
| Evet, H2000 Festivali sona erdi, ardından çok konuşuldu,
rezalet dendi, bi çok şey dendi, tvlere çıktı, Biz TurkRock.Com olarak
ordaydık ve festival hakkındaki tüm ayrıntıları size aktaran uzun bir festival
izlenimi hazırladık, hemde farklı ağızlardan ve resimlerle birlikte, önce ben NovemberRain, sonrada
Reaction sizlere festivalde yaşadıklarını anlatacak, okuyun ve görün neler
çektiğimizi :)) |
|
NovemberRain festival izlenimleri..
Festivalin önceki günü çok geç uyandiğim için o gece uyku tutmadı, zaten sabaha
karşı yatağa giren biriyimdir. Şimdi yatarsam kalkamam diye hiç uyumadan gitmeye
karar verdim festivale. Saat 11.00'de Taksim'den festival alanına servislerin
kalkacağı duyurulmuştu, biz ne olur ne olmaz diye 10.30'da oraya gittik ve beklemeye
başladık. Gelirken bile yorulmuştuk çünkü ellerimizdekiler oldukça ağırdı. Neyse
saatler geçti servis falan geldiği yok. Saat 14.30'a kadar falan orada bekledik
sanırım ve ben ayakta yorgunluktan ölüyordum, zaten uyksuzum + gölge biyerde
yoktu beklediğimiz yerde t-shirt giymiştim, kollarım feci şekilde yanmış kıpkırmızı
olmuştu. 4 saat ayakta, güneşin altında servis bekledik yani!!

Marmaracik koyundan bir görüntü..
Neyse servis falan gelmiceğini anladı herkes, ve minübüsler tutulmaya başlandı,
kişibaşı 4 milyon falan verip doluşuyordu millet minübüslere, bizde öyle sıraya
girdik minübüs beklemeye başladık.. Atladık minübüse ve festival alanına doğru
gitmeye başladık, yer kalmadği için ayakta yolculuk ediyordum, ayaklarımda
güç kalmadı artık. Neyse sarıyerin köylerine falan gelmeye başladık bi süre
gittik ve ne görelim, çok büyük bir kalabalık, yüzlerce belki bikaç bin insan,
yolda yürüyor, sanki bi şehir biyerden bi yere göç ediyor. İşin aslını sonradan
öğrendim, meğer bu sorunlar çıkmış, izin falan alınamamış, jandarma'da festival
alanına gelen araçları durdurup geri çevirmiş, festival falan yok iptal edildi
demişler. Araçlar geri dönmek zorunda kalmış. İnsanlar ise vazgeçmeyip geri
dönmemiş araçlarla, inmiş aşağı.. başlamışlar festival alanına doğru yürümeye..
Kendimi bu konuda şanslı görüyorum en azından bizi jandarma falan durdurmadı
o kalabalığın arasından geçip direk festival alanına ulaştık. Tabi o kalabalığın
arasından minübüsle geçmek kolay olmadı, üstünde bi sürü yük olan insanlar
güneşin altında o kadar yolu yürümek zorundaydı (yaklaşık 15-20 km) Tabi başarabilenler
otostop yapti, bazıları kamyon kiralamış hatta :) ama çoğuda yürüyerek geldi.
İnsanlar minübüs görünce delirdi resmen, zavallılar ölmüş yorgunluktan ve biz
rahat rahat aralarindan geçiyoruz. Önümüzü falan kestiler. Hatta iki çocuk
minübüsün arkasına tutunup geldiler bizimle.. Düşüp parçalanıcaklar diye baya
korktum :)

Festival alanından bir kesim..
Neyse festival kapısına geldik sonunda, uzun bi, kuyruk vardı geçtik kuyruğa
bekliyoruz, Engin ( Reaction ) aradı beni, oda o sıralar gelmiş, bizim sıraya
kaynattık onları, muhabbet falan ettik, Enginin çişi geldi uygun bi yer aramaya
gitti ve elinde bisürü erikle geri geldi. Meğer erik ağacinin altina işemiş
:)) Sonra ısrarlara dayanamayıp erik toplamaya gitti, ama erikler gerçekten
mükemmeldi. O sıcakta çok iyi geldi. Sıra hiç ilerlemediği için biz yere oturmuş
muhabbet ediyorduk o sıralar. Sonra hareketlenmeler oldu, önden sıraya kaynamaya
çalışanlar oldu. Yuhlamalar geldi tabi ardından, sonra azar azar insan almaya
başladılar içeri kapıya giden yol toz toprak içindeydi ve biz elimizdeki kocaman
ve ağır çantaları hep elimizde tutamiyorduk yere koymak zorundaydik ve çantalar
battı resmen. Neyse içeri alınmayı beklerken değişik dialoglara kulak misafiri
olduk ister istemez, Örneğin iki bikinili kızın arasında şöyle bir dialog geciyordu:
-Hatun1: ......burda bişiler dedi duymadim...
-Hatun2: ya üff sende hep s..kismeyi dusunuyosun.. tamam bulcaz sana s..kiscek
bi cocuk. yalniz biraz sabret içeri girince.
-Hatun1: burda bulsak olmazmı siftahı erken yapmiş oluruz.

Bizim çadırın manzarası..
böyle çeşit çeşit insan vardı yani :)) Neyse sonunda içeri girebildik, ohh
yaa sonunda girdik bütün dertler bitti diyorduk ki, kumsala falan çadır kurulmadiğini
öğrendik, kamp alanı oldukça uzaktaydı neyse yürümeye başladık dik bi bayırdan
geçtik alakasız bi yere geldik ama baktık ki tüm yerler kapılmış. Biraz daha
ilerledik ince bi yoldan, yeni bi kamp yeri ama oda ne orası da full.. Neyse
yukarı doğru bir yol çıkıyordu insanlar oraya kurmaya başladılar yer bittiği
için. Bu bahsettiğim yer festival alanına aşırı uzak bir yer bu arada. Bu yolun
kötü yanı diğer kamp zemini gibi ot, çimen vs değil, tamamen toz toprak olması.
İnsanlar bu dar sayılabilecek yola tek sıra halinde yan yana çadırlar kuruyordu,
bizde sıraın sonuna çadırımızı koymayi düşünürken bir festival görevlisi, tek
sıra yapmaya gerek yok çift sıra yapabilirsiniz dedi, bizde ortalarda bi çadırın
önüne kurmaya karar verdik. Ama kötü olan şey; biz hiç çadır kurmamamıştık
daha önce!! :) .. Çadırı açtık aptal aptal bakmaya başladık nası olacak bu
diye, neyseki yan çadırdan bi kız bize baya yardımcı oldu, dağcıymış zaten
(unutmicaz bu iyiliğini simin:) ) Yinede kolay olmadı çekiç sırası beklemek
falan gerekti. Neyse sonunda bitti ve derin bir ohh çektik. Artık üstümüzü
değiştirip aşağı inip festivale katılabilecektik. Berbat olmuş üstümüzü değiştirdik
ve aşağı indik. Su içelim, yemek yiyelim falan diye düşünürken, bunların parayla
değil de fiş ile alınabildiğini öğrendik. Önce parayla fiş alip sonra fiş ile
yemek, içki vs alabiliyorduk. Ama bir fiş kuyruğu varki sormayın, uzun süre
orda bekleyip fiş aldık, sonra yemek kuyruğuna girdik, ve bu kuyruklar öyle
az kuyruklar sanmayın, upuzun kuyruklar, organizasyonun en berbat yönlerinden
biriydi bu. Topu topu 4 tane yiyecek büfesi var ve festivalde binlerce insan
var, düşünebiliyomusunuz? Nası doyar bu insanlar? Zaten çoğunlukla aç kalmayı
tercih ettik, bi yemek için saatlerimizi harcayamazdık kuyruklarda. Bide o
kadar dandik bi düşünce sistemi var ki, adamlar hazır yapılı vermiyorlar, diyelim
adana dürüm istedin, adam ızgaraya adanayı atiyor bekliyorsun olunca alip gidiyorsun,
e sırada biton insan var yani.. Gerçekten akla mantiğa sığmicak olaylar..

O sahil bi süre sonra böyle çadir doldu :)
Festival öncesi çok övülen şu WC'lere bir bakalım dedik sonra, aman tanrım,
yanina yaklaştiğim an berbat bir koku, tam karşısında duşlar! çarprazinda lavabolar.
WC'lerde sifonlar çalışmıyordu ve 3 gün boyunca da hiç çalişmadı, siz düşünün
artık girdiğiniz zamanki manzaraları. Karşidaki lavabolardan su akmıyordu ilk
gün, diğer günlerde çok nadir anlar aktı ve aktığı zamanda çok az aktı, oda
sıra sıra lavabonun sadece 4 tanesi!! Duşlar ise 4-5 taneydi sadece ve sadece
kısa bi süre kullanildi sonra nedense söküldü!! Bu festivalde herşey sıraylaydı,
yemek, wc, lavabo, olduğu kısa süre içinde duş, ve sıralarda çok uzun sıralardı.
Bira almak için bile sıraya giriyordunuz ki ben sırf bu yüzden sarhoş olamadım!!
Koca festival alanında sanırım toplam 5 tane bir alma yeri vardı ve genelde
bunlarin bir kaçı ya çalişmiyor yada soğutucusu bozuluyordu falan, Yani nasıl
bir mantık bu anlayamiyor insan, binlerce insanı oraya topluyorsun ve 3-5 tane
bira verme yeri yapiyorsun, ya kardeşim yap şunu 20, hem herkes rahat olsun,
hem sen daha çok sat.. Sırf bu yüzden çok az bira içtim, çünkü normalde hızlı
ve çok içerim. Zırt pırt kuyruğa girmek hiç eğlenceli değildi benim için. Hatta
son gün noldu biliyomusunuz? Bira bitti! Evet bira bitti :)) ve gelmedi, son
gün bira içemedik.. Sadece kutuları sattılar, onlarda hem sıcaktı, hem 5 milyon
liraydi, pek kimse almadı yani. Bu sıra olayları yemek için de geçerli, o kadar
insanı doyurmak için çok daha fazla büfe açilmaliydi, hem rahatlik olurdu hemde
kazanç artardı eminim. Çok kere aç olup ta amaan kim sıra beklicek şimdi diyip
yemediğimiz oldu.

Konser yokken mainstage oyun bahcesine donuyordu :)
Neyse bu konularda genel bi bilgiden sonra kaldığımız yerden devam edelim.
Wc'lere ve yemek büfelerine bakip zor zar yemek yedikten sonra etrafi biraz
gezmeye başladık. Hava kararmaya başlamişti ve serinlemişti, çadıra çıkıp üstümüze
kalın bişiler giymeye karar verdik, baktık jandarmalar falan var, orman müdürlüğünden
insanlar var, telsizle bişiler konuşuyorlar, merak ettik noluyor diye, neyse
çadıra girdik, o sırada insanların konuşmalarına kulak misafiri olduk, orman
müdürlüğünden telsize talimatlar geliyordu, " o çadırlar ordan kalkacak!!" falan
diye, görevli de tabi efendim falan diyordu. Ama sanırım görevli iyi niyetli
bir insandı ve çadırları kaldırmak yerine itfaiyenin geçebileceği şekilde düzenlendikten
sonra sorun olmicağini düşünüyordu, sadece çok dışta kalan bi kaç çadır taşındı
ilk başta. Ve hatirlarsanız bize o çadırları 2 sıra dizmemizi söyleyen festival
görevlisiydi!! Öğrendik ki o bölümün festivalle hiç bir ilgisi yok, orgranizasyonun
izin aldiği yer içine girmiyor, orman bakanliğina ait bir yer. Neyse o an bizim
çadıra dokunmadılar, heralde anlayiş göstericekler dedik ve ve aşağı indik.
Hava kararmıştı, sahilde bir şezlonga oturup, biramızı alıp keyif yapmaya başladık,
gerçekten güzeldi o an ortam, tüm yorgunluğum gitmişti, biramı yudumluyordum,
önümde deniz vardı, ve gökyüzü mükemmeldi.. Site editörlerimizden Emel (Unusual)
h2000'de görevli olarak çalişiyodu, o ve bi arkadaşi geldi yanimiza, muhabbet
ettik içtik falan, herşey ne güzel derken bi baktık bi sürü insan sahile çadır
kurmaya başlamış, ve sahil çadır kurulmasına izin verilmeyen yerlerden biriydi..
Bizi içtiğimiz yerden kaldırdılar görevliler, çadır kurulcak diye.. orda da
rahat vermediler yani.. Görevliye niye buraya çadır kurulduğunu sorduğumuzda,
üst bölgedeki uygunsuz çadırların buraya taşindiğini söyledi bize, sadece uygun
olmayanları mı getiriyorlar dedik, evet cevabını aldık. En azından bizim çadır
kalmıştı orda. Neyse denizin en kenarına geçtik orda bi süre oturduktan sonra
çadıra gidip uyumaya karar verdik, zaten uyumadan gelmiştim oraya ve çok yorulmuştum,
ayakta duracak halim kalmamıştı. Çadırlarımıza doğru gitmeye başladık, o da
ne!! Bi sürü insan elinde çantaları, çadırlari aşağı iniyor.. Naptıklarını
sorduk ve o bölgedeki tüm çadırların kaldırıldığını öğrendik, orman müdürlüğü
izin vermemiş ve zorla insanları ordan kaldırıyorlardı, güzel bi uyku hayaliyle
çadıra doğru yürüyen ben bunu duyunca neredeyse ağlicaktim, tekrar eşyalari
topla, çadırı taşı, yer bul bi sürü iş, ve bulunduğumuz bölge zifiri karanlık,
aydinlatma diye bişey yok. Neyse yan çadırlardan el feneri falan bulduk eşyaları
topladık ve başka bi yerde çadır kuracak yer aramaya başladık, neyse ki artık
orası dişinda heryere çadır kurmak serbestti. İlk başta gözüme kestirdğim ama
yasak olduğu için kuramadiğimiz bi yere çadirimizi kurduk, bi tepenin en ucuydu
ve çok güzel esiyordu, ve ayni zamanda Techno müzik çalınan megane stage'in
hemen üstünde kaliyordu. Birden ilk kez müzik sesi duyduk, o ana kadar daha
hiç müzik çalinmamişti, ve zaten techno manyaği olan arkadaş (SolidSession)'da
isteyince megane stage'e inmeye karar verdik. O kadar uykum olmasına ve yorgunluğa
rağmen bende istedim inmeyi çünkü o ana kadar ilk kez bir etkinlik oluyordu.
Neyse aşaği indik ve cidden ses sistemi kaliteliydi, orda da içtik eğlendik
ve sabaha karşı uyumaya gittik.

Suspect konserinden bir kare..
Cuma günü böyle müziksiz geçmişti, gece çıkan dj hariç, Cumartesi sabahı ter
içinde uyandık, güneş çadırı yakiyordu resmen. Duş almak istedik su yoktu tabi.
Neyse artık her yaptiğimizi tek tek anlatmicam genel olarak olaylara deyinicem
çünkü artık Cumartesi ile birlikte etkinliklerde başliyor. Ama ben hangi grup
cumartesi, hangisi pazar çıktı karıştırabilirim o konuda pek güvenmeyin bana..
Festival alanı'nda 3 tane stage vardı, Shubuo Ana Stage, Megane Stage ve Demo/Hard
Times Stage. Festivalde çıkması gereken bi çok grubun çıkmadığını da şimdiden
söyliyim. Shubuo stage, en büyük stage'ti ve athena, starsailor, replikas,
vs gibi gruplar burda çıktı. Megane stage ise elektronik müzik tutkunları için
yapilmiş bir stage ti ve biçok DJ çıktı. Benim için en önemli olan stage Demo/Hard
Times stage i idi. Gündüz Demo grupları çıkıyordu akşam ise Hard Times başlıyordu
ve sert gruplar çıkıyordu. Ama en berbat yere bu stage'i kurmuşlar, çoğu kişi
bilmiyordu bile yerini, wclerin biraz arkasında, toprak bi alana ufacık bi
yer kurmuşlar, biraz hoplayip ziplayinca heryer toz toprak oluyordu.
Cumartesi akşam üstü Ana stage'de Akın eldes'i izlerken Bursa'dan tanidiğim,
grup Suspect'in solisti Ali'yle karşilaştik, birlikte konseri izledik, onlarda
Hard Times'da çalacaklardı 19.30'da, ve gerçekten Suspect'in konseri harikaydı,
insanları coşturdular. Özelikle gitaristlerinin de vokale katilmasi çok güzel
olmuş pek olmuyordu sanırım, gayet güzeldi vokaller. Suspect gerçekten enstrümanlarında
usta kişiler tarafından kurulu bir grup. Daha öncesinde sanırım Bülent Ortaçgil
vardı, klasiklerden çaldı gayet güzeldi ama teknik aksaklıklardan dolayı demo
stage'den gelen scream vokaller ana stage'e karişiyordu, o çok kötü oldu. Bülent
Ortaçgil'de belli etmemeye çalişsada olduça sinirlendi.
O gün izlediğim gruplardan Cidesphere, beklediğimden çok daha iyi performans
gösterdi, seyirciyle dialoglarida olduça iyiydi, Türkiye'den bu kalite'de death
metal grubu çıkması çok güzel, oldukça içten bir grup, davul solosu ise muhteşemdi.

Direc-t konserinden bir kare..
Gece 23.00'da antisilence çıktı, vokalist Erdem sarhoşmuş zaten sahneye çıktığında,
öyle duyumlar aldım, zaten belli ediyordu. Biraz dengesiz davranışlar sergiledi,
ama konser gerçekten iyiydi. Queen Adreena ile çıkış saatleri konusunda bir
tartişma yaşadılar, aslında 23.00 Queen Adreena'nın saatiymiş ve zamanında
çıkmak istediler ancak sonunda Antisilence çıktı..
Gelelim Cumartesi'nin ve hatta festivalin en iyi performansına, bu kesinlikle
Queen Adreena'ya aitti. Mükemmel bir ses, mükemmel bir fizik, mükemmel bir
sahne şovu, Erkeklerin ağzı resmen açık kaldı çünkü şov cinselliğe odakli bir
şovdu, hatun vokal sürekli elini orasında burasında gezdirdi, eteğini açip
iç çamaşirlarini gösterdi, yerlere yatti, içinde sütyen yoktu vs. Konser sonunda
ise bateriyi yerlere attılar, birbirleriyle kavga ettiler falan. (tabi şovun
parçası hepsi) Gerçekten Queen Adreena'yı izlemeyenler çok şey kaçırdılar festivalde..
Ama ben organizatörler adına utandım resmen bir türk olarak, böyle kaliteli,
böyle mükemmel bir grubu, hardtimes gibi iğrenç bir stage'de çıkardılar, ufacık,
pis... Ne diyim yani buna rağmen çıkıp çatır çatır çaldılar söylediler, hepimizi
etkilediler, ve grup sahneye oldukça sinirli çıkmış antisilence'la olan tartişmadan
dolayı, buna rağmen seyirciye hiç hissettirmediler ve süperdiler, ama konser
bitiminde backstage'de hatun ağlamiş konser bittiği gibi. Profosyonellik bu
olsa gerek, o kadar sinir harbi içinde çık ve mükemmel bir şov yap...

Wc'de sira bekleyen insanlar.. :)
Gelelim Pazar gününe.. Pazar günü sanırım ilk dinlediğim grup, ALT idi, zaten
çok sevdiğim bi gruptu, zevk aldım dinlemekten, bikaç ufak sorun vardı onları
burda yazmaya gerek yok. Sonra 5.Renk diye bi grup çıktı, ilk kez dinledim
onları, belliki kendilerine Dream Theater'i örnek almişlar ama pek olmamiş
bence, ben sevmedim yani.. Sonra festivalde beklediğim gruplardan Zardanadam
çıktı. Zardanadam gerçekten çok çok sevdiğim bi grup, ilk kez canlı dinleme
fırsatı buldum kendilerini, çok iyilerdi ama tek şikayetim 4 tane yeni parça
çalmalarıydı.. hiç yeni şarkı çalmamalılardı..yada 1 tane falan çalmalılardı.
zaten yarim saatlik haklarını 4 tane yeni parçayla doldurdular. şarkılar kötü
diye
değil
elbette
güzeldir,
zaten o paylaşma heyecaniyla yenilerden çaldılar ama, seyirci şarkılara aşina
değildi, ben dahil, insan bildiği şarkılarla daha çok eğleniyor. insanın şarkıları
tanıması için bi kaç dinlemelik bir süreç var, ilk dinleyişte pek bişi anlamiyorsunuz
parçadan, o ilk dinleme sürecini h2000 de harcamak yanliş oldu bence ilk 2
albümden dinlemek istediğim bi sürü parçayi dinleyemedim.. neyse bidahaki sefere..
Pazar günü ana stage'de replikas vardı bide.. Replikas zaten çok sevdiğim bi
grup, gruptan vokal/basşı da matematik hocam olur bilgi üniversitesinden :)
çok iyi bi hocadır. Ayni zamanda çok iyi bir müzisyen. En iyi konserlerden
biriydi oda festivalde.. O sırada Enginle karşilaştik ( Reaction ) ve sahilde
uzuun muhabbetler ettik.. Ha unutmadan, Direc-t de sahne aldı anastage'de.
İptal olmuştu ama son anda dahil oldu tekrar. Oda izlemeyi çok istediğim bi
gruptu, performansları oldukça iyiydi ve Bilge albümün yakında çıkacağı haberini
verdi.
Pazar gecesi en önemli geceydi benim için çünkü The Gathering sahne alacaktı!!
Maalesef onlarıda o rezil HardTimes stage'in çıkarttılar. Gathering'den önce
Almora çıkacaktı fakat ne olduğunu tam bilemediğim sebeplerden dolayi vazgeçtiler.
Grup elemanları oldukça sinirliydi, yanlarımdam geçerken bitanesi "onlar
görecek bak, çok pis laf sokacam" falan diyordu.. Neyse Gathering konseri
başliyacakti ama 30-45 dk kadar geç başladı çünkü klavyenin sustain pedalında
bir sorun çıkmış. Onunla uğraştılar. Gathering solisti hatun sahneye çıktı
ve gecikme olacağını kibar bir dille söyledi, üstünde de Türkiye t-shirti vardı.
Gerçekten çok şirin mütevazi ve sade bi kadın. Kot ve tshirtle çıktı ama çok
tatlıydı. O kadar berbat bi sahneye çıkarilmalarina rağmen, o kadar teknik
soruna rağmen hepsi çok güleryüzlü çok mütevaziydi, kendilerini tebrik ediyorum,
ve konser başladı.. ne diyebilirimki, tek kelimeyle mükemmeldi, herkes dört
dörtlüktü, hatun türk seyircisini çok sevdi, sürekli sizi seviyoruz, türkiyeyi
seviyoruz diyip durdu. Bu konseri kaçıranlar çok şey kaçırdı kesinlikle!! O
sırada ana stage'de Athena çalıyordu sanırım oldukça kalabalıktı ama biz hiç
uğramadık bile. O an için çok hafif bi grup olarak geldi Athena.

Cidesphere konserinden bir sahne..
İzleyip te hatirlamadiğim ve izlemediğim bi çok grup var, zaten olduça uzun
bi yazı oldu.. Ha Starsailor mesela, bi kaç parça izledim sadece, pek bana
hitap eden bi grup değil, ama festivalin en ilgi gören grubuydu.. Neyse bitiyor..
Pazartesi sabahı saat 6'da uyandık ve hazırlanmaya başladık, saat
7 servisine
binecektik
sözde..
7'ye
çeyrek kala
ordaydık ama
servis falan kalktiği yoktu, anca 9 da binebildik servise, orda da çok fazla
sıra vardı, festivalin her bölümünde olduğu gibi. Bide festival insanları da
biraz garipleştirmiş, giderayak çocuğun tekiyle kavga ediyordum, o sıcağın
altında saatlerce beklemişim elimde çantalar, sonunda kendimi servise atmışım,
ve çocuğun teki buralara oturamazsınız diyor, niye diyorum, sarıyerde bizim
kızarkadaşlarımız binecek onlar oturcak diyolar. Kan beynime sıçradı, o an
herşeyi yapabilirdim, çocukla tartiştim, allahtan alttan aldı ve yana kaydı,
yoksa o sinirle ciddi anlamda bi kavga olabilirdi. Taksimde indik, bişeyler
yedik, ordan taksiyle bakırköye evime!!!!! Ev gibisi yok!!! Sonuç ne peki?
O kadar rezalete rağmen iyi ki gitmişim diyorum, en azından sevdiğim grupları
izledim + tecrübe oldu. Hayatımın en rezalet günlerini yaşamiş oldum, buda
bi kazanç :) Ama 36:42 organizasyon için berbat bir referans oldu tabi.. Bide
az kalsın unutuyordum parayla fiş alip öyle yemek falan satin aliyorduk dedik
ya, işte pazar akşami görevlilere yarin sabah gitmeden elimizde kalan fişleri
paraya çevirirmisiniz dedik, tabi dediler.. Sabah ise hepsi tüymüştü... Buda
yaptıkları çok büyük bir ayip.. Sırf ordan bile para kırdılar. Bide pişkin
pişkin, seneyede Coldplay'i getiririz insanların çenesi kapanır tarzında laflar
söylüyorlarmiş yine güvenilir kaynaklardan aldiğim duyumlarıma göre!!!
Benden bu kadar.. şimdi Reaction'ın festival görüşlerini okuyacaksınız aşağida..
Reaction Festival izlenimleri..
Bu yıl Türkiye’ de 4. sü gerçekleşen H2000 Festivalinde tam bi organizasyon
rezaleti yaşandı... Bu büyük rezalet karşısında katılımcıların karşılaştığı
zorluklar ve yaşananlar için devamını okuyun..
Şöyle bir düşünün.. Türkiye' de bir festival gerçekleşiyor.. Hem de bu festival
YOROPE' a üye.. yerli yabancı bağzıları dünyaca ünlü 60 grup ve DJ... Ve
bu festivalin dünyada yankılanması gereken yerde.. bizim bağzı adi şerefsiz
pipirikli kişiler ki onlar kendilerini çok iyi bilşiyor böyle bir organizasyona
destek vereceği yerde onun katılımcılara türkiyeye ve hatta dünyaya bir rezalet
örneği sunuyor.. Ya kardeşim sen ne anlarsın böyle şeylerden.. sizin bi bok
yapcaınız yok.. bırakında biz gençler olarak sesimizi duyuralım.. Ne desem
boş bunlara.. en iyisi bi yerden başlıyayım..
Her şey otobüslerin hareket noktalarından biri olan Beşiktaş Askeri Müze arkasındaki
iskele de başladı.. Normalde 11:30 da kalkması planlanan otobüs saatler geçmesine
rağmen gelmeyince bir şeylerin ters gittiğini anladık.. Zaman ilerledikçe vakit
aleyhimize işliyordu.. Ve daha fazla dayanamayarak çoğu insan da bizim gibi
kendi çabalarıyla festival alanına gitmeyi kararlaştırdı.. 3 taksi şoförü ile
anlaşarak festival alanına doğru yola çıktık.. Ve ilk sürpriz bizi Rumeli Feneri
Köyü girişinde karşıladı.. Ne olduğunu hiç anlamamıştık yüzlerce insan yol
üzerinde bekliyordu. Festivalin bu ikinci sürprizi Jandarma Bölge Komutanlığının
alana 15 km kala yolu kesmesi ve geçiş izni vermemesiydi.. Öğrendiğimiz kadarıyla
festivale başlama izni henüz çıkmamış ve şu durumda iptali söz konusu idi..
Beklemekten başka bi alternatifimiz yoktu. TV muhabirleri orada ki rezaleti
haber yolu ile yayınlamak için röportajlar yapıyorlardı. Sıcaklık yükselmeye
başlayınca bir köy kahvesin de vakti geçirmeye başladık.. Aradan 3 saat geçti
ve bir hareketlenme ile insanlar jandarma engelini aşarak alana doğru yürümeye
başladı.. Biz de kahve sahibi ile anlaşarak arabasıyla alana bırakmasını istedik..
Ve tekrar yola çıktık.. Yüzlerce insan o sıcağın altında 15 km yolu yürüyerek
geçmekte kararlıydı.. Bazıları otostop çekiyor, bazıları durmayan araçların
önüne atlayarak durmasını sağlıyor, bazıları bir kamyonun kasasına takılıyordu..
15 dakikalık yolculuğun ardından alana ulaşmıştık.. binlerce insan kapı önünde
uzun kuyruklar oluşturmuştu. Ve site editörümüz olan Serhat ( Novemberrain
) ile buluştuk.. Bizim çektiğimiz rezaleti o da Taksim de çekmiş. Fakat o benden
daha şanslı idi jandarma engeline takılmadan direk geçmiş :)

Yemek sirasi bekleyen insanlar
Zaman ilerliyordu.. Festivalin bu ilk gününde insanlara artık sinir gelmişti..Saat
5 olmasına rağmen kapılar hala açılmıyordu.. Ve her geçen saat bizim aleyhimize
işliyordu.. Artık hareketlenme zamanı gelmiş ve insanlar kapının önüne doğru
yığılmaya başladı.. Fakat görevliler kapıların açılmamasında ısrarlıydı.. Ama
bir avuç güvenliğin binlerce kişiyi durdurmaya gücü yoktu.. Bir anda insanlar
kapıda ki güvenlik engelini aşarak bilet kontrol ve arama noktasına geldi..
Kapıda ki sorumlu olayı yatıştırmaya insanları sakinleştirmeye çalışıyordu..
Sorumlu düzgün bir sıra halinde içeri girerseniz arama yapılmayacağını söyledi..
Çok merak ediyorum o saatler sonunda binlerce kişiyi tek tek nasıl arayabileceğini...
Bilet kontrolü ve ardından kola takılan bilekliği aldıktan sonra alana girmeyi
başardık.. Hiç vakit kaybetmeden kamp çadırı alanına gitmeye başladık.. Alana
girer girmez sağda bir koy ve deniz.. Gerçekten festival için güzel bir yer
seçmişlerdi.. Patikadan küçük bir tepeyi geçerek çadır alanına ulaştık.. ve
gördüğümüz ilk müsait yere çadırları kurmaya başladık.. Çadır kuruldu eşyalar
yerleştikten sonra alanı gezmeye başladık.. o tepe den gördüğümüz kadarıyla
3000 civarı bi katılım vardı.. Fakat çoğu hala kapıda çaresizce bekliyordu..
Tepeden aşağıya indiğimizde hemen solda Küçük bir cafe ve Radyo Odtü standı.
Onun önünde 2 kamelya ..sağ tarafta fastfood standları.. arkasında duşlar lavabo
ve tuvalet.. Kumsala inerken tahta bi iskele ve deniz manzarası.. Kumsala indiğimizde
sağda Ana Sahne daha yeni hazırlanıyordu.. hemen solunda oyun alanı..

Kameramiza takilan görüntülerden..
Gerçekten her şey için çok geç kalınmıştı.. Saat akşam 7 olmasına rağmen hala
insanların çoğu kapıda yığılıydı.. kim bilir ne eziyetlerle gelmişlerdi oraya..
Zaman ilerledikçe kalabalığın artmasından dolayı bu sefer 3. sürpriz ile karşılaşıldı..
Çadır kurmak için yer kalmamıştı.. Zaten çadır alanı çok kötüydü .. dağa taşa
çalıların üstüne çadır kurulmuştu..düzlük alan kalmayınca bu sefer insanlar
itfaiyenin yangın anında kullandığı yol üzerine kurmaya başladılar.. kim bilebilirdi
ki gecenin bi vakti jandarmanın o yolda ki çadırların kaldırılmasını istemeleri..
işte bu andan itibaren ben olsam ağlardım ne diyim.. Yapacak bir şey yoktu
çadırlar tek tek yol üzerinden sökülmeye başlandı.. Boş yer kalmadığı için
görevliler çadırların plaja kurulmasına izin verdi.. Yüzlerce kişinin kaldığı
çadırlar plajda gerçekten güzel bi görüntü veriyordu.. Gece ilerledikçe insanlar
biraz olsun rahatladı.. ve stres atmak için kimisi yemek kimisi alkol kimisi
uyku kimisi sohbet kimisi de tekno çadırında deşarj olmaya başladı..
İlk gün sahne alacak gruplar iptal edildi.. Canlı müzik yoktu banttan yayına
başladı.. Biz de ilk gecenin böyle monoton geçmesini engellemek için tekno
çadırına gittik sabahın ilk ışıklarına kadar eğlendik..
Güneş doğmaya başladı. insanlar çadırın içindeki sıcağın artmasıyla birlikte
mayolarını bikinilerini alıp plaja inmeye başlamıştı..
2 saatlik uykudan sonra kafamı dışarıya çıkardığımda o olağan üstü manzara
ile karşılaştım.. Sadece yeşil ve mavinin egemen olduğu sıcak bir ortam Ufuk
çizgisi ve dağın arkasından yüzünü gösteren güneş.. Muhteşem bir an...
Deniz için biz de hazırlandık ve plaja indik.. O kadar kişi olmasına rağmen
denize pek fazla kişi giremiyordu..Sadece güneşleniyordu Koy olduğu için denizin
kendi doğal pisliği vardı.. Yosun ve denizanası.. Fakat bunlar denize girmemize
engel değildi.. Üstümüzü çıkararak o serin suya attık kendimizi.. Bir hayli
soğuk geldi.. :)
Saat ilerledikçe gruplar hala çıkmıyordu.. Normalde saat 12 de çıkması gereken
gruplar 2 saatlik aradan sonra ilk grup çıktı.. Ama kim di şuan hatırlamıyorum..
Çünkü karışıklık o kadar çok ki normalde Cuma günü hiçbir grup çıkmadı.. Ve
bu olaylardan sonra bazı gruplar sahne almak istemedi isteyenlerin oluşturduğu
kadro vardı sadece.. Hiçbir festivalde 7,5 saat sessizlik olur mu.. bu sefer
oldu işte.. Zaman ilerledikçe biraz ortalık hareketlenmeye başladı.. Müzik
sesleri yankılanmaya başladı.. ama bu ses demo sahnesinden geliyordu.. inanmazsınız
ama demo sahnesini öyle bir yere kurmuşlar ki çoğu katılımcı sahnenin nerde
olduğundan bile haberi çoktur.. açıkçası ben de geç öğrendim.. Tuvaletlerin
önünden.. haa tuvalet dedim de aklıma geldi.. dünyada ilk defa bir festival
de klozet tarzı tuvalet kullanılmış diye övünürken çok ilkelce yapılmış kabinler
karşısında tekrar komik olduklarını bize kanıtladılar.. Ya kardeşim o kadar
met ediyorsun şöyle olacak böyle olacak o kadar vaaz veriyorsun reklamını yapıyorsun
madem niye böyle ilkelce bi yöntem uyguluyorsun.. Biraz daha modern olabilirdi..
Neyse demo sahnesine tuvaletlerin arasından geçerek ulaştık.. al bi yer daha
açık söylim The Gathering adında dünyaca ünlü bir grubu bula bula oraya mı
attınız.. toplasan anca 500 kişinin sığacağı bi yer..

Replikas konserini izleyen insanlar..
Akşam oldu deniz sefası bitti duşlar kalabalık su az akıyor bazen kesiliyor
hiç gelmiyor.. 10-15 sanie sora gene geliyor.. Ayrıca duş konusunda da tam
bi rezaletlik örneği sergilendi.. abicim bi düşünün ya.. tuvaletlerin kapısının
hemen eşiğinde duş fiskiyelerinde yıkanmak nasıl bi duygu sizce.. Kimse istemez
ama başka alternatif yok.. Öyle geçen sene ki gibi depodan foşur foşur akmıyordu..
Bu sefer tesisat döşemişler ama parmak kadar akıyordu..Son gün hiç akmadı zaten..
Artık biraz festivalin iyi yönlerinden bahsedelim..
Gece oldu ana sahnenin önündeki kumsalda minderleri kapıldı battaniyeler alındı
gece konser için hazırlıklara başlandı.. zaman ilerledikçe herkes hareketlenmeye
başladı.. alkollün etkisi yavaş yavaş insanların kafasını güzelleştirmeye başladı..
Ve sahneye Bülent Ortaçgil’ in çıkmasıyla heyecan ve duygu bir anda arttı..
Gitarın eşliğinde insanların şarkı söylemesi çok büyüleyici bir ortam.. Ardı
ardına çıkan gruplar.. saat geceyi geçti.. battaniyelere sarılma zamanı geldi..
kimisi sevgilisinin kucağında uyuyor.. kimisi iskeleden izliyor.. kimisi birasını
fondip yapıyor.. kimisi battaniyenin altında uykuya dalmış bile.. gözlerimi
kapadım o gürültü içinde nasıl uyudum farkında değilim.. bir an soğukluk hissederek
gözlerimi açtım etrafta bi sessizlik hakim çoğu kişi sızmış minderlerin kumların
üstünde.. Saate baktığımda 04:10 u gösteriyordu.. ve bir anda ana sahnedeki
dev ekran canlandı.. Ve dedikleri gibi Animatrixin 9 bölümlük görüntülerini
dünyada ilk defa yayınlanmaya başladı.. Ekranın yansıttığı büyük ışık dalgaları
ve çıkan seslere uyanan insanların yüzlerini o karanlıkta parlatmaya başladı..
olağan üstü bi görüntüydü gerçekten.. 5 er dakikalık 8 görüntüyü izledim son
görüntüyü izlemeden uyumuşum.... Sabah olmuş o güneşin ısısıyla battaniyenin
altından su içinde uyandım..
İnsanlar kahvaltısını yapıyor.. Kimisi hala sırada bekliyor.. Denize girme
vakti gelince plajda şezlong kapma yarışına giriliyor.. Öğlen sıcağının artmasıyla
denizden çıkanlar güneşlenmeye başlıyor.. Sanki bir festivalden çok tatil köyünü
andırıyor ortam.. Her şey mevcut doğanın güzelliği eklenince. Fakat tek fark
yaş ortalaması 19-20 civarı.. herkes rengarenk saçlar Özenle hazırlanmış..
kıyafetler özenle seçilmiş.. punkçısından hip-hop cısına.. blackır dan alternatifine
kadar çeşit çeşit insan topluluğu sarmış etrafı.. Gündüz tentelerin oluşturduğu
gölgesinde uyuyarak dinlenen insanlar akşamın olmasıyla süslenerek son gecenin
unutulmaz olması ümidiyle Starsailor ve ardından Athena’ nın sahne alacakları
alana yerleşmeye başladı... Yine her zaman ki gibi battaniyeler alındı fakat
minderler kalabalık olacağı için kaldırılmıştı.. İlk olarak yanılmıyorsam Athena
çıktı Söylediği parçalarla gaza gelen millet ellerindeki biraları Gökhan (Athena’
nın vokali)’ ın isteği üzerine fondip yaptı.. Athena sahneyi terk ettikten
sonra 1 saatlik arada insanlar ihtiyaçlarını gideriyordu.. Bu arada cumartesi
gecesi Demo sahnesinde bir grup çıkmış.. İzlemediğim için anlatılanları yazıyorum..
Hangi grup olduğu da bilinmiyor ama sahne şovu muhteşemmiş.. Bayan bir vokal
şarkılarını söyleyerek gaza geliyor.. ve ilk olarak basçısını yere atıyor yumruk
tekme tokat giriyor.. Sonra kolonun üstüne oturuyor kısacık eteğinin kaldırıp
iç çamaşırını hatta söylediklerine göre vaginasını göstermiş. Ne kadar doğru
ne kadar yanlış bilmem.. Ardından davulcusuna saldırıyor zilleri davulları
tekmeliyor.. ve sonunda davulcusu bagetleri havaya fırlatarak sahneyi terk
etmişler.. Tabi bu anlatılanlar gerçek değil tamamen sahne şovu.. :).. Zaten
çoğu grupları sahneyi uzaktan gören kayalıklardan izliyorduk
Starsailor sahneye geldiğinde bir anda ortalık ana baba gününe döndü.. Parçalarına
başladıktan sonra çığlıklar bağrışmalar eşlik etmeler.. öpüşen öpüşene... maşallah
adam ayakta manitayı *****ürüyor.. Hoş bir ortam.. ne diyim :) Sabaha kadar eğlenen
gençlik bu yıl ki festivalin de sonuna gelmişti..
Güneş doğdu battaniyenin altından kalkarak herkes gibi pılımızı pırtımızı
toplamaya başladık.. Çadırlar tek tek sökülmeye başlandı müzik yayını kesilmişti..
Ve böylelikle bu yıl ki festival de sona ermiş oldu...
Evet arkadaşlar ben diyim çok eğlendim siz diyin çok rezaletti.. Ama her şeye
rağmen güzel bi ortamda gerçekleşti.. Gerçi Ömerli de gerçekleşmesini isterdik..
Çünki orada böyle bi problemle karşılaşılmıyor.. Fakat şu var ki deniz plaj
ve güneş festivalin en çok çekici yönünü oluşturdu.. Zaten bunlar olmasaydı
her kez gibi ilk günden biletlerimizi iade ederek terk ederdik.. Yaklaşık 1500
kişi festival başlamadan bu rezalate dayanamayarak biletlerinin parasını alarak
terk etti.. Ama ikinci gün terk edip dönenler olmuştu.. Her neyse kimilerine
göre eğlenceli kimilerine göre çok sıkıcı geçmiş olabilir.. Ama şu var ki önemli
olan eğlenceyi senin oluşturman.. sen yaratman.. biz öyle yaptık ve nitekim
de çok eğlendim..
Ha bu arada Serhat (Novemberrain)’ a ne mi oldu ?.. abi onu festival boyunca
bir kere ana sahne önünde şortla arkadaşıyla, bir kere de Tekno çadırının gölgesinde
otururken gördüm. Bir daha da karşılaşamadık :)
|