TOPA GELİŞİNE VURUYORUZ
Bu röpotaj 2002 Şubatında NTV Mag. ile yapılmıştır..
Başlıktaki cümleyi, kendilerini, yaptıklarını müziği, müziğe olan yaklaşımlarını
anlatmaya çalışırken kullandılar. Ardından espri yapıldı;
‘Ne güzel başlık olur şimdi bundan’ diye. Biz de kırmadık, başlığı gönüllerince
yaptık. Kim onlar? Son günlerde birçok televizyon kanalında, gazetede ve dergide
karşımıza çıkan Replikas grubunun üyeleri. 2001’e girerken uzun süredir çeşitli
mekanlarda çalarak devam ettikleri müzik kariyerlerinin ilk albümünü
yayınladılar. Bugünlerde müziklerini dinleyen herkes, son yıllar içinde dinledikleri
en heyecan verici gruplardan biri olduklarını teslim etmeden, “Sonunda biri
şu
işi becerdi” demeden geçemiyor. Nedir onları bu kadar cazip kılan? En başta
rahatlıkları, kendilerini hiç kasmadan arabeskten drum‘n’bass’e kadar akla
gelebilecek het türün içinde serbestçe dolaşmaları herhalde. Müziklerinde
endüstriyel etkiler de var, oyun havaları da, Bektaşi zikirleri de, arabesk
yaylılar
da...Ve tabii ki, özünde rock ritmleri de. Hepsini, hiç sırıtmadan
bir araya getirip ortaya yeni bir şey çıkarmak onların en büyük başarıları.
Açtık teybimizi, anlattırmaya çalıştık. Çalmaktaki hünerlerini, ya da şöyle
diyelim
şevklerini, kendileri hakkında konuşmakta pek göstermeseler de eğlenceli bir
sohbet oldu galiba.
Albüm çıkar çıkmaz inanılmaz ilgi gördü. Böyle bir ilgi nereden oldu sizce?
Bekliyor muydunuz?
Beklemiyorduk. Nasıl oldu biz de anlamadık aslında. Bir de böyle ilgi görelim
diye yapmamıştık ama hoşumuza gitti tabii.
ilginç olan, o kadar da rahat dinlenecek bir müzik içermiyor albümünüz. Tamamı
‘Fakir’ ya da ‘Seyyah’ adlı şarkılar gibi belki de ‘arabesk rock’ diyebileceğimiz
tarzda olsa bu anlaşılabilirdi. Ama çok ‘tuhaf’ şarkılar da var.
Bekleyenler varmış demek böyle bir albümü. Bizi uzun zamandır sahnede
izleyenler ya da bizim sevdiğimiz, etkilendiğimiz farklı müzikleri bizim gibi
dinleyen bizim kuşaktan insanlar da hepsini bir arada duyarak beğendi galiba
bu çalışmayı. Ancak ‘Seyyah’ gibi şarkıların albümün beğenilmesinde
diğerlerinden daha fazla etkisi olduğu da kesin gibi. Tanıdığımız insanlar şarkıları
dinlerken seçmece dinliyorlar. Kimi ‘Yol’a takılıyor, kimi ‘Gulyabani’ye, kimi
‘Seyyah’a... Hekesin takıntısı başka. Ancak ‘Akis’e çok bulaşan olmamıştır
herhalde. (gülüşmeler).
Aslında single yapılıyor olsa ya da eski 45’lik zamanları olsa ‘Seyyah’
ile inanılmaz
bir çıkış ve satış rakamları yakalayabilirdiniz sanki...
Single projemiz var aslında. ‘Seyyah’ olacak, ama albümde olmayan bir iki şarkı,
ya da albümdeki ‘Çekirge Dansı’nın çok farklı drum’n’bass yorumu olacak
içinde. Sürekli şarkı çıkıyor bir de bizden. Biriktirmek yerine yayınlamayı
düşünüyoruz bunları. Onu elden çıkarıp başka şeylere yönelmek derdindeyiz.
Albüm yapmak uzun zaman gerektiriyor. Daha çok uğraşıyorsunuz, single ise
hemen yaptığınız yeni şeyleri yayınlama şansı tanıyor. O yüzden de istiyoruz
bunu. Uzun metrajlı film çekerken, kısa metrajlı bir tane daha yapmak gibi
sanki. Bir albüm yapalım, ikincisini üç yıl sonra yaparız gibi bir şey bize
çok
uzak. Deseler ki yarın girin stüdyoya, hemen girer yeni bir şeyler kaydetmeye
başlarız.
ingilizce heavy metal söyleyen adamlarken yavaş yavaş bugünkü Replikas
müziğine evrilmeniz nasıl oldu? Uzun hikayedir de, dönüm noktaları açısından
özet geçebiliriz belki...
Bir yerden sonra dinlediğimiz o heavy metal müziklerin dışında müzikler
dinlemeye başladık. O yıllar zaten heavy metal’in tıkandığı 93 yılları falandı.
Herkes bir şeyler keşfedip getiriyordu. Bir PJ Harvey’i buluyorduk öbür gün
Morphine. Bunların hepsi etkili oldu. Nirvana’nında çok etkisi oldu o patlama
dönemimizde. Onlar ortaya çıktığında galiba biz bozulmaya çok hazır
adamlarmışız, hemen o hattı benimsedik. Nirvana üstünden Sonic Youth’u
bulduk. O saatten sonra belli bir türe girme derdinden sıyrılmaya başladık.
Sonra Türkiye geldi işin içine. Bir gün Erkin Koray’ın Benden Sana
Albümünü oturduk dinledik. Ankara Sokakları şarkısı bizi bir anda çok etkiledi.
Erkin Koray’da bizim için çok ciddi bir kilometre taşı oldu.
Erkin Koray gibi adamların müziğini aynen alıp, retro yapmak gibi bir anlayışla
yeniden yorumlamak yerine o anki var olduğunuz müzikal duruma yeni bir bakış
olarak kattınız. Ne kattılar size, ne aldınız onlardan?
Birebir etkilenme yok. Hepsini bir havuza attık sadece. işundan bundan alalım,
bundan bunu denmedi, kendiliğinden oldu. Erkin Koray’ın his ve atmosferinden
etkilendik. Mesela eskiden Zen konserlerine giderdik. Bizi çok etkilemişlerdi.
Ama müzikal olmaktan ziyade tavır olarak: Sahnedeki densizlik, rahatlık, şok
edici olmak, disiplinler arası olmak gibi.
Erkin Koray’ın etkili tarafı, yaşayışları, Yer altı Dörtlüsü olarak o beraber
yarattıkları atmosfer. Türk müziği çalıyorlar ama yurt dışındaki müziklerle
de
çok içli dışlılar ve bu müziklerine rahatlıkla, fazla kafayı takmadan yansıyor.
Onların buralı olma hislerini yeni müziklerle bir araya getirmiş olduklarını
görmek hoşumuza gitti. Basitliği var bir de yaptığı müziğin. “Böyle bir yar
istemem. istesem de istemem.” Gibi söz yazmış. Bunu başkası söylese çok
sıradan kaçar. Hakkı bulut mesela “Ben buyum sevgilim.” Diye bir söz söylüyor
ama kendi zaviyesinden o sözü başka bir yere taşıyabiliyor.
Fazla ‘basit’ olunca, rahat takılınca ya da virtüözlük göstermeyince insanlar
‘yaptıkları müzik de kolay bir müzik’ diye düşünebiliyorlar.
O basitliğin ardında yatan her zaman görülemeyebiliyor sanki...
Picasso çizmek kadar kolay değil mi? Punk içinde böyle oldu ya da Velvet
Underground için de... Kendimizi onlarla aynı kefeye koymuş gibi olmayalım,
ama herkes yapınca olmuyor, bir atmosfer var çünkü ortada. En fıtık eden adam
modeli konserlerde ön tarafta durup da sürekli gitaristin eline bakan adamdır.
Yirminci dakikadan sonra “Ha iyiymiş, bu adam bir şey çalamıyor, ben daha
hızlıyım” deyip rahatlayıp gidiyor. Biz de “Oh, gitti” diyoruz ardından. Önemli
olan rahat olmak, fazla kurgulamadan atmosferin peşinden gitmek. Ham bir
şeyi paylaşabilmek insanlarla. Topun gelişine vuruyoruz hep.
Bazen çaldığımız yerlerde klişe rock tavırlarına giriyorduk eğlenmek için.
Yerlere yatarak gitar çalmalar, sololar filan... Eğlenmek için yapıyorduk,
çaldığımız mekanlardan birinin müdürü gelip bir gün; “Ya hep böyle çalsanız
var ya...” demişti. (gülüyorlar.)
Copyright © TurkRock.Com Tüm hakları saklıdır.