Erkin Koray ile 92 yılında Jokey dergisinde yapılmış bir röportajdan alıntılar
"O yıllarda Türkiye'de elektro gitar diye bir şey yoktu. Elektro gitara
ilk sahip olan ve kullanan övünerek söyleyeyim ki benim." "Yani, Harekrisna'yı
ben Boy George'dan önce yaptım."
Bu güne kadar 35 - 40 arasında 45'lik plağı, 7 uzunçaları, 15 kaseti (korsan
olarak basılanlar hariç) ve bir de best of disc'i olan Erkin Koray.
Türk rock'ının varoluş sebebi Erkin Koray, yarım yüzyıla yakın müzik hayatına
çok küçük yaşlarda başladı... Konservatuarda öğretim üyesi olan annesiVecihe
Koray'dan piyano desleri almış. İlkokul çağında da Bach, Lızt, Mozart gibi klasik
müzik kompozitörlerinin eserlerini dinleyerek yetişmiş... Piyanodan gitara geçiş
ise Elvis Presley'i ilk dinlediğinde olmuş.
"Elvis'in müziğini dinlediğimde gitar çalmaya karar verdim."
Bu amaçla aldığı İspanyol gitardan sonra ilk elektro gitarını da Amerikalı
bir askerden almış. Alman Lisesi'nde okurken kurduğu ilk gruplarında piyano
çalan Erkin Koray, o günleri şöyle anlatıyor.
"Okuldayken kurduğumuz gruplarda piyano çalıyordum. Çünkü o yıllarda
Türkiye'de elektro gitar diye bir şey yoktu. Elektro gitara ilk sahip olan ve
kullanan övünerek söyleyeyim ki benim."
Erkin Koray Türkiye'de hep "ilk"leri yapmış birisi. İlk rock grubu
kurma olayı da onunla başlamış. "Erkin Koray Dörtlüsü" ve "Yeraltı
Dörtlüsü" anılarda bir hayli yer etmiş grupları. Sanatçı sadece gitar değil,
ilk elektro sazında öncüsü (bir anlamda mimarı). Bir Türk Halk Müziği enstrümanı
olan saza elektro gitar aksamını takan Erkin Koray kullanmasını da şöyle açıklıyor.
"Bugün pek çok yerde saz, elektro olarak kullanılıyor. Ben eskiden
sazın sesinin bu teknikle nasıl çıkacağını merak ettim. Sırf bu yüzden kullandım.
Yoksa ben gitaristim. Bu sadece deneyimdi benim için."
İlk zamanlarda; Krallar, Sana Birşeyler Olmuş, Mesafeler, İlahi Morluk gibi
rock'n'roll parçalarla tanınan gitarist sonradan Fesuppanallah, Estarabim gibi
oryantal parçalara hatta arabeske varan çalışmalar da yaptı. Bu kadar geniş
yelpazenin nedenini sorduğumuzda:
"Bunların dışında Hint Müziği de beni etkilemiştir. Ama her zaman
kendi müziğimi yapmayı amaçladım. İçtenliğimi korumaya çalıştım. Benim müziğin
türüne espri olarak "Erkin-i Hicazkar" desem de... sonuçta hepsi rock
anlayışı içinde. Çünkü ben rock ruhunu seviyorum."
İlk gitar, ilk rock band derken, bir "ilk"e daha geliyoruz. Uzun
saç. Türkiye'de saçını ilk uzatanlardan bir de Erkin Baba. Bunun bedelini de
uzun yıllar ödemiş. Şimdilerde hani "Magandalar saçım uzun diye pis
pis bakıyor" diyoruz ya, Erkin Koray'ın anlattıkları yanında devede
kulak kalır.
Erkin Koray uzun süre yurt dışında yaşamış. "Felsefe Seyahati" diye
tanımladığı bu gezilerde Hollanda, Belçika, İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya
gibi ülkelerde kalmış. Bu ülkelerdeki müzisyenlerle de çalışmalar yapmış. Ama
onu en çok isteyenler Hintli müzisyenler ve felsefeleri olmuş.
"Almanya'dayken Hintli müzisyenlerle tanışma imkanım oldu. Onlarla
birlikte müzik yaptım; müzik aletlerini tanıma imkanım oldu. Hatta 'Benden Sana'
adlı parçamda Hint'li bir sanatçı tabla çaldı. 'Harekısna' adlı parçam ise onların
sokaklarda söyledikleri şarkılardan derlemeleri içerir. Yabana atılacak bir
parça değil. Yani, 'Harekrisna'yı ben Boy George'dan önce yaptım."
Koray'ın bu ilginç "Felsefe Seyahati"nden ilginç bir anı da Kanada'da
geçmiş. Kanada'da rakı bulamayan sanatçı İstanbul'dan Antalya'ya kadar uzaklıkta
bir yolu kat etmiş sırf rakı alabilmek için.
Türkiye'deki plak yani şimdilerde kaset sanayiinin; kısacası İ.M.Ç'nin Erkin
Koray'a bakışını sorduğumda;
"Unkapanı'nda benim müziğimi anlayabilecek kimse yok. Sırf benim değil,
bütünüyle müzisyenleri çözümleyebilecek kimseler değil oradakiler. Müziğin uzağında,
işportadan yetişmiş kimseler hakim durumda."
Bir ara politikaya da gitarist bu serüveni şu şekilde anlatıyor.
"Bazı konuların o yolla açılabileceğini düşündüm. Ama politikada kapasiteli
insana yer olmadığını anladım. Vasıfsız insanlar politikada."
Eğitim hakkında düşünceleri ise; yalnız Türkiye değil tüm Dünyada yanlış olduğunu
savunuyor. Varolan eğitim sisteminin insanların şahsiyetini yok ettiğini savunarak
kızı Damla'yı okuldan almış ve eğitimini okul not stresine sokmadan evde gerçekleştiriyor.
"Okumaya eğitime karşı değilim. Okula ve eğitim sistemine karşıyım.
Hem de yalnız Türkiye'de değil, tüm Dünyada." Ve ekliyor: "Dünya medeniyet
olarak şu anda çok geride. Taş devri insanlarının kapasitesini aşabilmiş değiliz.
Eğer bu dünyayı paylaşamadıysak medeniyetten söz edilemez. Hayvanlar gibi birbirimizin
ağzından lokma çalmaya çalışıyoruz."
Yıllardan beridir "TRT Denetim Kurulu"ndan parçaları geçmediği için
Erkin Baba'yı pek televizyonda görmedik. Özel TV'ler hakkında düşüncelerini
sorduğumda; "Alçak TRT Denetimi de ortadan kalktı" dedi ve
ekledi; "Her şeyin günü gelir. Onun için gençlere sabır tavsiye ediyorum."
Peki bu olumsuzluklar için umut var mı diye sorunca cevabı zaten önceden vermişti:
"Böyle gelmiş böyle gidecek korkarım vallah."
Ama gençlere her zaman umut duyuyor Erkin Baba. Bunun içinde yeni grupları
söylüyor.
"Yeni genç rock gruplarının çıkışı beni memnun ediyor. Yıllarca uğraşıp,
oturtmak istediğimiz konu gündeme geldi. Yeni gruplardan hepsini takip etmesem
de, dinlediklerimin arasında Objektif'i çok sevdim. Benim gitarda yapmak istediklerimi
çok iyi anlamışlar. Dr. Skull, Mavi Sakal çok iyi ve başarılı buluyorum. Asım'ı
saymıyorum tabi ki, o yeni değil."
Yeni rock gruplarına söylemek istediklerini sorunca;
"Nasihat verme alışkanlığım yok, pek sevmem de... Gruplar değil de
asıl sorun konser salonu olmayışı. İstanbul'da salon olmaması bir eksiklik.
Konser verecek yer yok."
Yeni çalışmalarını sorduğumda ise şöyle söyledi;
"Konser olayını seviyorum. Konserde kendim gibi oluyorum. Bu yüzden
kasetlerden korkuyorum, canlı çalmak gibi olmuyor. Ama son kasetimde oh diyebileceğim.
Bana benzeyen bir albüm yapacağım. Rock ruhuna yakın. Gençlerinde beklediğinin
bu olduğunu sanıyorum."
Baba'lığım en çok hak eden kişi. Ama bence o "king of rock'n'roll"...
Copyright © TurkRock.Com Tüm hakları saklıdır.