Ana sayfa Özel mesajlar Arama
 
turkrock.com ana sayfası Her konuda bilgi paylaşabileceğiniz forum sayfalarımız irc.turkrock.com sohbet sunucumuza girerek diger site üyeleriyle sohbet edebilirsiniz. Festival, konser, parti gibi çesitli etkinlikleri takip edebilir, etkinlik bildirebilirsiniz. Amatör grupların çalışmalarının mp3 formatında indirilebildiği bölüm
   Ana Menü
Ana Sayfa
 Forum
 Ajanda
 Chat
 Resim albümü
 Arama
 Top 30

 TurkRock.Com Online Radyo

Üye işlemleri
 Üye girişi
 Forum profiliniz
 Resim albümünüz
 Özel Mesajlariniz
 Üye Listesi
 Yazılar/Makaleler
 Çıkış yap
Sen de Gönder!
 Haber Gönder
 Etkinlik bildir
 Kritik gönder
 Link gönder
 Demo gönder
Içerik
 Haber Arşivi
 Demo mp3ler
 Kritikler
 Linkler
 Rock ansiklopedisi
 Izlenimler
 Röportajlar
 Biyografiler
 Müzik yapimi ve teknolojisi
Site Hakkinda
 Bize Ulaşın
 İstatistikler
 Sık sorulan sorular

   En Son Kritikler
· Amorphis - Eclipse
· Counting Crows - August And Everything After
· Bruce Springsteen - Devils & Dust
· Magic Pie - Motions Of Desire
· Helloween - Keeper Of The Seven Keys - The Legacy
· Satanica - Behemoth
· H.I.M - Dark Light (Gothic/Rock)
· Hüsnü Şenlendirici – Hüsn-ü Klarnet
· Serdar Öztop - Mutluluğun Gözyaşları
· Duman - Seni kendime sakladım.

   Son eklenen linkler
·  Kentrock
·  Credence Clearwater
·  Müzikolog
·  Joker
·  Grup Eleusis
·  Wire
·  Mutluluk Veren Bilgi Hazinesi
·  Anima Resmi Fan Sitesi
·  Grup Soda
·  Afili Yalnizlik - Emre Aydin

   Son forum mesajları
·  Azam Ali
·  SATILMIŞTIR,silinebilir.....Tech 21 Tm60 600$
·  ist:satılık digitech rp-80 gitar processor 150 ytl.
·  ANK> Satılık Lambalı Dinakord Vibroamp
·  İzmir/ 7 aylık aşıları tam saglıklı safkan Albino Boxer
·  silinebilir
·  ist :Peavey Classic 30 + Fender Deluxe Stratocaster
·  satılık 1974 amerikan fender jazz bass (ankara)
·  Kayıt Programları Sorular\Sorunlar
·  Ank: Satılık Marshall MG10CD - 80 Ytl"

[ Foruma gir ]

   Üyelik
Hoşgeldin

Ziyaretçi

Nickname
Şifre
Üye ol!

Üyelik:
Son Üye: rockersizofren
Bugün: 5
Dün: 23
Toplam: 81704

Kaç kişi var [480]:
Ziyaretçi: 319
Üye: 161

   Son eklenen resimler

Barış



Moscow Nights



heh :)



dimmu



ozz fest.


Albüme giriş

Manowar- Warriors Of The World

Kuzeyin dondurucu rüzgarı çağrıyı duydu ve esti şiddetle; güneyin coşkusunu, doğunun bilgeliğini ve batının gücünü yanına katarak...
Odin: Gökyüzünün efendisi, ölüler dünyasının kralı, haykırdı dokuzuncu kez ve dünyanın koruyucuları toplandı tekrar. Dört rüzgar, dört bir yandan gelen dört savaşçıya hayat verdi, ölüm gözyaşı oldu yollarında. Deniz nefes alıp verirken hissettiler gücü. Rüzgarda yazılı olanı okuduklarında; ant içtiler kanlarıyla birlik inancına!


... Tan ağardığında büyü kırılmış, lanet yükselmişti. Dört kral, dört koldan yayıldılar fırtınanın karanlığına. Büyü, şimşek ve ateş çeliklerinde birleştiğinde ASGARD’ a uzanan yol çekicin işaretini gösterdi. Yelkeni doldurmak için gelen dürüst rüzgarın kalbi; arzu ve intikamın gücüyle birleşti. Valhalla’ nın kapısına vardıklarında, arkalarındaki yanık köprülerin altında akan kanı içerek selamladılar salondakileri; WARRIORS OF THE WORLD!!! “Call to Arms” ın bir mısrasında “Burada tekrar savaşa doğru bir kavga var” deniyor. Bana göre albümün özeti gerçekten bu tümcede saklı. Bu albüm Manowar’ un heavy metal savaşındaki yeni bir cephe.


Joey De Maio basın açıklamasında, “Eski şarkılarınız ve bu yeni şarkılar arasındaki farklar nelerdir” sorusuna; “Bu çok komik, çünkü albümü dinlemiş olan insanların hepsinin ayrı bir düşüncesi var, bazısı diyor ki “Battle Hymns’ a geri dönmüşsünüz”, diğeri diyor ki “Hail To England” la aynı olduğuna eminim, bir diğeri Into Glory Ride’a döndüğümüzden emin.Sanırım bu bir iltifat, çünkü biz asla albümlerimizin nasıl albümler olduğunu unutmadık. Bence bizim kariyerimiz “Manowar” adında bir kitap ve her albüm ayrı bir bölüm. Biz neysek öyle olmaya devam ettik, diğer bok kafalar gibi her hafta saç stilimizi ve görünüşümüzü değiştirmiyoruz, komik kıyafetler giyip ve elinize bir kılıç alıp boktan bir dergiye çıkmaktan çok daha fazlasını yapmanız gerekiyor, hayatınızı fanlarınıza adamanız gerekir, kanınızı ve sahip olduğunuz her şeyi fanlarınıza vermelisiniz, ki yıllardır iyi ve kötü günlerde biz bunu yaptık ve iyi günlerden çok kötü günler oldu hayatımızda ama asla inancımızı yitirmedik. Bu sadece bizimle ilgili değildi, bu tüm fanlarımızla ilgiliydi, onlar bizi METALİN KRALLARI YAPAN KİŞİLERDİ ve işte bunun için yaşıyoruz ve bunun için öleceğiz!” diyerek cevaplıyor...


... Sanırım Nisanın 15’iydi,: Nette Yigit’ le chat yapıyoruz, single o sabah çıkmıştı (Warriors Of The World United) Yico’ da sabahın köründe gitmiş, sıraya girmiş ve zor da olsa bir tane alabilmeyi başarmıştı. Bunun kıvancıyla bana sürekli single’ ı anlatıyor, acayip gaza getiriyordu. “Abi belki nete düşmüştür single” diyerekten audio galaxy’e bir bakalım dedik. :) Tüm albüm netteydi ve hemen indirmeye başladım. İlk indirdiğim parça “Warriors Of The World” tü ve internet cafede ufak çapta bir deprem yaratmam bu ana denk geliyordu. Sevinçten deliye döndüm çünkü şarkı olağan üstüydü ve anında kafama kazındı. O gün diğer parçaları da indirdim ama aklım hep “Warriors Of The World” deydi hatta iş yerinde bile bağıra çağıra parçayı söylüyordum. Birkaç gün içinde Tuncer sayesinde albüme sahip oldum ve o gün bugündür daha yeni yeni kendime geliyorum. Bu anı altı senedir bekleyen birisi olduğum için gururluyum ve şu anda da albümü dinliyorum. İlk döndürüşümde biraz şaşırdım çünkü albüm oldukça düşük tempodaydı (özellikle a bölümü). Bununla ilgili Scott şöyle diyor; “Gerçekten eğlenceli çünkü a tarafını dinlediğinde biraz sürprize uğruyorsun ama b tarafına geldiğinde görüyorsun ki tamamiyle farklı bir dünyaya geçmişsin. Fakat albümü baştan sona bir bütün olarak dinlediğinde (CD olarak) sanki seni güzel bir kitap yada bir filmde ki gibi bir yolculuğa çıkartıyor. Albüm “Call To Arms” la patlıyor ve bu patlamaya az da olsa “Fight For Freedom” da katılıyor ve ondan sonra gerçekten de bir değişim oluyor ve “Nessun Dorma” geldiğinde “hey bu cool ama ne oluyor bu cehennemde?” dedirtiyor. Sonra başka bir yöne doğru kayıyor ve albümün ortasına geldiğinde “The March” la karşılıyorsun ve “Bu ne s*kici bir parça, cool ama klasik bir enstrümantal parça” diyorsun. Ardından albümün çatısı “Warriors Of The World” le değişiyor ve son üç double basslı parçayla bitiyor. Bence bilerek bu şekilde yapıldı çünkü bu yolla ardıllık sağlandı. Mesela “Nessun Dorma” son şarkı olsaydı nasıl olurdu? Aynen şöyle; “Uuuuuuh... (inliyor). S*ikici değil mi? (gülüyor). Fakat demin dediğim gibi ardıllığı sağlayınca bence müziğin içindeki duyguları yakalıya biliyorsun.”


Grup Warriors Of The World’ü “Cehennem” [Hell] adını verdikleri New York’ daki stüdyolarında kaydetti ve Miksaj için Belçika’da ki “Galaxy Studios”u tercih etti. Miksaj için çalıştıkları kişi ise; Ronald Prent. Joey Belçika’yı tercih etmelerini şöyle açıklıyor:
Biz kendimizi daima “öncüler” olarak ve en iyi teknolojiyi kullanmak için çabaladık.Gerçek şu ki biz ilk dijital kayıt yapan Heavy Metal grubuyuz ve kendi stüdyosunu kuran ilk gruplardan biriyiz. Ekipmanlar yeterince portatif hale geldiğinde ev stüdyoları kurulabiliyor ve bu stüdyo süper müzik cdlerini üretmek için en uygun yer [Grup tekrar bir ilke imza atarak tarihe geçti; Warriors Of The World albümü dünyada “super audio cd” formatında yayınlanan ilk heavy metal albümü!] Bu öyle bir format ki, müziği üretildiği gibi, tam kıvamında dinleyebilmenizi sağlıyor ve bu üretimin başında ki insanın ismi Ronald Prent. Bize göre, o mühendislerin mühendisi. Onu seçmemizin nedenlerinden bir de buydu. Bize bu stüdyoyu önerdi ve burada çalışmayı tercih etti ve mümkün olabilecek en iyi soundu oluşturmaya çalıştı.Ayrıca Belçika’ da olmak bizi mutlu ediyor. Scott gözlemelerini ve birasını seviyor. [Karl “kızlar” diye araya giriyor (gülüyorlar).]


Warriors Of The World’de eski yeni şarkılar, hızlı - sert epic parçalar ve balladlar bulunmakta. Kısacası Manowar fanları ne istiyorlarsa onları yapmışlar, tüm fanların beğenebileceği ortak bir albüm olmuş...
Kapakta, son üç albümdekine benzer bir savaşçı; elinde A.B.D. bayrağı ve peşinde de diğer savaşçılar var. Yani Manowar önder olarak ilerliyor ve peşinden de “army of immortals” ı sürüklüyor. Kapağın altındaki imza ise Ken Kelly’e ait. Kapağın iç bölümlerine geldiğimizde normal bir yazıyla (Tabii ki Manowar için) karşılaşıyoruz: Bu cd turladığımız bütün ülkelerdeki tüm fanlarımıza adanmıştır. Bu, seçtiğimiz hayatı reddetmeye çalışan inançsızlara “FUCK YOU” deme yöntemimiz. Dünyaya gerçek metalin savaşını vermek için doğduk ve hiçbir şey bizi durduramaz. Manowar’ u ülkesinde çalması için bekleyen herkese: Rahat olun, rüzgarda ellerimizde kılıçlarımızla yürüyeceğiz! Turda görüşmek dileğiyle; FUCK THE WORLD, HAIL & KILL!
Eric, Karl, Scott ve Joey ...


Dilerseniz şimdi de albümdeki parçalara teker teker değinelim:

Call To Arms:
Warriors Of The World albümünü, Manowar için gerçek metal savaşında yeni bir cephe olarak düşünecek olursak, Call To Arms’ın ne anlama geldiğini çok daha çabuk bir şekilde yakalayabiliriz.Çünkü; “Tekrar buradayız; k*çlarını tekmelemeye hazırız” mesajlarıyla dolu bir parça Call To Arms...
Güç ve ses için toplandık, çok bekledik ve şimdi evdeyiz.”...
Koro eşliğinde başlayan parça Eric’in olağanüstü çığlıklarıyla bomba gibi patlıyor! Ardından Karl ve Joey’un katılımıyla, sonu belirsiz bir savaşa ittiriyor dinleyenleri. Klasik Manowar rifflerinden oluşan parça da en çok dikkat çeken nokta Eric’in mükemmel performansı! Diğer bir nokta da parça boyunca klavyeden gelen koro sessionları. Ki bu, albümün tüm parçalarında mevcut. Verse, chorus, verse, chorus, solo + bridge, chorus; yapısıyla bana hail and kill’i anımsattı.
“Krallık için savaş, zafer için kuşat.
Çelikten bir kalple silahlandın,
Benden önce dikilen kardeşlerimin yanında ant içtim;
Hiç birine diz çökmeyeceğim!
Kanları çeliğimin üstünde,
Kan çeliğimde!”

Fight For Freedom:
Call To Arms’la kendimize gaz yapmışız feci bir şekilde, direk yakıp yıkma modundayız, ama o da ne; piyanoyla başlayan bir giriş? İlk dinleyişte mükemmel ötesi “Courage” (yiğit slm) a benzettiğim Fight For Freedom, albümün en ağır toplarından biri. Çoğu kişinin favorisi olan parça, albümde Joey ve Karl’ın beraber yazdıkları tek şarkı. Özelliği, 9/11 terörist saldırılarında hayata gözlerini yuman insanlara adanmış olmasında saklı. Aslında F.F.F. 9/11’den daha önce yapılan bir şarkı ama Karl’ın bir röportajda dediğine göre bu talihsiz saldırı olduktan sonra, bu parçayı saldırıda ölenlere adamak istemişler. Zaten parçanın sözleri de olayla bütünlüğü yakaladığından ortaya gerçekten anlamlı bir çalışma çıkmış. Bu arada, bu parça albümden çıkan ikinci single olarak, ağustos ayında piyasaya sürülüyor “An American Trilogy’ le” birlikte).
“Orada bir ses; kıyının karşısında duyuldu,
Denizin karşısında duyuldu
Onu sadece “kalbinle” dinlersen duyabilirsin
Ve bir gün özgür olmayı umut edersen Özgürlüğün sesini duyana kadar birçokları canlarını verdi,
Onlar senin ve benim için savaştı
Bu hatıralar her zaman içimizde yaşayacak
Şimdi, ÖZGÜR OLMA ZAMANI!”

Fight For Freedom, genel olarak sözleri gerçekten insana yaşama umudu veren, “Courage”, “Carry On” tadında bir parça. Bilmem Eric’in döktürdüğünü belirtmeme gerek var mı? “... If you listen with your heart” derken “kalpten”, “... Let freedom ring and every man be king” derken “sabırsız”, “Where the eagles fly I will soon be there” derken “özgür” ve “So raise your hands show them, we are STRONG!” derken “güçlü”... Eric dört metal kralından biri olarak, parçaları sadece seslendirmiyor; onları yaşıyor ve bizlere yaşatıyor..!
“Şimdi hepimiz ayağa kalkmalıyız
Ellerini kaldır ve göster; Biz güçlüyüz!
Savaşımız daima her tarafta ilerliyor
Savaşa bu şarkıyla yürüyoruz!”

kısmı ise feci gaz! Hele bu bridge’in ardından gelen soloyla, albümde ilk “tüylerim diken diken oluyor” hadisesini yaşıyoruz:) O ilk gazımız da alevleniyor, özellikle parçanın sonları yaklaştıkça...

Nessun Dorma:
Bundan uzun zaman önce bir krallıkta ilginç bir kanun varmış. Prensesle evlenmek isteyen gençler, (ya da prensler diyelim buna) prensesin sorduğu üç bilmeceye de cevap verirse prensesle evlenebiliyorlarmış. Yanlış cevap verirlerse kelleri uçuruluyormuş. Bir gün bu krallığa adını kimsenin bilmediği bir prens gelmiş. Prensesi soğuk odasında ki güzelliğiyle görünce, aklı başından gitmiş ve bu yarışmaya katılmaya karar vermiş. “Yapma abi yazık sana valla” uyarılarına aldırmadan girmiş yarışmaya yakışıklı prensimiz. “İlk görüşte aşk denir buna” demişmiş (pöh:p). Nitekim yakışıklı prens abimiz yarışmaya katılmış ve prensesin sorduğu üç bilmeceyi de bilmiş. Lakin prenses beğenmemişmiş bu yakışıklı abimizi. Prens abimiz hakkı olmasına rağmen prensesi alıp *****ürmemiş [Bknz: delikanlı prens:) ]. Demiş:“Bari gönlü razı değil hanımefendinin, bir soru da ben sorayım buna. Eğer bilirse onun için canımı vereceğim.” Aslında içinden çok kırılmış prensese ama belli etmemiş. Ve bir gece odasına tırmanıp söylemiş düşüncelerini; “Eğer benim adımı bu gece içinde ağzıma fısıldarsan (bir nevi İtalyan usulü kiss olayı bu sanırım) kendimi intahar edecem huleyn”... Gece olmuş, tam sabah olacakken prenses adını bilmiş ve prenste ölmüş...
Nessun Dorma’nın kısa hikayesi bu şekilde. 1999’ ta ki God’s Of Metal Festivaline headliner olarak katılan krallar, İtalyan fanları için özel bir şey yapmaya karar verirler. Ve konserin sonlarına doğru Nessun Dorma’yı seslendirdiklerinde yer yerinden oynar. Eric bu olay için şöyle diyor: “Bir çok planlama, bir çok prova ve bir çok kez opera ziyareti yaptım, nasıl şarkı söylediklerini çalışmak için. İtalya’ ya gidene kadar bu parçayı asla çalmadık, çünkü sürpriz yapmak istedik. Sana söylemeliyim, şarkıyı ilk kez çalacağımız zaman karnımda kelebekler dolaşıyordu, çünkü ilk kez bir heavy metal vokalisti opera söylemeye kalkışıyordu. Ve konserde bazı raportörlerin bulunduğunu biliyordum. Şarkı sırasında not tuttuklarını gördüm ve gözlerimi kapatmaya ve şarkıya konsantre olmaya çalıştım. Parçanın ortasında gözlerimi açtığımda inanılmaz bir manzara vardı karşımda: Yaşlı başlı adamlar ağlıyordu, herkes çakmaklarını yakmış havada sallıyordu ve bazıları da cep telefonlarıyla ailelerini ve arkadaşlarını arayarak şarkıyı dinletiyordu, biliyordum işe yarıyordu.” Aslında olayın bir diğer güzel yanıysa klasik müzikle heavy metalin bu şekilde bütünleşmesi. Diğer gruplarda çok yaptı bu tür şeyler, peki onlardan farkı ne kralların? Eric bu soruya “Onların limitleri var, kendilerini kısıtlıyorlar” diye cevap veriyor. Nessun Dorma’yı ilk olarak dinleyince zaten anlaşılıyor bu; son bölümde, Eric opera vokal tarzında parçayı seslendirirken birden eski scream vokaline dönüyor ve vahşi çığlıyla parçayı sonlandırıyor. Parçayı albüme koyma fikri doğduktan sonra Eric tekrar operalara gitmiş. Nessun Dorma’yı yazan kişi ise ünlü İtalyon tenor Puccini.
Bu arada bu parça Eric’in kayıtlar sırasında yaşama veda eden annesi Lillian’a adanmış. Nessun Dorma’la birlikte albümün rotası değişiyor. O ilk gazımız yerini hafif şaşkınlığa yerini bırakıyor!

Valhalla:
Ardından gelen Valhalla ise çok kısa bir enstrümantal olmasına rağmen dinleyeni alıp sürüklüyor Valhalla’nın geniş salonuna; Odin’in karşısına... Şaşkınlıkla durgunluk arasında bocalıyoruz. Kendimize geldiğimizdeyse...

Swords In The Wind:
... Karl o öldürücü arpejleriyle ölümün soğuk yüzünü vuruyor suratınıza. Odin’le hesaplaşma günü gelen savaşçıyı dinliyoruz karanlık ve yalnız bir odada...
“Ruhumu teslim ettim, Odin beni çağırıyor,
Bir gün Valhalla’nın muhteşem salonundaki tahtının yanına oturacağım.
Benden öncekiler gibi şerefim ve gururumla öleceğim.
Gerçek bir savaşçı daima senin tarafında (Odin’in) savaşır.
Bir işaret gönder: Yelken kalkar son bir hoşça kal dalgasıyla,
Kader ölümsüzlüğümü haykırır. Cadıyı çağır, sihirli bir büyü örüp yollasın,
Biz savaşta ölenler; ne cennet ne de cehennem için doğarız
Bizler ateşin içinde yanan Odin’in oğullarıyız,
Savaşçı krallarının mirası gökyüzünün üstünde de hüküm sürecek mi? Kılıcım rüzgarın içindeyken de görevime öncülük edeceğim!
Odin’in oğulları tekrar ölüm ve yaşam için savaşın!
Viking gemileri soğukta, rüzgarda ve yağmurda denizin karşısına geçer.
Gecenin karanlığında yelken açarız,
Sihirli yıldızlar parıldayan rehberimizdir.” Bugün silahlarımın üzerine düşen kan asla kurumayacak
Bir çoğunu toprağın içine postalayacağım, onlar ölürken kahkaha atacağım!
Kılıcım rüzgarın içindeyken de görevime öncülük edeceğim!
Odin’in oğulları tekrar ölüm ve yaşam için savaşın!
Viking gemileri soğukta, rüzgarda ve yağmurda denizin karşısına geçer.
Gecenin karanlığında yelken açarız,
Sihirli yıldızlar parıldayan rehberimizdir. Bedenimi bir gemiye koyun ve onu denizde yakın.
Ruhum yükseliyor, Valkriey’lar beni *****ürür.
Beni kardeşlerimin beklediği yere, Valhalla’ya *****ürün,
Ateş gökyüzüne doğru yanıyor; Ruhum asla ölmeyecek!

... Açıkçası bu ve buna benzer eski epik tarzda parçaları gerçekten özlemiştim. Swords In The Wind’i yalnız olarak, gece yarısı ve çakırkeyif bir haldeyken, karanlık bir odada dinleyin; Manowar tarihinin en kült parçalarından biri olduğunu anlayacaksınız. Benim albümde en sevdiğim ikinci parça ve ilk dinlediğimde tüylerim diken diken olma olayını aşıp gözlerimin dolmasına sebep olmuştu...

An American Trilogy:
Ve Swords In The Wind’in bünyenizde yarattığı o kasvetli rüzgardan sonra Krallar bizleri Dixy diyarlarında bir yolculuğa çıkartıyorlar An American Trilogy eşliğinde. Manowar’ un bu parçayı coverlamasında ki sebep; sanılanın aksine, milliyetçilikleri yada ABD’nin son 9/11 attack dan sonraki birlik beraberlik seferberliğine katkıda bulunmak DEĞİL! Sadece metalin krallarından Rock’n Roll’un kralı Elvis Presley’e bir saygı ifadesinde bulunmak! Elvis’in 16 Ağustos 1977 ölümünden önceki konserlerinde en fazla istek gören parçaların başını çeken An American Trilogy, Kral’ ın ölümünün 25. yıl dönümü olması nedeniyle albüme koyuldu. Bunu tüm röportajlarında tekrarladılar ama hala bir kısım insanın onları milliyetçi / militarist diye iddia etmeye çalışması nedense biz fanlara tanıdık geliyor: Çamur at; izi kalsın hesabı!..
... An American Trilogy normalde üç bölümden oluşan bir parça. İlk bölümde güneyin kutsal şehri Dixy, ikinci bölümde ABD’nin Cumhuriyet yolundaki kutsal savaşı ve kuzey şehirleri, son bölümde de Cumhuriyet ve Demokrasi ve ABD’nin bu değerler için savaşı anlatılıyor. Genel olarak senfonik bir yapısı olan parça, Manowar’ un düzenlemesiyle gerçekten heavy bir hal almış ve de çok güzel olmuş. Ayrıca şunu da belirteyim bu parçayı yazan kişi Elvis değil, Milton Newbury. Elvis’in parçadaki katkısı ise; onu meşhur etmesi ve yaptığı birkaç düzenleme de saklıydı.
Kısacası An American Trilogy için: “Bol korolu, senfonik - heavy ve mükemmel geçişlere sahip üstün bir Manowar düzenlemesi” tanımını yapabiliriz...

The March:
ManowaR’ un çok koyu klasik müzik fanlarından oluşan kadrosunu sanırım hepiniz biliyorsunuzdur. Grupta, Joey DeMaio ve Eric bu konuda başı çekiyor. Özellikle Paganini ve Richard Wagner onları etkileyen iki önemli müzik adamı. Koyu bir Wagner hayranı olan Joey’da, bu albüme, Wagner’in “Wagner March” parçasını kendi yorumuyla bizlere sunuyor. İlk birkaç dakika durgun ve yavaş tempoda ilerleyen enstrümantal parça, mükemmel bir geçişin ardından klasik müziğinde en az heavy kadar sert ve duygusal olduğunu ispatlarcasına bizleri uçuruyor. Benim en sevdiğim parçaların başında gelen bu çalışma ile, albümdeki orkestral ve senfonik atmosferin sonuna geliniyor...

Warriors Of The World United:
Hüzünlü yağmurların yerini alan güneşin, saçtığı enerjik ve umut verici ışınlarını andıran Warriors Of The World United, albümü alan herkes gibi benimde favori parçam. Genel yapısıyla buram buram Kings Of Metal albümü kokan bu muhteşem heavy metal marşı, aynı zamanda ManowaR’ un fanları tarafından en çok sevilen parça olan Battle Hymn’a (solosu hariç, çünkü solosu yok) çok benziyor. Eric Adams bir röportajında bu parça için stadyum - arena konserleri için yapılan bir parça yorumunu yapmıştı. Bu yorumu okuduktan sonra kendimi hayal dünyasına kaptırmaktan alıkoyamadım, düşünsenize:
“Brothers everywhere,
Raise your hand into the air
We’re warriors
Warriors of the world!
Like thunder from the sky,
Sworn to fight and die
We’re warriors
Warriors of the world”

dizelerini 30,000 kişi ile birlikte dev bir arenada söylüyorsunuz!!! Bu gerçekten inanılmaz bir tecrübe olurdu...
Bence son iki albümdeki (Triumph.. ve Louder..) parçalarla kıyasladığımızda en gaz ve kışkırtıcı parça Warriors Of The World United. Genel olarak; Manowar’ un, metalin koruyucuları / savaşçıları olan fanlarına adadığı ve onlara kutsal savaş çağrısı yaptığı parça, Scott Colombus’ un headbange zorlayan davul ritmiyle başlıyor. Ardından Joey DeMaio ve Karl Logan’ ın katılımıyla öyle bir hal alıyor ki; dinleyenler heavy metal makinesine bağlanmış birer headbanger oluyor. Ve Eric... Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi metal vokalisti olduğunu ispatlarcasına sizleri alıp uçuruyor! “We are the hammer of the Gods we are thunder, wind and rain!
Parçanın ortasında ki:
Şayet bir gün savaşta ölürsem benim tarafımda savaşan kardeşlerim; atımı ve silahlarımı toplayın. Nasıl öldüğümü aileme anlatın. Güçlü olana dek tüm bu gerçeklerle savaşacağım, yolumda dikilenler çelikle öldürülecek...”
dizeleri ile duraksayan parça ardından Eric’in inanılmaz vahşi çığlıkları, sert gitar ve bass tonlarıyla şimşek gibi patlıyor ve bu muhteşem parça nakaratın tekrarıyla son buluyor.
Albümden çıkan ilk single olan Warriors Of The World United’ın ardından, cehennemin 3 bekçisi kadar acımasız olan Hand Of Doom, House Of Death ve Fight Until We Die geliyor. Bu parçayla birlikte ciddi anlamda kimliğini değiştiren albümde, Manowar’ un “dünyanın en gürültülü heavy metal grubu” unvanını hala koruduğuna tanıklık ediyoruz.


Hand Of Doom:
“Süper solo, gaz bir ritm ve vahşi bir Eric Adams vokali”... Hand Of Doom, Warriors Of The World’ de ki hızın tanımını yapan parçalardan biri. Yapısıyla “Hail To England” ve “Into The Glory Ride” albümlerinin soundunu ve sözlerini yansıtıyor.
“Bu gece gökyüzündeki şimşeklerle indireceğiz!
Beraber savaşacağız, bazılarımız ölecek
Her zaman bu dikilişimizi hatırlayacağız
Ve çoğu elimle öldürülecek!!!”

Parçanın bütününde, sanırım klavyeden gelen, koro var ve çok güzel bir atmosfer veriyor. Karl’ ın Malmsteenvari ultra speed solosundan sonra gelen bridge de kopmamak mümkün değil!


House Of Death:
“Hız yapmışızzz”... İlk dinlediğimde verdiğim tepki bu oldu:) Eric’ in öyle bir vokali var ki bu parça da; resmen vahşilik sınırını aşıp, direk brutal vokale kayıyor. Albümün en hızlı ve en sert parçası.
“Kan ve şimşek yağmurla karıştır
Krallığın içinde tekrar karanlık hakim
Işıklar yanar, vücudum alevlenir,
Hepsi adımın sesine diz çökecek!”

House Of Death, sözleriyle “March For Revenge”, “Bridge Of Death” ve “Hatred” gibi parçaları anımsatıyor. Sert, koyu Manowar fanlarının bayılacağı House Of Death ile yavaş yavaş albümün sonlarına yaklaşıyoruz.

Fight Until We Die:
Son parça olan Fight Until We Die klasik Manowar soundunda, sözleriyle albümün özetini yansıtan başarılı bir çalışma. Nakaratı dikkat çekici, double bass kullanımı parçanın sürükleyiciliğini arttıran başlıca öğelerden biri.
“Ellerinizi kaldırın
Kılıçlarınızla, rüzgarda
Metalin kardeşleri tekrar birlikte;
Seslerimizde kan, sürüyoruz.
Kazanana kadar savaşacağız,
Ya da ölene dek savaşacağız!!!” ...

Genel olarak baktığımızda Manowar diskografisi için oldukça ilginç bir albüm olmuş. Altı yıllık uzun bekleyişin hakkını sonuna kadar veriyorlar, her notası; her kelimesi için çok çalışılmış bir ürün Warriors Of The World. Ve hala, ölene dek, onlar metalin kralları! Buna inanmayanlar albümü alıp dinlesinler: Yiyecekleri sert bir yumrukla cevabını alacaklardır!


Şarkı Listesi
1. Call To Arms
2. Fight For Freedom
3. Nessun Dorma
4. Valhalla
5. Swords In The Wind
6. An American Trilogy
7. The March
8. Warriors Of The World (United)
9. Hand Of Doom
10. House Of Death
11. Fight Until We Die

Eklenme August 22nd 2002
Yazan: Alper
Puan:
İlgili Bağlantı: Official Manowar Site
Okunma sayısı: 3596
Dil: turkish

  

[ Kritiklere Geri Dön | Yorum Ekle ]

Manowar- Warriors Of The World
Gönderen/Onaylayan: Padawan Tarih: 2007-02-18 17:25:31
Puanım:


bütün albüm tek bir hiyakeye odaklı konu süper.house of death beni yiyor bitiriyor manowar zaten bir başka yapıyor insanı

Manowar- Warriors Of The World
Gönderen/Onaylayan: orfeus_bass Tarih: 2005-04-26 21:46:31
Puanım:


abi manowar bunlar ne yapmak istiyorlar her dinlerdiğimde beynim sanki kanatlanacakmış gibi oluyor harikalar

Manowar- Warriors Of The World
Gönderen/Onaylayan: Ziyaretçi Tarih: 2004-12-28 19:08:31
Puanım:


Çoğu kişi bu albümü Manowar'ın bitişi olarak nitelendirmişti.Oysa bence Manowar'ın müzikte ne kadar güçlü bir grup olduğunu kanıtlayan bir albüm bu.Hele o opera vokallere bittim ben :)

Manowar- Warriors Of The World
Gönderen/Onaylayan: Ziyaretçi Tarih: 2003-04-05 08:57:07
Puanım:


Manowar ı geçtim. Kesinlikle hayatımda okuduğum en iyi, an ayrıntılı albüm Kritiği.. Tebrikler!!! devamını bekliyoruz

Manowar- Warriors Of The World
Gönderen/Onaylayan: Ziyaretçi Tarih: 2002-09-07 19:45:06
Puanım:


haber çok güzel olmuş yazan saolsun manowar hakkında söleneck bi şey yok onlar metal i n kralı işte...:)

Manowar- Warriors Of The World
Gönderen/Onaylayan: Ziyaretçi Tarih: 2002-09-07 19:43:39
Puanım:


haber çok güzel olmuş yazan saolsun manowar hakkında söleneck bi şey yok onlar metal imn kralı işte..:)

Manowar- Warriors Of The World
Gönderen/Onaylayan: Ziyaretçi Tarih: 2002-09-07 17:30:21
Puanım:


Kardesim boyle bisi olamaz bunu yoruma sunmak bile ManOwaR a hakaret oLur Manowar Baris Sanlisoy www.manowarbaris.cjb.net

Manowar- Warriors Of The World
Gönderen/Onaylayan: lacrimosa Tarih: 2002-08-24 16:33:34
Puanım:


Onlar 21 yıldır aynı şeyleri söylüyorlar; taa battle hmyn'dan beri: DEATH TOFALSE METAL, FUCK THE WORLD! var mı bunun ötesi..

Manowar- Warriors Of The World
Gönderen/Onaylayan: Ziyaretçi Tarih: 2002-08-24 14:22:05
Puanım:


önemli deil arkadaşlar ( Alper )

Klavye.Net webhosting, domain, reseller, dedicated server, php, mysql çözümleri
TurkRock.Com yönetimi ile iletişime geçmek için tıklayınız..

TurkRock.Com web barındırma hizmeti Klavye.Net Internet Hizmetleri tarafından sağlanmaktadır.

TurkRock.Com üyeleri ve yöneticileri ile sohbet etmek için chat sunucumuz irc.turkrock.com'a girebilirsiniz.

Sayfa Üretimi: 0.28 Saniye