Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.
VATAN GAZETESİ SPOR MÜDÜRÜ İBRAHİM SETEN FUTBOLUN DİĞER YÜZÜNÜ VE KULÜP BAŞKANLARINI ANLATTI
"Stad otoparkları mafyaya teslim edilmiştir. Ve mafyaya legal zeminde iş yaptıran tek yer futbol dünyasıdır."
"Serdar Bilgili seçimlere 900 delegeyi getirip kendisi için oy kullandıran birini genel sekreter yaptı, sonra da o insan Beşiktaş camiasının gücüyle Belediye Başkanı oldu. Bu güç pek çok alanda kullanılıyor."
"Bir amigo aramıştı ismini vererek, 'Seni vuracağım' diye. Sonradan öğrendim ki adam çek-senet işinden beş on kişiyi vurup cezaevine girmiş. O zaman anladım bıçak sırtında yaşadığımızı."
- Dışardan bakınca futbol dünyasının bir yüzü "acımasız bir cangıF'ı andırıyor. Şike olayları, adam vurmalar, döner bıçakları, mafya söylentileri... Aslında daha mı vahim bu durum?
Uzun zamandır futbol dünyasında bu sıkıntılar vardı. Mesela iki sene önce birkaç ay içinde dört kişinin başına gelenlere bakın. Fenerbahçe yazarı Engin Verel vuruldu, Vatan'ın Fenerbahçe muhabiri Feridun Niğdelioğlu bıçaklandı, Ahmet Çakar beş kurşun yedi, Abdullah Çevrim dövüldü...
- O da Fenerbahçe yazarıydı. Neden onların başına geldi bu işler?
Üçünün Fenerbahçeli olması manidar doğrusu. Feridun için tinerci saldırısı dediler. O dönemde bizim yaptığımız haberleri Fenerbahçe camiası tepkiyle karşılıyordu. Bunu bir adres göstermek için söylemiyorum, ama böyle bir talihsizlik oldu.
- Bu işlerde neden bıçaklar, tabancalar konuşuyor? Futbolda dönen rantın büyük olmasının bunda bir rolü var mı?
Futbol endüstrisinde her sene 500 - 600 milyon dolar dönüyor. Bu, bazen bir milyar doları buluyor. Buna rağmen hâlâ bu sektör bir endüstri haline gelemedi. Sadece son dönemde Fenerbahçe bunu başarıyor. Transferler ve sportif başarılarla en çok umut veren kulüp oldu.
- Biz spordaki silahlı külahlı olaylardan konuşuyorduk, siz nereye geldiniz...
Ben kaçıyorum. Sen beni sokmaya çalışıyorsun.
- Kaçacak ne var ki bunda?
Tamam, rant meselesine dönelim. Mesela futbolcuların transferlerini ele alalım. Futbolcu menajerlerinin FIFA lisanslı olması lazım. Ama bizde menajerlerin çoğunun mafyanın adamı olduğunu duyuyoruz. Mafyaya mensup bazı kişiler asıl menajerleri korkutup futbolcuları kendilerine bağlıyor ve dünyanın parasını kazanıyorlar. Kulüpten bilet dağıtılması da bu sezon biraz düzene sokuldu. Geçen sezona kadar kulüpler biletleri amigolara veriyor, amigolar bunları kendi adamlarına dağıtıyor gibi yapıp, karaborsacılara satıyor ve paraları cebe indiriyorlardı. Sonra kapıdan yine bedavaya adamlarını ge-çiriyorlardı. Stadlarda tezahürat yaptırıyor diye bu adamlara verilen tavizler müthişti.
- Çok genç sayılabilecek bir yaşta spor servisleri yönetmeye başladınız ve büyük kulüplerin yöneticileri, başkanları ile yakın ilişkiler kurdunuz. Bu yaşta kolay olmasa gerek...
Avantajım bu işe çok küçük yaşta başlamak oldu. Spor muhabiri olduğum zaman 14 yaşındaydım. Yani 20 yıllık bir geçmişim var. Bugün başkan olan insanlarla aynı yolları birlikte yürümüşüz demektir bu. Ama bu durum bazı olumsuzluklar da yaratıyor. Örneğin Aziz Yıldırımla çok dosttuk, başbaşa olduğumuz ortamlarda her şeyi konuşabiliyorduk.
"AZİZ YILDIRIM YEMİN TÖRENİME GELDİ"
- Aziz Yıldırım ile dostluğunuz nasıl başladı?
Ali Şen Fenerbahçe'nin efsane başkanıydı. Fenerbahçe dokuz puan önde giderken Ali Şen bir kararı kongreden geçiremediği için istifa etmişti. Aziz Bey'i o günlerden tanıyorum. Ali Şen'e karşı seçimi bir oyla kazandığı günlerden...
- Siz o zaman hangi görevdeydiniz?
Yeni Yüzyıl gazetesinin spor müdürüydüm. Fenerbahçe muhabirimiz Cengiz Tok-göz'ü, Ali Şen için oy kullanmasın diye Trabzon'a maça göndermiştim. Aziz Yıldırım'ın kazanmasını o kadar istiyordum yani. Fenerbahçe için bir aydınlanma dönemiydi.
- Ali Şen'e oy vermesin diye muhabirinizi Trabzon'a mı gönderdiniz?
Evet. Tek oyla Yıldırım kazandı. Ama sonra öğrendim ki herkesin böyle bir hikâyesi varmış. Tek oy bu kadar önemli yani. Sonra Aziz Bey'le ilişkimiz devam etti. Ben askeredeyken yemin törenim için Manisa'ya geldi. Zaten 28 gün askerlik yapacağım, babam bile gelmedi. Fenerbahçe Başkanı neden gelir ki?
- Neden gelmiş?
Jest yaptı ama ben, askerden döndükten sonra haber politikamı yönlendirmek isteyebilir şeklinde yorumladım. Vatan'a geçince Fenerbahçe için bir yazı dizisi yaptık. Kulüp, o günlerde felaket bir haldeydi. Futbolcular kamptan kaçıp hayat kadınlarıyla alem yapıyorlardı. Aziz Yıldırım'la o olaydan sonra aramız bozuldu. Bu dünya içinde, başkanlık koltuğuna oturan iş adamlarının bu güçten etkilenmeme ihtimali yok. Onlar içişlerini yazmamızı istemiyorlar, biz de her şeyi yazmak istiyoruz. Problem bundan kaynaklanıyor. Yani kişisel bir şey değil.
"ÖZHAN CANAYDIN AKRABAM"
- O koltuğun gücü nedir bir iş adamı için? Önlerinde bütün kapılar açılıyor, diyelim ki ihale almaları kolaylaşıyor. Böyle şeyler mi?
Bazı başkanlar için çeşitli söylentiler çıkıyor, ama ben ihale falan için olduğunu pek sanmıyorum. Futbol Türkiye'de herkesin buluştuğu bir dünyadır. Burası normal bir dünya değil, bir Kurtlar Vadisi. Bu Kurtlar Vadisi'nin baronu da Aziz Yıldırım'dır. Her yerde çok büyük ağırlığı var.
- Bir dönem bu baron Ali Şen'di yanılmıyorsam?
Şu anda Aziz Yıldırım o hâle geldi. Fenerbahçe bu konuda hep önde gider.
- Gelelim Beşiktaş'a... Yıldırım Demirö-ren'i de yakından tanıyorsunuz. Başarılı bir başkan mı?
Demirören en düzgün karakterli adamlardan biridir. Ama Beşiktaş talihsiz bir dönem yaşıyor. Bir önceki başkan Serdar Bilgili döneminde tribünlere çok tavizler verildi. Bilgili seçimlere 900 delegeyi getirip kendisi için oy kullandıran birini genel sekreter yaptı, sonra da o insan Beşiktaş camiasının gücüyle belediye başkanı oldu. Bu güç pek çok alanda kullanılıyor. Mesela burası hukuğun çok iyi işlediği bir ülke olsaydı Fenerbahçe'nin stadı bu hâle getirilemezdi. Araziyle, tapuyla ilgili çok sorunları vardı. Aynı şey Galatasaray'ın Sey-rantepe projesi için de geçerli. Bunları camianın gücüyle aşıyorsun. Bu gücü kendi çıkarları için kullanan var mı dersen belki de vardır.
- Galatasaray Başkanı Özhan Canay-dın'a da çok yakınsınız...
Özhan abi benim akrabamdır. Ama hep çıtayı "Sen benim oğlumsun, ben senin ağabeyinim'^ getirir, iki cambaz gibi o ilişkide dengede durmaya çalışıyoruz. Ben Galatasaray ile ilgili her şeyi yazmaya çalışıyorum, o her şeyi gizlemeye.
- Biraz spor haberciliğinden konuşalım. Kulüp yöneticileri çoğu zaman aslı astarı olmayan haberler yayınlandığını söylüyor. Bunun doğruluk payı nedir?
Eskiden yalan yazmak çok normal karşılanıyordu. Muhabirlerin haberi bile olmadan müdürleri, onların imzasıyla haber yaparmış.
- Nasıl yani?
Mesela Galatasaray ile ilgili bir haber yap-• tığın zaman o takımın muhabirinin imzasının olması lazım.
- Muhabirin haberi mi yok?
Öyle bir haber de yok zaten. Hıncal Abi (Uluç) anlatmıştı. Bir dönem Sabah'ta Mustafa Denizli'nin ağzından "Galatasaray bu ligin Mercedes'idir" diye bir haber yapmışlar. Ne Mustafa Denizli'nin olaydan haberi var, ne imzası olan muhabirin, iş çığrından çıkmış yani. Buna da "allayıp pullamak" diyorlardı.
- Bu allama pullamalar bugün de devam ediyor mu?
Spor gazetelerine bir göz atın. Transfer döneminde her kulübe 50 - 60 futbolcu transfer ederler. Oysa topu topu üç beş kişi transfer olur. Gerisi yalan. Gece rüyasında gördüğünü haber yapmakla övünen spor müdürleri var. Sunturlu yalan yazan adamlar var. Spor medyasının kendini ciddi bir denetime sokması gerekiyor.
- Kulüp başkanları da isyan etmekte. O kadar haksız değillermiş demek?
O açıdan doğru. Ama medyayı kullanmaya kalkmak yanlış. Yalan haberle bunu ayırmak lazım. Muhabirim bana yalan haber getirmesin, 15 gün hiç iş yapmasın razıyım. Ben kendi imkânlarımla çıkarırım kendi haberlerimi.
"ÖLÜM TEHDİDİ ALDIM"
- Gazetede dolaşırken bile elinizdeki iki telefonla sürekli konuşuyorsunuz...
Telefonun hafızasında 300 isimli bir rehberim var. Sabah gazeteleri okuduktan sonra hepsiyle teker teker konuşur camiada ne var ne yok öğrenirim. Hiçbir olay çıkmasa 365 gün manşet yapacak haber olur kafamda.
- Futbol dünyası için Kurtlar Vadisi dediniz az önce. Bu vadide sizin de tehdit edilmişliğiniz, belaya bulaşmışlığınız var mı?
Bu dünyada tehdit çok sıradan bir şey. Bu kadar insan vurulmuşken çıkıp da "Tehdit edildim" demenin anlamı yok. Ama tabii ki çok tehdit aldım.
- Hangi olaydan ya da haberlerden dolayı?
Fenerbahçe ile sıkıntı yaşadığımız günlerde çok ciddi tehditler aldım. "Çocuğunu kaçıracağız, gazeteyi basacağız" diyorlardı. Bir amigo aramıştı, ismini vererek, "Seni vuracağım" diyordu. Sonradan öğrendim ki adam çek-senet işinden beş on kişiyi vurup cezaevine girmiş. Ciddiye almıyoruz ama, o zaman anladım ki bıçak sırtında yaşıyormuşuz. Zaten Haluk Ulusoy'un Futbol Federasyonu Başkanlığından gitmesi de bu nedenle olmuştur. Futbol bu kadar mafyaya teslim edilmez.
- Yani Haluk Ulusoy döneminde futbolda mafya kuralları mı uygulanıyordu diyorsunuz?
Burası Kurtlar Vadisi'yse başının kim olması lazım? Futbol Federasyonu ve onun Başkanı... Haluk Ulusoy kendi kurallarını koyacak, kendi anayasasını çıkaracak bir insan değildi. Anadolulu bıçkın delikanlı edasıyla kendi üslubuyla çözüyordu işleri. Ve bir sürü sorun çözülmemiş kalıyordu. Bir menajerin Sedat Peker ile alâkalı olduğunu biliyorsan o menajeri ihraç etmen lazım. Ama Türkiye öyle garip bir ülke ki... Mesela bir başka örnek vereyim: Ben bir futbolcunun teşvik primi aldığını biliyorum. Soyunma odasında kimin kaç para aldığı bile çok net konuşulmuş. Kulübün başkanına söyledim "Boş ver, bu bizim için önemli bir oyuncu, ben bunu duymamış olayım" dedi. Benim işim bunu ortaya çıkarmak.
- Hangi kulüp başkanından söz ediyorsunuz?
Kanıtlayamayacağım için söyleyemem. Üç büyüklerden biri diyelim.
***
"Mafyaya legal zeminde iş yaptıran tek yer futbol dünyası"
- Sinan Engin'in Alaattin Çakıcı ile ilişkisinden dolayı Beşiktaş Kulübü 'n-den uzaklaştırılması için ne düşünüyorsunuz? Gerçekten böyle ilişkiler var mıydı?
Size komik bir şey anlatayım mı? Ben şuna şahit oldum: "Beşiktaş Divan kurulu Sinan Engin'e karşıymış, çünkü onun Alaattin Çakıcı ile ilişkisi varmış" dediler. Araştırdık, Sinan Engin'in Beşiktaş'la ilgisinin kesilmesini isteyen, Beşiktaş Divan Kurulu'nun çok ağır bir topu...
Kim?
Bırak ağır topunu, Divan Kurulu'nun Başkanı yahu. Şeref Nasır. Alaattin Çakıcı içerden elbise ölçülerini yollamış, Şeref Nasır ona iki tane elbise diktirip göndermiş. Sen nasıl Sinan Engin'e karşı olursun? Yeraltı dünyasının liderleri hapse girmeden önce herkesin birbiriyle bir bağlantısı olmuş. Futbolcu kendisinin korunması ister. Teknik direktör başka takıma gitmek ister, kulüp başkanı seyircilere karşı bunu kullanmak ister. Bence çoğu da bunu kullanmıştır. Kulüplerin içine mafyanın sızmasının ana sebepleri bunlardır. Yönetime yeni gelmişsin, taraftarın aleyhine bağırmasını istemiyorsun. Bunun için amigoların bağlanması lazım. Onları kontrol edecek güç mafya. Kulüplerin stadlarındaki otoparklar bunlara veriliyor. Stad kapılarında söz sahibi oluyorlar. Daha ne olsun ki zaten? Bu parayı kim bırakır? Mafyaya legal zeminde iş yaptıran tek yer futbol dünyasıdır.
- Peki Sinan Engin'e dönersek...
Ben Sinan Engin'i iyi tanıyorum. Bir suçu olmadığına inanıyorum. Sinan'ın, Çakıcı ile yakınlığı olduğunu da biliyorum ama herkesin vardı. Sinan bence yaşadığı olaylardan gereken dersleri çıkarmış biridir. Futbol piyasasının ona bir şans daha vermesi gerekir. _________________ Anarşi bir program değil, toplumun kendi kaderini tayin için giriştiği eylemidir http://www.anarsi.org
Bu başlığın babası olarak artık konunun misyonunu tamamladığını düşünüyorum.
Çünkü sonucu belli olan şeylerin tartışılmasının bi anlamı yoktur.
Bu sene herkes neyin ne olduğunu gördü artık bu konunun üstüne gitmenin bi anlamı yok.
Kaldırılan cezalar verilmeyen penaltılar, verilmemesi gerektiği halde verilen goller vs. vs. sonuçta gelen +15 puan. Malesef bu + puanlar şampiyonlar liginde gelmeyince sonuç yine ortada
Ne diyelim
Türk Futboluna hayırlı olsun.
Özgüç Türkalp tekrar birinci lige dönmüş, cümlemize hayırlı olsun Zaten yeterince renkliydi hakemlerimiz, artık daha fazla renklenecekler... Galatasaray'ın Ali Sami Yen'deki bir maçına verilir umarım... _________________ Anarşi bir program değil, toplumun kendi kaderini tayin için giriştiği eylemidir http://www.anarsi.org
Kayıt: Dec 29, 2003 Mesajlar: 1660 Nerden: ŞÜKRÜ SARACOĞLU
Tarih: Cmt 11.02.2006 1:27 Mesaj konusu:
buraya 7 Fenerbahçeli girdiğini gösteriyor.
Diğerleri 12 tane.Şike tahkik komisyonunda halen rize maçı incelenen takıma oy çıkmaması herhalde dava sürerken yorum yapılamayacağı için _________________ I.R.S , MADAGASCAR , BETTER , BLUES , RHIAD AND THE BEDOUINS, SILKWORMS...
CHINESE DEMOCRACY STARTS NOW!
Kayıt: Oct 14, 2004 Mesajlar: 453 Nerden: izmir&bazen istanbul
Tarih: Pzr 12.02.2006 15:12 Mesaj konusu:
Polisin her yerde aradığı Süleyman "Teslim olmadan konuşmak istiyorum" dedi ve çarpıcı iddialarda bulundu: "Gökdeniz heyecan arıyordu. Bahis işine daldı. Sebat-Kayseri maçı öncesi, Başkan Veli Sezgin'e, yenilmeleri için 1 milyon Euro gönderdi...
BAŞKAN PARAYI ALMADI
Sezgin, parayı geri çevirdi. Gökdeniz, skandalın ortaya çıkmasına neden olduğu için sinirlendi. 'Vuran dilesin benden ne dilerse' dedi. Vurana 1 milyon dolar ödedi. Bu olayın ardından Fatih, Gökdeniz'i korumamız için bize geldi; anlaştık...
HERKES HER ŞEYİ BİLİYOR
Savcı Fatih Genç ile telefonda konuştum. 'Vali olayları bildiği halde örtbas ediyor. Ben teslim olacağım. Valiyi tutuklayabilir misin' dedim. Biliyorum fatura bana kesilecek ve iş kapatılacak."
'Vurduran Gökdeniz'dir'
Trabzonsporlu futbolcuların otomobillerini kurşunladığı gerekçesiyle aranan Hakan Süleyman, "Eski Akçaabat Sebatspor Başkanı Sezgin'i 1 milyon dolar vererek Gökdeniz vurdurdu" dedi.
Trabzonsporlu Fatih Tekke ile Gökdeniz Karadeniz'in otomobillerini kurşunladığı gerekçesiyle 12 gündür aranan Hakan Süleyman, SABAH Muhabiri Ahu Bozlar'a konuştu. Bozlar, daha sonra soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı Fatih Genç ve Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek'e, Süleyman'la yaptığı görüşmeyi bildirerek gereğinin yapılmasını istedi. İşte, polis tarafından tüm yurtta aranırken yüz yüze görüştüğümüz Hakan Süleyman'ın anlattıkları.
SEZGİN'İ VURDURDU:
Gökdeniz Karadeniz, Türkiye'nin starıydı. Bütün takımlar peşindeydi. Kimden bir şey istese hemen yerine getirilirdi. Ama artık futbol, şan, şöhret hiçbir şey onu tatmin etmiyordu. O da heyecan arıyordu. Gökdeniz, Kayserispor maçını sattı. Akçaabat Sebatspor eski Başkanı Veli Sezgin'e de çuvalla 1 milyon euro gönderdi. Ancak Veli Sezgin 'Ben böyle bir şey kabul edemem. Benim takımım oynayacak. Ya yenecek,ya yenilecek' diyerek parayı geri gönderdi. Böylece İddaa skandalını ortaya çıkardı ve Gökdeniz'in futbol hayatıyla oynadı. Gökdeniz de kendisini rezil etti diye 'Veli Sezgin'i vuran dilesin benden ne dilerse' dedi. Sezgin 3 gün sonra vuruldu ve Gökdeniz vurana 1 milyon dolar verdi. Vuranı biliyorum ve isterse şahitlik yaparım. Ama önemli olan vur emrini kimin verdiğidir. Gökdeniz, Veli Sezgin'in vur emrini verdi ve tutuklanması gerekiyor. Eğer tutuklanmazsa Türkiye'de adalet yok demektir. Herşeyi anlatacağım ve belgeleyeceğim.
GÖKDENİZ'İ KORUDUM:
Bu olayın ardından Fatih Tekke, 'Gökdeniz vurulmasın, futbol hayatı bitmesin' diye araya girdi. Bana 'Gökdeniz, Veli Sezgin'e böyle bir sıkıntı yarattı. Senle tanışırsa kimse bir şey yapamaz. Buna bir şekilde yardım edelim, sahip çıkalım' dedi. Gökdenizde bana gelerek 'Böyle sıkıntılarım var. Taraftardan tepki görebilirim. Bana yardımcı olun' dedi. Bizde 'Bahis yapmışsın. Biz bunu unuturuz. Sen yeter ki Trabzonspor'a faydalı ol' dedik. Sonrasında Gökdeniz'le böyle bir anlaşma yaptık. Bir yıl boyunca Gökdeniz'in güvenliğini sağladım. Biz elimizden geleni yaptık. Ondan sonra da bu sıkıntılar yaşandı. Ben hatayı Gökdeniz'e 'Sen rahat ol. Ben senin güvenliğini sağlayacağım' demekle yaptım.
AZİZ YILDIRIM'A GİDER:
Bu olaylar sadece Gökdeniz'le sınırlı değil. Bu iş uzarsa ucu Aziz Yıldırım'a, Nuri Albayrak'a bazı bürokratlara kadar gider. Birisi 'Aziz Yıldırım Trabzonspor'un huzurunu bozmak için birilerine 3-5 milyon harçlık yollamış' diyor. Birisi 'Gökdeniz ve Fatih Tekke transferlerini rahat yapabilmek için kendilerine kurşun attırdı' diyor. Birçok iddia var.
'Vali biliyordu'
KOMPLO KURULDU:
Olay gecesi Trabzon'da geziyordum. Ama bana komplo kuruldu. Çünkü Trabzonspor yöneticilerinin ve daha üst düzey yöneticilerin aşamadığı olaylar var. Suçu benim üzerime atmaya çalışıyorlar.
SAVCIYLA GÖRÜŞTÜM:
Savcı Fatih Genç'le görüştüm. 'Sayın savcım gelip bugün teslim olacağım. Ancak Valiyi tutuklayabilir misin?' dedim. Savcı bana 'seni günah keçisi ilan ettiler. Başkanlar ve vali bu işi aşamıyor' dedi. Ben de ona 'bunları tutuklamazsan adalete güvenim kalmayacak' dedim. Vali ve emniyet müdürü koltuklarından olmamak için beni feda ediyor.
20 GÜN ÖNCE BİLİYORDU:
Kurşunlanma olayını vali 20 gün önceden biliyordu. Neden önlem aldırmadı? Valinin de bu olaylardan haberi olduğunu kanıtlayacağım. Bunun cevabını İçişleri Bakanı'na verecek. Zigana Dağı'ndaki olayı Vali Hüseyin Yavuzdemir de, Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek de, bazı yöneticiler de iyi biliyor. Vali o gece Tekke ile telefonda ne görüştü.
Artık onu ancak aksiyon ve heyecan tatmin ediyor
KAHRAMAN OLDU:
Bu kadar parası olan Gökdeniz, neden 1 milyon dolarlık bahis oynasın. Çünkü parayı aşmış, artık aksiyon ve heyecan arıyor. Bu kadar parası olan bir insan neden 100 milyarlık bir bahsi karısının adına yatırtıyor. Nasıl bir mantıktır bu. 700 milyarı 1.5 trilyon olarak geri alsa mutlu mu olacaktı. O adrenalin peşinde ve psikolojik olarak rahatsız. Arabasına bir taş atıldı ve ortalık ayağa kalktı. Gökdeniz de kahraman oldu. Bu Trabzonlular'ın cahilliğinden kaynaklanıyor.
PEKER'İN YEĞENİ MENAJER:
Bu futbolcuların İstanbul'daki bütün mafyayla bağlantısı var. Sedat Peker'in yeğeni Gökdeniz'in menajerliğini yapıyor. Gökdeniz Trabzon'a transfer olduğunda da ona sahip çıktı. Gökdeniz artık büyük takımlara transfer olamaz. Sadece Rusya'ya gidebilir.
HARÇLIK VERİYORUM:
Benim para sıkıntım yok. 500 bin dolar istediğim de doğru değil. Babam emekli olunca ağabeyimle işlerin başına geçtik. Trabzon'da, Kuşadası'nda ve Türkiye'nin dört bir yanında inşaatlar yapıyoruz. Ben gerektiği zaman o futbolcuların maddi sorunlarını çözüyorum ve harçlık veriyorum. Hediyeler veriyorum. Gökdeniz de, Fatih de bunu inkar edemez. Ben sabıkalıyım, ama sabıkalıyım diye suç işlemek zorunda değilim. Ben insanlara faydalı bir işadamı olmak istiyorum. Burada birileri iyi polisi, birileri de kötü polisi oynuyor. 'Kim sabıkalı? Hakan. Kimin yeğeni? İsmail'in yeğeni. Tamam işte kurtulduk' dediler. Mahkemede beraat etsem de bu iş benim üzerime kalacak.
İddaa skandalı neydi?
Önceki sezonun 27. haftasında, ligden düşmesi kesinleşen Akçaabat Sebatspor'un Kayseri Erciyesspor ile yapacağı maçta, Sebatsporlu futbolculara ilk yarıyı 1-0 galip kapatmaları, ikinci yarıda da 2-1 veya 3-1 yenilmeleri için şike teklif edildi. Ancak durumdan haberi olan dönemin Akçaabat Sebatspor Başkanı Veli Sezgin, yapılan şike teklifini açıkladı. Olaya adı karışan Trabzonsporlu Gökdeniz daha sonra 6 ay ceza aldı. Bu arada Sezgin geçtiğimiz yıl Trabzon'da bir bakkaldan alışveriş yaparken silahlı saldıraya uğrayarak iki ayağından da vuruldu.
Haber: Ahu Bozlar _________________ 30 ekime kadar yaşama hakkı tanıdım kendime...
Bahiste "Derbi" Skandalı !
Almanya'nın resmi bahis şirketi ODDSET, bu haftasonu oynanacak olan Beşiktaş-Galatasaray derbi maçını listesine almadı! Bahis sitesi ODDSET, bu haftaya kadar oynanan maçlarda hem Fenerbahçemizin, hemde Galatasaray'ın maçlarına listesinde yer vermesine rağmen, bu haftasonu oynanacak olan derbi maçı bahis listesine almaması dikkat çekti. Yaşanan bu talihsiz olayı ülkemiz adına bir skandal olarak değerlendiriyor, bu skandala sebep olanları ayıpları ile başbaşa bırakıyoruz!
Böylesine önemli bir maçın liste dışı kalmasının akıllara gelen tek sebebi, sonucunun manüpülasyona açık olması, ilgili takımların etik değerler açısından güven vermemesidir!
Yediğini sadece bir yemekten ibaret sayıp, etik değerleri ayaklar altına alanlara bu ayıp ilelebet yeter!
antu. _________________ Ucu bucağı olmayan Guns N' Roses kaynağı: www.gnrturkey.net
From Appetite to Democracy...
Ya siz bırakın bizim maçı, tüm maçlarınızı kazanınca zaten şampiyon olacaksınız, neden dönüp hala bize bakıyorsunuz Hem komik olmayın ya, altı üstü 3 puan alıcaz şikeyle, fenerbahçe 14 puan aldı, biz bu kadar laf ettik mi (hemde oynanmayan bir maç hakkında!!!) _________________ Anarşi bir program değil, toplumun kendi kaderini tayin için giriştiği eylemidir http://www.anarsi.org
demirören federasyona attığı taklaların meyvasını aldı
Gerçi amaç Fenerbahçe düşmanlığı olduğunu düşünürsek finalde karşımızda kim olsa aynı şike yapılırdı bence
Kayıt: Nov 12, 2005 Mesajlar: 1425 Nerden: Istanbul
Tarih: Çrş 24.05.2006 20:08 Mesaj konusu:
Bütünüyle adaletsiz ve üç büyük kulubün diktatörlüğünde dönen bu züpper(!) ligimizde,ben kendimi bildim bileli,şaibeler,şikeler olmuş ve yapılmıştır.Özellikle üç büyük kulüp(Fb,Gs,Bjk),büyük rantı kapışmak için daima saha dışı tezgahlara başvurmuştur.
Şimdi burada 'tencere dibim kara benimki senden kara'deyimini tekrar yaşatmanın da pek manası yok.Futbolun en tepesinde görünmeyen bir el var,o dengeleri sağlıyor aslan payı üç kulube dağıtılıyor( Artık Ts 4.büyük bile sayılmıyor bu acımasız düzen yüzünden)Üç büyükler kendi aralarında bu payları daha fazla kapmak ve birbirlerini sollamak için saha dışı,saha içi binbir türlü faaliyet gösteriyor.Evet bende bu saydığım üç büyük kulüpten biri olan Fenerbahçe taraftarıyım,futbolumuzun adaletinin olmadığını,kendi kulubümünde bunlara iştirak ettiğni itiraf edecek kadar'da tarafsızım,Gs ve bjk'liler belki siz itiraf etmeyeceksiniz ama en az benim kadar sizlerde biliyorsunuz tuttuğunuz takımların bulaştığı,pislik ve şaibeleri,sizlerde biliyorsunuz,süpriz bir anadolu takımı şampiyonluğa gittiği anda,görünmez eller tarafından nasıl biçildiğini.Ama deniz bitiyor,Türk futbolu tepetaklak aşağı gidiyor,biz ise kalkmış günahlarımızın çetelesini tutuyor,pislik içinde debeleniyoruz.İnanılmaz rakamlarda paraların döndüğü,şampiyonluk,küme düşme mücadeleleri için türlü ittifak,ve karanlık işlerin çevrildiği bir ligde,birilerinin masum olduğunu idaa etmek,kendi kendini kandırmaktır sadece..
Not:Bütün renkler kirleniyordu,birinciliği beyaza verdiler.. _________________ Hayat Berbat Ama Bu Gerçekten Çok İyi Usta
Kayıt: Oct 13, 2005 Mesajlar: 627 Nerden: bilmiyorum nerden?
Tarih: Cum 01.12.2006 1:57 Mesaj konusu:
Arkadaşlar bence bu şike olayını başlığı dururken başka başlıklarda konuşmayalım diyorum ha ne dersiniz!
Ya sevgili gorona kardeşim valla Ergun Gürsoy'un çantayla para olayını ben de arkadaşlardan duymuştum ve yanlış hatırlamıyorsam televizyonda da bir programda bahsi geçmişti. Sezon 2002-2003 sezonuydu galiba Trabzon'da 2-1 kazandığımız maç diye hatırlıyorum.
Ama bu olay kesin olmasa bile G.Saray'ın da karıştığı olaylar muhakkak olmuştur. Dediğim gibi birçok kulübün parmağı var bu işlerde. tek tek şu takım böyle yaptı bu takım böyle yaptı demek olmaz. Burda sadece F.Bahçe'ye yüklenilmesini doğru bulmuyorum ben o yüzden Ergun Gürsoy örneğini verdim. Artık ne kadar doğru ne kadar yanlış bilmiyorum ama G.Saray da bu konularda temiz değil G.Saray'lı arkadaşlar kusura bakmasın.
Aslında burada taraftara büyük haksızlık yapılıyor. Gorona kardeşime katılıyorum bence taraftarların birleşip ortak bir şekilde hareket etmeleri gerek çünkü taraftarlar bir sezon boyunca takımlarını destekliyorlar, karda, çamurda, yağmurda yalnız bırakmıyorlar ve sonunda böyle bir olayla karşılaşıp resmen küçük duruma düşüyorlar. Bütün bu olaylardan en çok etkilenen kesim taraftarlardır. Sırtından vurulmak gibi bişey bu.
Neyse fazla uzattık galiba bundan sonraki gelişmeleri bekleyip göreceğiz artık. İnşallah Türk futbolu için en hayırlı kararlar alınır. _________________ If there's a God or any kind of justice under the sky, If there's a point, if there's a reason to live or die,
If there's an answer to the questions we feel bound to ask
Show yourself! - destroy our fears! - release your mask!!
Bütün bu tartışmaların ve bulundukları düzlemlerin harareti bir yana , bambaşka bir açıdan şu an yaşananların çok güçlü bir dinamiği olduğu açıktır. Türkiye de ilk defa böylesine bağır çağır seslendiriliyor şike ihtimalleri ve bu ihtimallere milletçe duyulan nefret.''Aman ucu bize de dokunur'' diye kolay kolay telafuz etmediğimiz şike kavramını ancak ve ancak sezon sonu şampiyonluğu kaçırmış tarafsak dillendirirdik üç beş hafta o kadar ! Bu güne kadar hep böyle oldu , kazanan sustu , kaybeden bağırdı ! Peki şimdi ne değişti de konuşur olduk ? Değişen şey yarışın adı oldu arkadaşlar.Artık Süper Lig şampiyonluğu değil rekabetin ereği..Kim daha çok büyüyecek ve kimler geride kalıp zaman içinde eriyecek meselesi tüm yaşananların odağıdır.Tıpkı beş sene kadar önce İhsan Kalkavanın dediği gibi (kendisi teşviğin en önemli savunucularındandır) dört büyük dönemi biteli çok oluyor ve büyük sayısı zaman içerisinde daha da düşecek.İşte asıl tasa burada pişiyor ve pekişiyor.
Bütün bu tartışmalar ilk olarak hangi takım hakkında ki iddalarla ortaya çıktı ve bu tesadüf müydü ? Ya da doğal mı karşılamalıyız bu durumu çünkü en çok şike yapan takım mı Fenerbahçe ? Bütün bir sezon boyunca rakip filelere bir maçta en fazla üç gol atan Galatasarayın , şampiyonluğun averajla belirleneceğinin aşikar olduğu son maçta Ankaragücüne sekiz gol birden atıvermesi hiç anılmadı ve anımsanmamakla beraber anımsatılmadı da nedense...Üstelik daha da ilginç olanı şudur ki o sezonun bu anlamda mağduru olan Beşiktaş cephesinden de hatırlayan olmadı (!) Türk futbol tarihinin bu en enterasan maçını...
Elbette hatırlandı.Hem de kabak gibi herkesin gözü önünde ceyeran eden bu ucube şikenin her ayrıntısı hatırlandı. Ama konuşulmadı. Çünkü asıl mesele şikenin ortaya çıkması ve futbolun kaybettiği hukuğuna kavuşup temizlenmesi değil , büyüme yarışında geride kalanın başını alıp gidene çelme takıp vakit kazanma çabasıydı ve bu eleştirilemez!!! İster inanın ister inanmayın ama bu çaba y e r i l e m e z ! Kurumsallaşmış varlıklar (devletler,şirketler,siyasi örgütler ve partiler) karakteristik ve insansı olarak algılanamaz ve değerlendirilemezler.Bu sosyal bilimlerin en önemli gerçeklerinden biridir. Yani şu takım daha şerefli öteki daha çirkef gibi bir yaklaşımın oturduğu bilimsel bir gerçeklik yoktur.Doğal olarak bu durum gönüllerde böyle değildir çünkü bir takımın taraftarı olmak , ilk olarak diğerlerinden ayrılmaktır kendince.Psikoloji bunu segmantasyon efektlerinden biri olarak açıklar.Ayrıca spor klüpleri en başta Vakıflar Yasasıyla ve buna bağlı tüzükleriyle yönetilmeye başlamış birimlerdi ve teyammülen etik ve hukuk ilkeleri olan kavramlardı..Ancak futbol bir mali sektör ve endüstri kolu haline gelince tüm bu kavramlar açıkça gerçekliğini yitirmiştir. Önce bunu anlamak lazım.
Bu arenanın çok yukarlarında son derece maddesel bir mental içinde yaşanan kavgaları , bizler aşağılarda duygusal anlamamalı ve hele hele bu yanılgı sonucunda birbirimizden nefret etmemeliyiz.
Benim büyüklüğüm , kiminle mücadele ettiğimin büyüklüğü ile ölçülür..Demek ki kendime büyük demek için bile rakibimin büyüklüğüne ihtiyacım var..
şu ama herkes de yapıyor muhabbeti sıktı.
aziz başkan gibi net konuşacak kardeşim herkes. zamanaşımı anlamam herşey sonuna kadar araştırılsın diyor, ben de katılıyorum. ulusoy federasyonu pislik içindedir tıpkı ittifak takımları gibi, kimse bi şey araştırılsın istemiyor. nerde bu cihan oskay, hani tehdit yüzünden çıkmamıştı habertırt'a? ertesi gün nası çıktı ittifak tv'ye? onu gezdiren ulusoy ve şansal'ın arabası ve kaldığı tahir kıran'ın evi neden hiç ama hiçilginç gelmiyor kimseye?
bu federasyon değişir,çıkar bi komisyon şike yapana şakkkk diye verir kapatmayı,küme düşmeyi, bak bir daha bir tane takım yapabiliyor mu?
bir de şikenin camialara mal edilmemesi bireysel olduu düşünülüyor, ben buna da katılmıyorum, misal aziz yıldırım şike yapsa bundan sadece kendi değil tüm yönetim kurulu haberli olur, eğer bu yönetim kuruulunda hoppp diyecek bir tane şerefli insan yoksa o camiaya gayet de mal edilir şike. burada tek masum taraf biz taraftarlarız. taraftara en ufak bir laf söylenemez bu konuda. _________________ Ucu bucağı olmayan Guns N' Roses kaynağı: www.gnrturkey.net
From Appetite to Democracy...
Kimse 'Benim takımım şikeci!' demez ki zaten. 'Hangi Takımlısınız?' başlığı daha mantıklı. _________________ Sabbath is Heavy, Priest is Metal!
HALFORD
valla herkezin en cok cani yanan takimin en az butur islere giren takimin besiktas oldugunu bilir.yani zaten oyle bir seba donemleri yasadik ki kazandigimiz kupanin sevincini rakip ayni ucakta diye kutlamadik.oyle bir neslin biraz saygiyi hakettigini dusunuyorum suan kulubun basindakiler ne kadar o nesile yakismasada.
fb nin gs nin ne bok oldugunuda kendi taraftarlari dahil biliyor zati.
ha biz sutten cikma ak kasikmiyiz tabiki degiliz ama heralde fb ve gs le kiyas yapilinca bi sut kasik durumu ortaya cikiyor _________________ birgün herkez beşiktaşlı olmasın,
varsın o ayrıcalık bize kalsın
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız