Ana sayfa Özel mesajlar Arama
 
turkrock.com ana sayfası Her konuda bilgi paylaşabileceğiniz forum sayfalarımız irc.turkrock.com sohbet sunucumuza girerek diger site üyeleriyle sohbet edebilirsiniz. Festival, konser, parti gibi çesitli etkinlikleri takip edebilir, etkinlik bildirebilirsiniz. Amatör grupların çalışmalarının mp3 formatında indirilebildiği bölüm
TurkRock.Com :: Başlığı Görüntüle - Sözlük
Resim albümüResim albümü  SSSSSS   AramaArama   GruplarGruplar   ProfilProfil   Giriş yapınGiriş yapın   LoginLogin 

 Dikkat 
Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.

Sözlük
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    TurkRock.Com Forum Ana Sayfası -> Müzik Teknolojileri
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
xsound



Kayıt: Sep 25, 2003
Mesajlar: 20

MesajTarih: Cmt 08.11.2003 0:41    Mesaj konusu: Sample and Hold Alıntıyla Cevap Ver

Sample and Hold

Analog dalga formu sabit veya periyodik zamanlarda örneklenir, analogdan dijitale çevrilip ilgili dijital word oluşturuluncaya kadar tutulur. Zaman bağımlı bir osilatör devresi kullanılan sampling frekansına göre zaman akışını kontrol eder. S/H devresi bir kapasitör ve bir anahtardan oluşur.

Devre analog sinyalleri, dijital anahtar kapasitörü sinyalden izole edinceye kadar takip eder ve kapasitör bu analog voltajı analogdan dijitale (A/D) çevrimine kadar tutar. Eğer bu sürede sample zamanları kontrol dışı değişirse hata oluşur. Değişen mutlak zamanlama “jitter” olarak adlandırılır. Modülasyon gürültüsüne sebep olur. Bu zamanlama yüksek hassasiyetli kristal Quartz Osilatör ile dizayn edilmiş bir saat tarafından kontrol edilir. İki tek A/D çevirim yaklaşımı yaygındır. Giriş analog voltajı bir geri besleme devresiyle looplanarak çıkış dijital kelimesi belirlenir ya da giriş voltajı azaltılarak sıfıra ulaşması için geçen zaman hesaplanır ve bir sayaç dijital kelimeyi hesaplar.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
yucel



Kayıt: Dec 13, 2003
Mesajlar: 745
Nerden: Fethiye

MesajTarih: Prş 15.01.2004 12:14    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Gain stage: Gitar amfilerinde overdrive ve distortion elde etmek için kullanılan sinyalin birbirinin üzerine bindirilmesi.

gitar amfilerinin karşılaştrıldığı bir sitede okumuştum çeşitli amfilerin gain stagelerini karşılaştırmıştı şu an hepsini hatırlamıyorum ama Peavey 5150'nin en fazla gain stage'e sahip oldugunu söylüyodu 6 adet gain stage'i vardı ve buda Eddie Van Halen'ın isteği üzerine distortion'ın kontrol dışı bir sertlikte olmasını istemiş tabi 6 gain stage bile çeşitli dirençlerle kontrol altına alınmış...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
lefter



Kayıt: Jan 08, 2004
Mesajlar: 26

MesajTarih: Sal 20.01.2004 13:36    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

dithering nedir?

word clock nedir?


En son lefter tarafından Sal 20.01.2004 21:22 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mahcem



Kayıt: Apr 15, 2003
Mesajlar: 2170
Nerden: Glasgow, İskoçya

MesajTarih: Sal 20.01.2004 14:46    Mesaj konusu: Dithering Wordclock Jitter Alıntıyla Cevap Ver

Dithering: Kelime olarak "arada kalma, karar verememe, tereddüt etme" anlamına gelir. Analogdan dijitale çevirim yaparken veya dijital olarak örneklenmiş bir ses bilgisinin örnekleme frekansını ya da bit uzunluğunu başka bir standarda çevirirken (mesela 48kHz/24 bit kaydedilmiş bir sinyali CD standardı 44.1/16'ya çevirirken) yapılan matematiksel işlemler esnasında karşılaşılan kesirli sonuçlar bir üst tamsayıya mı tamamlanacak yoksa bir alt tamsayıya mı tamamlanacak, bu çevirim esnasında yapılan yuvarlamalar dijitalin tekrar analoga çevirilmesi durumunda analog sinyalin orijinalinden ne kadar sapmaya sebep olur gibi soruların çevirici ünite (Converter) tarafından cevaplanma zorunluluğudur.

Matematiksel olarak düşünüldüğünde ses dalgaları zamana göre sürekli değişen bir yığın karmaşık fonksiyonlar dizisi olduğundan bu örnekleme çevirimi esnasında yapılacak bir bit'lik hatanın fonksiyonun geri kalanını nasıl etkileyeceğini ve sonuçta analoga geri dönüşüm esnasında sesin aslından nasıl bir sapma yapabileceğini tahmin etmek güçtür, dolayısı ile böyle bir kesirli sonuca denk gelindiğinde bunun hangi tarafa tamamlanırsa doğruya daha yakın olacağını tahmin edebilmek için geriye doğru fonksiyonun seyrine bakılır ve ona göre fonksiyonun eğilim gösterdiği taraf tahmin edilerek değer o tarafa doğru yuvarlanır. Bu işleme Digital Quantization adı verilir. Bu çevirimlerde kullanılan algoritmalar çok kompleks matematiksel hesaplamalar ve formüller geliştirilmesini gerektirir ki Quantization Distortion denen bozulma minimuma indirgenebilsin. Dithering algoritmalarının doğruluğu bir converterin veya çevirimi yapan bilgisayar programının kalitesine etki eden en büyük etkenlerden biridir.

Burada sıfırın üzerinde dijital olarak temsil edilebilen minimum analog sinyal seviyesi ile analog sıfır arasında kalan sinyal dijital ortamda tanımlanamayacağı için ses sinyalinin bu kısmı dijital ortamda yokolur. Bunun önüne geçmek için ortalama (RMS) değeri 0V olmasına rağmen peak-to-peak değeri sıfır üzeri dijital minimum'un üzerinde olan ve frekansı da genellikle ses frekansının çok az dışına taşan bir gürültü sinyale eklenir ki bu sayede sinyalin o dijital sıfır bölgesine kalan kısmı yukarıya itilmiş olur. Bu gürültü ekleme işlemine dithering denir. Öte yandan hem eklenen gürültünün seviyesi ortalamada sıfır olduğu, öte hem de insan kulağı genel müzik içerisinde algılama önceliğini tepe değerlere değil de ortalama değerlere verdiği için genel müzik içerisinde bu ilave gürültü tazmin edilebilir. Zaten mastering aşamasında dinleyiciyi rahatsız etmeden bütünlüğü sağlamak amacıyla albümdeki müziğin tamamının aynı ortamda çalındığı imajını vermek için parçalar arası boşluklara boş oda sesi koyulduğundan bu gürültü albümün bir parçası olur.

Wordclock: Dijital olarak Word kelimesi örneklenen sesin her bir örnek dilimini ifade eder. Diyelim ki ses 44.1kHz'de 16 bit'de örneklenmişse bu örnekleme bilgisi saniyede 44100 defa yakalanan 16 bit uzunluğunda word'ler halinde saklanmıştır. Dijitalden Analoga geri çevirim esnasında bu word'ler yine saniyede 44.1 bin tane geçecek şekilde dizilip çıkışa gönderilmeli ki ses çevirimi aslına en yakın biçimde yapılabilsin. Aksi halde çevirimin neticesinde çıkan ses aslından farklı olur.

Aynı şekilde bir ses bilgisini dijital olarak bir dijital ortamdan (cihazdan) başka bir ortama aktarırken de her iki cihazın da aynı örnekleme frekansında çalışması ve word başlarını aynı anda okumaya başlaması gerekir ki okunan bilgi doğru tercüme edilebilsin. Yine orada arada bir bit'lik kaçma o word'u takip eden bütün word'lerin başının kaymasına ve yanlış okunmasına sebep olur.

Bunu engellemek için sistemdeki bütün dijital birimlerin word örnekleme frekans referansını ve kelime başının nereden başladığının referansını tek bir saatten almaları gerekir ki bu tip sapmalar önlensin. Bu saat bilgisine Wordclock , bu bilgiyi sağlayan birime de Wordclock Generator ya da Wordclock Master denir.

Sisteme bağlı dijital birimlerin word'lerin içindeki harfleri (yani bitleri) kaçırmadan yakalayabilmesi için Wordclock sinyalindeki bütün dilimlerin birbirine eşit zaman uzunluğunda olması gerekir. Bu harf kalınlığındaki sapmalara Jitter denir. Jitter oranı ne kadar düşükse AD/DA konvertörler o kadar sağlıklı çevirim yapar. Dolayısı ile bir ses kartının kendi başına iç wordclock generator'undan referans alıp çalışması sırasında verdiği performans ile çok daha kaliteli bir harici wordclock generator'a senkronize edildiğinde verdiği performans arasında bazan büyük farklar gözlenebilir.

Zaman zaman aynı AD/DA konvertörleri kullandıkları halde ses kartlarının birbirinden çok farklı fiyatlara satılmalarının sebebi budur. Düşük jitter'li wordclock osilatörü imal etmek ayrı bir uzmanlık işidir ve kalite arttıkça maliyet de artar. Aynı AD/DA'yı kullanan ama clock-jitter oranları farklı iki ses kartından zayıf olanını sağlıklı olana senkronize ettiğinizde zayıf kartın performansının bir anda yükseldiğini, sesin netleştiğini, stereo imajdaki karambolün ortadan kalkmaya başladığını ve neticesinin kaliteli olana yaklaştığını gözlemleyebilirsiniz. Ayni şey tam tersi için de geçerlidir, kendi wordclock osilatörü ile gayet sağlıklı çalışan bir dijital birimi daha kötü bir osilatörü olan bir birime senkronize ettiğinizde o birimin performansı da bir anda zayıf olan birimin seviyesine düşecektir.


En son Mahcem tarafından Prş 20.05.2004 18:30 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Dark-Saga



Kayıt: Oct 17, 2003
Mesajlar: 709
Nerden: İstanbul

MesajTarih: Prş 22.01.2004 3:11    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sequencer in tam olarak anlamı nedir acaba?
Ve ses çıkmadan önce kaynaktan-çıkışa yaptığı processler nasıl gerçekleşiyor.Bu Japon nasıl bunu buluyo!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
lefter



Kayıt: Jan 08, 2004
Mesajlar: 26

MesajTarih: Cmt 24.01.2004 0:42    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bu dc offset nedir ne işe yaramaz neden biz bunu istemeyiz.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
domokun
Doruk Somunkıran


Kayıt: Aug 02, 2003
Mesajlar: 566

MesajTarih: Cmt 24.01.2004 1:55    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Sequencer nedir?

Diyelim ki bilgisayarinda Word'u actin ve "abc" yazdin. Sonra da bunu yaziciya bastirdin. Ne oluyor burada? Sen klavyende a, b ve c tuslarina bastikca klavye bunlari kodlayip bilgisayara gonderiyor, Word bu kodu kendi anlayacagi formata donusturup sakliyor. Sonra yazdirmak istediginde yaziciya sirayla a, b ve c harflerini basmasini soyluyor.

Simdi bu denklemde bilgisayar klavyesinin yerine herhangi bir MIDI uyumlu muzik klavyesini, yazicinin yerine de herhangi bir synthesizer'i koy. Word'un yerini alacak yazilima da sequencer de. Oldu bitti!

Sequencer deyimi artik pek kullanilmiyor, tum belli basli sequencer programlari 1990'larin ortasindan itibaren MIDI'nin yanisira ses de kaydetme ve isleme yetenegi kazandiklari icin Digital Audio Workstation (DAW) deniyor onlara artik.

Alıntı:
Ve ses çıkmadan önce kaynaktan-çıkışa yaptığı processler nasıl gerçekleşiyor.Bu Japon nasıl bunu buluyo!


Bundan ne kastettigini anlamadim.

DC offset nedir?

Kisaca, bir ses dalgasinin arti ve eksi bilesenlerinin birbirine esit olmamasi durumu. Cogu zaman kulakla duyulacak bir rahatsizlik yaratmiyor bu, ama yine de istemiyoruz cunku 1) ses dalgasina uygulayacagimiz bazi efekt plug-in'lerini sasirtip istenmeyen sonuclara yol acabiliyor 2) ozellikle o ses dalgasini "sifir noktasinda" kirpip loop yapmak istiyorsan sorun cikariyor.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mahcem



Kayıt: Apr 15, 2003
Mesajlar: 2170
Nerden: Glasgow, İskoçya

MesajTarih: Cmt 24.01.2004 2:07    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Domokun'un Sequencer tanımlamasına ek:

"Sequence" kelime anlamıyla "sıra, işlem dizini" demektir. "Sequencer" da "sıraya dizen, düzenleyen" anlamına gelir.

Notaların ya da müziğin içinde kullanılan birimlerin her birinin üretilebilmesi için yapılacak işlemlerin her birini bir "sequence" olarak görürsen, "Sequencer"ın ne olduğunu hemen kavrayabilirsin. Bu aynen Domokun'un dediği gibi MIDI olayından çıkmıştır.

MIDI'de adına "event" denen "olay"lar vardır. İşlemler. "Bilmem kaç numaralı tuşa basıldı. Tuşa şu şiddette basıldı. Tuşa hâlâ basılı durmakta. Aaa, başka bir tuşa daha bastılar. O tuşa da şu şiddette bastılar. Expression Pedalına basıldı. Expression pedalına şu hızda basıldı. Önceki tuş bırakıldı. Önceki tuş şu şiddette bırakıldı." gibi yığınla "event" bunlar eğer doğru bir sıraya konmazsa bir işe yaramaz. Dolayısı ile bu event'leri yazılı bir "sequence" haline getiren ve işlenmelerini üzerlerinde değişiklik yapılmasını kolaylaştıran "MIDI Sequencer"lar çıktı. Meselâ Steinberg'in Cubase programı bir MIDI sequencer idi. Emagic'in Logic'i de bir MIDI sequencer idi. MOTU'nun Digital Performer'ı da bir MIDI Sequencer olarak yola çıkmıştı. O programlara Audio dosyalarını işleyebilme/MIDI'ye senkronize edebilme özelliği sonradan eklendi. O sebeple bu programların Audio Engine'leri uzun bir süre problemli çalıştı. Cubase'teki problemler ancak SX serisinin çıkması ile düzelebildi ki SX jenerasyonunun Audio Engine'i de aslında yine Steinberg'in Nuendo teknolojisidir. Emagic Logic'in ana problemlerini çok daha önce çözmüştü.

Buna karşılık mesela Digidesign firmasının Pro Tools'u hiçbir zaman bir MIDI sequencer olmadı. Pro Tools ilk başından beri bir "Audio Editor" idi. İçine MIDI işleyebilme özelliği sonradan eklendi. O yüzden Pro Tools'un Audio dosyalarını işleyebilme kapasitesi diğerlerinden üstündür ama MIDI işleyebilme kapasitesi çok zayıftır. Profesyonel stüdyolarda birbirlerinin açıklarını kapatsınlar diye Pro Tools/Logic ya da Pro Tools/Digital Performer gibi çift program çalışılır. Örneğin MIDI programlama Logic'de yapılır, sonra yapılıp ince ayar çekilen MIDI programı bir .mid dosyası haline getirilir ve direkt Pro Tools'a import edilir ve Pro Tools'daki Audio'ya senkron edilir. Pro Tools başka yerde hazırlanmış MIDI dosyalarını olduğu gibi okur ama o dosya üzerinde değişiklik yapmaya geldiğinde Tool'ları diğer programlar kadar gelişmiş ve esnek değildir (her ne kadar Digidesign reklâmlarında bunun aksini iddia etse de Smile ).

Aynı şekilde Steinberg'in Nuendo adlı programı da yola bir "Audio Editor" olarak çıkmış, MIDI işleme özellikleri sonradan içine entegre edilmiştir (Cubase'den uyarlama ile).
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
lefter



Kayıt: Jan 08, 2004
Mesajlar: 26

MesajTarih: Prş 05.02.2004 21:10    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ASIO?
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mahcem



Kayıt: Apr 15, 2003
Mesajlar: 2170
Nerden: Glasgow, İskoçya

MesajTarih: Sal 10.02.2004 1:35    Mesaj konusu: ASIO Nedir? ( Audio Streaming Input / Output ): Alıntıyla Cevap Ver

ASIO (Audio Streaming Input/Output):

Cubase ve Nuendo gibi müzik yapım programlarının yapımcısı Steinberg firması tarafından geliştirilen bir çapraz platformlu çok kanallı ses bilgisi transferi protokolüdür. Amacı ses kartlarını müzik yazılımlarının ihtiyaçlarına göre optimize edip programın kartın bütün özelliklerini aynı anda hiçbir zaman kaybı olmadan kullanabilmesini sağlamaktır. Bu protokol sayesinde daha önceleri sadece iki kanal ile sınırlı olan ses iletişimini daha fazlaya çıkarmak mümkün olmuştur. ASIO protokolüne göre yazılan driver'lar sistem altı çalıştığı için de sistemin (mesela Windows'un) getirdiği Latency sorunlarından etkilenmez, dolayısı ile ses kartlarının çok düşük latency miktarlarında kullanılabilmesini mümkün kılar.

ASIO teknolojisinin müzik bilgisayarı dünyasına getirdiği birçok yenilik vardır, farklı bit oranlarına ve örnekleme frekanslarına cevap verebilme, kartın aynı anda birden fazla program tarafından kullanılabilmesine izin verme (multi-client), çok kanallı çalışma, aynı driver'ı kullanan birden fazla ses kartına aynı anda ulaşabilme ve senkronizasyon gibi birçok esnekliği ve bütün bunları o zamanlar mevcut bütün tekniklerden daha hızlı yapması ile zamanında devrim yaratmıştır.

Ancak ASIO teknolojisinin bir handikapı vardır, o da bir program aynı anda sadece bir ASIO driver'ı görebilir. Dolayısı ile eğer bilgisayarınızda farklı ASIO sürücüsü kullanan birden fazla ses kartı mevcutsa bir defada bunların ancak bir tanesine ulaşabilirsiniz. Bunun sebebi az önce ifade ettiğim gibi ASIO'nun sistem altı seviyede çalışmasıdır. Buna karşılık örneğin sistem üstü çalışan WDM teknolojisinde aynı anda birden fazla WDM driver'a ulaşılabildiği için WDM modunda programlar bilgisayardaki bütün kartları görür, ancak ASIO moduna geçildiğinde kartlardan sadece seçilen bir tanesini görür.

Özetle, aynı üreticinin aynı model ürününden birkaç tanesini aynı sisteme bağlayıp tek bir ASIO driver üzerinden hepsine ulaşmak mümkündür (eğer ASIO sürücü ona uygun yazılmışsa), ama farklı üreticilerin farklı ürünlerinin hepsine tek ASIO sürücüden ulaşmak mümkün değildir. Hatta birçok durumda eğer aynı ASIO driver'ı kullanmıyorlarsa aynı üreticinin farklı model kartlarına bile ulaşmak mümkün olmayabilir.

Örnek vermek gerekirse, benim kullandığım Aardvark Q10'ları üreten Aardvark firması ürettiği bütün modeller için tek bir ASIO driver ve kontrol paneli yaptığından, ben mesela iki Aardvark Q10 yanına bir Aardvark Aark24 filan ekleyip karıştırıp hepsini bir anda ASIO modunda görebiliyorum, farklı model olmalarına rağmen. Zira hepsi aynı üreticiden aynı ASIO driver'ı kullanıyor. Oysa yine aynı bilgisayara takılı olan eski Terratec EWS88MT kartını da ASIO modda çalıştırmaya çalıştığımda kullandığım editör programı Sonar 3 ya Aardvark'ları görüyor, ya da Terratec'i görüyor. İkisini birden ASIO modda iken göremiyor. Oysa WDM moduna geçtiğim zaman ikisini de birlikte programın içinde görebiliyorum ve ulaşabiliyorum.

Ancak, diyelim Terratec'in üretimi olan EWS88MT ve EWS88D kartları aynı driver'ı kullandıkları için ASIO modda aynı anda görülebilirken, yine Terratec'in DMX6Fire kartı farklı bir driver yüklemesi gerektirdiğinden EWS88 serisi ile aynı anda ASIO modunda çalışmaz.

Bir ASIO driver'ın hem Terratec ürünlerini hem de Aardvark ürünlerini kontrol edecek şekilde yazılması mümkün olmadığı için de bu böyle gidiyor.

WDM ile karşılaştırıldığında ASIO bana daha az CPU yükü ile daha düşük Latency veriyor, oysa WDM ile çok iyi değerler yakalamama rağmen ASIO'yu yakalıyamıyorum.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Dark-Saga



Kayıt: Oct 17, 2003
Mesajlar: 709
Nerden: İstanbul

MesajTarih: Cum 05.03.2004 1:35    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Firewire?
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
domokun
Doruk Somunkıran


Kayıt: Aug 02, 2003
Mesajlar: 566

MesajTarih: Cum 05.03.2004 3:43    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Bir "Arama" yapiver, Mahcem de ben de bahsettik bundan...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mahcem



Kayıt: Apr 15, 2003
Mesajlar: 2170
Nerden: Glasgow, İskoçya

MesajTarih: Pzr 14.03.2004 3:46    Mesaj konusu: Latency Ses Kartı Gecikme Sorunu Alıntıyla Cevap Ver

Latency (Gecikme) :

Latency, ses sinyalinin bir cihaza (ses kartının veya ses modülünün girişine) girmesi ile çıkışında belirmesi arasındaki zaman farkıdır, milisaniyeler ile ölçülür.

Zannedildiğinin aksine Latency'nin RAM büyüklüğü ile alakası yoktur, daha doğrusu belli bir seviyeden sonra alakası yoktur. Latency AD ve DA'ların ve işlemcinin önündeki Buffer denen dijital bilgiyi biraraya getirip paketler halinde bir sonraki birime aktarmaya yarayan hafıza devrelerinin büyüklüğü ve işlem hızı ile alakalıdır.

Tahmin edeceğiniz gibi ses sinyali girişe analog olarak gelir, orada Analog-Dijital Konvertör (AD) dediğimiz birim bu analog sinyali bir örneklemeye tabi tutar ve 1'ler 0'lar cinsinden dijital bilgiye çevirir. Sonra bu bilgiler kaydedilmek üzere Hard disk'e veya işlenmek üzere diğer plug-in dediğimiz ses şekillendiricilere yönlendirilir. Bu arada bilgisayara giren sesi duymak isteyeceğimizden bu dijital bilgiler AD'lerden bu birimlere doğru yol alırken bir kopyası çıkarılır ve sistemin içine yüklü software mixer denen yazılım modülünün kontrol ettiği ses kartının iç routing sistemi üzerinden yine ses kartının çıkışına gönderilir. Tabii bu AD / DA çevirimler ve transfer esnasında ses doğal olarak bir gecikmeye uğrar. Buna işte "latency" ("late"ness - gecikme) diyoruz.

10 milisaniye üzerindeki gecikme müzisyeni çalarken şaşıracak kadar ciddi şekilde rahatsız eder. 7ms ve altındaki gecikme farkedilir ama rahatsız etmez, 5ms ve altı ise genelde çok dikkat edilmedikçe farkedilmez. Windows işletim sistemi ve bilgisayarın mekanik sınırlamaları sebebi ile gecikmeyi 1.5ms'nin altına düşürmek ise teknik olarak imkânsızdır, hatta 1.5ms latency bile bilgisayarın CPU'sunu oldukça büyük bir yük altına sokar. Mevcut bilgisayarların çoğu için 2-3ms latency elde edilebilecek en ideal gecikmedir denebilir.

Bu latency olayını devre dışı bırakmak için ses bilgisini software mikseri by-pass ederek direkt göndermek maliyeti arttıran ekstra devreler kullanılmadıkça mümkün değildir, yoksa bu sefer de bilgisayarın içinde halihazırda kayıtlı bulunan ses bilgilerini çıkışa göndermek mümkün olmaz. Yani her halükarda bu ses bu yollardan geçip çıkışa gitmek zorunda. Buralarda da "buffer" denen, gelen dijital bilgi cümlelerini paketler halinde bir yerden diğer yere aktaran birimler vardır. Bunları kepçeye benzetebiliriz. Kepçe ne kadar büyükse dolma zamanı o kadar uzundur ama bir defada çok bilgi taşıdığı için içeri bilgi akışında bir kesinti olduğunda bu kesinti çok büyük oranda olmadıkça çıkışa yansımaz. Eğer kepçe küçük ise bu sefer de dolma zamanı kısadır, bilgiyi çabucak öbür tarafa aktarır ama bu sefer de en ufak bir kesintide öbür tarafa bu kesintiyi yansıtır (drop-out).

Latency'e etki eden iki unsur DMA buffer boyutu ve DMA buffer hızıdır. Hız arttıkça latency düşer ama buffer boyutu arttıkça latency de artar. Hız arttıkça CPU yükü artar, buffer boyutu arttıkça CPU yükü düşer.

Buffer büyüklüğü ve transfer hızının ideal olarak dengeye geldiği noktayı bulmak gerekir, zira buffer boyutu arttıkça latency artar, latency'i düşürebilmek için bu sefer de buffer bilgi aktarma hızını arttırmak gerekir. Bu da ha bire ileri geri çalışmaktan CPU yükünü arttırır. Latency'i düşürmek için buffer boyutunu küçültmek yoluna gidilirse bu sefer de birim zamanda taşınabilecek miktarı azalacağından (yani bandwidth daralacağından) aynı anda okunup yazılabilen kanal sayısı düşer.

Eğer CPU yükünü azaltmak için buffer boyutu küçük tutulursa bufferlar çok daha rahat olarak hızlı çalışabilir hale gelirler, zira bir defada daha az bilgi taşımak zorundadırlar ama bu sefer de sistemde araya girebilecek serseri mayın işlemleri çok iyi kontrol etmek, hatta mümkünse alayından kurtulmak gerekir (Networking, Messenger, Internet, Instant Updater, Antivirus, görüntü güzelleştirici animasyonlar, HD Indexing, ekran koruyucu vs.).

Burada da ses kartının AD ve DA'larının ön ve arkasındaki buffer'ların boyutu ve ne kadar hızlı çalışabildiklerinin önemi ön plana çıkar. Bunlar ne kadar büyük ve kaliteliyse latency ve çevirimde hata oranı düşer ama fiyat da aynı oranda artar (SoundBlaster'lar neden ucuz oluyor bilin bakalım, hmmm Rolling Eyes Wink ).

Bunları aşmanın bir başka yolu, teknolojisi sebebiyle biraz daha pahalı olmakla beraber zero-latency direct monitoring denen özelliğe sahip bir ses kartına yürümektir. Bu tip kartlarda sistemin içindeki software mixer'in işlevi kartın üzerine taşınmıştır. Kart, AD'lerden geçip dijitale çevirilen sesi tekrar software mixer'den geçirip içeriden gelen ses bilgileri ile karıştırıp tekrar DA konvertörlere vermekle uğraşmaz. İçerideki ses zaten dışarıya çıkmaktadır, girişteki sesi de AD'lerin önünden bir ayırıcı ünite ile alıp kendi mixer'inde içeriden gelen sesle karıştırıp monitör çıkışına verir. İçeriden gelen ses ile dışarıda üretilen ses arasında zaten bir zaman farkı olmadığından kullanıcı bu AD'lerden geçme esnasında oluşan latency'i duymaz. Kayıt için kullandığınız yazılım da zaten "latency compensation" denen olay ile bu gecikmeyi hesaplayıp tazmin ettiğinden, dışarıdan gelen ses programın içine yerleştirilirken latency miktarınca hafifçe öne doğru kaydırılıp içeride halihazırda kayıtlı olan ses bilgileri ile senkronize hale getirilir. Olay da böyle tatlı tatlı çözülmüş olur.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Autopsy_table



Kayıt: Jan 28, 2004
Mesajlar: 791
Nerden: Ankara/Ümitköy

MesajTarih: Sal 16.03.2004 15:45    Mesaj konusu: Gitar nedir? Alıntıyla Cevap Ver

Gitar : Bir tür telli çalgı. 16. yüzyıl başlarında İspanya'da ortaya çıkmış dört telli bir ortaçağ çalgısı olan guitarra latina 'dan türemiştir.

Başlangıçta gitarda dört sıra tel vardı; bunlardan üçü çift, en üstdeki tel ise tekti. Teller, kemanınkine benzeyen bir burgu kutusundan (burguluk), göğüs kapağına tutkalla yapıştırılmış bir köprü yada eşik arasına gerilirdi. Bu durumda telleri gerili tutan doğrudan doğruya köprüydü. Göğüs kapağına çoğu kez ağaç oyma gül bezemeli yuvarlak bir delik bulunurdu. 16. yüzyıl gitarı, lavta ve vihuela'nın (altı telli gitar) dört orta telinin sesleri olan do-fa-la-re' biçiminde akort edilirdi.

Gitar, 16. yüzyıldan 19. yüzyıla değin çeşitli değişikliklere uğradı. 1600 öncesinde beşinci tel eklendi; 18. yüzyıl sonlarında da tel sayısı altıya çıktı. 1800'e varmadan çift tellerin yerini günümüzde standart akort olan Mi-La-re-sol-si-mi' akorlu tek teller aldı.

Yaklaşık 1600'de kemanınkine benzeyen burgu kutusu yerini burguları arkada olan düz, hafifçe arkaya eğik bir kafaya bıraktı. 19. yüzyılda ağaç akort burguları yerine metal vidalar kullanılmaya başladı. Başlangıçta sapa bağlanan kiriş perdelerin yerini 18. yüzyılda gömme fildişi ya da metal perdeler aldı. Sapa yapıştırılan ve üstünde perdelerin bulunduğu ser ağaçtan yapılma bölüm (klavye), başlangıçta göğüs kapağına yerleştiriliyordu. 19 . yüzyılda bu bölüm, göğüs kapağından biraz yükseltilerek ses deliğinin yanına kadar uzatıldı.

19. yüzyılda gitarda, sesin artmasını sağlayan değişiklikler yapıldı; gövdesi genişletildi, derinliği azaltıldı. Göğüs kapağı iyice inceldi. Gövdenin içine göğüs kapağını desteklemek için konan enine çıtaların yerini, ses deliğinin altında yelpaze gibi açılan ışınsal çıtalar aldı. Eskiden ahşap bir takozun içine saplanan sap, tellerin germesine karşı ek bir dayanak oluşturacak gibi, gövdenin içine doğru biraz giren bir pabuç ya da çıkma kol biçiminde getirilerek arkaya tutkallandı.

19. yüzyıldaki yeniliklerin çoğu Antonio Torres'in ürünüydü. Bu değişikliklerin sonunda, üç tanesi bağırsakdan, üç tanesi de üstüne metal tel sarılmış ipekten altı teli bulunan klasik gitar ortaya çıktı. Sonraları bağırsak yerine naylon ve daha başka plastik türleri kullanıldı.

Değişik gitar türleri arasında 12 telli ya da çifte tel düzenli gitar ile, her ikisi de beş telli küçük birer gitar olan Meksika'nın jarana'sı ve Güney Amerika'nın charango'su vardır.

19. yüzyıl salonlarında lir biçiminde gitarlar moda olmuşdu. Daha başka gitar türleri arasında folk müziğinde pena ile çalınan metal telli gitar, kemanınkine benzeyen bir köprüsü ve tellerin bağlandığı bir kuyruğu bulunan cello gitar, tellere metal bir çubukla basılan baygın bir ses çıkaran Hawaii gitarı, sesin gövde titreşimiyle değil de elektrikli amplifikasyonla elde edildiği elektrogitar sayılabilir.

Gitar birçok ülkenin folk müziğinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Caz topluluklarında ritim bölümünün önemli bir çalgısıdır, bazen solo çalgı olarakda kullanılır.. Popüler müzikte genellikle elektrogitar. Çalgı topluluklarında solo gitar, ritim gitar ve bas gitar olmak üzere birden çok gitar bulunur.

Not: Kaynak Ana Britannica 9. cilt. (Bileklerim ağrıdı yazarken umarım birinin işine yarar.)
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Mahcem



Kayıt: Apr 15, 2003
Mesajlar: 2170
Nerden: Glasgow, İskoçya

MesajTarih: Sal 16.03.2004 20:54    Mesaj konusu: Balansli Balanssiz Balanced Unbalanced Alıntıyla Cevap Ver

Balanslı / Balanssız sinyal taşıma dijital ya da analog ile alakalı bir olay değil. Bu sinyalin cihazdan cihaza taşınması esnasında üzerine binecek gürültüyü yoketmek için bulunmuş bir sistem.

Balanssız sistem normal bildiğimiz iki uçlu bağlantıdır (canlı uç/şase tipi, normal gitar jakı, HiFi cihazlarını birbirlerine bağlamak için kullanılan Toss fiş (Phono Jack) veya hoparlör bağlantısı yani, bir uç +V, diğeri GND). Balanssız bağlantıda sinyalin kendisi içerideki tel ile dıştaki ekran arasındaki voltajdan oluşmaktadır. Dolayısı ile dıştaki ekran harici yoldan gelecek manyetik alan gürültülerini bir nebzeye kadar keser ama daha fazla kesemez. Sonuçta ha yukarıdakini aşağıya çekmişsin, ha aşağıdakini yukarıya birşey farketmez, gürültü her halükârda sinyale karışır, zira şase de sinyal hattının bir parçasıdır.

Balanslı sinyal taşıma metodunda ise üç tane uç vardır (Pro standart mikrofon kablosu buna bir örnektir). Bunlardan biri (+V) sinyalin kendisini, diğeri (-V) sinyalin 180 derece ters çevirilmişini, üçüncüsü de (GND) şase bağlantısını taşır. Sinyal balanslı kablodan geçerken üzerine binecek harici gürültüler her üç hatta da aynı miktarda düşecektir. Kablonun vardığı noktada sinyalin ters çevirilmiş halini (-V) tekrar 180 derece ters çevirip düzelttikten sonra sinyalin kendisi (+V) ile birleştirdiğiniz zaman sinyal toplamı +2V'ye çıkar ama hattan geçerken her iki sinyal üzerine aynı fazda binen gürültü bu sefer kendisi ile ters faza düşeceğinden birbirini götürür, dolayısı ile sinyal yolda etkilendiği gürültülerden arındırılmış olur. Prensip budur.

Profesyonel ses sistemlerinde sinyalin gürültüye olan oranı çok kritik olduğu için daha pahalı bir teknoloji olmasına rağmen Balanslı (Balanced) iletişim kullanılır.

Daha ucuz bir sistem olması sebebiyle Balanssız (Unbalanced) sistem de genelde tüketici Hi-Fi sistemlerinde kullanılır.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mahcem



Kayıt: Apr 15, 2003
Mesajlar: 2170
Nerden: Glasgow, İskoçya

MesajTarih: Sal 16.03.2004 22:59    Mesaj konusu: +4dBV -10dBu +4 dBV -10 dBu nedir? Alıntıyla Cevap Ver

+4dBV -10dBu mefhumu :

Yine dediğim gibi Profesyonel sistemlerde sinyal gürültü oranının (SNR) önemi sebebiyle voltaj olarak yüksek bir sinyal seviyesi kullanılır ki bu seviye +4dBV olarak adlandırılır. (+4dBV = 1.23 Volt )

Tüketici Hi-Fi sistemlerinde kullanılan sinyal seviyesi ise daha düşüktür ve -10dBu olarak adlandırılır. (-10dBu = 0.32 Volt)

Dikkanizi çektiyse sinyal seviyelerinin ifadelerinden biri dBv diğeri dBu cinsinden yapılmaktadır. Bunun sebebi her iki sistemde referans olarak farklı voltaj seviyelerinin alınıyor olmasıdır. (Pro cihazlarda 0dB = 0.775V iken Ev tipi HiFi cihazlarda 0dB = 1.0V olarak alınır, doğal olarak da birincisi dBV, ikincisi ise dBu olarak tanımlanır). Dolayısı ile -10dBu ile +4dBv arasında tahmin edilenin aksine 14dB değil, 11.8dB fark vardır, ki bu kabaca 12dB olarak alınır.

Pro sinyal standardında çıkışı olan bir cihazı Tüketici standardı bir cihazın girişine bağladığınızda sinyal olukça yüksek gelecek ve giriş kazanç/volüm ayarını oldukça kısık tutmanız gerekecektir, yoksa sinyal çok çabuk bozulmaya girer.

Tam tersini yapıp Tüketici standardı bir cihazın çıkışını Pro cihaza bağlamaya çalıştığınızda ise sinyal seviyesi düşük kalacaktır. Sinyal seviyesini diğer Pro sinyallerin seviyesine getirmek için kazancı açtığınızda da cihazın sinyal içindeki dip gürültüsü ortaya çıkacaktır.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
lefter



Kayıt: Jan 08, 2004
Mesajlar: 26

MesajTarih: Pts 05.04.2004 12:00    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

buffer nedir ?
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mulder
Arkabahçe / Gitar


Kayıt: Mar 02, 2004
Mesajlar: 225

MesajTarih: Pts 05.04.2004 13:25    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Buffer CPU tarafindan islenecek datayi -veya gonderilecek mesaji (tcp/ip ,ss7,etc)- gecici olarak stoklama vazifesi goren (genellikle) bir physical RAM bolgesidir.Bu bolgedeki bloklar arada sirada diske de yazilir ki veri kaybi olmasin.

Digital Audio Workstation'larda kullanim alani ise ses dosyalarini belli buyuklukte (buffer size) parcalar halinde RAM'a alip okumasi /yazmasi , RAM'deki dataya erisim hizi diskteki dataya erisim hizindan cok daha buyuk oldugu icin sisteme performans kazandirici bir unsur olmasi.
_________________
I will not fear. Fear is the mind killer. I will face my fear I will let it pass through me. When the fear is gone , only I will remain..
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
Mahcem



Kayıt: Apr 15, 2003
Mesajlar: 2170
Nerden: Glasgow, İskoçya

MesajTarih: Pts 05.04.2004 13:27    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Buffer'ın tam kelime anlamı "tampon"dur. Bilgi akışı esnasında hem iletişimi sağlayıp hem de devrelerarası izölasyonu sağlamak, ayrıca bilgi akış hızında olabilecek dalgalanmaları veya format değişikliklerini dengelemek için kullanılan ara devrelerdir.
_________________
Bana mesajımın altındaki www butonundan ulaşabilirsiniz.Teşekkürler.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mulder
Arkabahçe / Gitar


Kayıt: Mar 02, 2004
Mesajlar: 225

MesajTarih: Pts 05.04.2004 14:44    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

devreler arasi izolasyon derken kazanci 1 olan opamp'tan mi bahsediyoruz, unity gain buffer hesabi?Smile
_________________
I will not fear. Fear is the mind killer. I will face my fear I will let it pass through me. When the fear is gone , only I will remain..
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    TurkRock.Com Forum Ana Sayfası -> Müzik Teknolojileri Tüm saatler GMT + 3 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
2. sayfa (Toplam 5 sayfa)

 
Forum Seçin:
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Klavye.Net webhosting, domain, reseller, dedicated server, php, mysql çözümleri
TurkRock.Com yönetimi ile iletişime geçmek için tıklayınız..

TurkRock.Com web barındırma hizmeti Klavye.Net Internet Hizmetleri tarafından sağlanmaktadır.

TurkRock.Com üyeleri ve yöneticileri ile sohbet etmek için chat sunucumuz irc.turkrock.com'a girebilirsiniz.

Sayfa Üretimi: 0.90 Saniye