Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.
aşk,bir idam mahkumunun celladını sevmesi ve ona son anındaki bakışı gibidir..... _________________ ol dersen olurum istersen; öl dersen ölürüm görmeden!!!
Kayıt: Oct 24, 2005 Mesajlar: 320 Nerden: Uzaktaki Köyden
Tarih: Cmt 11.08.2007 23:15 Mesaj konusu:
duurock demiş ki:
aşk,bir idam mahkumunun celladını sevmesi ve ona son anındaki bakışı gibidir.....
hakıkaten guzelmıs...ask bıle bıle olume yurumektır yanı _________________ İmzanız Forum Kurallarına aykırı olduğundan yönetim tarafından silinmiştir. İmzanızı kurallara göre profilinizden tekrar oluşturabilir ve bu uyarı mesajını da silebilirsiniz.
Kayıt: Jul 26, 2007 Mesajlar: 207 Nerden: istanbul
Tarih: Pzr 12.08.2007 19:01 Mesaj konusu:
Adını Hasret Koydum Şimdiden Yıllar sonra bile beni aradıgında sadece ama sadece mazi olacaksın. Sırtımda Acıların Küfesi kalbimde yoklugunun acısı Ellerimi Açmısım allaha ve yalvarıyorum sende senin gibi birine düsdiye ben keder üretir Dert (SATAN) nım bunca yıllık ömür hatrım sevda yüklü küfen yoklugunun hamalı Bir defa ama bir Defaaaaa Görsem ne yazar görmesem neeeeee ? _________________ NoOneThere
Yönetici Uyarısı: Mesaj içeriği yazım ve anlatım hatalarına sahip olduğundan yönetim tarafından silinmiştir. Kasıtlı olarak Türkçe'yi yanlış kullanmaya devam etmeniz durumunda siteden atılacaksınız. Lütfen Forum Kurallarını okuyunuz. _________________ nerde kalmıştık?
paramparça aşklar ve köpekler... ( amores perros ) aşk dişi köpektir, aşk kancıktır.... bana göre aşkı anlatan en iyi iki filmden biriydi 1. si reconsturction 2. si amores perros, izlemeyenler kaçırmasın, müthiş dip notlar ve çok ciddi anektodlar var ! _________________ Remember when you were young ! you shone like the sun, Shine on you crazy diamond...
Kayıt: Jul 26, 2007 Mesajlar: 207 Nerden: istanbul
Tarih: Cmt 22.09.2007 22:01 Mesaj konusu:
bence aşk diye birsey yokdur bunu kaybedince anlarsınız ask diye birsey olmadıgı için tanımlamasıda yokdur Aşk dan sonra en iyi sigara gider. _________________ NoOneThere
Yönetici Uyarısı: Mesaj içeriği yazım ve anlatım hatalarına sahip olduğundan yönetim tarafından silinmiştir. Kasıtlı olarak Türkçe'yi yanlış kullanmaya devam etmeniz durumunda siteden atılacaksınız. Lütfen Forum Kurallarını okuyunuz. _________________ УąģмµґĻµ کǿќàĶĻąŕđá HàЧąţĮмĮ λгıЧǿŗųм...
Sizin Tanımınıza uyar mı bilmem ama ben çok severim bu yazıyı
Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.
Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.
Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu, diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?
Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.
Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.
Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.
Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başında içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.
Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.
"Yine zamansız yağmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları" dedim, "Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?" dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum.
Neler yazmışım diye merakımdan.
Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.Can Dündar
Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. kelimeler cılız.
Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de...
Çok başka bir şey.Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan?
Aydınlık gülümsemelerin içine, hüzün yerleştirir mi durup dururken?
Gözlerine buğu, diline sitem,
yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mi asırlarca?
Gelmeyeceğini bildiği mektup için,
posta kutusunu hep ayni heyecanla açar mi?
Dedim ya,başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam,
o kadar seninleyim su günlerde.
Belki de en basta, tutup seni en derinlere koydum
diye oldu bunlar.
Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği,
bulamayacağı yollara götürdüm seni.
En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine...
Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım.
Paylaşamadım Yanlış yaptım. Sana ulasan yolları kaybettim diye
ban bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam.
Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam,
hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam.
Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acili duvarları gibiyim.
Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan,duvarlarımdan hiç
tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim,
gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime.
Küfeleşiyorum,yaslanıyorum. Yalnızlıklar peşimde.
Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme.
Yapış, vıcık bir yalnızlık bu.
Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum. Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum.
Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak
bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum.
Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin basında, içinde ve sonundasın.
Bu değişmiyor. Öyle içimsin ki.
'Yine zamansız yağmurlar' dedim,
'Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ısınları'
dedim, 'Gerekten buradaki şarkıları
hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin? ' dedim.
Adini yazdım.Büyük harflerle, yalnızca adini.
Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum.
Cebim yüreğime yakin. Yüreğim sende.Sen yüreğime yakin.
Öyleyse mektup sende. Bu kadar içimdesin iste
Khan zengin ve içten aşk ve sevgi anlatımı
..........................................
Bir tutkusun büyüyen her gün içimde
Korkutuyorsun beni fena biçimde!
Söküp atamıyorum ne yapsam da içimde
Damarlarımda kan ciğerim de nefes
Beynimde düşünce oldun yazdığım şiirlerde
Satır oldun mısra oldun şarkı oldun;
Kulaklarımda çınlayan.
Kısaca sen; ben oldun içimde.
Bir can oldun bedenimde söküp atamıyorum
Ne yapsam da içimde seninle bütünleşiyor
Gündüzlerim; seninle tamamlanıyor.
Gecelerim; düşünüyorum çünkü varım.
.........................................
Yüreğimde taşıyorum, seni çok seviyorum
Ne kadar bencilim görüyorsun ya;
Hiç sana sormuyorum. ben seni seviyorum ya;
Ya sen beni seviyor musun.? ?
Khan
Sen Olduğun İçin
Güzelliğin için değil, çünkü ben seni hiç görmedim...
Ellerimi tutmanı değil, çünkü ben sana hiç dokunmadım...
Gözlerine bakmayı değil, çünkü ben onlara hiç dalmadım...
Ben senin beni sevmeni sevdim...
Yüreğinde bana yer vermeni sevdim
Benimle konuşurken, sesini nefesini sevdim
Ağladığımda uzaktan tesellilerini sevdim
Benim seni sevmemi sevdim...
Sessizlikte kalp atışlarını sevdim
Damarlarımda kan yerine dolaşmanı sevdim
Düşlerde benim olmanı, senin olmamı sevdim...
Gönülden sana bağlandığımı sevdim
Gündüz ışığım, Gece karanlığım olmanı sevdim
Alınyazım, Kaderim, Her şeyim olmanı sevdim
Gözyaşım, Kederim, Hüznüm olmanı sevdim
Tebessümlerimin, Gülmelerimin, Mutluluğumun sebebi olmanı sevdim
Söylediğin sözleri değil,
Onları bana söylemeni sevdim...
Ben başlı başına seni SEN olduğun için sevdim...
Benliğini, Duygularını, Hislerini sevdim
Ve...
Bu tarifsizliği, sevgime kelime bulamadığımı sevdim...
SENİ SEVDİM...
Aşk. Telaffuzu bile insanda bir ürperti uyandırıyor. Aşk dediğimiz nedir ki. Basit, sığ konuşmalar ve esprilerle, herhangi bir hayvanda da olan temel içgüdülerimizin desteğini de alarak, herhangi birini baştan çıkarmak. Sonrası malum; dumanlı beyinlerin hakim olamadığı vücutlar ve bedenlerimize bastırdığımız üreme içgüdülerimizin ortaya çıkış anı. Aşk diye adlandırdığımız içgüdüsel manevralar birlikteliğinin noktalandığı yer; yayı fırlamış, tozlu eski tıskı bir yatak ve böyle bir yatağı içinde bulunduran bir loş oda. İşte günümüzün aşkı. Sonrası mı ? Bedenlere yayılan gelecek korkusunu bir an için ortadan kaldıran rehavet. Ayrılık... _________________ tanrım cehennemde yanmak istiyorum madımaktan kurtar beni...
Kayıt: Oct 18, 2005 Mesajlar: 86 Nerden: içimde yasyorm.
Tarih: Sal 24.06.2008 16:48 Mesaj konusu:
Psikyatr dr.Mustafa Ulusoyun bi kitabında anlatmak istediği gibi;
aşk sevilme ihtiyacıdır, başkasının benliğinde varolma ihtiyacı.
İnsan birisinin benliğinde varolmaya çalışıyor, bu çabasına karşılık ararken yoruluyor. hayallerinde ilgi gördüğünü, sevildiğini, önemsendiğini düşlüyor bu duygu seçtiği kişiye, önemsemek istediği kişiye 'aşk' dediğimiz şeyi hissettiriyor.yani bir insanın benliğinde varolmak istiyor. karşılık bulmadığını anladığı zaman canı yanıyor ve terk edilme anında hayat duruyor adeta, çünkü onu önemseyen, onu düşünen, onu özleyen kişi artık onu önemsemiyor, düşünmüyor, sevmiyor... bu terkedişede inanmak istemeyen kişi kendini bir çıkmaza sürüklüyor onu böyle yalnız bırakıp gidemez bunu ona yapamaz mutlaka bir nedeni vardır. beni hala düşünüyor biliyorum, özlüyor, oda bensiz mutlu değile inandırıp aşkını bitirmemekte ısrar ediyor ve kendine zarar veriyor.
Platonik aşıklar buna karşı çıksada onlarda seçtikleri, kendilerine uygun gördükleri kişinin hayellerinde kendilerini sevdiğini önemsediğini düşünürlermiş.
Tam anlamıyla belki bu değil ama, aşk bencede bir insanın benliğinde var olma çabası...
Biraz karışık oldu, anlatmak istediğimi umarım anlamışsınızdır. _________________ BeNi sAkLa iCiNdE... KiMsE BuLaMaSıN.. DoKuNaMaSıN kİmSe, eN CoCuk duSLeRİMe.. !!!
__MAVİ__
Ağaç taşı anlamaz
Gökyüzü MAVİ iken
Ağaç susuzluğu anlamaz
Gökyüzü MAVİ iken
Ben seni
Çok sevdiğimi anlarım
Gökyüzü MAVİ iken
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
aşk benim için mavi bu yüzden en iyi bu şiir anlatır aşkı.. _________________ sevildiğini bilmeden sevme
sonra sevende sen olursun
ölende..
Ask tanimlanabilen birsey degil bence ya da herkese gore farkli tanimlanabilir ben aska inanmam ben tutkuya inanirim ancak JANE AUSTIN'nin kitaplarindaki ask ve tutkunun karisimi ole guzel ki bir tanim soylemem gerekirse buna benzer bisey cikar benden de.
Jane yasadigi cagin ve ortamin kapaliligina ragmen bu hissi verebiliyor,muhtesem bir yazar ama meglesef cok erken olmus. _________________ Youtube,youtube,youtube...
Psikyatr dr.Mustafa Ulusoyun bi kitabında anlatmak istediği gibi;
aşk sevilme ihtiyacıdır, başkasının benliğinde varolma ihtiyacı.
İnsan birisinin benliğinde varolmaya çalışıyor, bu çabasına karşılık ararken yoruluyor. hayallerinde ilgi gördüğünü, sevildiğini, önemsendiğini düşlüyor bu duygu seçtiği kişiye, önemsemek istediği kişiye 'aşk' dediğimiz şeyi hissettiriyor.yani bir insanın benliğinde varolmak istiyor. karşılık bulmadığını anladığı zaman canı yanıyor ve terk edilme anında hayat duruyor adeta, çünkü onu önemseyen, onu düşünen, onu özleyen kişi artık onu önemsemiyor, düşünmüyor, sevmiyor... bu terkedişede inanmak istemeyen kişi kendini bir çıkmaza sürüklüyor onu böyle yalnız bırakıp gidemez bunu ona yapamaz mutlaka bir nedeni vardır. beni hala düşünüyor biliyorum, özlüyor, oda bensiz mutlu değile inandırıp aşkını bitirmemekte ısrar ediyor ve kendine zarar veriyor.
Platonik aşıklar buna karşı çıksada onlarda seçtikleri, kendilerine uygun gördükleri kişinin hayellerinde kendilerini sevdiğini önemsediğini düşünürlermiş.
Tam anlamıyla belki bu değil ama, aşk bencede bir insanın benliğinde var olma çabası...
Biraz karışık oldu, anlatmak istediğimi umarım anlamışsınızdır.
çok doğru şuanda yaşadığım şey tam olarak bu galiba ;
aşk bir insanın benliğinde var olma çabası..
Tüm saatler GMT + 3 Saat Sayfa Önceki1, 2, 3 ... 14, 15, 16
16. sayfa (Toplam 16 sayfa)
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız