Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.
Bu arada bana mı cevaben yazdın bilmiyorum ama tehlikesiz diktatörü biliyorum.
Esasen senin söylediklerine ek olarak yazmıştım. Şekil olarak Atatürk'ün bazı reformları uygulamaya sokması 'diktatörlük' olarak gözükebilir ancak savaştan yeni çıkmış bir halk ve yönetim sistemi tamamen değişmekte olan bir ülke vardı. Kararların çabuk ve hızlı bir şekilde verilmesi gerekiyordu. Yoksa elbette İstiklal Mahkemeleri demokratik toplumlarda var olamaz ancak o zaman için rejim düşmanlarını elemek adına bu şarttı.
Neticede "Atatürk diktatör müydü?" sorusu şeklen de olsa olumlu cevaplanmalıdır. Ancak Atatürk ne Mussolini ne de Hitler gibi bir diktatördü - ki Hitler'in de demokratik seçimlerin ardından iktidara geldiği unutulmamalıdır. Ayriyeten Mustafa Kemal'e başkomutanlık ve Cumhurbaşkanlığı yetkisi de direk meclis tarafından verilmiştir, kendisi bu ünvanları zorla gasp etmemiştir. 'Benign dictator' kavramından bu yüzden bahsettim. Bunları da sana cevaben yazıyormuşum gibi gözükebilir ama gördüğün gibi esas muhattabım onlar, aynı şeyleri savunuyoruz zira.
Ayriyeten halkın çoğunun aydın olmadığı bir ülkede demokrasinin uygulanamayacağı konusunda hemfikirim. Tabiki bunu kırk yıllık kahve geyiği gibi "bir profesörle bir çobanın oyunun eşit olması" şeklinde belirtmemek lazım. Elbette demokratik bir ülkede bilgi/kültür düzeyi ne olursa olsun insanların oyları eşit olmalıdır. Ancak okuma/yazma ve eğitim oranlarının bu derece düşük olduğu bir ülkede demokrasinin tam anlamıyla uygulanması mümkün olamaz, olması da beklenemez.
Seçimler öncesi haberlerde çıkmıştı, sanırım DTP'nin milletvekili adaylarından biri köy köy dolaşıp insanlara nereye basmaları gerektiğini gösteriyordu. Demek istediğim o ki, sadece yaşadığımız çevreye bakıp bunu bütün ülkeye genellersek hataya düşmüş oluruz zira bizim farkında bile olmadığımız bir çoğunluk; cahil/bilgisiz ve eğitimsiz bir halde, kendisine söylendiği yere basarak oyunu veriyor.
Kimse demokrasi düşmanı değil yoksa, kimse diktatörlük beklentisi içerisinde değil. Sadece ülkenin şartlarında demokrasinin tam olarak uygulanmasının mümkün olmadığı fikri savunuluyor. Öyle ki, bahsettiğimiz cahil/bilgisiz çoğunluğun oyunu aldıktan sonra bunu "milletin iradesi" olarak sunmak isteyenler, asıl demokrasi düşmanlarıdır. Hitler örneğini hatırlatmama lüzum yok herhalde yeniden.
Şunu da ekleyeyim; seçimlerde CHP'ye oy vermiş biri olarak AKP'nin iktidarda olması beni rahatsız etmiyor. Eğer Erdoğan, seçim akşamı söylediği "herkesi kucaklamak" sözünü yerine getirseydi, zaten ne ülke ne de partisi bu konumda olurdu. O yüzden, AKP'ye getirilen eleştrileri "ülkede işler işinize gelmediği gibi gidince hemen Kemalizm'i silah gibi kullanıyorsunuz" boyutuna getirmek gaflet olur; yoksa benim ne çıkarım olacak CHP'nin iktidarda olmasından. Ha, AKP'nin iktidarda olmasından nemalanan büyük bir kesim var ama. _________________ Me fail English? That's unpossible.
bırak %47yi, %99 oy alsa eğer anayasa aykırı hareket ederse kapatılır. hiç de antidemokratik değildir. tam aksine ben %47 oy aldım artık istediğim gibi at koştururum demek antidemokratiktir. akp türkiyenin en antidemokratik partisidir ve antidemokratik bir partiyi kapatmak demokrasiye zarar vermez.
%99 oy alsalar bile!!!
ayrıca halkın illa doğru fikirde olacağını nasıl düşünebilirsin? tarih bunun aksini gösteren örnekler ile dolu. konu din veya ırk olunca işler değişiyor çünkü bazı halklar bu tür değerlere fazlasıyla önem veriyorlar. (türkiye=din, almanya=ırk gibi).
bir de şunu ekleyeyim; daha birkaç ay önce avusturyada halkın seçtiği faşist yöneticiyi tüm avrupa birleşip koltuğundan indirdiler.
e ben şimdi senin anlayışınla sana soratım, bana dünyada demokratik bir ülke söyle. çünkü senin mantığına göre avrupa da demokratik değil.
Slaytanic
Demokrasi,halkın egemenliğine dayanan yönetim biçimi değil midir?? Hatalı tanım yaptıysam düzelt. Çünkü yorumlarımı bu tanıma göre yapıyorum.
Eğer tanım doğruysa,anayasanın belirlediği çok partili sistemin gereği AKP, iktidarı demokratik anlamda hak eden bir partidir.O halde demokratik bir ülkede halkın getirdiği parti,aynı zamanda halkın sesi olmalıdır.Tarıştığımız olayda,AKP nin türbanı sözde istemesi,halkında çoğunluğunun isteğiyle paralel olup,demokratik bir davranıştır denebilir.
Yani bir halk oylaması,türban yasağını kaldıracak güçtedir ve bu anlamda demokratiktir.(Demokrasinin anlamı gereği)
Ben burada demokrasiyi de eleştiriyorum.Çünkü demokrasi;yani halkın egemenliğine dayanan yönetim biçimi,ancak ve ancak çoğunluğu aydın olan bir ülkede faydalı olabilir.Burada "aydın insan" kavramı göreceli olarak algılanabilir.Yani kime göre ve neye göre aydın insan.Hangi kriterlerden geçmiş insan aydındır?Aslında aydın insan tipi göreceli değildir.Çünkü dünyada uygarlık seviyesi gelişmiş ülkeler vardır,gelişmemişlerde vardır ve bu gelişmişliğin veya geri kalmışlığın nedenleri ortadadır.Bu gelişmişliği sağlayan bir ülkenin bireyleri,ülkelerinin gelişimini sağladıkları için referans alınarak aydın insan tipi bir yönüyle çizilebilir.
Sözlerine bir eleştiri getirmek istiyorum.
Anayasaya uygunluk demokratik olmak demek midir? Anayasanın her hangi bir kararı halk tarafından benimsenmiyorsa bu karara demokratik denir mi?Yoksa demokratik olan,anayasanın halkın onaylayacağı biçimde düzeltilmesi mi? Yani halkın % 99 u anayasanın kararından memnun değilse,bu durumda o kararın alınması demokratik olmaktan çıkar mı?
Hatalıysam düzelti ver
Çoğunluğu cahil olan bir toplumda yönetimi halk egemenliğine bırakmak,intihar etmek gibidir.
Türban konusunda çelişkilerimi yukarıda belirttim.
Eğer İslam dininde başa örtü takılması zorunluluğu yoksa bu yaygaranın nedeni nedir? Neden müslümanlar türbanı dinin simgesi yaptılar?
Asıl soru işte bu??
İslam da başın örtünmesi var mı??
evet demokrasi halkın egemenliğine dayalı bir yönetim şeklidir. fakat akpnin iktidarı demokratik bir şekilde elde etmiş olması akpnin demokratik bir parti olduğu anlamına gelmez. artı çok partili rejim demokrasi için gerek koşul olması yanında yeter koşul değildir. halkın da demokratik olması gerekir. türkiye de böyle birşey var mı, hayır yok.
neden?
çünkü türkiye atatürk sayesinde diğer müslüman ülkelere göre çok ileride olmasına ramen hala kadını sosyal hayata tam olarak entegre edememiştir, ağalık sorununu çözememiştir. böyle bir halkın ürettiği partilerin de demokratik olması beklenemez. sadece akp için demiyorum yani.
sizin antidemokratik 70 tane partiniz olsa bile bunlar toplmda demokratik bir düzen yaratmazlar.
ayrıca bir partinin halkın çoğunluğunun oyunu alsa bile (ki akp halkın çoğunluğunu da temsil etmez) o partinin asli görevi azınlığın da sesi olabilmektir. aksi durumda buna çoğunluk diktatörlüğü denir ki türkiyenin karşı karşıya kaldığı durum da budur.
daha yazacaklarım vardı ama vaktim yok. daha sonra devam ederim. _________________ I keep my eyes wide open all the time
I keep the ends out for the tie that binds
Because you're mine, I walk the line
Muasır
Hani "muasır medeniyet seviyesi" var ya, işte o...
"Çağdaş uygarlık düzeyi" demek, hepsi bu.
(Basında bu kelimeyi "muassır" şeklinde yazan cahil arkadaşlarımız da vardır. Üstelik de yaşını başını almış adamlardır bunlar.)
Atatürkçülük bu demektir, başka bir şey de değil.
Bu kavram son derece değişken bir kavramdır. Dün muasır olan bugün değildir, yarın da olmayacaktır.
Değişken olduğu, donuk olmadığı için de modası geçmez, eskimez, otuzlu yılların liderleri yokolur giderler, Atatürk ölmez!
Üstelik Atatürk "hayatta en hakiki mürşit ilimdir" demiştir ama, "başka mürşit yoktur" da dememiştir ha!.. "Daha az hakiki" olan başka mürşitler de bulunabilir...
Atatürkçülük'te demokrasi yoktu, çünkü otuzlu yıllarda "moda" yelleri totaliter rejimlerden yana esmekteydi.
Dolayısıyla, bugün de aynı rüzgârı estirmeye çalışan "Kemalistler" çağdaş değildirler.
Daha da açık konuşalım: Atatürk, Kemalist değildi!
Kemalizm, Atatürk'ü kendi amaçları doğrultusunda "kullanmak" isteyen faşist bürokratların uydurduğu bir ideolojidir.
Atatürkçülük, bir ideoloji değildir, bir dünya görüşüdür.
Laiklik de, kendi başına bize hoş göründüğü için değil, çağdaş yaşama tarzının, çağdaş uygarlık düzeyinin vazgeçilmez bir unsuru olduğu için gereklidir.
Devlet kapitalizmi, otuzlu yıllarda çağdaş gibi görünüyordu, bugün değildir.
Şapka giymek, o dönemde modaydı, bugün değil.
Bugün şapkayla gezene Atatürkçü demezler, "tapon" derler yani...
Muasır medeniyet uyarınca o zamanlar vals ve tango yapılırdı, bugün yapana yalnızca "nostaljik" deniyor.
"Atatürk'ün giyindiği gibi giyinmeye çalışana" da düpedüz ahmak derler. Diyelim baklavalı kazak buldunuz, gidip bir de golf pantolon mu diktireceksiniz? Atatürk 1936 model arabayla gezerdi, arayın bulun da "rektifiye" ettirip binin bakalım!
O dönemde Medeni Kanun gösteriyordu çağdaşlık düzeyini, tek eşlilik, miras paylaşımında eşitlik, falan filan.
Bugün, örneğin "eşcinsel evliliklerine izin vermek" çağdaşlık! Avrupa bu düzeyde.
Nasıl, bu sizi irkiltti mi? Demek ki Atatürkçü değilsiniz.
Siz olsanız olsanız "İsmetçi" olursunuz.
O da Atatürk'ün başbakanıydı, Fethi Okyar ve Celal Bayar da... O da Atatürk'ün silah arkadaşıydı, Fevzi Çakmak da... Üstelik birincisi yalnızca orgeneral, ikincisi mareşaldi, mareşal!
Sizin Atatürk'ünüz hangisi?
Ölümünün üzerinden daha bir yıl geçmeden ve de utanmadan paralardan resimlerini kaldıranların Atatürk'ü mü yoksa? Benimki o değil.
Bana da utanmadan "Atatürk düşmanı" diyen dangalaklar, azıcık anladınız mı?
Atatürkçü olmayı "vals ve tango yapmamak", "şapka giymemek" ya da "eşcinsel evliliklere hoş bakmak" ile bağdaştırmak da ancak Engin Ardıç gibi bir kişiye nasip olurdu. Her ne kadar yazının anafikrinde savunduğu düşünceyi saçma sapan fikirlerle desteklese de;
"Kemalizm, Atatürk'ü kendi amaçları doğrultusunda "kullanmak" isteyen faşist bürokratların uydurduğu bir ideolojidir. "
kısmında haklı olduğunu düşünüyorum. Ancak, zaten mesele de bu. Kimse Kemalizm'i kendi faşist ideolojisini benimsetmek ya da totaliter rejimi gerçeğe dönüştürme adına kullanmıyor bu ülkede. 'Kemalizm' adı altında bu ülkede yapılan bazı aşırılıklar, kimi anti-demokratik hareketler ulus-devleti daha büyük tehlikelerden koruma adına yapılmaktadır.
Son olaylar mesela. Şahsen bir kimseye sırf Atatürk'ü sevmediği için soruşturma açılmasını doğru bulmuyorum ancak o kişinin savunduğu zihniyetin bu ülkeye vereceği zararları aza indirmek konusunda da bu şart. Evet, Engin Ardıç'ın dediği gibi "çağdaş Avrupa'da" bu tür bir olay için soruşturma açılmaz ancak Avrupa'nın hiçbir ülkesinde de rejim tehlikesi bizim ülkemizdeki gibi değildir.
Bugün Kemalizm'in ve Atatürk'ü en çok yeren kesim sol kesimdir fakat kendileri 68 kuşağının ne denli Atatürkçü olduğunu bilmemektedirler. Onlar ve farkında olmadan ekmeklerine yağ sürdükleri gerici kesimin oluşturduğu tehdit yüzünden Atatürkçü olmak ile faşist olmak bir tutulur hale gelmiştir. Dediğim gibi, Engin Ardıç'ın alıntıladığım kısımdaki tespiti gayet yerindedir ama bu durumun oluşmasının sebebi olarak bir kısım bürokratların faşist olduğunu ileri sürmesi yaşadığı çevrenin farkında olmadığının göstergesi olabilir ancak. Bu ülkede rejim tehlikesi vardır ve size göre anti-demokratik ya da faşist olsa bile, işler bu şekilde yürümek durumundadır. _________________ Me fail English? That's unpossible.
68 kuşağı zamanın en ateşli sosyalist komünist rejimin savunucularydı,bunun neresi Atatürkçülük...68 liler yeni yeni Atatürkçü geçinmeye başladı.
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının fikir savunucularının hedefi buydu;rejim.Ama olay öyle değişime uğratıldıki akıllarda kalan sadece idam oldu(ki idamı savunmuyorum),ama şuan kimse zamanın o kuşağının aslında rejim değiştirme hareketi olduğunu konuşmuyor unutturuluyor.
Kısacası değişen sadece yüzlerdeki maske oldu... _________________ <div>Başkalarının izinde yürüyenler geride iz bırakamazlar</div><br />
68 kuşağı zamanın en ateşli sosyalist komünist rejimin savunucularydı,bunun neresi Atatürkçülük...68 liler yeni yeni Atatürkçü geçinmeye başladı.
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının fikir savunucularının hedefi buydu;rejim.Ama olay öyle değişime uğratıldıki akıllarda kalan sadece idam oldu(ki idamı savunmuyorum),ama şuan kimse zamanın o kuşağının aslında rejim değiştirme hareketi olduğunu konuşmuyor unutturuluyor.
Kısacası değişen sadece yüzlerdeki maske oldu...
Uğur Mumcu'nun güzel bir lafı vardır, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak diye. Keşke arada bir uygulayabilsen sen de bunu. Gerçi benim için hava hoş, sadece kendini gücendirmiş olursun ama yaptığın hataları söyleyince de değişmiyor ki, yine bol keseden sallamaya devam.
Nedir abicim senin 'Atatürkçülük'ten anladığın, onu söyle de ona göre davranalım biz de. _________________ Me fail English? That's unpossible.
Senin anlayamadığındır.
Ama hiç yorma kendini sen zaten haksız olamassın ya.
Deniz gezmişin kendi ağzından söylediklerine de mi inanmıyacağız şimdi...sen haklısın affet! _________________ <div>Başkalarının izinde yürüyenler geride iz bırakamazlar</div><br />
Sosyalist olan er kişi aynı zamanda Atatürkçü olamaz mı diyorsun sen şimdi özetle. Basit bir soru sordum, Atatürkçülük nedir anlat diye sen yine lafı döndürüyorsun "sen haklısın/ben haklıyım"a getiriyorsun. Soru sorduk yahu. _________________ Me fail English? That's unpossible.
Senin "özetle" demek istediğinle benim söylediğimin alakası yok,eğer olsaydı milliyetçi,liberal,dindar insanlar aynı zamanda Atatürkçü olamazdı ki sana göre olmaması gerçeğ ideğiştirmez;sen çıkar iki örnek verirsin ama gerçek yine gerçektir.
Özetle demek istediğim şu duymak istediğin bu ya;68 kuşağı solgörüşlülerin asıl hedeflerinde rejim vardı.Tamam? _________________ <div>Başkalarının izinde yürüyenler geride iz bırakamazlar</div><br />
bu konu üzerine olan tartışma programlarının çoğunu izledim ve her seferinde sinir küpü olddum..
çoğu kız türban takmak zorunda olduğu için takıyolar, zaten onlarda belli oluyo kafada cırtlak renkte bi türban dar vucudunun hatlarını ortaya koyan kıyafetler giyip geziyolar ortalıkta ve seni türban takmadığın için yargılayıp kötü kötü bakmaları oluyo ve o benden daha çok dikkat çekerken..
bi tanıdığıma sordum sence yasak kalkmalı mı diyeİ? bana yasak kalkarsa ailesinin üniversiteye de türbanla göndericeeni söyledi zorla hiç bişey olmaz zorla yapılan bişeyde inanca girmez resmen gösteriş dinidir yaptıkları dinin dsini bilmezken bize müslümanlık taslamalarıdır ..
üniversitemde türban istemiyorum.. çünkü eğer üniversitede serbest olursa bu türbanlılara yetmiycek ünide türbanla okuyan birisi çalışma alanında da bunu isticek ve yarın bigün babam abim ve ya herhangi biri hastalandığında türbanlı bi doktor ona bakmıcak biz böyle bi yerde yaşıyoruz.. üniden sonra kamu da daha sonra da liselerimize kadar düşücek bu! ve şimdi solcu sağcı çatışmalarından daha büyük kavgalar olucak!
akepenin yaptığı ortalığı karıştırmak, insanları birbirine düşürmek we yarın bi gün iktidarda olmadığında ben zamanında bunları yapıcaktım ama izin vermediler deyip prim yapmak...
üniversitemde türban istemiyorum.. çünkü eğer üniversitede serbest olursa bu türbanlılara yetmiycek ünide türbanla okuyan birisi çalışma alanında da bunu isticek ve yarın bigün babam abim ve ya herhangi biri hastalandığında türbanlı bi doktor ona bakmıcak biz böyle bi yerde yaşıyoruz.. üniden sonra kamu da daha sonra da liselerimize kadar düşücek bu! ve şimdi solcu sağcı çatışmalarından daha büyük kavgalar olucak!
Bunun yerine güzel düşünülse karşındaki insanın kıyafetini düşüncesini eleştirmeden yapacağı işin kalitesine baksak , herkes birbirine hoşgörülü davransa , sonuna cı cu eki koymadan hitap etsek , sadece medeni bir insan gibi yaşasak...
umudumu kaybetmedim , o günler Türkiyede yaşanacak .
Türkçe ne kavramsal bir dilmiş de tartış tartış bitmemiş. Medinelilerin zengin ve daha düzgün bir yaşamı olduğunu biliyoruz. Ancak unutmayın ki ilk şehitler medine ve mekke savaşında verildi. Bu karşı sav.
Ayrıca uygarlık tarihinde böyle rezillik görülmediği de açık. Her devletin kuruluş amacı ve ilkeleri olmuştur. Demokrasi kisvesi altında bunların yıkılması çok nadir görülmüştür.
Şu an alkışlarla cumhuriyetin yıkılışını izliyoruz. Tebrik ederim. _________________ www.dexigen.net.tc
Atatürkçülük'te demokrasi yoktu, çünkü otuzlu yıllarda "moda" yelleri totaliter rejimlerden yana esmekteydi.
Dolayısıyla, bugün de aynı rüzgârı estirmeye çalışan "Kemalistler" çağdaş değildirler.
hiç alakası yok.Atatürk döneminde iki kez çok partili sisteme geçiş denenmiştir , iki sefer de şimdiki akp zihniyetinde olan sıkmabaşlar demokrasiyi kullanıp ülkeyi yüz yıl geri çekmek isteyince başları ezilmiştir.
Kayıt: Feb 27, 2008 Mesajlar: 455 Nerden: Artık Olmayan Yer
Tarih: Cum 25.07.2008 15:45 Mesaj konusu:
Atatürk döneminde demokrasi olmaması çok doğaldır. Ülke düşman işgalinden kurtarılmakta ve yeni bir devlet kurulmaktadır. Daha önce hiç doğru düzgün demokrasi deneyimi olmamış bir halka, kuruluş aşamasındayken demokrasiyi vermek intihar olurdu.
Zaten Atatürk çoğu kez diktaya gitmeyeceğini söyledi. "Meclis'te atışırım, tartışırım, bağırırım, ama Meclis'siz yapamam," demiştir. "En zorlu badireleri yine bu Meclis sayesinde atlatacağız" demiştir.
Kosovian'ın da dediği gibi Atatürk Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası'nı arkadaşlarına kurdurmuştur. Fakat gerici zihniyet bu iki partiyi de saltanatı geri getirme amacıyla kullandığından, partiler uzun ömürlü olmamış ve kapatılmıştır.
Atatürk dönemine "Totaliter Rejim" demek çok büyük bir hatadır. Biçim yönünden öyle gözükebilir fakat "diktaya gittiği" söylenen Ulu Önder'in niyeti, halka hizmet etmektir. Atatürk diktacı olsaydı Meclis'i açmaz, Cumhuriyet'i kurmaz, padişahlığı devralırdı. _________________ Satılık - Takaslık Jackson PS3T EMG 81-85
http://www.turkrock.com/ftopic90047.html
Tüm saatler GMT + 3 Saat Sayfa Önceki1, 2, 3 ... 35, 36, 37
37. sayfa (Toplam 37 sayfa)
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız