Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.
anladım sen soleyince hatırladım yunan mitolojisiyle ilgili bikac soz gormustum kitapta tam olarak anlayamamıstım sanırım dedigin konularla ilgili bikac kitap okursam daha verimli olur. saol
isteyen istediğini düşünsün kimin ne üzerinden asıl propaganda yaptığı ortadadır bence. Nietzsche bile konuşamıyor yine Allahı tartışmak zorunda kalıyoruz çünkü.
sen bu foruma girdiğinden beri bir hücüm içerisindesin bunun farkında değilsen buna ben müdahale edemem...
sen hücüm yapıyorsun ben savunma yapıyorum...
ve propaganda hücüm yapanın malıdır benim malım değil...
neyse bu tartışma uzamasın isterseniz konuyla alakalı yorumlar yapmaya devam edin...
Kayıt: Apr 20, 2007 Mesajlar: 337 Nerden: uzak çok uzak bir galaksiden
Tarih: Pts 23.04.2007 5:23 Mesaj konusu:
Nietzsche yi Nietzsche anlatabilir ancak başka hiç kimse değil...
Insanin bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine-hizmettir, bütün sevmesi kendini sevmesindendir. ~ Nietzsche
Ölüm güç bir seydir. Ölümün son iyiligi, bir daha ölümün olmamasidir, diye düsünürüm her zaman
Nietzsche
“Aşık” , “seven” kisi degildir; aslinda o, sevdigi kisinin mutlak sahibi olmayi amaçlar. Bütün istegi, tüm dünyayi o degerli malindan soyutlamaktir. Altinlari basinda nöbet tutan ejderha kadar alçak ruhludur. Dünyayi falan sevmez, tersine tüm diger canlilara karsi bir umursamazlik içindedir. Siz de bunu söylemiyor musunuz? Sizin -neydi adi- o sakattan hoslanmanizin sebebi bu degil miydi? ~ Nietzsche
hepimiz bir sürü parçadan oluşuruz ve bu parçalar kendilerini ifade etmek için çırpınır. bizler yalnızca varılan son uzlaşmadan sorumlu tutulabiliriz, her parçanın sahip olduğu karmaşık dürtülerinden değil ~ Nietzsche
bilinçli bir anınız yok ama anılarımızın çoğu bilinçaltında varlığını sürdürür yaşarken yaşayın ~ Nietzsche
biz arzulanana değil arzulamanın kendisine aşığızdır ~ Nietzsche
Ümit en son kötülüktür..Çünkü işkenceyi uzatır..
İnsan ruhu yaptığı seçimlerle belirlenir..
Bilgi ermişleri olmak elinizden gelmiyorsa, hiç değilse bilgi sawaşçıları olun..
Kendin alabileceğin bi hakkı, bırakmayacaksın sana wermelerine..!
Ancak öbür gündür benim olan..Kimileri öldükten sonra doğar..
Şüphe deil kesinliktir insanı deli eden..
Siz yükselmek isteyince yukarı bakarsınız..Bense aşağı bakarım çünkü yükselmişim..
Yaşama karşı sorumluluğumuz daha yücesini yaratmaktır.. Daha alçağını deil..
Gerçekten de hayatın anlamı olmasaydı, we ben anlamsızı seçmek zorunda olsaydım, bence de en seçilesi anlamsızlık olurdu bu..
Zayıflar bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar..
Ruh hayatın bağrına saplanan hayattır..
bırakın gelsin rastlantı , bir çocuk gibi masumdur o..
Pazar yerinden ve şandan uzakta yer alır büyük olan her şey.
Hep pazar yerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratan.
Yalnızlığına kaç dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş.
Sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç! Yalnızlığına kaç! Sen küçük
ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın. Onların göze görünmez öclerinden
kaç! Onlar sana karşı öcden başka bir şey değildirler. Artık el kaldırma
onlara! Sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değildir ki... _________________ Herkez bir yönüyle haklıdır ama nerede ne kadar haklı olduğunun farkında değildir.
Kayıt: Apr 20, 2007 Mesajlar: 337 Nerden: uzak çok uzak bir galaksiden
Tarih: Pts 23.04.2007 5:24 Mesaj konusu:
ölüm öğütleyenler vardır. dünya , hayattan çekilmelerini önerdiğimiz böyleleriyle
doludur.
işte böyle gereksiz insanlarla doludur dünya.bu fazlalar yüzünden hayat bozulmuştur.
bunları "sonsun hayat" sözleriyle kandırıp
bu dünyadan ayırmak gerek.
ölüm öğütleyenlere sarı veya kara diyorlar.fakat ben onları size başka renklerde de
göstermek istiyorum.
işte içlerinde vahşi hayvan taşıyan , keyfetmek ve kendini yemekten başka bir şey
yapamayan korkunçlar.onların keyifleri de bir kendini yenmedir.
bu korkunçlar daha insan bile olamamışlardır.varsın ölüm vaat etsinler ve kendileri
de göçsünler.
işte ruhu veremliler:daha doğmadan , ölmeye başlarlar ve yorgunluktan bir tarafa
çekilip kendi kendine özlem çekerler.onlar
ölmeyi istiolar.bizim de onların bu arzusunu onaylamamız gerekir.bu ölüleri
diriltmekten ve bu canlı tabutları zedelemekten
sakınalım.
karşılarına bir hasta bir ihtiyar bir cenaze çıksa hemen "hayat boştur" derler.
fakat kendileri ve varlığın yalnız bir
yüzünü gören gözleri boştur.
yoğun bir kedere bürünmüş ve ölüm getirecek küçük rastlantılara inanıp böyle
beklerler ve dişlerini gıcırdatırlar.
veyahut şekerlemelerine uzanırlar ve çocuklarıyla alay ederler: bir saman
çöpüne asılı durmakla alay ederler.onların hikmeti
şudur:"yaşamak isteyen delidir.işte biz bu kadar deliyiz ve hayatta en büyük
delilik budur."
"hayat yalnız acıdır."bazıları böyle derler ve bu yalan değildir.
öyleyse bu hayatın bitmesine çalışın.öyleyse yalnız acı olan bu hayatın bitmesine
çalışın.
erdemleri onların şu öğüdü vermelidir:"sen kendini öldürmelisin.sen kendini bu
hayattan çekmelisin."
ölüm öğütleyenlerden bazıları,"şehvet günahtır"derler."bırakın kenara çekilelim
ve çocuk yapmayalım."
bazıları da:"doğurmak güçtür," der. ve niye doğurmalı? " bütün doğanlar mutsuz
oluyolar" bunlar da ölüm öğütçüleridir.
yine bir kısımları "acımak gerek. neyim varsa alın. ben ne isem alın ki hayata
daha az bağlanayım" der.
fakat tam merhametli olsalardı en yakınlarını hayattan bıktırırlardı.kötü olmak ,
onların gerçek iyilikleri olurdu.
fakat bunlar hayattan çekilmek isterler.başkalarını zincirleri ve armağanlarıyla
hayata daha sıkı bağlanmaktan ne bekliyolar?
hayatları vahşi bir çalışma ve huzursuzlukan ibaret olanlar, sizler, hayattan pek
yorgun değil misiniz?ölüm öğütçüleri
için pek olgun değil misiniz?
vahşi çalışmayı aceleyi yeniyi yabancıyı seven sizler kendinizden memnun
değilsiniz.çalışmanız kendinizi unutmak için arzu ve bir kaçmadır.
hayata daha fazla inansaydınız,kendini "an"a bu kadar kaptırmazdınız.fakat beklemek
için , hatta tembellik etmek için bile
yeteri kadar isteğiniz yok.
her yerde ölüm öğütleyenlerin sesi çınlıyor ve dünya,kendilerine ölüm öğütlenmesi
gereken böyle insanlarla doludur.
ya sonsuz hayat? bence onlar için uygun , yeter ki tez göçsünler _________________ Herkez bir yönüyle haklıdır ama nerede ne kadar haklı olduğunun farkında değildir.
Kayıt: Apr 20, 2007 Mesajlar: 337 Nerden: uzak çok uzak bir galaksiden
Tarih: Pts 23.04.2007 5:31 Mesaj konusu:
Siz yükselmek isteyince yukarı bakarsınız. Bense aşağı bakarım..
Kıskançlık yalımıyla sarılan kişi, sonunda,akrep gibi,ağılı iğnesini kendine
çevirir..
"bazıları seyrederken hayatı en önden,kendime bir sahne bulup oynadım.öyle bir rol wermişler ki okudum okudum anlamadım"
Ben yürümeyi öğrendim,o gün bugün, kendimi koştururum. Ben uçmayı öğrendim,o gün bugün kımıldamak için itilmem gerekmez...
bedenini küçümseyenler, sizin yolunuzdan gitmiyorum.
siz bence "insanüstü"ne köprü değilsiniz.
artık başınızı kutsal şeylerin sırrına gömmeyin.aksine onu özgürce yaşayın.
yaşama anlam kazandıran bir kafa taşıyın.
Kendi düşmanınızı aramalısınız,kendi savaşınızı açmalısınız ve kendi
düşünceleriniz uğruna!..
bir zamanlar ruh tanrıydı, sonra insanlaştı, şimdi halklaşıyor.
Bu dediği dedik,bu sıkıcı kişileri kıskanma,ey gerçek tutkunu!Dediği dedik
kişinin koluna hiçbir zaman asılmamıştır gerçek..
Uygarlık tarafından yokedilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruz.
Yalnızlığına kaç dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş. Sert ve
sağlam bir havanın estiği yere kaç!.
Yalnızlığına kaç!. Sen küçük ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın.Onların göze
görünmez Öclerinden kaç!.. Artık el kaldırma onlara! Sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değil ki!... _________________ Herkez bir yönüyle haklıdır ama nerede ne kadar haklı olduğunun farkında değildir.
Kayıt: Apr 20, 2007 Mesajlar: 337 Nerden: uzak çok uzak bir galaksiden
Tarih: Pts 23.04.2007 5:31 Mesaj konusu:
ŞAİRLERE DAİR
Zerdüşt havarilerinden birine şöyle diyordu: "Bedeni daha
iyi tanıyalı beri ruhun bence ehemmiyeti kalmadı. Ve ''ebedi''
denen her şey bir sembolden ibaret."
Havari cevap verdi: "Evvelce de böyle bir şey söylemiştin.
Fakat şairler çok yalan söylerler diye ilave etmiştin. Bunu
neden demiştin."
Zerdüşt, "neden diye soruyorsun" dedi. "Ben o adamlardanım ki onlara neden diye sual sorulmaz. Ben bunları henüz dün mü yaşadım. Fikirlerimin sebeplerini yaşayalı beri hayli zaman geçti. Eğer sebeplerimi de yanımda taşımam gerekseydi benim bir hafıza ambarı olmam lazım değil miydi? Fikirlerimi kendim için saklamam bile bana fazla geliyor.
Ve nice kuşlar uçup gidiyorlar. Bazen güvercinliğime yabancı ve elimle dokunduğum zaman titreyen bir kuşun sığındığını görürüm.Fakat Zerdüşt sana bir zaman ne diyordu? Şairlerin çok yalan söylediğini mi? Fakat Zerdüşt de bir şairdir. Onun bu işte hakikati söylediğine inanıyor musun? Neden inanıyorsun?"Havari cevap verdi: "Ben Zerdüşt''e inanırım."
Zerdüşt başını salladı ve gülümsedi.
"İnanman, hele bana inanman, beni mesut etmez.Fakat, birisi ciddiyetle, şairler çok yalan söylerler diyorsa haklıdır. Biz çok yalan söyleriz.Biz pek az şey biliriz. Ve güç öğreniriz. Onun için yalan söylemeye mecburuz.Biz şairlerden, şarabını tağşiş etmeyen kim var?Kilerimizde nice zehirli karıştırmalar yaptık. Tarif edilmez nice işler yaptık.Çok az şey bildiğimiz için ruhça züğürt olanlar hoşumuza gider.
Hele kadınlar!
Hatta ihtiyar kadınların akşamları anlattıkları masallara bile hasret duyarız. Ve kendimizce buna "ebedi karanlık" deriz.Sanki hususi ve mahrem bir kapı varmış da öğrenmek isteyenlere oradan bilgi dağıtılıyormuş gibi, halka ve onun vecizelerine inanırız.
Çayırda veya münzevi tepelerde yatıp kulaklarını diken herkesin gökle yer arasındaki şeylerin bazılarına agah olabileceğine bütün şairler inanır.Ve şairler kendilerine nermin heyecanlar gelince bizzat tabiatın kendilerine aşık olduğunu ve tabiatın kulaklarına gizlice okşayıcı sözler fısıldadığını duyarlar ve faniler önünde bununla göğüs kabartırlar.
Ah yerle gök arasında o kadar çok şey var ki bunları ancak şairler tahayyül edebilir. Hele tanrı hakkında. Çünkü bütün ilahlar şair sembolleri ve şair uydurmalarıdır.Gerçekten, daima göklere yeni bulutların alemine yükseliriz bu bulutların üstüne alaca körüklerimizi kurarız. Ve sonra onlara tanrılar ve üst insanlar deriz.Onlar ancak bu iskemlelere oturabilecek kadar yufkadırlar. Bütün o şairler ve üst insanlar!
Ah, olağanüstü bir şeymiş gibi görünmek isteyen bütün bu acizlerden ne bıkkınım! Ah bütün şairlerde ne bezginim."Zerdüşt böyle deyince çömezi ona kızdı. Fakat sustu. Zerdüşt de sustu. Ve gözleri sanki çok uzaklara bakıyormuş gibi içine yöneldi. Nihayet içini çekti ve nefes aldı. Ve şöyle dedi:"Ben bugünün ve dünün eseriyim. Fakat içimde bir şey var ki,yarının, yarından sonranın ve daha uzak bir istikbalindir. Ben eski ve yeni şairlerden bezginim. Bence hepsi sathidirler. Ve sığ sulardır. Derinlere dalamamışlardır. Onun için duyguları dibe nüfuz edememiştir.Biraz şehvet biraz can sıkıntısı. Onların en çok düşündüğü bu idi.Onların saz tıngırtıları bir hayaletin hışırtılarıdır. Seslerin içliliğinden ne anlıyorlardı?
Onlar temiz de değillerdi. Derin görünsün diye bütün sularını bulandırmışlardır. Ve böylelikle barıştırıcı görünmek istediler.Fakat bence aracı, karıştırıcıdırlar. Yarım ve pistirler.Ah, ben ağımı onların denizlerine daldırdım ve balık avlamak istedim. Fakat daima eski bir tanrının başını çektim.Böylece deniz ancak bir taş vermiş oldu. Bizzat onlar da denizden gelmiş olabilirler.Tabii içlerinde inci vardır. Fakat kabuklu hayvanlara o nispette benzerler.
Ve kendilerinde ruh yerine ekseriya tuzlu bir sümük buldum.Onlar denizden gurur da öğrenmişlerdir. Deniz tavus kuşlarının en güzeli değil mi? Tavus en çirkin bir manda karşısında bile kuyruğunu açar gümüşten ve ipekten kanatlarından hiç bıkkınlık göstermez.
Manda hayretle bunu seyreder. Ruhunda kuma yakın, sazlıklara daha yakın, batağa en yakın olarak.Mandaya güzellikten, denizden ve tavus süsünden ne? Şairlere bu sembolü söylerim.Gerçekten, onların ruhları tavusların tavusudur ve bir kibir denizidir.Şairin ruhu seyirci ister. İsterse seyirci manda olsun.Fakat ben, bu ruh dan bezdim. Ve görüyorum ki o da kendinden bezecek.Ben şairleri değişmiş ve bakışları kendilerine yönelmiş görüyorum.Ruh tövbekarlığının geldiğini görüyorum. Bunlar onlardan meydana gelmiştir.Zerdüşt böyle dedi.
Friedrich Nietzsche _________________ Herkez bir yönüyle haklıdır ama nerede ne kadar haklı olduğunun farkında değildir.
Kayıt: Apr 20, 2007 Mesajlar: 337 Nerden: uzak çok uzak bir galaksiden
Tarih: Pts 23.04.2007 6:21 Mesaj konusu:
Gür ırmaklar kendileriyle birlikte bir çok çakıl ve çalı çırpıyı da sürükler; güçlü ruhlar da bir çok aptal ve mankafayı.
Gözle görünen dünya yegane dünyadır: �Gerçek dünya� ise sadece bir yalan
Ruh arayanda, hiç ruh yoktur.
Her ahlak, doğaya, hatta �akla� karşı bir parça zorbalıktır
Gizemsel izahlar derin sanılır; doğrusu şu ki, yüzeysel bile değildir onlar.
Kadının nasıl bir nimet olduğunu tüm derinliği ile hissetmek gereklidir.
Kadını kadının içinde özgürlüğe kavuşturmalı!
Bir inancı sırf adettir diye kabullenmeye namussuzluk, korkaklık, tembellik denir. Şu halde namussuzluk, korkaklık, tembellik ahlakın önsel�i olsalar gerek.
İnsan
Sonuçlar karşısında korkaklık: Çağcıl bir kusur.
Ne denli yükselirsek, uçmak bilmeyenlere o denli küçük görünürüz.
Tutkulu insanlar, başkalarının ne düşündüklerini az düşünürler: Durumları onları hiçliğin üzerine yükseltir.
İnsan yığınlarının davranış biçimlerini önceden kestirmek için, onların güç bir durumdan kendilerini kurtarmak için hiçbir zaman çok önemli bir çaba göstermediklerini kabul etmek gerekir.
Tüm idealistler, hizmet ettikleri davaların her şeyden önce dünyanın tüm öteki davalarından üstün olduğunu düşünürler. Kendi davalarının biraz olsun başarılı olması için, bu davanın tüm öteki insan girişimlerine gerekli olan aynı pis kokulu gübreye açıkca ihtiyacı olduğuna inanmak da istemezler.
* Babanın gizlediği şey, oğulda açığa çıkar.
* Dünyada hiçbir şey insanı kin besleme duygusu kadar yıpratmaz.
* En insani davranış, bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir.
* Güller, laleler, bütün çiçekler solar. Çelik ve demir kırılır ama sağlam dostluk ne solar ne de kırılır.
* İnsan da ağaca benzer, ne kadar yükseğe ve ışığa çıkmak isterse, o kadar yaman kök salar yere, aşağılara, karanlıklara, derinliğe, kötülüğe.
* Kendi kendine inanmayan her zaman yalan söyler.
* Öyle kolay bir sanat değildir uyumak. Onun uğruna bütün gün uyanık durmak gerekir.
* Yükselmek için yalnız kendi gücünüzü kullanın, başkasının sizi yükseltmesine fırsat vermeyin.
* Ebedi gerçeklik olmadığı gibi, mutlak doğru da yoktur.
* Başkaları yararına çok şey yapıldığı için dünya mükemmel değildir.
* Ahlak, bireyin içindeki sürü içgüdüsüdür.
* Ahlak esasen toplumu çöküntüden kurtaracak ve toplumun muhafazasını sağlayacak bir araçtır.
* Ahlaki gerçekler diye bir şey yoktur.
* Egoizm asil bir ruhun temelidir.
Alev, başka şeyleri aydınlattığı kadar aydınlatmaz kendini. Bilge de böyledir..
İnsan hatasını bir başkasına itiraf ettiğinde unutur onu; ama çoğu kez öteki kişi bunu unutmaz.
Bir insanın gerçekten ele almış olduğu düşünce özgürlüğü ile, onun tutkuları ve hatta arzuları da gizli gizli kendi üstünlüklerini göstereceklerini sanırlar.
"zayıflar bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar"
Zerdüşt havarilerinden birine şöyle diyordu: "Bedeni daha
iyi tanıyalı beri ruhun bence ehemmiyeti kalmadı. Ve ''ebedi''
denen her şey bir sembolden ibaret."
İnsan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun, dilediği kadar nesnel görünsün, boşuna ! Sonunda her zaman, ancak kendi yaşam öyküsünü elde edecektir..
inançLar hakikat düşmanLarı oLarak ,yaLanLardan daha tehLikeLidir ....
Ümit en son kötülüktür.
Çünkü işkenceyi uzatır.
"Kötülükle savaşan içinde kötülüğün yeşermesine engel olmalıdır. Cehenneme uzun uzun baktığında, cehennem de senin içine bakacaktır!.”
" müziksiz bir hayat hatadır!."
Neden'i olan
Nasıl'a katlanır.
Ben her türlü ahlaki hüküm vermeye, övmeye ve mahkum etmeye karşı derin bir tepki duyarım. Alışılagelen ahlaki hükümlere karşı şunu sorarım: Hükmü veren hüküm vermeye esas itibarıyla haklı mıdır? O onun yeterli derecede üstünde midir? Onun sağgörüsü, hayalgücü, yeterli deneyimi var mıdır, bir bütünü tasarlaması için
Nietzsche
"Gerçekten de kendi yüzünüzden daha iyi bir maske takamazdınız siz, ey bugünün kişileri!Sizi kim tanıyabilirdi ki!"
yele karşı tükürmekten sakınınız!
her şey birbirinden daha gereklidir.
insanlar eşit değildirler.
kendin alabileceğin bir hakkı, bırakmayacaksın sana vermelerine!
inanç gerçeği bilmek istememektir.
ben, iki insanın daha yüce hakikati bulmak için, bir ihtirası paylaştığı bir aşk düşünüyorum.
beklemek ahlaksız kılar.
kanmışlıklar, doğruluğun yalanlardan daha tehlikeli düşmanlarıdır
insanlar ışığın çevresinde toplaşırlar, daha iyi görmek için değil, daha iyi parıldamak için.
Geçmişi değil de, geleceği kutlamak, geleceğin mitoloji masalını bulmak: İşte her şeyden önce önemli olan budur.
Bir!
İnsanoğlu! kulak ver!
İki!
Derin geceyarısı ne der?
Üç!
"Uykumu aldım ya -
Dört!
"En derin düşten uyandım, derim ki ben: -
Beş!
"Derindir dünya,
Altı!
"Daha derin, gündüzün düşündüğünden,
Yedi!
"Acısı derindir asıl -
Sekiz!
"Sevinç, yürek ağrısından da derin:
Dokuz!
"Acı der: yıkıl!
On!
"Oysa sonrasızlıktır istediği tüm sevinçlerin -
On bir!
"Derin sonrasızlık istediği, derin"
On iki!
Bilim, tüm gerçek kadınlardaki utanç duygusunun dikine gitmektedir: Kadınların derilerinin altında bakar gibi bir şey -daha da kötü hatta- eteklerinin altında bakmak ister gibi bir şey.
Kadınlar: "Erkek gibi aptal" derler. Erkekler de: "Kadın gibi korkak" derler. Kadınların aptallığı, kadınca olmayan bir şeydir.
"Bir gün bayağı kömür 'Niye böyle sertsin!' demiş elmasa. 'Biz seninle yakın akraba değil miyiz ki?' Niye böyle yumuşaksınız? Kardeşlerim, size soruyorum: siz benim, -kardeşlerim değil misiniz? Neden böyle yumuşak, böyle uysal, böyle verimser? Neden yüreklerinizde bunca yadsıma, bunca verinme var? Neden bakışlarınızda bunca az yargı var? Peki siz yazgı olmak, amansız kişiler olmak istemezseniz, bir gün benimle nasıl, iller açabilirsiniz? Peki sertliğiniz çakmak ve kesmek ve parça parça etmek istemezse, bir gün benimle nasıl, yaratabilirsiniz? Yaratıcılar sert olurlar da. Elinizi binyıllara basmak, balmumuna basar gibi basmak, mutluluk sayılmalı sizce, - -mutluluk, binyılların istemine yazmak, tunç üstüne yazar gibi yazmak, -tunçtan daha sert, tunçtan daha soylu. Ancak en soylu kişiler sert olur tepeden tırnağa. Şu yeni levhayı yerleştiriyorum üstünüze, kardeşlerim: sert olun!-"
Kendinin derin olduğunu bilen kimse aydınlığa yönelir; kalabalığa derin görünmek isteyen kimse ise karanlığa yönelir. Kalabalık, dibini görmediği her şeyi derin sanır çünkü: Öyle korkaktır ve suya da öyle istemeyerek atılır ki.
Tanrı olgusunu çürütmek, aslında yalnızca soyut Tanrı'yı çürütmektir.
Ah kardeşlerim, yarattığım bu Tanrı, insan yapıtı, insan çılgınlığıydı, bütün Tanrılar gibi!
İnsanın varoluşundan hiç kimse sorumlu değildir. İnsanın şu ya da bu şekilde olmasından, onun şu ya da bu koşullarda bulunmasından hiç kimse sorumlu değildir. İnsanı yolundan saptırıp belirsiz bir amaca doğru yönlendirmek saçmalıktır. Amaç düşüncesini biz uydurduk. Aslında amaç diye bir şey yoktur.
Tanrı düşüncesi şimdiye kadar varoluşa karşı olan en büyük itiraz olmuştur. Tanrı'yı yadsıyoruz, Tanrı'nın sorumluluğunu yadsıyoruz ve böylece, yalnızca dünyayı biliyoruz.
Tanrının ölümünü, büyük bir reddedişe ve kendi üzerimizde sürekli bir zafere dönüştürmezsek, bu kaybın bedelini ödemek zorunda kalırız.
Tanrılar yalnızca korku yüzünden icat edilmiş değildir: Kudret duygusu düşsel hâle geldiği zaman, varlıklar yaratarak rahatlıyordu.
Daima daha temiz, daima daha uzak olarak düşünülen bir tanrı ile daima daha günahkâr insan arasındaki ayrılığın yarattığı gerginlik, insanlığa zorla kabul ettirilen en büyük kuvvet sınavlarından biridir. Günahkârlar için Tanrı sevgisi bir mucizedir. Yunanlılar tanrısal bilgi ile insan bilgisizliği arasında niçin böyle bir gerginlikle karşılaşmadılar? Bu iki uçurumu birleştiren köprüler, var olmayan yeni yaratıklar olsalar gerek (Melekler mi? Vahiy mi? Tanrı'nın Oğlu mu?
Tanrı bir düşüncedir ki her doğruyu eğri hâle sokar, hareketsiz ve ayakta olan her şeyi döndürür. Nasıl? Vakit geçti mi yoksa? Her geçici şey yalan mı ki?
Bunu düşünmek kemiklere baş dönmesi, mideye de bulantı verir: Aslında bu düşünceye sara diyorum ben.
Eski Yunanlıların din duygusunda bizi şaşırtan yan, ondan dolu dizgin fışkıran o bolluk, o minnet bolluğudur: Böylece doğanın ve yaşamın karşısında duran, çok soylu bir insanlar türüdür! Daha sonra, Yunanistan'da budak saldı -Hıristiyanlık hazırlandı.
Buda'nın ölümünden sonra yüzyıllar boyu mağarada onun gölgesini gösterdiler -korkunç ve dehşet verici bir gölgeydi bu. Tanrı ölmüştür ama, insan öyle bir yaratıktır ki, daha binlerce yıl boyunca gölgesi kimi mağaralarda belki hâlâ gösterilecektir. Ya biz? Onun gölgesini de yenmek zorunda kalacağız biz.
Ancak raksedebilen bir Tanrı'ya inanabilirim ben.
Luther: "Bilge insanlar olmasaydı Tanrı'nın kendisi de var olmazdı.", demiş ve doğru demiş. Ama: "Akılsız insanlar olmasaydı Tanrı yine de var olabilirdi.", Luther bunu söylememiş işte.
Bir gün bana şöyle dedi şeytan: "Tanrının dahi kendi cehennemi vardır: bu, insana sevgisidir."
Ve şöyle dediğini işittim geçenlerde: "Tanrı öldü: insana acımasından öldü Tanrı."
Hıristiyanlık dünyayı çirkin ve kötü görmeye; karar verince dünya da çirkin ve kötü oldu.
Dindeki en derin anlaşmazlık şu: "Kötü insanların dini yoktur."
Hıristiyanlık "doğa kötüdür", diyor. Öyleyse Hıristiyanlığın doğaya aykırı bir nesne olması gerekmez mi? Yoksa o, kendi yargısına uygun olarak, kötü bir nesne olacaktı.
Dünyada, hiç olmazsa dinleri yıkmak için, yeterince din yok.
İnsan en çok kendi Tanrısı'na karşı dürüst davranamaz: Günah işlememeli.
İsa'nın Yaptığı Yanlış. - Hıristiyanlığın kurucusu, insanlara günahları kadar hiçbir şeyin acı çektirmediğini düşünüyordu. Yanlışı bu oldu: Kendini günahsız hisseden, bu noktada deneyimi eksik olan bir kimsenin yanlışı! Nitekim ruhu da olağanüstü ve hayalci bir merhametle doldu, bir kötülüğe doğru yöneldi. Fakat günahı icat etmiş olan kendi ümmeti, böylesi bir hâlden pek seyrek olarak büyük bir kötülüğe uğramışçasına acı çekiyordu. Ne var ki, Hıristiyanlar efendilerine hemen hak verme konusunda anlaştılar ve onun yaptığı yanlışı bir gerçek hâline sokarak kutsallaştırdılar.
Hıristiyanlık ve İntihar. - Hıristiyanlık, oluştuğu sırada hüküm süren büyük intihar salgınından yararlanarak onu kudretinin bir desteği gibi kullandı, yasak olmayan iki intihar tarzına izin verdi ancak. Bunları yüksek bir paye hâline soktu, en büyük umutlarla süsledi, tüm öteki intihar tarzlarına ise korkunç yasaklar koydu: Fakat din uğrunda şehit olmaya ve çile doldururken yavaş yavaş yok olmaya izin vardı.
Çok Yahudi. - Tanrı sevilmek istiyor idiyse adalet dağıtmaktan vazgeçmekle işe başlamalıydı: Bir yargıç, hoşgörür de olsa, sevgiye konu olamaz. Hıristiyanlığın kurucusu bu nokta üzerinde yeteri kadar ince duygulu olamadı; ... Yahudi'ydi çünkü.
Din Savaşı. - Din savaşı yığınların bugüne dek gerçekleştirdikleri en büyük ilerleme olmuştur: Yığınların düşünceleri saygı ile karşıladıklarını kanıtlamıştır çünkü.
Kuşkuya Günah Olarak Bakmak. - Hıristiyan çemberi kapamak için elinden geleni yaptı ve şüpheyi günah olarak ilan etti. İnsan akıl olmadan bir mucize tarafından inanca yöneltilmeli ve bundan sonra onun içinde en aydınlık ve en belirgin unsurun içindeymişçesine yüzmelidir. Bir kıyıya bakış, belki de sadece yüzmek için orada bulunulmadığı düşüncesi, anfibik doğamızın hafif bir hareketi bile... günahtır! Bununla inancı nedenlere dayandırmanın ve keza onun kökeni hakkında düşünmenin de günah olarak yasaklandığını görmek gerek. Dalgalar üzerinde kör ve sarhoş olmamız ve bir de edebi bir şarkı, dalgaların içinde ise aklın boğulmuş olması isteniyor!
Tanrı önünde ha! - Ama bu Tanrı öldü artık! Ey yüksek insanlar, bu Tanrı sizin en büyük tehlikenizdi.
Ancak o mezara gireli dirildiniz siz. Ancak şimdi geliyor büyük öğle, ancak şimdi efendi olabilir yüksek insan!
Bu sözleri anladınız mı, ey kardeşlerim? İrkiliyor musunuz ne: yüreğiniz mi sersemleşti? Uçurum mu açılıyor önünüzde? Cehennem köpeği mi havlıyor size?
Ve Tanrılarını, insanları çarmıha germekten başka türlü sevmeyi bilmiyorlardı!
Çarmıhtaki Tanrı, yaşam üzerinde ağır basan bir lânetlemedir; bundan kurtulunması gerektiğini gösteren bir işarettir.
Paramparça doğranan Dionysos ise bir yaşam umududur: Sonsuza dek yeniden doğar, kendisinin yok oluşundan tekrar doğar o.
Eğer zevkle verirlerse inananların verdiği şöyle bir kararı kim kabul etmek istemez ki: "Bilim gerçek olamaz, çünkü tanrıyı inkâr ediyor. O halde tanrıya dayanmıyor. Bu durumda gerçek değil"... çünkü tanrı gerçektir. Yanlış, kararda değil, önkoşuldadır. Nasıl mı? Eğer aslında gerçek olmasaydı ve aslında bu ispatlansaydı? Eğer o insanların kendini beğenmişliği, iktidar hevesi, sabırsızlığı, korkusu, baştan çıkma ve dehşet kuruntusu olsaydı?
Zavallı İnsanlık! - Beyindeki kanın bir damla fazla ya da az olması, yaşamımızı tarif edilemeyecek kadar perişan ve zor hale sokabilir. Öyle ki, Prometheus`un akbabadan çektiği acıdan daha fazlasını bu bir damla kandan çekeriz. Ama insan nedenin damla olduğunu bile bilmeyip, "şeytan!" ya da "günah!" diye düşünürse, en korkunç durum işte o zaman ortaya çıkar.
Nietzsche
Bugüne değin iyi ve kötü üzerine en berbat düşünceler ortaya kondu. Bu, her zaman çok tehlikeli bir şey oldu. Vicdan, iyi bir şöhret, cehennem; durumuna göre polisin bizzat kendisi önyargısızlığa izin vermiyordu ve vermiyor. İşte günümüz ahlakı üzerine, her otorite karşısında alınan tavırda olduğu gibi, düşünmemek, pek de konuşmamak gerekiyor. Burada itaat edilir! Dünya var olduğundan bu yana hiçbir otorite kendisinin eleştiri konusu yapılmasına istekli görünmemiştir. Hele ahlakı eleştirmek, ahlakı bir sorun, sorunlu bir şey olarak ele almak: Nasıl olur? Bu ahlak dışı değil miydi -şimdi değil mi?- Ama ahlak, kendisinden eleştiren elleri ve işkence aletlerini uzak tutmak için sadece her türlü korku aracına hükmetmekle kalmaz: Onun güvencesi, kullanmasını çok iyi bildiği bir tür göz boyama sanatında yatar, -nasıl "coşturacağını" bilir. Sık sık, tek bir bakışla eleştirici iradeyi felç etmeyi, hatta kendi tarafına çekmeyi başarır. Onun kendine karşı tavır almasını başardığı durumlar da var: Bunun sonucunda irade, tıpkı bir akrep gibi kendini sokar. Ahlak, ta başlangıçtan veri ikna etme sanatındaki bütün şeytanlıkları bilir. Bugün bile onun yardımına başvurmayan hiçbir konuşmacı yoktur.
Nietzsche
Devlet mi? Bu da ne? Hadi! Kulaklarınızı açın, halkların ölümü ile ilgili sözlerimi söyleyeceğim size şimdi.
Devlet, soğuk canavarların en soğuğudur. Kılı kıpırdamadan yalan söyler; şu yalan dökülür ağzından: "Ben, Devlet, halkın kendisiyim."
Yalan! Halkları yaratıcılar yarattılar, üzerlerine bir inançlar bir sevgi astılar: Yaşama da böyle hizmet ettiler.
Fakat yıkıcılar kalabalığa tuzaklar kuruyorlar -bunun adına da Devlet diyorlar: Kalabalığın, üzerine bir kılıçla yüz arzu asıyorlar.
Halk -hâlâ nerede varsa- Devlete inanmıyor; kem göz gibi törelerle yasalara karşı işlenmiş bir günah gibi nefret ediyor ondan.
Şu işareti veriyorum size: Her halkın iyi ilke kötüyü anlatan kendi dili vardır; komşusu bu dili anlamaz. Her halk töreleriyle yasaları için kendine öz bir dil yaratmıştır. Fakat Devlet iyi ile kötüyü anlatan tüm dillerde yalan söyler; söylediği her şey yalandır -ve elindeki her şeyi çalmıştır.
Ondaki her şey sahtedir: Çaldığı dişlerle ısırır bu hain hayvan. Ondaki her şey sahtedir -sevgisi bile.
Devletin işareti olarak veriyorum size bu işareti: İyi ile kötünün dillerini birbirine karıştırır o. Gerçekten de bu işaret bir ölüm iradesi gösterir! Gerçekten de bu işaret ölüm vaizlerine bir çağrıdır.
Devlet eski Tanrı'yı yenmiş olan sizleri de anlayama çalışır kuşkusuz! Savaşmaktan bezdiniz şimdi; bezginliğiniz de yeni putun hizmetine giriyor.
Devletin bittiği yerde ancak orada gereksiz olmayan insan başlar: Gerekliğin türküsü, o tek ve eşsiz nağme orada başlar.
Devletin bittiği yerde -baksanıza kardeşlerim! Üstün insanın gökkuşağı ile köprülerini görmüyor musunuz?
Halk büyük olanı, yani yaratanı güç anlar. Ama büyük nesnelerin tüm temsilcileri, tüm komedyacıları içinde bir görüşe sahiptir.
Dünya yeni değerler bulanların çevresinde döner: -ama görünmez bir tarzda döner. Fakat komedyacının çevresinde halkla şan döner, şeref döner! Dünyanın gidişi böyle.
Devlet de senin gibi iki yüzlü köpeğin biridir; senin gibi, o da sever dumanla ve böğürtüyle konuşmayı, -senin gibi gerçeğin karnından konuştuğuna inandırmak için.
Devlet ya da örgütlenmiş ahlâksızlık -içeride: Polis, mahkemeler, sınıflar, ticaret, aile; dışarıda: Kudret iradesi, savaş, fetih, öç alma.
Elimizde kudret olmadığı sürece özgürlük isteriz. Fakat, elimizde kudret olunca üstünlük isteriz. Başarı kazanamazsak (çok âcizsek), "adalet" yani eşit bir kudret isteriz.
Ve tüm bunlara inanıldı! Ve ahlak adı verildi! Bu iğrençliği yok edin!
İyilere bakın! Doğrulara bakın! En çok kimden nefret ediyorlar? Değer verdikleri şeylerin yazılı olduğu levhayı kırandan, kırıcıdan, caniden: -ama bu, yaratıcıdır.
Tüm inançların inananlarına bakın! En çok kimden nefret ediyorlar? Değer verdikleri şeylerin yazılı olduğu levhayı kırandan, kırıcıdan, caniden: -ama bu, yaratıcıdır.
Kardeşlerim! Bütün insan geleceği için en büyük tehlike kimlerdir? İyilerle doğrular değil mi?-
-şöyle diyenler, yüreklerinde şöyle duyanlar: "Biz iyi ile doğrunun ne olduğunu çoktan biliyoruz, hem ondan bizde var da; daha arayanlara yazıklar olsun!"
Ve kötüler ne denli zarar verirlerse versinler, iyilerin verdiği zarar en zararlı zarardır!
Ve dünyaya karakaçanlar ne denli zarar verirlerse versinler, iyilerin verdiği zarar en zararlı zarardır!
Kardeşlerim, bir zamanlar biri iyilerle doğruların yüreklerini okumuştu da, demişti: "Bunlar Ferisîdirler." Fakat onu anlamamışlardı.(İsa. Aton un notu)
İyilerle doğrudur: iyiler Ferisî olmak zorundadırlar, -ellerinden başka şey gelmez ki!
iyiler, kendi erdemini bulanı çarmıha germek zorundadırlar!
Eski bir kuruntu vardır, -buna iyi ile kötü denir. Bu kuruntunun çarkı, falcılarla yıldız yorumcuların çevresinde dönmüştür şimdiye dek.
Eskiden inanılırdı falcılarla yıldız yorumcularına; işte bunun için inanıldı ya: "Her şey yazgıdır: yapacaksın, çünkü yapmalısın!"
Derken yine güvenilmez oldu falcılarla yıldız yorumcularına; işte bunun için inanıldı ya: "Her şey özgürlüktür: yapabilirsin, çünkü istiyorsun!"
"Bak" diye sürdürdüm konuşmamı, "şu âna bak! Geçitten, Ândan, sonrasız bir yol uzanıyor geriye doğru: bir sonrasızlık var arkamızda."
Her yürüyebilen, bu yolu daha önce yürümüş olmalı değil midir? Her olabilen, daha önce olmuş değil midir?
Peki her şey daha önce de var idiyse: bu âna ne dersin, cüce? Bu geçit dahi, -önceden var olmuş olmalı değil midir?
Ver her şey birbirine öyle bir bağlı ki, bu ân, bütün gelecek şeyleri kendine çekmekte, dolayısıyla, kendini de çekmekte, -öyle değil mi?
Çünkü her yürüyebilen, bu uzun yolu bir daha yürümelidir ileri doğru!-
Peki ayışığında sürünen şu yavaş örümcek, peki ayışığının kendisi, peki geçitte fısıldaşan, sonrasız şeyler konuşan senle ben, -hepimiz daha önce de var olmuş olmalı değil miyiz?
-ve dönmeli ve önümüzdeki öbür yolda, o uzun, korkunç yolda yürümeli, sonrasızca dönmeli değil miyiz?
Böyle konuştum, gittikçe yavaş konuştum: çünkü kendi düşüncelerimden ve ard düşüncelerimden korkuyordum. Derken, bir köpek uluması işittim yakında.
Daha önce de böyle bir köpek uluması işitmiş miydim? Düşüncelerim geriye doğru koşuyordu. Evet! Çocukken, -en uzak çocukluğumda:
-böyle bir köpek uluması işitmiştim o zamanlar.
nerede canlı bulduysam,orada güç iradesi buldum;hizmet edenlerin iradesinde bile efendi olma iradesi buldum.
zayıflar bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar.
ne denli yükselirsek uçmak bilmeyenlere odenli küçük görünürüz.
ve ceza,saldırgan için aynı zamanda hak ve şeref olmazsa,cezanız eksik olsun.
ümit en son kötülüktür çünkü işkenceyi uzatır.
kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalıısınız;önce kül olmadan nasıl kendinizi yenileyebilirsiniz?
ölümün son iyiliği bir daha ölümün olmamasıdır.
Benim de kara dönemlerim vardır.Kimin yoktur ki?Ama ben onlara sahibim,onlar bana değil.Onlar hastalığımla değil,benim varlığımla beraberler.İsterseniz şöyle diyelim.Onlarla beraber yaşama cesaretini gösterebiliyorum.
İnsanların bilmek istemedikleri bir gerçeği söylemek mi benim görevim?
Kimin neyi bilmek istemediğini kim belirleyebilir?
Kutsal olan gerçekler değil,kişinin kendi gerçeği için çıktığı arayıştır!Kendi kendini sorgulamadan daha kutsal birşey olabilir mi?
Kimilerine göre benim felsefi çalışmalarım kaygan bir zemine oturtulmuş.Görüşlerimde sürekli kaymalar oluyormuş.Ama kaya gibi sağlam bir sözüm var."Neysen O ol"Gerçekler olmadan kişi kim ya da ne olduğunu nasıl keşfedebilir?
Bir anlık hayvani zevkin ardından saatlerce kendimden iğrenmekiçiftleşmeden doğan iğrenç protoplazmalardan temizlenmeye çalışmak bence hiç de "organizma bütünlüğü'ne götürmez"
Gerçek,onsuz yaşayamayacağımız bir yanlıştır.Gerçeğin düşmanı yalanlar değil,inançlardır.
NİETZCHE'NİN ÖZGÜRLÜĞÜ IRVIN D.YALOM'A GÖRE;Ev yok bark yok,zorunluluk yok,ödemesi greken maaşlar,yetiştirilmesi gereken çocuklar yok,programı yok,toplumda bir yeri,bir rolü yok.Neden Nietzsche'de bu kadar çok,kendisinde ise bu kadar az vardı?Nietzsche'nin özgürlüğü elde ettiği açıktı.
Bağımsızlığa damgasını vuran şey nedir?
İnsanın kendinden artık utanmıyor olması!
Kemikleri,eti,bağırsakları ve kan damarlarını kaplayan deri nasıl insan görünümünü katlanabilir hale getiriyorsa,ruhun ajitasyonu ve ihtirası da kibirle kapatılmıştır;ki bir,ruhu kaplayan deridir.
Ölüme seve seve gidebilecek olsada
Ölümün son iyiliği bir daha ölümün olmaması!demesi
Yapması gereken bir sürü iş,yazması gereken bir sürü kitap olduğunu anlatıyor.Aslına bakarsan,kafasının bir sürü kitaba gebe olduğunu ve baş ağrılarının da beynin doğum sancıları olduğunu düşünüyor.
Freud,Breuer'in hayretini paylaştığını belirtmek için;Müthiş bir metafor!Zeus'un alnından Minerva'nın doğması gibi!
Beynin doğum sancıları
İnsanın kendi ölümünü seçmesi
Bunalımlı saatleri karşılama cesareti
Acaba bu zeka bir deliye mi yoksa dahiye mi ait?
NİETZSCHE AĞLADIĞINDA
IRVIN D. YALOM
Kişi dostunda en iyi düşmanını bulmalı.Dostuna karşı koyduğundaiona yüreğine en yakın olmalısın.
Dostunun önünde çıplak durmak mı istersin?Kendini olduğun gibi göstermen,dostunun şerefinemidir?Ama bu yüzden şeytan görsün yüzünü ,der sana dostun!
Sezmekte ve susmakta u8sta olmalı dost:görmek istememelisin herşeyi.Dostunun uyanıkken ne yaptığını sana düşün açıklamalı.
Duru hava ve yalnızlık ve ekmek ve ilaç mısın dostuna sen?Nice kimseler kendi zincirlerini çözemezler de,dostlarının kurtarıcısı olurlar.
Köle misin?öyleyse dost olamazsın.
Zorba mısın?öyleyse dostun olmaz.
Pek uzun bir süre köleyle zorba gizlenmiştir kadında.Bu yüzden kadın,daha dostluğa yeterli değildir.O yalnız sevgiyi bilir.
Kadının sevgisinde,sevmediği herşeye karşı haksızlık ve körlük vardır.Kadının bilinçli sevgisinde bile,ışığın yanısıra hep baskın ve şimşek ve gece vardır daha.
Kadın daha dostluğa yeterli dağildir.Kadınlar daha kedi vce kuşturlar ya da olsa olsa,inek.
Kadın dostluğa yeterli değildir.Ama deyin bana,ey erkekler,hanginiz dostluğa yeterlisiniz?
Ah sizin yoksulluğunuz,ey erkekler,hele sizin gönül oburluğunuz!Sizin dostunuza verdiğiniz kadarını,ben düşmanıma dahi veririm,hem bununla züğürtleşmem.
Arkadaşlık var:ko dostluk olsun!
Bin erek vardı şimdiye dek,bin ulus vardı da ondan.Ancak bin boyuna vurulacak boyunduruk yok daha,bir erek eksik.İnsanlığın ereği yok daha
Ama deyin bana,kardeşlerim,insanlığın daha ereği yoksa,yok değilmidir daha.
İnsanlığın kendisi de?
BÖYLE BUYRDU ZERDÜŞT _________________ Herkez bir yönüyle haklıdır ama nerede ne kadar haklı olduğunun farkında değildir.
Kayıt: Oct 17, 2006 Mesajlar: 12 Nerden: esk....izmir
Tarih: Pts 23.04.2007 17:35 Mesaj konusu:
açıkçası şu bilmem kaç sayfann tek satırını okumadan yazıyorum bunu.anlayamadığım bişwey var arkadaş!bu nietzsche okuyan herkes mi artist olur,hepsimi ben kralım ben paşayım takılır.
BERDUŞ'un biri buyuruyo diye bu kadar da kaptırılmaz ki...
açıkçası bu tür adamlara nefret besliyorum resmen,.,.,.,.,. _________________ <div>I can\'t tell you.Why ı\'m breaking down.......</div><br />
Kayıt: Apr 20, 2007 Mesajlar: 337 Nerden: uzak çok uzak bir galaksiden
Tarih: Pts 23.04.2007 22:20 Mesaj konusu:
stayINdark demiş ki:
açıkçası şu bilmem kaç sayfann tek satırını okumadan yazıyorum bunu.anlayamadığım bişwey var arkadaş!bu nietzsche okuyan herkes mi artist olur,hepsimi ben kralım ben paşayım takılır.
BERDUŞ'un biri buyuruyo diye bu kadar da kaptırılmaz ki...
açıkçası bu tür adamlara nefret besliyorum resmen,.,.,.,.,.
Pazar yerinden ve şandan uzakta yer alır büyük olan her şey.
Hep pazar yerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratan.
Yalnızlığına kaç dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş.
Sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç! Yalnızlığına kaç! Sen küçük
ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın. Onların göze görünmez öclerinden
kaç! Onlar sana karşı öcden başka bir şey değildirler. Artık el kaldırma
onlara! Sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değildir ki...
derim ben de o zaman sana ne diyeyim. Çatla köpür nefretinden. Çünkü önünde saygıyla eğilmeyecek hiç kimse ömrün boyunca. Dikkate de alınmayı bekleme öyleyse. _________________ Herkez bir yönüyle haklıdır ama nerede ne kadar haklı olduğunun farkında değildir.
Kayıt: Oct 17, 2006 Mesajlar: 12 Nerden: esk....izmir
Tarih: Sal 24.04.2007 1:32 Mesaj konusu:
iş üstün insana gelince sizden üstünü yok zaten.ben berduş gibi kibirli değilim ki önümde birinin eğilmesini bekliyeyim.adamdan saymadıım nazilerin bile etkilendği bi adamı benm önüme getirip methiyeler düzen insanlar da nedense genelde sosyalisttir(bi türlü de anlamam bunu,kral olmaya çalısan nasıl komuün hayatı düşünebiliyor)(anlatıversen ÜSTADIM)......HİÇLİKTEN KUVVET DOĞMAZ ARKADASIM. nasıl hiç?hiç yapılırmı hiç.(h)içine süriym ben. anasını bile saksıya benzeten adam anca cacık kasesi olur. hııı olaki bu adamda bi anarşistlik görüyosanız proudhon okuyun bakunin okuyun.okuduysanız anarşist olduunu acıkca söyleyen baskalarını okuyun.bu adam ne kadar enginmişki masallah herkez bişeyler buluyo einstein avatarlım benim sei de çok seviyorum,albert amcan bu halini görse balgam atardı sıfatına.frederic de gelir yalardı artık. bak ben sana kitap da öneriyim.frederic harikalar diyarında,kül kedisi,frederic ve yedi cüceler,kırmızı başlıklı berduş.berdusun ormandakı 31 günü,boxer,denizler altıında 20000 berduş,metal berduş 3,berduş fırtınası,çanlar berduş için çalıyor,suç ve berduş,vadideki berduş,robinson ve berduş,berduşun not defteri,berduş suyuna çorba.... bak bunları oku hayata dair çook şey ööreneceksin.ben de seni daha cok sevecem canm benim.
ağzından yüzünden öperim gülüm İNAN artık seni HİÇ seviyorum. allaaaa emanet ol bi tanem benm.albırt BACIMSIN... _________________ <div>I can\'t tell you.Why ı\'m breaking down.......</div><br />
şşştttt nooluyo bakiyim burda, iş yine karşılıklı atışmya mı döndü bayramın bitmesini zor beklediniz, hadi bakalım öpün birbirinizi barışın, öğretmene söylerim yoksa bak...
bu filozofun kendi ufkuna yönelik bir düşüncesi var ve ona saygı duyarsın, buraya yorum yazan bisürü beyin var ve o beyinlere de saygı duyarsın, fikrini belirtirsin ve nedenini de açıklayıp cevap beklersin...
ama bunu yapınca insan sana cevap vermez "stayINdark" senin attığın bombayı aldıkları gibi üstne atarlar, sayfalarca burda bomba patlatma oyunu oynarsınız sonra...
nitçeye gelene kadar okunması gereken bence de bisürü filozof var ama adam popüler.., bunu engelleyemezsin ki, tabi insanlar okur, yorumlarını benimserler ve savunurlar, buna karşı geleceksen de düzeyli bir şekilde yap bunu ve cevap bekle, bakalım ne olur...
Kayıt: Apr 20, 2007 Mesajlar: 337 Nerden: uzak çok uzak bir galaksiden
Tarih: Sal 24.04.2007 2:49 Mesaj konusu:
stayINdark demiş ki:
iş üstün insana gelince sizden üstünü yok zaten.ben berduş gibi kibirli değilim ki önümde birinin eğilmesini bekliyeyim.adamdan saymadıım nazilerin bile etkilendği bi adamı benm önüme getirip methiyeler düzen insanlar da nedense genelde sosyalisttir(bi türlü de anlamam bunu,kral olmaya çalısan nasıl komuün hayatı düşünebiliyor)(anlatıversen ÜSTADIM)......HİÇLİKTEN KUVVET DOĞMAZ ARKADASIM. nasıl hiç?hiç yapılırmı hiç.(h)içine süriym ben. anasını bile saksıya benzeten adam anca cacık kasesi olur. hııı olaki bu adamda bi anarşistlik görüyosanız proudhon okuyun bakunin okuyun.okuduysanız anarşist olduunu acıkca söyleyen baskalarını okuyun.bu adam ne kadar enginmişki masallah herkez bişeyler buluyo einstein avatarlım benim sei de çok seviyorum,albert amcan bu halini görse balgam atardı sıfatına.frederic de gelir yalardı artık. bak ben sana kitap da öneriyim.frederic harikalar diyarında,kül kedisi,frederic ve yedi cüceler,kırmızı başlıklı berduş.berdusun ormandakı 31 günü,boxer,denizler altıında 20000 berduş,metal berduş 3,berduş fırtınası,çanlar berduş için çalıyor,suç ve berduş,vadideki berduş,robinson ve berduş,berduşun not defteri,berduş suyuna çorba.... bak bunları oku hayata dair çook şey ööreneceksin.ben de seni daha cok sevecem canm benim.
ağzından yüzünden öperim gülüm İNAN artık seni HİÇ seviyorum. allaaaa emanet ol bi tanem benm.albırt BACIMSIN...
Yele karşı tükürmeyiniz
Nietzsche
msj ına cevap olarak: Bu msj normal şekilde cevaba uygun değil. Karşısındakine ana avrat küfür etmekten başka seçenek bırakmamak için yazılmış. Albert bacım, severim, öperim yalarım tarzı iğrençlikler barındırıyor.
Amaç ne? Kişi ne sosyalizmi biliyor üstelik sosyalist olduğumu iddia ediyor. Nietzsche düşmanı mı, hıristiyan mı, dindar mı dert ne, Kıç kaşıntısı mı?
Bu kişi buraya geliyor neden Nietzsche yazıyorsunuz diyor. Sonra ağır karşılık verilmediğini görünce daha da iğrençleşerek başka bir kışkırtıcı msj atıyor. Üstelik de hiç bir konu da fikir sahibi olmadığı anlaşılıyor Naziliğin Nietzsche den kaynaklandığını iddia edebilecek kadar da tuhaf düşünen biri bu.
hiç bir forum da bu denli bir düzeysizlik görmedim şu an buradan tiksinmiş bulunuyorum. Amaca ulaşılmış boşuna uğraşıp yazıp paylaşımda bulunduğumu asalakların her yerde kendi yandaş ve maşalarıyla mutlu mesut takılıp iğrenç dünyalarını yaratabildiğini gördüm. Yine de Nietzsche nin sözcülüğünü alacak sana pabuç bırakmayacağım garip mahlukat.
Öncelikle burada Nietzsche nin senin gibi haddini bilmez ve hiç bir konuda fikri ve düşüncesi olmadığı halde iki yazar adı öğrendi diye kendini konuşuyor zanneden ve sırf çürümüş değerlerinle anlamadığın değer eleştirilerini sümkürme yoluyla yaptığın eleştirilerine yanıt olarak alttaki şiiri okumanı öneriririm. Nietzsche senin gibilere seslenir orada.
ARIADNE'NIN YAKINMASI
Kim ısıtır, kim sever beni daha ?
Sıcak eller uzatın bana !
Yürek mangalları uzatın bana !
Vurulup düşürülmüş çırpına çırpına,
can çekişenler gibi, ayakları ovuşturulan,
sarsılmışım, ah ! Bilinmeyen ateşlerle yana yana,
sen peşimdesin, ey Düşünce !
Adlandırılamaz ! Açıklanamaz ! İğrenç !
Sen, ey bulutların ardındaki avcı !
Yerle bir olmuşum senin şimşeklerinle,
sen alaycı göz, dikmişin gözünü bana karanlıklardan !
Yatıyorum öyle,
kıvrılarak, çırpınarak, işkencesiyle
bütün sonsuz ezaların,
vurdun beni
sen ey zalim avcı,
sen ey tanınmaz - T a n r ı ...
Vur, daha derine vur !
Bir kez daha, haydi vur !
Kopar, parçala bu yüreği !
Niye bu işkence
körelmiş oklarla ?
Neye göz koydun böyle,
usanmadın mı bu insan işkencesinden,
acı vermekten haz duyan Tanrı şimşeği gözlerle ?
Öldürmek değil istediğin,
yalnızca eziyet, eziyet etmek mi ?
Bana - niye eziyet ediyorsun,
sen, ey acı vermekten haz duyan tanınmaz Tanrı ?
Ha ha !
Usul usul sokuluyorsun
böylesi gece yarısında ?...
Ne istiyorsun ?
Konuş !
Üstüme geliyorsun, sıkıştırıyorsun beni,
Ha ! Çok yaklaştın yanıma !
Soluğumu duyuyorsun,
yüreğimi dinliyorsun,
kıskanç seni !
- neden kıskanıyorsun beni ?
Git ! Defol !
O merdiven de niye ?
İçeri mi girmek istiyorsun,
yüreğime tırmanmak,
en mahrem
düşüncelerime tırmanmak ?
Utanmaz ! Tanınmaz ! Hırsız !
Ne çalmak istiyorsun ?
Ne gözetlemek istiyorsun ?
Ne işkencesi etmek istiyorsun ?
Sen ey işkenceci !
sen - Cellat - Tanrı !
Yoksa köpek gibi,
taklalar mı ataydım karşında ?
teslim mi olaydım, kendimden geçerek
sevginle - sırnaşarak ?
Boşuna !
Sürdür batırmanı !
Zalim diken !
köpek değilim - avınım yalnızca senin,
zalim avcı !
en gururlu esirinim,
en ey bulutların ardındaki haydut...
Konuş artık !
Ey şimşeklerin ardına gizlenen ! Tanınmaz ! konuş !
Ne istiyorsun, ey Eşkiya ... b e n d e n ?
Nasıl ?
Fidye mi ?
Ne istiyorsun fidye diye ?
Çok iste - böylesi yaraşır gururuma !
ve az konuş - böylesi yaraşır öteki gururuma !
Ha ha !
Beni - istiyorsun ha ? beni ?
herşeyimle beni ? ...
Ha ha !
Ve işkence ediyorsun bana, delisin ya işte,
gururumu kırıyorsun işkencenle ?
S e v g i ver bana - kim ısıtır ki beni daha ?
kim sever ki beni daha ?
sıcak eller uzat bana,
yürek mangalları uzat bana,
bana, yalnızların en yalnızına,
buzunu ver ah ! yedi kat donmuş buz,
düşmanları bile
düşmanları özlemeyi öğreten,
ver, evet, teslim et,
ey zalim düşman
bana - k e n d i n i !
Kaçıyor !
Bu kez o kaçıyor,
tek yoldaşım,
en büyük düşmanım, tanınmazım benim,
Cellat-Tanrım benim !...
Hayır !
gel geri !
bütün işkencelerinle birlikte geri gel !
Bütün gözyaşlarım
sana akıyor,
yüreğimin son alevi
seni aydınlatıyor.
Gel, geri gel,
tanınmaz Tanrım ! A c ı m benim !
son mutluluğum benim !
Daha sonra popülist şovenlerin Nietzsche nin osuruğu kadar değeri olamayacağını ve eleştirilerinin de yel de savrularak yok olacağını söyledikten sonra iğrenç üslubun dolayısıyla tiksintimi bildirir ve türünden hoşlanmadığım için de bana olan aşırı ilgin dolayısıyla derhal kendine uygun seçimler yapabileceğin yerlere yönelmeni ve uzak durmanı öneririm. Porno ile felsefeyi karıştırdığın için de kınıyorum. Bu ne yaa.
Ve son olarak da Nietzsche hakkında bir şey bilmeyen zaten okumayan okusa da anlamaya çalışmayan insanlara:
Bazı fikirler ve düşünceler toplumsal düşündüğünü sanan akılyoksunlarınca oraya buraya çekilir. Bu kişiler ideolojilerinin kendi kıçlarındaki kaşıntı olduğunu sanırlar genellikle fakat bu fikir değil bastırılmış eşcinsel cinsel saplantılarıdır. Salya sümük saldırganlıkları da bu ruh hallerini net bir şekilde gösterir. Nietzsche nin üstüninsanı sağlıklı ve düzgün düşünen korkmayan insana geçişi simgeler yukarda alıntılarda da bahsedildiği gibi. Faşizmden dolayı Nietzsche yi suçlamak, Atom bombası yaptılar diye Einstein ı, uçaklar düşüyor ve insanlar ölüyor diye Newton u suçlamaktan farklı bir bakışaçısı değildir. Hatta dahası bu tecavüzden dolayı kadının fiziksel özelliklerini suçlamaya da benzetilebilir. (Aptallığın gerçeklik anlayışı kendi yaptığı akılsızlıkları ve sapkınlığı dehalara ve kurbanlarına bulaştırmanın ahlak savunuculuğu ve gerçeğin ifadesi olduğunu sanmasıdır. Çünkü kendi hiç birşey icat edemediğinden ya da düşünemediğinden edilmiş olan icada kızar ve düşünceye saldırır anlayamadığı için o düşünce olmamalıdır. Bunu salak ve de tembel bir öğrencinin hem okula gidip hem de ne gerek var tarihe matematiğe ona buna 31 çeksek ya demesine benzetebiliriz. Bu kişilerin beyni gelişmediğinden hep ergenlik bunalımındaymış gibi davranır sağa sola gereksiz yere saldırır dikkat çekerek ben burdayım beni de görün demeye çalışırlar)
Karamsar ve çelişik biri derler Nietzsche ye ve o da 'Çelişkilerimle zenginim ben' der insanın çelişik olduğunu söyleyerek. Tek bir doğrunun olmadığı bir çok olgunun birleşerek kendi karşıtlarıyla doğayı oluşturduğu da zaten ispatlanmıştır bugünlerde. Üstün insan, sürü olmayı toplumsallık ve zekanın göstergesi olarak algılayan katı ahlakçıların iki yüzlülüğüne ve aptal yetiştirme organizasyonuna söylenmiş doğru bir tespittir.
İnsan olamamıştır çünkü insan henüz. Bu nedenle de insan olabilmek için bu insan taklidi varlığımn bir geçiş olduğu allegorisini yaratmıştır Nietzsche.
Tüm dini inançları ve insanın doğasını algılamayı başarabilen bu nadir insan her nedense sanki bunlara savaş açmış gibi algılanmak ister. Çünkü biraz da aşırı güveniyle birlikte döneminin acılarıyla pişmiş olduğundan peygamberliğe soyunduğu ama bunu ün için yapmadığı ortadaydı.(Hem ruhsal hem de bedensel olarak sürekli bunu yaşıyordu çünkü. Sıradan insan ve göstermelik aydınlar gibi ün peşinde koşup Kendine bir tapınak aramıyordu bütün bu olanları kadere sığınarak umursamamasını sağlayacak) O da diğer peygamberler(sözde kabul edilmiş gerçek peygamberler) kadar etkili olamasa da Kendinden önceki tüm anlayışların nasılda yozlaştırılıp aslında çoktan ortadan kaldırılmış olduğunu gözler önüne serdi.
Tanrı öldü derken onu biz öldürdük diyordu ve bu doğruydu. Hem inanç hem de kültür açısından. (İsa neden çarmıhta can vermiş? İnsanlık neden sapkınlıklarını ve takıntılarını doğal duyularına tercih ederek yeni bir din ve tarih yaratmıştı.) Öte dünyalara yatırım yapacak yerde bu dünyada sonsuz kez aynı şekilde yapmayı göze alabileceğiniz şeyler yaparak yaşayın ki yükselebilesiniz daha yükseklere diyordu. Köleler özgürlerden nefret etmiş ve onları yöneticileri yaparak kendi aciz ruhlarına benzeterek yenmeyi başarmıştır diyordu.
Değerleri eleştirisi ve nihilizmi düşünemeyen aciz beyinlerde HİÇ cilik diye ifade edilmeye çalışılır. Oysa Nietzsche Hıristiyan ahlakındaki erdemlerin,isanın çarmıhtaki kutsallığının,komşuyu sevmenin,tokata karşılık öbür yanağı çevirmenin yarattığı köle ahlakı dediği bu intihar inancını eleştirmekte ve ona ait tüm değerleri de hiç diyerek reddetmektedir. Bu nedenle de Hıristiyanlar tarafından da sevildiğini söyleyemeyiz çünkü onlara karşı da acımasızdır. Nietzsche tüm değerlerin yok edilmesi gerektiğini ve insanın insan olabilmek için bu köprüden geçerek de tüm eski levhaları kırması gerektiğini öne sürer. Bu nokta da da Apollon-Dionysos diyalektiğini kullanarak estetiği ve yıkıcılığı bir arada kullanır.
Apollon sanatı Dionysos değerlerin aşağılanmasını simgeler ve Apollon aklın dionysos temel güdülerin saflığıdır aynı zamanda. Tüm aşılamayan metafizik sınırlar içinde felsefedeki kör nokta olan bilinemeyen öngörülemeyenin yerine bilinççli iradeyi koyar. Ona göre irede sayesinde insan bu köprüyü geçerek gerçek insan olmayı başaracak ve köle olmaktan kurtulabilecektir. O nedenle Tanrı ölmüştür çünkü insana merhameti onun özgürlüğü için iradesini özgür bırakmak adına ölümünü gerektirmiştir. Ve tabi insan bu iradeyi kullanmayı seçerek de Tanrısını öldürmüştür ikisi aynı şeydir.
Bu noktadaki en komik yorum ise Nietzsche nin ütopik üstün insanının muhafazakarlarca Adolf Hitler in ırkçı üstün insanına indirgenme çabasıdır. Bunu aynı derecede muhafazakar olan ortodoks Marks çılar da yapar. (Marksistiz diyen fakat sürekli marks dan cümle arayan yorum yapamayan kabız Marks yorumcularına ortodoks Marksist denir.) Oysa ırkçı üstün insan kuramı insanın yüceltilmesine ve bağlarından azad edilmesine değil,diğer tüm ırkların aşağılanmasına ve bir ırk ın üstün olduğunun doğuştan olduğu iddia edilerek tüm halk ın da bu düşünce etrafında boyunduruk altına alınmasıdır. Ve temeli yozlaşmış Hıristiyan ahlakına bağlısdır Nietzsche ise bu ahlakın tüm değerlerinin baş düşmanıdır. Buradan da aslında ırkçılık yaftasını Nietzsche ye yapıştıranların kendilerinin ırkçı olduğu için ondan nefret ettikleri ve dolayısıyla onu bir şeytan gibi göstermeye çalışanların gerçek ırkçılar oldukları ortaya çıkar. Ancak genellikle bunu ulu orta söyleyebi
lecek cesarete sahip değillerdir. Gizli yollardan yaparlar ve her yerdedirler bu gizli ırkçı Nietzsche düşmanları. Güncel Örnek vermek gerekirse: Şovenist ABD li yönetmen gösterilebilir. Bu yaratıcılığı sıfır fakat kıçı sağlam adamın ününü sağladığı film Kurtuluş Günü isimli berbat bilim kurgudur. Tamamıyla ABD milliyetçiliği ve ırkçılığı aşılanan film görselliği ile aciz beyinleri yıkayabilmiştir. Yönetmenin ikinci filmi de şovendir fakat daha gizildir bu kez. Yarından Sonra. Filmde teenage aptal bir kız hiç gereksiz bir Nietzsche diyaloğuna girer entel kitap koruyucusuyla. Filmib vu nopktada böyle bir diyaloğa hiç gereksinimömi yoktrur konuyla alakasızdır. Bu bir gizli mesaj dır. Genç kız Nietzsche için 'o kızkardeşine aşık Şovenist bir Domuzdu' der. Olayın tamamı yalan olsa da Elizabeth yapışkan sevgisi ve Nietsche nin Wagner le de arasını açan yahudi düşmanlığına karşı oluşu nedeniyle Nietzsche yi son yıllarında müşaade altında tutup öldürmüş olsa da (Ve kitaplarını yazılarını nasyonal sosyalist parti duvarlarına astırmıştır değiştirerek Nietzsche nin ölümünden hemen sonra) İzleyicilerden ilgisi olanlar bunu asla unutmayacaktır. Ama yine de okuyanlar bu beyin yıkamaya rağmen söylemlerin tam tersini bulacaklardır Nietzsche de. Tabi hoşlanmayanlar olacaktır çünkü onlar Nietzsche nin de İsa ya öykünerek söylediği ferisi ler yani öte dünyadan haber veren köle tüccarı ve ruh hırsızı Ölüm Vaizleri dirler.
İrade dediği felsefede ve kültürde sürekli tartışılan 'bilemeyiz bazı şeylerin ötesini ya da kendini(fenomen -numen çelişkisi dil ve mekanik bilimin yaratmış olduğu) aciziz' diyerek kaçılan doğal arzunun ilerleme çabasından başka bir şey değildi. Tarih okutula okuya o tarihin parçası olmayı kaderi bellemiştir Halk diyordu. İnançlarının dibi çamurludur çünkü korkularıyla bağlıdırlar herşeye güven ve öngörü yetenekleriyle değil o yüzden sapkın hayallerine tapınırlar aslında ve de istedikleri şey ölümdür öte dünyadan haber veren ve bekleyenlerin diyordu. Peygamberlerinin katilidir onlar. İşte böylesine her şeye saldırmayı ve özgürlüğe düşkün bir adamdı Nietzsche ve buyüzden en başta kızkardeşinin yapışkan sevgisi olmak üzere herkes tarafından sahte değerler yüklenerek acılar içinde can vermesi izlendi. Hala da sürüyor bu her zaman süregeldiği gibi.
Ancak gün geçtikçe de bu nedenle söyledikleri değer kazanıyor ancak o sürüyü tamamıyla reddettiği için asla sevilmeyi de beklemediğinden en bayağı saldırıda bile güç kazanarak haklı olduğunu tekrar gösteriyor.
Bugün Nietzsche düşmanı olarak bilinen kesimm,türlü düşünsel mekanizma ve ideolojilerin ardına sığınarak kendini göstermeye çalışan ortodoks solcular ve muhafazakar radikal dinci kesimdir. Sağ kesim bellidir konuşnmaya lüzum yok. Ancak kendini ideolog sanan bazı aklı evvel solcular da aynı rahip mantığına sahip olduklarından ajitasyonun ne olduğunu söyleyerek insanların önlerinde diz çökmesine engel olduğu için Nietzsche ye saldırmadan duramazlar. Ya dindardır dinsizliğin sebebini Nietzsche de arar, ya da solcu ajitasyon görevlisidir bireysel kişiliğin güçlü karşı duruşuna tahammül edemez o da. Yani bir şekilde Nietzsche herkese lafını giydirip iki yüzlü her düşünceyi gözler önüne serdiğindenm sevilmez ve kendisi de bununla gurur duyduğunu söyler aynı sebebten.
Ben de bir sineği daha ortaya çıkarmış olmanın gururuyla yazımı noktalıyorum sağol Nietzsche sen olmasan bu insanlar kendilerini insan kılığında gösterebiliyorlar çünkü sayende pazar yeri sinekleri olduğunu anlıyor vızıldamalarına ve her kovulduklarında daha da rahatsız ve şiddetli bir vızıltıyla gelmelerini anlıyoruz.
Psychedelic.
Not: Yukarıdaki kişinin temelsiz suçlama ve iğrenç söylem biçimine karşılık çok ağır ve aşağılayıcı benzetmeler yapabilirdim ve bir daha böyle konuşursa nasıl görüneceğini öğrenebilirdi tüm bilinç altını anlatınca. Ancak bu sitede iğrençliğe karşı atılan pisliği temizletip sonra da o kişiyi kendi pisliğinde boğma davranışına girmemin yani aynı üslubun karşılığı olabilecek daha akıllıca karşı saldırıda bulunmanın yasak olduğunu anladığımdan, Aristonun atinayı terketme mantığını kullanarak bir kez daha cehaletin beni harcamasına gönlüm razı olmuyor ve susuyorum. Ona sadece bir zavallı olduğunu ve bu pasif saldırganlığıyla asla hayalini kurduğu Yavuz Çetin veya benzer kişiler gibi değer görmeyeceğini öldüğünde eleştirdiği kişilerin aksine ardından kimsenin hatırlamayacağını söylüyorum bundan emin olarak. HİÇ olan HİÇ hatırlanmaz, Nietzsche kim, sen kimsin "stayINdark" yele karşı tükürüyorsun sadece her konuştuğunda. Belki de her zaman adildir hayat ne ekersen onu biçersin ne yapalım. _________________ Herkez bir yönüyle haklıdır ama nerede ne kadar haklı olduğunun farkında değildir.
arkadaslar belki biraz basit soracağım;ama sıfırdan Nietzsche'yi anlamaya başlamak için ya da anlamaya başlamaya çalışmak için bir kitap sırası verseniz nasıl olurdu?yardımcı olursanız sevinirim hem başkaları da faydalanmış olur vereceğiniz bilgilerden...
şimdiden teşekkürler...
Kayıt: Jun 04, 2006 Mesajlar: 71 Nerden: Henderson, Kentucky
Tarih: Çrş 09.05.2007 20:32 Mesaj konusu:
Evet bu forumdaki butun sayfalari okudum Nietzsche hakkinda ve kimsenin bi bok anlamadigi kanisina vardim. Nietzsche beni anlayacak insanlar 200 yil sonra dunyaya gelicek dedi ama bi 200 yil daha eklemesi gerekiyormus demek ki.
Kitap sirasina gelince Nietzsche'nin bi kitabiyla baslarsan diger insanlar kadar anlarsin onu. Ama eger ise Irvin Yalom'un "Nietzsche Agladiginda" kitabiyla baslarsan oncelikle Nietzsche'nin nasil bi kisilik oldugunu ve cevresindeki insanlarin onun ruhsal ve dusunce hayatini nasil etkiledigini anlarsin ki bu da Nietzsche okumaya basladiginda cok yardimci olur. Nietzsche'ye de Boyle Buyurdu Zerdust'le basla cunku bu kitaptan once Nietzsche'nin hayatina bir kadin (Lou Salome) girer. O yuzden bundan onceki kitap (Insanca, Pek Insanca) seni biraz dehsete dusurebilir, agir gelir yani. O zamanlar da Nietzsche baya bi kederliydi, istifaya falan zorlanmisti herneyse.. Bu kitap da son okuycagin kitap olmali bence. Bu 2 kitap arasina da (sirasi onemli degil) "Dionysos Dithyrambosları" , "İyinin ve Kötünün Ötesinde" ve "Deccal" kaliyo. Ha eger "Ecce Hommo" , "Nietzsche Wagner'e karşı" ve "Putların alacakaranlığı" na ne oldu dersen onlari okumana gerek yok derim ben. Birsey katmaz sana cunku son zamanlari bu zamanlar ve fazla akilli bi adam degil Nietzsche son zamanlarinda. Umarim keyif de alirsin okurken Bas agrisinin yaninda... _________________ www.myspace.com/theblairsband
"KILL YOUR TELEVISION!"