Pentagram sonrası üçüncü Demir Demirkan albümü de çıktı, ‘Demir Demirkan’ gibi 'avangard' bir pop albümünden sonra, ‘Dünya Benim’le geniş bir "U dönüşü" yapıp Sony Music yıllarını temize çektiği ‘2004 istanbul’ albümüyle tekrar otobana çıktı Demir.
Pentagram ise Demir’siz geçen yıllardan sonra, motoruna atlamış, tozu dumana katıyor. Pastoral bir albüm ‘2004 İstanbul’. Demirkan'ın sözlerindeki yukardanlığın müziğe yansıdığı, çoğu yerde elektro gitan rolünü vokalin, vokal rolünü ise davulun üstlendiği adeta bir ses bombardımanı bu albüm.
Bunlar albüme girişi bir yerde kamufle eden, kulağı modern müziğe bir kaç numara küçük gelenlerin işini oldukça zorlaştıran seçimler. Bir taraftan da doğru zaman, doğru yerde dinlenmediğinde kulağınızın bir daha duyamayacağı bir nüktedanlığı da bonus track şeklinde beraberinde getiriyor.
Albümden çıkan ilk parça ‘Kahpe’yi muhakkak duydunuz bir yerlerde, o klişe deyimle ‘bir Demir Demirkan şarkısından beklediğimiz her şey’ var bu parçada.
İstanbul'u dinleyen, ama bir yandan da acı çeken Demirkan’ın nereye gittiğini albümün sonlanndaki ‘sololar’dan öğreniyoruz'. Kaosun, nefretin, geçmişin olmadığı’ bir yere gidiyor.
Ancak kaydın ana fikrini veren adı üstünde, kapanıştaki ‘zaferlerim’ oluyor. Bir çağ yangını olan bu albümü ve her şarkıda irili ufaklı dünya haline dokunan Demir Demirkan’ı saygıyla selamlıyorum.