zamanlarda iş yüzünden pek vakit bulamadığım içni yeni gruplar keşfine bir süredir ara vermiş durumdaydım.Ama senin şu yazından temiz bir 10 grup keşfedebilirim gibi geliyor.Ki müzik zevklerimizde benzer biliyorsun o yüzden düşünmeden dinleyeceğim saydıklarını.Hem bahsettiğin türler uzun zamandır dalmayı beklediğim fakat derinliğinden dolayı boğulmaktan korktuğum bir deniz gibi gelir bana ( tamlamaya geeell : )
Ayrıca bu başlık sadece geçmiş müzik zevklerimizi değil yeni yeni keşfettiğimiz grup ve tarzları bahsetmek içinde güzel bir kaynak olabilir
Bunun yanında yazına gelirsek Kount kardeşim o bahsettiğin evrelerden en çok yumuşama bölümü bana çok komik gelir.Evet bende yaşıyorum şu an gerçi benim yaşadığım iki ara bir dere durumu.Ne yarda vazgeçtim ne serden bu yüzden hem sert hemde yumuşak müziklere ilgim tam gaz devam ediyor.Tabi bir beş sene sonra ne olur tamamen yumuşağa mı geçeriz bilinmez ama neden bu hep böyle olur merak ederim.Tamam belli bir yaşa gelip hala thrash vb takılan abilerde mevcut ama gelişim süreci hep sertten yumuşağa doğru devam ediyor.Herhalde ergenlik dönemindeki enerjiyle alakalı bir durum. _________________ if there is life after death, there is no death
and if death does not exist, we do not live..
RockConn: The Connection Of Our Souls !
Kayıt: Jun 01, 2004 Mesajlar: 5424 Nerden: Yollardan
Tarih: Cmt 09.02.2008 1:10 Mesaj konusu:
50 yaşına gelip thrash dinleyen pek az bulunur. 20'li yaşlarda hadi belki 30'lu yaşlarda hadi doğal, sert, hızlı takılınır ama daha sonra o müziği kaldıramazsınız. gelişim hep farklı yönlere kayar. ya jazz ya blues ya folk ya da klasik rock ağırlıklı olur. herkesin müzikal dinleyici bazında gideceği yer. alt yapıyı gençken alırsın sonra yaş ilerleyince üstüne taşlar eklersin, olay budur.
benden de yavaş yavaş geçip gidiyor sert ve hızlı müzikler. devir gençlerin. _________________ Say Goodbye to the Morning - Flütler ardından ağıt yakıyor!
Kayıt: Oct 12, 2004 Mesajlar: 1821 Nerden: Kendi Hayal Dünyamdan
Tarih: Cmt 09.02.2008 4:33 Mesaj konusu:
O hem yaş ile, hem ergenlikteki enerji ile, hem ilk baştaki 'bağnazlığın' sonradan ufak ufak kalmamaya başlaması ile alakalı bir şey gerçekten de - ben de ne yardan ne serden vazgeçtim, fakat giderek ser daha yakın durmaya başladı (yar metal müzik ise şayet). Bir de belirli bir süre sonra o eski 'gaz' kalmıyor gerçekten de. Artık biraz kafa dinlemek istiyor insan - onu da, misal, Dark Tranquillity ile yapamıyor doğal olarak (ha, yapan var ise, saygılarımı iletirim kendisine).
Daishuman kardeşim bir kez daha lafı almış ağzımdan. Gerçekten de 'tehlikeli sular' bazı türler - aşağıda da görülebileceği üzere, merak ediyorum, gerçekten de keşfedilmemiş ne güzellikler ve çirkinlikler var bu denizde diye - çünkü yayıldıkça yayılıyor, genişledikçe genişliyor sürekli...
Önceki listeye giremeyen fakat bir baktıklarım arasında Garden Wall, Royal Hunt, Canvas Solaris, At War With Self, Pineapple Thief, ULVER, Pan.Thy.Monium, Diabolical Masquerade, Evil Masquerade (komik geldi be şimdi yazınca!), SCHOCK, Edge of Sanity (evet sanırım Dan Swanö yazsam sadece olabilirmiş), Green Carnation, IN THE WOODS..., Behold... the Arctopus, Arcturus, DYSRHTHYMIA, Kayo Dot, Cea Serin, Collide, Harlequin Jones, The Happy Hollows, Cicrus Contraption, The Residents da mevcuttu... ortaya karışık koyayım dedim.
Ayrıca, Daishuman kardeşimin ifade ettiği ile aynı yönde giderek(tür ve topluluk belirtmek bakımından), ''martial industrial'' diye bir tür keşfettiğimi belirtmek istiyorum (yaklaşık yarım saat önce oldu bu). Diyeceksiniz be adam wikipedia'dan aldığın tür isimleri ile gelme, tamam diyeceğim ben de, o zaman önce etkileşimlerinden başlayalım. Neo-klasik, ambient, ''soundtrack'' (evet, onu bir tür sayıyorum - Midnight Syndicate ve Nox Arcana gibi örnekler var ben de bir onları biliyorum zaten), post-endüstriyel (genellikle soundscape, atmosfer, drone vesaire ile ilintili olan ve bazen fazlasıyla sırf 'ses' de olabilen) ve ordunun marşlarında kullanılan ritm/melodi/akorlar ile ortaya çıkan ilginç ve aslında hiç de fena gelmeyen bir müzik türü. Şimdiye dek dinleyebildiğim iki örneği Puissance ve In the Nursery. Puissance daha çok 'marş' niteliğinde şarkılara sahip, sanki bir savaş filminin soundtrack'inden çıkıp gelmiş şarkılar gayet rahatlıkla çıkıyor. In the Nursery ise daha çok Nox Arcana/Midnight Syndicate benzeri - daha çok filmlere soundtrack yapmış bir topluluk (repertuarlarında, en tanınmışı dersek Interview with the Vampire mevcut). Güvenilmez bir kaynağın üzerine bulduğum ve henüz dinleyemediğim diger post-endüstriyel ya da martial neo-klasik toplulukları ise - Blood Axis, life toward twilight, Toroidh, New Risen Throne, Clear Stream Temple, COLD SPRING, Autopsia, Arditi, A Challenge to Honour fakat bunları henüz dinleyemedim, dolayısıyla aradan benim 'sırf ses' diye tanımlamayı sevdiğim 'death industrial' topluluğu çıkar ise, mesuliyet kabul etmem.
Diyeceksiniz e be adam burası rock müzik genel... rock yok, metal yok, sürekli endüstriyel dayıyorsun, ''martial industrial'' muhabbetinden önceki listenin çoğunluğu rock/metal'dir, bunu da itinayla bildiririm! Mesuliyet kabul edilmez! HÜKÜMSÜZDÜR! _________________ But who pulls the strings that you are attached to?
Who pours the gas that you are a match to?
Kayıt: Apr 30, 2007 Mesajlar: 586 Nerden: O Şimdi Asker
Tarih: Pzr 10.02.2008 22:46 Mesaj konusu:
Klasik Türk Müziği, türkü ve saire dinlemezdim. Bu müzikleri sevmezdim de.. Ama şimdi dinliyorum. Hem de eşşekler gibi. Büyük lokma yiyeceksin ama büyük söz konuşmayacaksın... _________________ Bir kereye mahsus
Önceki listeye giremeyen fakat bir baktıklarım arasında Garden Wall, Royal Hunt, Canvas Solaris, At War With Self, Pineapple Thief, ULVER, Pan.Thy.Monium, Diabolical Masquerade, Evil Masquerade (komik geldi be şimdi yazınca!), SCHOCK, Edge of Sanity (evet sanırım Dan Swanö yazsam sadece olabilirmiş), Green Carnation, IN THE WOODS..., Behold... the Arctopus, Arcturus, DYSRHTHYMIA, Kayo Dot, Cea Serin, Collide, Harlequin Jones, The Happy Hollows, Cicrus Contraption, The Residents da mevcuttu... ortaya karışık koyayım dedim.
O listeden tüm grupları sallıyorum,sadece Ulver diyorum.Pineapple Thief'i bilem salladım.(Buram buram gönderme oldu. )Ulver'i en en en kısa zamanda dinlemelisin. _________________ Enslaved Blog...Breaking your teeth on the hard life coming,show your scars!!! Metallica - Broken,Beat And Scarred
bence ben şu tarzın bunun adamıyım demek çok yanlış yani sonuçta insan bi çok şeyi dinlemeli hele ki müzisyense ''ben onu dinlemem sadece x türü dinlerim'' demek çok sakat bi görüş....müzik bi duygudur bi felsefe dir ve felsefeye değişik pencerelerden bakmak her zaman iyidir..... _________________ ...!!!!solak gitaristler birleşelim!!!!.......
Kayıt: Jun 01, 2004 Mesajlar: 5424 Nerden: Yollardan
Tarih: Pzr 10.02.2008 23:45 Mesaj konusu:
Kount demiş ki:
Önceki listeye giremeyen fakat bir baktıklarım arasında Garden Wall, Royal Hunt, Canvas Solaris, At War With Self, Pineapple Thief, ULVER, Pan.Thy.Monium, Diabolical Masquerade, Evil Masquerade (komik geldi be şimdi yazınca!), SCHOCK, Edge of Sanity (evet sanırım Dan Swanö yazsam sadece olabilirmiş), Green Carnation, IN THE WOODS..., Behold... the Arctopus, Arcturus, DYSRHTHYMIA, Kayo Dot, Cea Serin, Collide, Harlequin Jones, The Happy Hollows, Cicrus Contraption, The Residents da mevcuttu... ortaya karışık koyayım dedim.
hiç dinleyemediğim iki tür arabesk ve rap
bu durumda dinleyemeyeceğim kesin olan ikili : cankan bi de dj akman mı ne vardı _________________ "Life has betrayed me once again , I accept somethings will never change"
bir boşluk ki nasıl insanla dolsun...
YaLnızLığı AnLa
Kayıt: Sep 20, 2005 Mesajlar: 2613 Nerden: İstanbul
Tarih: Pts 11.02.2008 3:05 Mesaj konusu:
kount'un listesinde bir grup gözüme çarptı. bu ara benim de içinden çıkamadığım, metal'in içinde olsam bile ondan vazgeçemediğim dark ambient grubu nox arcana. gotik, karanlık ki karanlık ambiyanslardan hoşlanan dinleyiciler grubu dinlemeliler, zaten ünlü bir grup kendileri. bu türün içindeki dinleyiciler bilir. ben çok içinde olmadığım için söylüyorum.
ayrıca yukarda bir muhabbet geçmiş. ölene kadar black dinlemeye yemin ettim, kendi kendime söz verdim. (paradoksun böylesi) şuan gayet iyi gidiyor, zannetmiyorum ki bu kadar değer verdiğim ekstrem türleri bırakacağım. çok kişi tanıyorum bu işi hala sürdüren, hala dinleyen. neden olmasın diyorum ve kişiye göre değişir diyorum.
Kayıt: Oct 21, 2005 Mesajlar: 2766 Nerden: Freehaven
Tarih: Pts 11.02.2008 23:07 Mesaj konusu:
Thrash bile belli yaşa kadar dinlenir ama black çok zor..Çok sağlam kafa olması gerekir. _________________ if there is life after death, there is no death
and if death does not exist, we do not live..
RockConn: The Connection Of Our Souls !
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız