Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.
Kayıt: Jun 18, 2004 Mesajlar: 1852 Nerden: İstanbul\avr.
Tarih: Pzr 19.02.2006 22:29 Mesaj konusu:
gitarı hatırladığım kadarıyla charvel dı, ayrıca memleketimin en baba gitaristi diye bi cümle kurmadan evvel insan bi destur der bir düşünür.. _________________ alkolik sonbahar..
C-4 gelecek huzur verecek.. www.myspace.com/c4band
hocam bugün bizim okula geldi. ilk defa görmüş oldum kendisini. o saatte bilkentten beklenmiyecek miktarda insan izleemeye geldi şaşırdım. açıkçası bi felaket bekliyordum ama serdar öztop dinletisindekinden bile fazlaydı insan sayısı. zaten ufacık bir yer ama.
çok harika bir müzisyen gerçekten. ağzım açık izledim, çok keyif aldım. izleme fırsatını bulduğum için çok mutlu oldum. dinleti pek uzun sürmedi yalnız, kısa oldu biraz, 1 saati bulmadı neredeyse.
çııkışta cdlerimi imzalattım. kısa bir sohbetimiz oldu. bana "sen yörük müsün" falan dedi, ben de "evet" dedim. o da "bak nası bildim ama" dedi. açıkçası pek doyamadım adama, aslında biraz daha bekleyip kendisini daha yakından tanımanın fırsatlarını mı kollasaydım diyordum ama... çok iyi bir insan açıkçası, umarım yine görürüm. umarım bilkent müzik klübü de böyle güzel etkinliklere devam eder. kendilerini tebrik etmek lazım.
bu arada dekan soundcheck falan yaptırmamış adama, yahu ne uyuz okuldur bazen sinir oluyorum
Evet bahsedilen olay doğrudur hocamıza saygısızlığın en uç noktalarından biri yapılmıştır ki bu saygısızlık adı sanatla geçen üniversitemin bir dekanı tarafından yapılınca insan üzülüyo ama allahtan baska bir tatsızlık olmadıda sahane bi konser izledik..Özellikle ben hoca perdesiz gitarını çalmaya başladığında kendimden geçtim süperdi!!Bilkent sanatçı gördü kanımca saolasın Hasan Cihat Örter!! _________________ NeMutluTÜRKÜMDiyene!!!
Kayıt: May 04, 2004 Mesajlar: 2033 Nerden: sonsuzluk.tan..
Tarih: Pts 01.05.2006 11:22 Mesaj konusu:
geçenlerde bir dini gösteri olan ''gözyaşı geceleri''ne gittim..tiyatro+sinema bi arada gibi çok mükemmeldi..ve müziklerini HASAN CİHAT ÖRTER yapmış..şaşırdım ve de sevindim.. _________________ sonun ve sonsuzluğun ikilemindeki kaosun sonu
Cumhuriyet Dönemi 1923- 1940 yılları içinde oluşturmaya çalışılan kültür ve müzik politikalarında örnek alınan “ Türk Beşleri “ ekolüyle öncülüğü yapılmak istenen hamle denemeleri ülkemizin ilk deneysel kimlik arayışında büyük bir adımı atmaya çalışırken , batının Rönesans serüveni bir çok yapılmak istenen sanat tarihi evriminin çıkışı olması bizde de büyük bir arayışın kapısının zorlanması gerektiğini düşündürmüştür.
İşte dünyanın kendi reformlarına uzak kalmayalım diye örnek alınan batı modeli bestecilerini Fransa'ya, Avusturya'ya gönderme telaşıyla yola çıkar.Batı müziğinin birikimlerini almaya giden sanatçılarımız o formülü denemek adına iki kuşak yetiştirdi. Bunların birincisi taklitçi tarzı getirdiği için ikinci kuşağı da etkilediler. Yarattıkları kompozisyonlar Türk müziği ve Türk halk müziğinin genel formasyonunu çözmeden ve kendi yorumlarını yaratmadığı için taklit olmanın ötesine geçemedi. Örneğin ; Cemal Reşit Rey'in Fransa da yaptığı 12 chanson (şarkı) orada kabul görürken ülkemizde kabul görmez. Senfonik türkü kompozisyon denemeleri bir türlü halka ulaşamaz.
Bugün geçmişe baktığımızda bu anektodun bize hatırlattığı çok şey var. Birincisi kendi müzikal kimliğimizi kendi dokularımızla ve enstrümanlarımıza hakim olarak yani metotlarını yazarak bir yeni kimlik kazana biliriz. Müzik biliminin ana dili İtalyan'cadır. Şarkı söyleme tekniklerini dünyaya boşuna kabul ettiren Onlar olamazdı. Dünya konservatuarlarında o teknik öğretiliyor. Müzik endüstrisinin dünyada hakim olması hep bu yüzdendir. Gelelim bizim kaynaklarımıza bu kadar zengin ritimleri ,dansları , ve ozanları dolup taşmış ama kimsenin eli değmemiş , anlaşılmamıştır. (Veya bu konu ile ilgilenen çok az kıymetli sanatçı yeterince anlaşılıp değer görmemiştir.)
Fakat , Ünlü Macar Besteci ‘Bela Bartok' ülkemize sempati duyan bir dahi olarak gelir . Aynı zamanda ülkemizde türkülerin notaya aktarılmasını sağlar. Ama ona karşı yapılan bir haksızlıkla yurdumuzu terk eder. Onun koyduğu çalışmalar bazı besteciler tarafından anlaşılsa da kendi özgünlüğümüzü yakalayan bestecilerimiz olacaktı. Türk müziğinin yeni sesi, yeni müzikal formunu oluşturma çabası geçen 70 yılda ilginç bir noktaya geldi.
1940'lardan – 1970'lerin sonuna kadar ülkemizde güzel bir gelişme yaşanmıştır:Yaklaşık 130 tane orkestra kurulur. Bunlar kendi müzik tarzımızın ne olması gerektiğini deneyen müzisyenlerimizin adımlarıydı. Bugün orkestralardan bahsedemiyoruz !
Yakın tarihimiz açısında 1978 yılında Türk Musikisi Devlet Konservatuarının kuruluşuyla bütün çözülmesi gereken müzikal arayışlarımız için bir adım atılır .Bu okul yaşadığımız günlerin pop star körleşmelerinin neden devam ettiğine de cevap verilmediğini halen 1940larda yaşanan serüvenin problemlerinin sürdüğünü gösteriyor.
Sonuç olarak : Daha çok araştırma ve çalışma yapmak için ‘enstitüler' açılmalı ve kaynaklar ayrılmalıdır. Gerçek müzik kimliği ve tarihi bu sanatçılara desteklemek ve sahip çıkmakla , yaşarken değer verilmelidir. Türkiye'nin müzik adamlarına ya Amerikalılar yada Batılılar sahip çıkıyor. Bunun örnekleri bir çok insanımızda bilir. Asıl tehlike ve aydınlanmanın önündeki engel beyinlerini kaybeden bir ulus olmamızdır . Geride kalan bütün meseleler çözülebilir. Yeni bestecilerini, yeni müzisyenlerini koruyan bir yasayla ve kurumla ucuzlaştırılan müzik geleneğimizin ayaklar altına alınmasına izin vermemek üzerimize düşen bir vatan borcudur. Ya kültürümüzü yaşatacağız yada onları yok edenlere alkış tutacağız!
Anadolu topraklarının sorduğu soru ve aydınlanma cevabı burada gizlidir……
...............................................
Hasan Ciahat Örter
Uluslararası Müzik Sanatçısı
HASAN CİHAT ÖRTER... O, BAŞLI BAŞINA BİR BAŞYAPIT...
...Bandırmalı dostları için yazıp besteleyerek yorumladığı o yüreklerde derin izler bırakan; ...Bir tatlı rüzgar eser kumsaldan.... diyerek başlayan “Kalbim Bandırma’da Kaldı” adlı eserinde bakın ne diyor Hasan Cihat Örter: “ Bir garip sızı kaplar içimi
Eski dostlardan ayrı kalınca.
Bir kadeh daha , içmek isterim...
Ben Bandırma’ya gitmek isterim
Hemen öldürsünler beni burada
Yaşamam artık büyük şehirde
Kardeşten öte bir dost orada
Kalbim Bandırma’da kaldı....
Büyük şehrin yozlaşan dostlukları... Büyük şehrin kültür mozayiği yanısıra bir de yozlaşan kültürü... Ve birde buna eklenen yozlaştıkça yozlaşmaya devam eden, mide bulandıran popüler kültür dedikleri; Kültürmüdür ne karın ğrısıdır anlam veremediğim... Tad alamadığım garip soytarı şarkıları...
...Of of kömür gibi yanıyorum...
.... ......
Reçeteme doktor seni yazdı.. Kullanma dedi birdaha asla..
...... ......
O şimdi asker, canı neler ister...
sonu gelmez bunların...
H.Cihat Örter’in müziğiyle tanışanlar , şarkı sözünün, bestenin, yorumun ne anlam taşıması gerektiğini kolayca anlayabilirler. Örter’i ister enstürmantal olarak dinleyin, ister yorumladığı bestelerini kendi sesinden dinleyin, Yozlaşmış popüler müzikle , (bu durum kültür olarak da tabir ediliyor ya ...) arada dağlar kadar fark olduğunu görürsünüz.
Örter’i enstürmantal olarak dinlemek şu demek; Örter demek, Gitar demek.; Örter demek, aynı zamanda sözsüz yorum demek; Örter demek, notalara duygu yüklemek demek; Gitarı ağlatmak, gitarı sevdayla coşturmak demek...
O sussun... Hiç konuşmasın.. Sadece çalsın: Gitarını çalarken de gözünü yumsun, kendinden geçsin... Hiçbakmasın dinleyenlerin y üzüne... Yüreğinize işlercesine duyduğnuz müzikle Örter’in ne anlattığını anlarsınız...
Örter genç kuşağa güveniyor. Yeni yetişen nesil, Manga’larla meydanlarda tepinmeyi yeğliyor. Müzikte , sanatta seçici davranan hiç mi genç yok. Var tabi ama gönül istiyor ki toplumun en az %90’ı bu konuda eğitimli olsun ya da popüler kültür dedikleri yozlaşmanın ağları içinde yozlaşmasın. Bu soytarı kültüre sırt çevirmesini bilsin. Özel insanlarla buluşma olanağı, onları dinleme olanağı bulsun...
Türkiye’nin bir çok şehrinde kültür ve turizm festivalleri yapılıyor. Gidin görün kültür’den eser yok!. Ebru Gündeş gibi kendilerine sanatçı diyenlere birkaç saatliğine bilmem kaç milyar Lira ödeniyor. Kimi kendilerine sanatçı kelimesini yakıştıran pekçoğu ise Amerikan doları üzerinden konser anlaşması yapabiliyor ülkemizde.. Bun ları kucak açıp halka sunanlara acıyorum....
Sunanların da yoz olduğunu gösteriyor bu durum. Kapasite bu...
Bu halk vur patlasın, çal oynasın şarkıcılarından zevk alıyormuş gibi düşünülüyor. Ben hiçbir zaman katılmıyorum. bugünün Gençlere değil bugün henüz çocuk olan, yarının genç neslini temsil edecek olanlara güveniyorum. Tabi pırlanta gibi küçük çocuklar, yaz aylarını kuran kurslarında geçiriyor. Yobaz aileler, bilmem ne cemaatleri, bilmem ne tarikatları, sayesinde. onu bir tarafa ayırıyorum. Ama çocuklar bilimde , sanat dallarında, özellikle müzikte en doğruyu tanıdıkları , müziğin gerçeğiyle tanışma imkanları buldukça toplumun kültürü ona göre şekillenir. Müzik zevki en doğru şekilde , müziğin as’larını tanıyarak geliştiği zaman çocukların ileride yön vereceği bu toplum eminim ki son derce kaliteli , yozlaşmamış; özgüveni gelişmiş, üstün nitelikli bir toplum olacaktır. Örneğin klasik müzik dinleyende kitap okuma isteği, mantıklı düşünebilme, yazma uğraşı, resim yapma isteği, doğayı inceleme vb . daha çok , daha erken gelişiyor... Tabi bu benim izlenimim.
Kültür yozlaşması, yalnız Müzikte değil tabi... Toplum içinde sahte dostlukların arasından; Yüzüne sempati maskesi takmış; sahte yüzlerin arasından: Ye kürküm ye! misali tiplemelerin arasından gerçek dost bulmak zor olsa gerek.
Bir kere insan mütevazi olacak. Hasan Cihat Örter gibi...
Bulunduğu mevkiiye bakın;
“Besteci, Gitarist, Aranjör, Yazar
Uluslar Arası Müzik Sanatçısı...
Besteleri de, ödülleri de saymakla bitmez... Ki Hasan Cihat’ın “Aydın duruşu” yanı sıra, her insanın karşısında nasıl de nezaketle eğilebildiğini gördükçe;
Sırtı pek ama içi boş , nice insanların, havaya kalkan burunlarından önlerini bile göremeyip, insanlara sırt çevirmelerine yozlaşmalarına, hem acıyorum, hem hayret ediyorum...
Hasan Cihat’ın ; kendi tabiriyle “kurtlar sofrası” dediği
-gerçekten de öyle- o büyük şehirde, yozlaşmadan, üstün başarılara imza atması ve buna rağmen mütevaziliğinden hiçbir şey kaybetmemiş olması , aydın duruşunu inanıyorum ki hiçbir zaman yitirmeyecek oluşu ; üç kuruşla yozlaşan, önünü göremeyen, burnu havaya kalkanlara ders almaları gereken bir eser bana göre.
Evet, O’ doğduğundan bugüne üzerinde düşünülmesi gereken başlı başına bir başyapıt: O, Hasan Cihat Örter....
Tarih: Prş 27.07.2006 14:03 Mesaj konusu: MEDYANIN İŞİNE GELMİYOR.RANT VE PARA KONUŞUYOR BU ÜLKEDE
Medya mı kaldı bu ülkede?.. Hasan Cihat Örter gibi değerli sanat adamlarını televizyonlara çıkarmak işlerine gelmiyor... Ancak yanlış üstüne yanlış yapıyorlar. Vatandaş bıktı.. sesimizi duysunlar artık.. Yeter.. Bu düzen nereye kadar televole düzeni olarak sürüp gidecek.. Çocuklar bili tepkili... Yetmedi mi artık manken soytarıların aşk hayatlarının renklerini sergilemek?...İzlemek istemiyoruz... hangi kanalda çıkıyorlarsa anında kapatıyoruz... Bu soytarıların renkli yaşamları da mayo ve bikinilerinin renkleri de lazım değil.. Defolup gitsinler renkli camların ardından..
Biz Türk insanı olarak Sanatın bilimin, müziğin, edebiyatın en kalitelisini görmek anlamak ve izlemek, özümsemek istiyoruz ki kültür seviyesi yüksek ve daha gelişmiş bir toplum olalım...
Kayıt: May 04, 2004 Mesajlar: 2033 Nerden: sonsuzluk.tan..
Tarih: Prş 17.08.2006 14:33 Mesaj konusu:
:)ne güsel..
fb tv.de konuktu geçenlerde..sohpetiyle müziğiyle keyif kattı..asturias ı çaldı bi de ondan dinlemek çok hoş tu gerçekten:) _________________ sonun ve sonsuzluğun ikilemindeki kaosun sonu
dinle müziğin birleştirilmesi sonucunda dini müzik statüsüne girebilecek bir yola doğru girmiştir. hazzetmediğim bir durumdur bu. ancak müzisyenliğine şapka çıkarırım.
üstadın web sitesinden ağlama annemi dinliyorum şu an. bunu yapan insan olamaz diyorum. evet, günlerdir bir erkan oğur, bir hasan cihat örter. hatta dün hasan cihat örter'i tv de izledim. ama erkan oğur bir türlü denk gelmedi tv'de.
aslında söylemeye çalıştığım şu: erkan oğur ve hasan cihat örter amcalarımın tüm albümlerini dinlemedim. yine dürüst olmak gerekirse erkan oğur'un albümlerini edinmeye başladım.
erkan oğur'un kendi perdesiz gitar'ını icat ettiğini ve kelimelerle anlatılmayacak derecede de çaldığını öğrenmeye çalışıyorum. ve hala da zevkle dinliyorum.
biraz önce de az da olsa önyargımın olduğu hasan cihat örter'in ağlama annem eserini dinlerken aklımdan geçen tek şey şuydu:
hadi be üstadlar, bir albüm çıkarın beraber de hep beraber dinleyelim, ne dersiniz? olmaz mı yani. . .
hadi be üstadlar, bir albüm çıkarın beraber de hep beraber dinleyelim, ne dersiniz? olmaz mı yani. . .
neden olmasın... _________________ ..ve yol biter...
-Hey ahbap; niye düştün yollara, kaçılacak yer yok ki!
-Olmasın ne çıkar, yoruyorum ya peşimdekini...
Tarih: Çrş 18.10.2006 2:36 Mesaj konusu: Re: MEDYANIN İŞİNE GELMİYOR.RANT VE PARA KONUŞUYOR BU ÜLKEDE
asiyim demiş ki:
Medya mı kaldı bu ülkede?.. Hasan Cihat Örter gibi değerli sanat adamlarını televizyonlara çıkarmak işlerine gelmiyor... Ancak yanlış üstüne yanlış yapıyorlar. Vatandaş bıktı.. sesimizi duysunlar artık.. Yeter.. Bu düzen nereye kadar televole düzeni olarak sürüp gidecek.. Çocuklar bili tepkili... Yetmedi mi artık manken soytarıların aşk hayatlarının renklerini sergilemek?...İzlemek istemiyoruz... hangi kanalda çıkıyorlarsa anında kapatıyoruz... Bu soytarıların renkli yaşamları da mayo ve bikinilerinin renkleri de lazım değil.. Defolup gitsinler renkli camların ardından..
Biz Türk insanı olarak Sanatın bilimin, müziğin, edebiyatın en kalitelisini görmek anlamak ve izlemek, özümsemek istiyoruz ki kültür seviyesi yüksek ve daha gelişmiş bir toplum olalım...
valla tamda Hasan Cihat Örter gibi konuşmuşsun.Sana sonuna kadar destek veriyorum.Ve ben sırf bu yüzden artık televizyon izlemiyorum.Geçenlerde bir açayımda göz gezdireyim dedim.20 kanaldan bitanesi bile insanın ilgisini çekmezmi ya.hepsi boş.haberleri bile mahvettiler.
Kayıt: Dec 10, 2005 Mesajlar: 158 Nerden: mağaradan
Tarih: Cum 27.10.2006 7:23 Mesaj konusu:
hasan cihat bu ya, kendini övmüş başka bi isimle girip. 5 mesajda da tıkanmış kalmış.. hep yaptığı şey.. hala akıllanmadı 50 yaşında adam. hala değişik sitelerde insanlara küfür edip, insanların saygısını yitirmeye hızla devam ediyor. enteresan şahıs..
asiyim demiş ki:
HASAN CİHAT ÖRTER... O, BAŞLI BAŞINA BİR BAŞYAPIT...
...Bandırmalı dostları için yazıp besteleyerek yorumladığı o yüreklerde derin izler bırakan; ...Bir tatlı rüzgar eser kumsaldan.... diyerek başlayan “Kalbim Bandırma’da Kaldı” adlı eserinde bakın ne diyor Hasan Cihat Örter: “ Bir garip sızı kaplar içimi
Eski dostlardan ayrı kalınca.
Bir kadeh daha , içmek isterim...
Ben Bandırma’ya gitmek isterim
Hemen öldürsünler beni burada
Yaşamam artık büyük şehirde
Kardeşten öte bir dost orada
Kalbim Bandırma’da kaldı....
Büyük şehrin yozlaşan dostlukları... Büyük şehrin kültür mozayiği yanısıra bir de yozlaşan kültürü... Ve birde buna eklenen yozlaştıkça yozlaşmaya devam eden, mide bulandıran popüler kültür dedikleri; Kültürmüdür ne karın ğrısıdır anlam veremediğim... Tad alamadığım garip soytarı şarkıları...
...Of of kömür gibi yanıyorum...
.... ......
Reçeteme doktor seni yazdı.. Kullanma dedi birdaha asla..
...... ......
O şimdi asker, canı neler ister...
sonu gelmez bunların...
H.Cihat Örter’in müziğiyle tanışanlar , şarkı sözünün, bestenin, yorumun ne anlam taşıması gerektiğini kolayca anlayabilirler. Örter’i ister enstürmantal olarak dinleyin, ister yorumladığı bestelerini kendi sesinden dinleyin, Yozlaşmış popüler müzikle , (bu durum kültür olarak da tabir ediliyor ya ...) arada dağlar kadar fark olduğunu görürsünüz.
Örter’i enstürmantal olarak dinlemek şu demek; Örter demek, Gitar demek.; Örter demek, aynı zamanda sözsüz yorum demek; Örter demek, notalara duygu yüklemek demek; Gitarı ağlatmak, gitarı sevdayla coşturmak demek...
O sussun... Hiç konuşmasın.. Sadece çalsın: Gitarını çalarken de gözünü yumsun, kendinden geçsin... Hiçbakmasın dinleyenlerin y üzüne... Yüreğinize işlercesine duyduğnuz müzikle Örter’in ne anlattığını anlarsınız...
Örter genç kuşağa güveniyor. Yeni yetişen nesil, Manga’larla meydanlarda tepinmeyi yeğliyor. Müzikte , sanatta seçici davranan hiç mi genç yok. Var tabi ama gönül istiyor ki toplumun en az %90’ı bu konuda eğitimli olsun ya da popüler kültür dedikleri yozlaşmanın ağları içinde yozlaşmasın. Bu soytarı kültüre sırt çevirmesini bilsin. Özel insanlarla buluşma olanağı, onları dinleme olanağı bulsun...
Türkiye’nin bir çok şehrinde kültür ve turizm festivalleri yapılıyor. Gidin görün kültür’den eser yok!. Ebru Gündeş gibi kendilerine sanatçı diyenlere birkaç saatliğine bilmem kaç milyar Lira ödeniyor. Kimi kendilerine sanatçı kelimesini yakıştıran pekçoğu ise Amerikan doları üzerinden konser anlaşması yapabiliyor ülkemizde.. Bun ları kucak açıp halka sunanlara acıyorum....
Sunanların da yoz olduğunu gösteriyor bu durum. Kapasite bu...
Bu halk vur patlasın, çal oynasın şarkıcılarından zevk alıyormuş gibi düşünülüyor. Ben hiçbir zaman katılmıyorum. bugünün Gençlere değil bugün henüz çocuk olan, yarının genç neslini temsil edecek olanlara güveniyorum. Tabi pırlanta gibi küçük çocuklar, yaz aylarını kuran kurslarında geçiriyor. Yobaz aileler, bilmem ne cemaatleri, bilmem ne tarikatları, sayesinde. onu bir tarafa ayırıyorum. Ama çocuklar bilimde , sanat dallarında, özellikle müzikte en doğruyu tanıdıkları , müziğin gerçeğiyle tanışma imkanları buldukça toplumun kültürü ona göre şekillenir. Müzik zevki en doğru şekilde , müziğin as’larını tanıyarak geliştiği zaman çocukların ileride yön vereceği bu toplum eminim ki son derce kaliteli , yozlaşmamış; özgüveni gelişmiş, üstün nitelikli bir toplum olacaktır. Örneğin klasik müzik dinleyende kitap okuma isteği, mantıklı düşünebilme, yazma uğraşı, resim yapma isteği, doğayı inceleme vb . daha çok , daha erken gelişiyor... Tabi bu benim izlenimim.
Kültür yozlaşması, yalnız Müzikte değil tabi... Toplum içinde sahte dostlukların arasından; Yüzüne sempati maskesi takmış; sahte yüzlerin arasından: Ye kürküm ye! misali tiplemelerin arasından gerçek dost bulmak zor olsa gerek.
Bir kere insan mütevazi olacak. Hasan Cihat Örter gibi...
Bulunduğu mevkiiye bakın;
“Besteci, Gitarist, Aranjör, Yazar
Uluslar Arası Müzik Sanatçısı...
Besteleri de, ödülleri de saymakla bitmez... Ki Hasan Cihat’ın “Aydın duruşu” yanı sıra, her insanın karşısında nasıl de nezaketle eğilebildiğini gördükçe;
Sırtı pek ama içi boş , nice insanların, havaya kalkan burunlarından önlerini bile göremeyip, insanlara sırt çevirmelerine yozlaşmalarına, hem acıyorum, hem hayret ediyorum...
Hasan Cihat’ın ; kendi tabiriyle “kurtlar sofrası” dediği
-gerçekten de öyle- o büyük şehirde, yozlaşmadan, üstün başarılara imza atması ve buna rağmen mütevaziliğinden hiçbir şey kaybetmemiş olması , aydın duruşunu inanıyorum ki hiçbir zaman yitirmeyecek oluşu ; üç kuruşla yozlaşan, önünü göremeyen, burnu havaya kalkanlara ders almaları gereken bir eser bana göre.
Evet, O’ doğduğundan bugüne üzerinde düşünülmesi gereken başlı başına bir başyapıt: O, Hasan Cihat Örter....
doğrusu bunları görünce çok şaşırdım ve üzüldüm. kendisiyle ufak bir sohbet şansım olmuştu ve söylediği şeylerde haklı olduğunu düşünmüştüm. biraz çok konuştuğunu da söyleyebilirdim ama böyle ileri hadiseler... vay be... yakıştıramadım... _________________ hiç pedalım olmayabilir; ama 8li pedal besleyicim var
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız