Bu foruma yazan her üye, forum kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılır. Bu kurallara uyulmadığı takdirde mesajlarınız silinebilir, taşınabilir ve siteden uzaklaştırılabilirsiniz.
Bir de Edward Norton öyle iyi ve kaliteli bir oyuncu ki filmlerinde onu izlediğinizi bile unutuyosunuz..yani tamamen karakterle bütünleşiyo.. Mesela Tom Cruise filmlerinde izlerken onun TC. olduğunu unutamıyosunuz..ya da Bred Pitt, George Clooney için de aynı şey geçerli..
Bu dediğin iyi oyunculuğun tarifi aslında bana göre. Çok güzel ifade etmişsin.
Seçilen konu, hassas ve işlemesi de zor olan bir konu; ama bu filmde gerçekten çok güzel işlenmiş. Edward Norton ve Edward Furlong'un oyunculukları takdire şayan. Kesinlikle izlenesi hatta son sahneden sonra da üzerine bir bardak soğuk su içilesi harika bir film. _________________ "Landlords, like all other men, love to reap where they never sowed”
Seyredilmesi gerekilen bir film. Fimde begenmedigim tek nokta. Filmin sonundaki sahne hatası. Bu kadar bariz bir hataya bu yönetmen nasıl düşer anlamadım. Farkedemeyenler dikkatle seyretsin filmin sonunda havaya uçuşan kağıtları. Ayrıntıya girmeyeyim. _________________ Carpe Diem!
Bu filmi aylardır, hatta yıllardır izlemek istiyordum ama aldığım filmlerin görüntülerinin kaymış olması, sesinin olmaması gibi türlü aksilikler yüzünden bir türlü izleyememiş; en sonunda da "Bana kaderimin bir oyunu bu" diyerek aynı dertten muzdarip olan Emrah ile izleyene kadar beklemeye koyulmuştum ancak yaz işte, sıkıyor adamı, türlü tüketim yollarına itiyor. Eh film alacağım zaman da Aslan Kral alacak halim yok ya, bastım American History X'i. Daha alırken uzun zamandır düşündüğüm soruyu sordum elemana, bu filmi nasıl "Geçmişin Gölgesinde" diye çevirmişler dedim ama sinema sektörünün geçmişten günümüze dek uzanan macerasını anlatmaya koyuldu. Kaçtım...
Bugüne kadar faşizmin siyasal alanda hiçbir şekilde başarılı olamayacağı üzerine onlarca film gördük, izledik, kah güldük, kah ağladık. Hemen hemen hepsinde de söz konusu olgunun, siyasi alandaki başarısızlığının aslında toplumsal temellere dayandığı mesajı verilmeye çalışıldı. Fakat bazı filmler duyguları kullanmayı öylesine iyi bildi ki verilmeye çalışılan mesaj, faşizmin zararlarından öteye gidip insanlara "Yazık bu Yahudilere. Eh, ne yapsalar haklılar" dedirtti. Schindler'in Listesi gibi..
American History X'te ise işin siyasi boyutundan son derece uzak durulmuş; ırkçılığın, tamamiyle günlük yaşantısını sürdüren insanları nasıl etkilediğine güzelce değinilmiş. Bu açıdan başta bir önem teşkil ediyor, Hollywood'un her türlüsünden korkmak gerekir. Bir diğer önemli nokta ise filmin sonunda da halen bu ırkçılığın sürdüğü mesajının verilmesi, bitmeyecek gibi olduğu.
Hapishane sahnelerinden pek fazla etkilendiğimi söyleyemem açıkçası, hatta hiçbir Amerikan filminin bu konuda kimi Türk filmlerinden daha vurucu olduğunu görmedim, göremem de herhalde. Aynı şekilde tecavüz sahnesi de hiç etkilemedi. Neyse ki Derek'in düşüncelerinin değişmesine yol açan yegane gelişme bu olmamış, inandırıcılığını kaybederdi aksi taktirde. Filmin ortalarında zencilerin Danny'nin evini gösterip silahla vurma hareketi yapması ise bütün heyecanını kaybettirdi bana, çünkü o an anlıyorsunuz ne olacağını. Bırak da insanlar bir anda küfürler eşliğinde izlesinler o son sahneyi. Halla hallaaa...
Neyse, kısacası epey beğendim filmi. Bunca zamandır ki özlemimi yeterince giderdi. Yine de dazlakların izledikleri zaman bir taraftarıyla güleceğinden şüphem yok. _________________ www.sendika.org www.sol.org.tr
Kayıt: May 03, 2006 Mesajlar: 157 Nerden: bi adımlık yerden.
Tarih: Çrş 04.06.2008 11:46 Mesaj konusu:
filmde kaç tane Fu*k ! denildi sayabilen varmı ...film bi harikaydı.. _________________ ben bir garip rockoğlanım gitarımın yok pedalı varım yoğum distorşındır hiçte sevmem ben delay ı....
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız